Ana SayfaGenel1 Ekim Dünya Kahve Günü’nde Kahveye Dair… Kahve Eşliğinde Okuyunuz!

1 Ekim Dünya Kahve Günü’nde Kahveye Dair… Kahve Eşliğinde Okuyunuz!

Kahvenin kökeninden çeşitlerine, dev kahve endüstrisinden sağlık açısından yararlarına, “miss gibi kahve kokan” bir yazı hazırladık! Tüm kahve severlerin 1 Ekim Dünya Kahve Günü’nü kutlarız.

1 Ekim, International Coffee Organisation/ Uluslararası Kahve Organizasyonu (ICO) tarafından Dünya Kahve Günü (International Coffee Day) olarak ilan edildi. ICO, hükümetler arası bir organizasyon. 1963 yılında Birleşmiş Milletler’in desteği ile kurulan ve kahvenin ülke ekonomilerine katkısını artırmayı hedefleyen bu büyük organizasyon, kültürel değişikliklerin de öncüsü. Hem kahve üreticileri hem de tüketiciler için düzenlemeler yapan, Uluslararası Kahve Sözleşmesi ile kalite standartlarını belirleyen ICO, dünya genelinde araştırmalara finansman ve kaynak yaratmaya devam etmekte.

Dünya genelinde organizasyona kayıtlı ülkelerde, kahve markaları ve kahve organizasyonlarının etkinlikleriyle kutlanan 1 Ekim “Kahve Günü”, bu kültürü anmak için özel bir gün. Kahve severler bir araya geliyor, kahve tadımları yapılıyor, kahve sohbetleri ve buluşmalar gerçekleştiriliyor.

Aslında kutlamalar yalnızca 1 Ekim’de yapılmıyor. International Coffee Organisation’a (ICO) kayıtlı 78 ülke, 29 Eylül-1 Ekim günleri arasında Dünya Kahve Günü’nü kutluyor, çeşitli etkinlikler yapılıyor. İtalya’da 29 Eylül-1 Ekim arasında her gün Kahve Günü! ABD, 29 Eylül’ü Dünya Kahve Günü olarak kabul ederken ICO, 29 Eylül’de etkinliklerin başlamasını, 1 Ekim’in ise Dünya Kahve Günü olarak kutlanılmasını onaylamıştır.

Kahve üretiminin yüzde 98’ini, tüketiminin ise yüzde 83’ünü oluşturan üye ülkeler arasında Türkiye’nin de olduğu Uluslararası Kahve Organizasyonu’nun (ICO) ilan ettiği 1 Ekim Dünya Kahve Günü (International Coffee Day), ilk kez 1 Ekim 2015 tarihinde Milan’da kutlandı. Uluslararası Kahve Günü veya Dünya Kahve Günü, o günden beri kutlanmaya devam ediyor.

Kahve tüketiminin ve kahve çeşitliliğinin arttığı günümüzde kahveye dair “lezzetli” bir yazı hazırladık. Kahve eşliğinde okumanız tavsiye olunur!

Kahve, Sebze Mi Yoksa Meyve Mi?!

Kahve, bir tür meyve. Kiraza benzeyen kırmızı bir meyvenin çekirdeklerine “kahve çekirdekleri” diyoruz. Coffea cinsinden bir ağaçta yetişiyor ki bu ağacın çiçekleri hoş kokulu ve beyaz. Ağaç, üç yıl sonra meyve vermeye başlıyor ve 30-40 yıl süresince meyve vermeye devam ediyor. Sevdiği ortamlar, nemli ortamlar. Yani düzenli yağışın olduğu tropik bölgeler, bu nedenle çok elverişli.

Kahvenin Kökeni

Pek çok kaynağa göre kahvenin kökeni Habeşistan (Etiyopya). Dokuzuncu yüzyılda bir çoban, keçilerin bir meyveyi yedikten sonra daha enerjik hale geldiğini görür ve kendisi de bu meyveyi tadar. Kendisine de enerji verdiğini görür ve zamanla Habeşistan ile çevresine yayılır bu meyve. 11. yüzyılda Habeşistan sınırlarını aşar, Yemen’de üretilmeye başlanır. Kahve sözcüğünün kaynağı ise Yemenlilerin şaraba verdikleri isim: Qahwah. Osmanlı’nın 16. yüzyılda Yemen’i sınırlarına katmasının ardından “kahve”, saraya girer ve popüler içeceklerden biri olur. Osmanlı, tadı acı olduğundan tatlandırmak için süt kullanmaya başlar. Saraya “kahvecibaşı” adlı bir rütbe bile yerleşir ki kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselen kişiler bile olur.

Daha sonra “kahve”, halkın da sevdiği bir içecek haline gelir; kahvehanelerle birlikte de kültürel bir kimlik kazanır. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülür ve cezvelerde pişirildikten sonra da servis edilirdi. Sosyalleşmeyi mümkün hale getiren kahvehanelerde, toplumsal olayların da konuşulmaya başlanması devlet erkanını rahatsız edince bu mekanlar kapatılmaya başlanır; hatta kahve de yasaklanır. Osmanlı yine de “kahve”den vazgeçmez!

Avrupa, Venedikli tüccarlar sayesinde 17. yüzyılda “kahve” ile tanışır. Avrupa’da ilk olarak Venedik’te tüketilir ve İtalyanlar da kahveyi çok sever. Venedikli din adamlarına göre ise Müslümanlar tarafından tüketilen bu içecek “şeytanın acı buluşu”dur! 1683’teki II. Viyana Kuşatması’nın ardından Yeniçeriler arkalarında çuvallar dolusu yeşil kahve tohumları bırakır ama bu tohumlar, önce hayvan yemi zannedilir. Tohumlardan “Türk içkisi” yapıldığı anlaşılınca da Papa’dan bu içeceği yasaklaması istenir.

Fransa, kahve ile 1643 yılında; İngiltere ise 1651’de tanışır. 20. yüzyıla kadar da kahve hakkında olumlu ya da olumsuz birçok görüş hakim olur, Avrupa’da… 20. yüzyıl bir dönüm noktasıdır çünkü kahve endüstrisiyle birlikte kahve tüketimi artar; olumsuz görüşler gün geçtikçe azalır. 

300 Yıl Boyunca Habeşistan’daki Yöntem İle İçildi

Kahvenin anavatanı, Habeşistan (Etiyopya) dedik. Yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bir coğrafya. Halk da bu bitkinin tanelerini un haline getirip bir çeşit ekmek yapıyor, meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içiliyordu (tıbbi amaçlı). Bu nedenle de “sihirli meyve” olarak biliniyordu. Arap Yarımadası’na yayıldıktan sonra da 300 yıl boyunca Etiyopya’daki yöntem ile içilmeye devam edilen “kahve”nin çekirdekleri, 14. yüzyıl itibariyle ateşte kavrulmaya başlandı, ezildi ve kaynatıldıktan sonra tüketilmeye başlandı. Kahveyi ilk kez işleyip içmeye başlayanların Yemen’deki sufi tarikatı olduğu söylenmekte.

Dünyanın Dört Bir Yanındaki Kahve Plantasyonları

Avrupalılar dünyanın dört bir yanında kahve plantasyonları kurdu. Endonezya-Cava’da 1712 yılında kahve tarımı başlarken Hollanda, Cava ve Doğu Hint Adaları’nda; Fransa ise Antiller’de kahve yetiştirdi. Bu arada kahve endüstrisinin doğuşunda, çay yetiştirmenin zorlukları ve vergilerin yüksek oluşu da etkiliydi. Kahve plantasyonu çalışmaları 17. yüzyılda başlasa da 19. yüzyılın sonlarına doğru başarılı sonuçlar elde edilmeye başlandı. Habeşistan ve Yemen’den sonra ilk kahve plantasyonları, Endonezya’da Hollandalılar tarafından hayata geçirilirken Fransızlar, Brezilya ve diğer Güney Amerika kolonilerinde kahve plantasyonları kurdular.

Önemli bir not da düşelim: İki tür kahve çekirdeği mevcut. Etiyopya’da keşfedilen orijinal kahve ağaçlarından günümüze kadar gelen tür: Arabica. Rafine, yumuşak ve aromalı bir kahve. Arabica, dünya kahve tüketiminin yüzde 70’ini oluşturmakta. Daha acı ve iki kat fazla kafein içeren tür: Robusta. Hazır granül kahvelerde ve çeşitli harmanlarda kullanılan Robusta; Orta Afrika, Batı Afrika, Güneydoğu Asya ve Brezilya’da üretilmekte. Oğlak ve Yengeç Dönenceleri arasındaki “Çekirdek Kuşağı” denilen 50’den fazla ülke, kahve üreticisi (Meksika’dan Papua Yeni Gine’ye kadar).

Bölgelere Göre Farklı Kahve Türleri

Toprak türü, ağacın beslendiği su, bitkinin güneşlenme süresi, yetiştiği bölgenin nem oranı kahvenin tadını ve aromasını farklılaştırıyor. Örneğin; eğer kahve, yanardağ eteklerinde yetişiyorsa, küllü bir kokusu olurken muz ağaçlarının gölgesinde yetişiyorsa daha aromatik bir tat elde ediliyor.

Hazırlanışına Göre “Kahve”ler

Yapım teknikleri, içerdikleri ürünler ile sertliğine göre birçok kahve çeşidi sayabiliriz: Americano, Ristretto, Affogato, Espresso, Latte, Mocha, Cappuccino, Flat White, Cortado gibi. “Cappucino”nun adının kökeni de ilginç. Capuchin rahiplerinin giydiği elbiseye benzediği için bu şekilde adlandırıldığını biliyor muydunuz?

Kahve Endüstrisi

Kahve endüstrisi için 20. yüzyılın ikinci çeyreğine gidelim. Hazır kahve bulundu. Japon Kimyager Satori Kato’nun çalışmaları sonucunda hazır çay üretimi için geçerli olan yöntemlerin hazır kahve için de geçerli olduğu keşfedildi. Gıda ve içecek şirketi Nescafe’de çalışmalarını devam ettiren Dr. Max Morgenthaler, püskürtmeli kurutma yöntemini geliştirerek kahve çekirdeklerinin hem suda kolayca çözünmesini hem de kahvenin tadının muhafaza edilmesini sağladı. 70’lerde Nescafe’nin ürün çeşitliliği de arttı. Nescafe Gold’un piyasaya çıkış yılı, 1965. Ardından espresso, frappe, cappuccino gibi farklı çeşitler birbirini izledi. Nestle’nin üretim tesisleri çoğaldı ki bugün bin 600 farklı formül kullanılarak üretim yapılıyor.

Endüstriye dair bir not daha: Kahve, dünyada en çok alım satımı yapılan ikinci hammadde. Birincisi tabii ki petrol.

Kahve Yenir Mi?

Evet. “Kahve meyvesi”nin posası una dönüştürülüp keklerde, çikolatada, ekmeklerde ve soslarda kullanılıyor. Tadı, kahve gibi değil. Narenciye, çiçekli ve kavrulmuş meyve tadı gibi olduğunu söyleyebiliriz (çeşidine göre).

Kahvenin Yararları… Peki Zararları?

Kahve, güçlü bir antioksidan. Kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan ağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun, su ya da sütle karıştırılmasıyla yapılan bu içecek, içeriğindeki kafein nedeniyle uyarıcı ve dikkat artırıcı özelliğe sahip. Aynı zamanda E ve B grubu vitaminler, potasyum, magnezyum içermekte. Kafeinin hızlıca emilimi nedeniyle zindelik ve enerji veren bu içecek, metabolizmayı hızlandırırken, hızlanan kan dolaşımı nedeniyle kas ağrılarını baskılar, kas kuvvetinde artışa neden olur (Sportif performansı da olumlu etkiliyor).

Kalp atım hızı ve maksimum oksijen tüketimini tetiklemesiyle dayanıklılığı artırıcı özelliğe de sahip. Hollanda’ya yapılan bir çalışmaya göre her gün 2-4 bardak arası kahve içenlerde (daha çok içenler ya da içmeyenlere oranla) kalp hastalığı riski yüzde 20 oranında daha düşük. Kahve polifenolleri, demire bağlanan ve emilimini azaltan bileşikler içermekte. Bu nedenle demir içeren yiyeceklerle birlikte kahve tüketmenin demir emilimini düşürdüğü biliniyor. Uzmanlar, yemeklerden bir saat önce veya sonra kahve tüketmenin bu durumu ortadan kaldırdığını söylerken yüksek dozlarda kahve tüketiminin uykusuzluğa, endişeye neden olabileceği konusunda da uyarıyorlar. Kafein yoksunluğu da başka bir sorun. Baş ve kas ağrısı gibi etkileri var. Uzmanlar, kahvenin olumsuz etkileriyle karşılaşan kişilere kademeli olarak dozu düşürmelerini öneriyor. Kilo sorunu olanlar da kalorili olan kahveleri tercih etmemeli; macchiato gibi… Espresso, Türk Kahvesi ve filtre kahve, şekersiz olmak kaydıyla rahatlıkla tüketilebilir. Ayrıca hamilelere de önerilmediğini ekleyelim.

Kahveyi Hangi Ülkeler Çok Seviyor?

Asya ve eski Sovyetler Birliği ülkeleri, çayı daha çok seviyor. Kahve, ABD ve Avrupa’da yaygın. International Coffee Organisation/ Uluslararası Kahve Organizasyonu’na (ICO) göre kişi başı en çok kahve tüketimi Finlandiya’da. Bir Finli yılda ortalama 12 kilo kahve tüketirken Finlileri, Norveçliler (9.9 kilo), İzlandalılar (9 kilo), Danimarkalılar (8.7 kilo) ve İsveçliler (8.2 kilo) izliyor. İtalyanların yılda ortalama kişi başı 5.9 kilo kahve tükettiğini de belirtmekte fayda var.

Kopi Luwak Kahvesi ile Siyah Fildişi Kahvesinin “Farkı”

Pahalı bir kahve çeşidi. Endonezya’da yaşayan misk kedisi adlı hayvanın dışkılarından elde ediliyor. Misk kedisinin bağırsaklarından geçen kahve ağacının meyveleri fermente oluyor ve hayvan dışkıladıktan sonra toplanıyor. Bir gramlık paketinin 700 doları bulduğu söylenmekte. Kopi Luwak gibi Siyah Fildişi Kahvesi de yine bir hayvanın dışkısından, fillerin dışkısından elde ediliyor. ABD’de küçük bir paketinin 85 dolar olduğu belirtilirken tadının çaya benzediği, acı olmadığı, kakao, hint hurması, tütün ve deri tadına sahip bir kahve çeşidi olduğu biliniyor.

Dev Kahve Zincirleri

1971’de ABD’de kurulan Starbucks’ın 2018 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 27 bin 339 şubesi bulunuyor. 1996’da kurulan Caffe Nero, 1979 yılında ABD Chicago’da açılan Gloria Jean’s Coffees, 1971’de İtalyan Costa kardeşler tarafından Londra’da kurulan Costa Coffee ve başka bir kahve franchise devi Caribou Coffee (1992) diğer önemli zincirler arasında.

O Hep Gönlümüzde: Türk Kahvesi

UNESCO tarafından Türkiye’nin Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Türk Kahvesi’nin kökeni Yemen. Türk kahvesi çekirdeği diye bir şey yok ki bu coğrafyada kahve yetişmiyor (2004’ten bu yana Mersin, Antalya ve Anamur’da kahve tarımı yapıldığı belirtiliyor). Dünyanın pek çok yerinde de gördüğümüz “Türk Kahvesi”ni Arap Kahvesi’nden ayıran en önemli özellik, Arap Kahvesinin çok kavrulmuş kahve çekirdeği ve kaküle gibi baharatlar ile hazırlanması. Türk Kahvesi ise kavrulmuş ve ince öğütülmüş kahve çekirdeğinden yapılıyor.  

Kahve Alışkanlıkları Değişiyor

1 Ekim Dünya Kahve Günü nedeniyle kullanıcılarının kahve alışkanlıklarını inceleyen Yemeksepeti’nden ilginç sonuçları da paylaşalım: 2019’un ilk üç çeyreğinin verilerine göre en sevilen kahve çeşidi, latte. Kahve, en çok “Cuma” günleri içiliyor ve sabah 9.00, en sevilen “kahve” saati. Kahveyi en çok sevenlerin yaşı da ilginç: 26. Kadınların en çok tercih ettiği kahve çeşidi, latte. Erkekler, “filtre kahve”yi tercih ediyor. Yemeksepeti’nde geçen yıllara oranla kahve siparişi beş kat daha artarken Türk kahvesi bu konuda başı çekiyor. Geçen yıla oranla Türk kahvesi siparişlerinde 11 kat artış var.

Kahve tüketimi ile ilgili bu yazımıza da göz atmayı unutmayın.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın