Ana SayfaYaşamKültür Sanat Etkinlikleri10 Maddede Ziyaretçi Rekoru Kıran Zeugma Mozaik Müzesi

10 Maddede Ziyaretçi Rekoru Kıran Zeugma Mozaik Müzesi

Gaziantep’te bulunan, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden Zeugma Mozaik Müzesi, bu yıl 211 bin 332 yerli ve yabancı turisti ağırlayarak bir rekora imza attı. Eylül ayında da ziyaretçi akınına uğrayacağı öngörülen Zeugma Müzesi’ni 10 maddede özetledik.

Resmi açılışı 9 Eylül 2011’de yapılan, 25 bini kapalı olmak üzere 30 bin metrekarelik alana kurulu Zeugma Mozaik Müzesi, yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Çingene Kızı, Mars heykeli, ABD’den getirilen parçalar, yaklaşık 150 metrekarelik duvar resmi, Roma dönemine ait çeşmeler ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaiklerin sergilendiği müzenin ziyaret sayısı da her geçen gün artıyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık bir buçuk milyon kişiye kapısını aralayan Zeugma Mozaik Müzesi, “Göbeklitepe Yılı” ilan edilen 2019’da da ziyaretçi yoğunluğu yaşamakta…

Geçmiş Yılların Ziyaretçi Rekoru Kırıldı

Geçen yılın sekiz aylık döneminde 164 bin 138 kişi tarafından gezilen Zeugma Mozaik Müzesi, yıl boyunca da toplam 267 bin ziyaretçiyi ağırladı. 20 Ağustos 2019 tarihi itibarıyla 211 bin 332 yerli ve yabancı turiste kapılarını aralayan bu ünlü müze, geçmiş yılların sekiz aylık performansına göre ziyaretçi rekoru kırmış durumda. Üstelik Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Eylül ayı itibarıyla havaların serinlemesiyle turizm yoğunluğunun ve Zeugma Mozaik Müzesi’ne yönelik ziyaretlerin daha da artması beklenmekte.

İşte 10 maddede Zeugma’nın tarihçesi ve Zeugma Mozaik Müzesi:

1. M.Ö. 300’e Uzanan Muhteşem Bir Kültür Hazinesi

Öncelikli Zeugma’nın tarihçesi ile başlayalım. Belkıs/ Zeugma Antik Kenti, Gaziantep’in Nizip İlçesi Belkıs Köyü sınırları içerisinde, Fırat Nehri’nin kıyısında yer almakta. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan Belkıs/ Zeugma Antik Kenti; Fırat’ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini koruyan bir kent. 80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden biri olan Zeugma, tarihin değişik dönemlerinde değişik isimlerle anılmış. Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent, Roma hakimiyetine girer ve bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişir ve köprü, geçit anlamına gelen “Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus da Zeugma’yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. (Zeugma, komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile Mısır’daki İskenderiye’den (Aleksandreia) daha küçük, Atina (Athena) ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve Londra’dan (Londinum) dan ise birkaç kat büyüklükteydi.)

Ünlü coğrafyacı Strabon da Zeugma’dan bahsetmekte… Helenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında Zeugma’da önemli imar faaliyetleri yapıldığı bilinmekte. Kentteki Akropol’ün üzerine kader tanrıçası Thyke’nin bir tapınağı yapılmış. Zeugma Antik Kenti kendi şehir sikkesini de basmış Roma kentlerinden biri. Sikkeler üzerine bir tarafına Thyke Tapınağı, diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen Roma Kartalı motifi basılmış.

Zeugma’nın kronolojik tarihçesini de verelim:

M.Ö. 300.yy. Büyük İskender’in Generallerinden 1.Selevkos Nikator, Zeugma’nın ilk yerleşimi olan Selevkeya Euphrates kentini kurar.

M.Ö. 1.yy. Kentin Selevkeya Euphrates adı korundu, Kommagene Krallığı’nın dört büyük kentinden biri oldu.

M.S. 1.yy. M.Ö.1.yy.’ın ilk çeyreğinde Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katılır ve ismi de köprü, geçit anlamına gelen Zeugma olarak değiştirilir.

M.S. 252 Sasani Kralı 1.Şapur, Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkar.

M.S. 4.yy. Zeugma geç Roma hakimiyetine girer.

M.S. 5-6.yy. Zeugma Erken Roma hakimiyetine girer.

M.S. 7.yy. İslam Akınları sonucu Zeugma terk edilir.

M.S. 10-12.yy. Küçük bir İslami yerleşimi oluşur.

M.S. 16.yy. Bugünkü adıyla Belkıs Köyü kurulur.

2. Dünyanın En Büyük İkinci Mozaik Müzesi

Hatay Arkeoloji Müzesi açılana dek dünyanın en büyük mozaik müzesiyken günümüzde Zeugma Mozaik Müzesi, dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi konumunda. Gaziantep’te Eski Tekel Fabrikası alanı üzerine kurulan müze, tam 30 bin metrekarelik bir alan üzerinde görkemli bir şekilde yükselirken modern Türk müzeciliği açısından da gurur kaynağı. Gaziantep’i ziyaret edenlerin tarihi Zeugma kentini ve dönemin yaşamını gerçeğe en yakın biçimde tanıması amacıyla birçok özel sergileme tekniği kullanılarak düzenlenen müzeyi gezmeden Gaziantep’ten sakın ayrılmayın! Zeugma Mozaik Müzesi’nin en önemli özelliği, eserlerin sergilenişinde izlenilen tutum… Kentte yaşayanların inançları, kültürel/ sosyal hayatları ve gündelik hayatla ilgili ayrıntıları tek tek görebilirsiniz. Muhteşem bir kültürel deneyim! Zeugma Antik Kenti ve Mozaik Müzesi’nin Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini dünya mirasına sunulacak zenginlikte sergileyerek 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldüğünü de ekleyelim.

3. Kazılar 1987 Yılından Bu Yana Devam Ediyor

Zeugma Antik Kenti’nde kazılar, 1987 yılından bu yana etmekte. 2000 yılında ortaya çıkarılan eserlerle dünya çapında da üne kavuştuğunu da söylemek mümkün. Neden? Çünkü 2000’de Zeugma kazılarından ikiz Poseidon ve Euphrates villaları ile bu villaların içinde bulunan yüzlerce küçük eser de gün yüzüne çıkartıldı. Üstelik yine aynı yıl Birecik Barajı’nın tamamlanmasıyla daha geniş bir alanda kazı yapılması mümkün oldu ve böylece bu alanlarda bulunan mozaikler, sütunlar, çeşmeler gibi mimari elemanlar da kurtarıldı. Şimdi hepsi müzede sergilenmekte.

4. Athena Tapınağı’nın Parçası “Athena Heykeli”

Athena Tapınağı’nın bir parçası olan Athena Heykeli, müzenin en önemli eserlerinden biri. Atina şehrinin tanrıçası ve baş koruyucusu olan Athena’nın heykelinin eksik parçası kazı alanında bulunduktan sonra Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde sergilenen gövde ile birleştirildi ve Zeugma Müzesi’nin girişine yerleştirildi. Müzedeki eserlerin Zeugma Antik Kenti’ndeki konumlarına göre yerleştirildiğinin de altını çizelim. Fırat Nehri’ne en yakın konumda bulunan mozaikler girişte, kentin teraslarına doğru yükselen yerlerde bulunanlar ise sırasıyla sergilenmekte. Zemin katta sergilenen Roma hamamına ait mozaikler, Birecik Barajı gövdesinin hemen altından çıkarılırken Zeugma Tepesi’nin üzerindeki tapınakta yer aldığı tahmin edilen Athena Heykeli de müzenin hemen girişindeki alanda yer almakta.

5.Heykeltıraşlık Ekolü

Zeugma’yı Anadolu’daki pek çok antik kent içinde ön plana çıkaran birçok özellik bulunmakta. Bu özelliklerden biri de kendine has özellikler taşıyan heykeltıraşlık ekolü. Zeugma’da ele geçirilen heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gösteren bu ekole ait pek çok örneği, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli müzelerinde görebilirsiniz.

6.Mozaikler Kenti

Kazılarla ancak küçük bir bölümü ortaya çıkarılabilen Roma Villaları ve bu villaların tabanlarını süsleyen mozaikler, Zeugma’nın dünya çapında üne kavuşmasını sağlayan unsurlardan. Benzerleri Türkiye sınırları içerisinde sadece Ephesus (Efes) Antik Kenti’nde görülen bu yamaç villaları, arkeolojik açıdan büyük önem taşımakta. Yolların kesişme noktasında bulunması, ticaret ve garnizon kenti olması Zeugma’yı sanatçıların gözünde çekici yapmış ve emekli olan subaylar bile kente yerleşmeye başlamışlar. Güvenli ve zengin bir kent olan Zeugma’ya dönemin en iyi sanatçıları akın etmiş ve kente mozaikler, freskler, heykeller bırakmışlar. Zeugma’daki villa tipi yerleşimler ise Fırat kıyısından başlayarak Batı yönünde yaklaşık 300- 350 metre yüksekliğindeki Belkıs Tepesi’nin üstündeki Akropolis’in eteklerine kadar ulaşmakta. Yamaçların güney ve batı bölgesi nekropol (mezarlık), doğu ve kuzeydoğu tarafı mahalleler, kuzey kesimi ise yönetsel bölümler ve lejyon bölgesiydi. Akropolis’in üzerinde Zeugma sikkelerinde sıkça rastlanan Tykhe (talih ve kader tanrıçası) Tapınağı bulunmaktaydı. Zeugma’nın genel topoğrafik yapısı, tam bir yamaç kenti görünümündeydi. Helenistik dönemde başlayan villa geleneğine göre yüksek ve manzaralı alanlar seçilirken Roma döneminde yüksek yerlerde oturmak, asillere özgü bir tercih ve ayrıcalık olarak kabul edilmekteydi.

Bir mozaik panosunda çok değişik malzemenin kullanılması gerekiyor. Ancak gelişim süreci içinde ele alındığında yüzeydeki süsleme malzemesinin köklü değişiklikler geçirdiğini görmek mümkün. Mozaikte ilkin süsleme unsuru olarak farklı renklerde ve çoğunlukla da siyah-beyaz çakıl taşları kullanılırken zaman içerisinde çakıl taşlarının çeşitli renklerde boyandığına tanık olmaktayız. Bu dönemde çakılların tıraşlanmış örneklerine de rastlanmış. Ancak taşların gerçek tıraşlanması “Tesserae” adlı denilen teknik, önce eski Yunan, sonraları da Roma mozaiklerinde kendini göstermekte. Bu teknikte taşlar kübik, dörtgen ve üçgen prizmalar biçiminde önceden kesilip hazırlanır; ardından mozaik panosuna işlenirdi. Tesserae’nin keşfi, mozaiği resimsel tarzda yapma arzusundan doğduğu sanılmakta. Antik çağın en önemli mozaikleri çakıl ve camdan yapılırken Tesserae’lerden üretilmiş.

Taştan sonra en önemli mozaik süsleme malzemesi ise cam. İlk kez M.Ö.3. ve 1.yy.’lar arasında Helenistik çağda görülmüş ve sanatçılara sınırsız bir renk kullanma olanağı vermiş. Bu iki ana maddenin dışında mermer, kiremit parçaları, seramik Tesserae’ler, Terrekota parçalar ve nihayet altın ile gümüş kullanılmış. Bu son ikisi ilkin Romalılar tarafından uygulanırken “Altın Tesserae”lerin Roma dönemine ait ilk örneklerine Antakya döşeme mozaiklerinde M.Ö. 300’lerden sonra görmekteyiz. Genç Hıristiyan ve Bizans mozaikleri döneminde altın Tesserae’lerin Tanrı ve İsa tasvirlerinde, gümüş ise ikinci derecede önemli kişilerde kullanılmış.

Teknik ve malzemenin yanı sıra kullanılan harç da önemliydi ki Roma döneminde harç, yüzeye iki üç kat oluşturacak şekilde ve Tesserae yüzeyi taşıyacak şekilde seriliyordu. Birinci kat harcın dibe çökmemesi için harç hamuru sık döşenmiş taşların üzerine çatlamaları önlemek amacıyla yerleştirilirdi. Yer mozaiklerinden başka duvar mozaikleri için de aynı uygulama dikkatle hazırlanır ve her durumda su geçirmeyen bir reçine ye da katran tabakası harçtan önce uygulanırdı. Ardından iki sıra kaba pürüzlü ve duvarın eklem yerlerinde çivilerle kuvvetlendirilmiş ikinci harç tabakası gelirdi. Üçüncü kat ise oldukça koyu hazırlanmış ve yapıştırıcı olarak bileşiminde mermer tozu ve dövülmüş tuğla içermekteydi. Roma mozaikleri yapılış olarak ikiye ayrılabiliyor: Birincisi küçük küplerin yan yana konmasından meydana gelmiş Opustesselatum denilen tarz. Dörtgen ve prizmatik küplerden yapılmış olan desen çalışma bittiğinde değişik renklere boyanırdı. İkinci tekniğe ise Opusvermicilatum ya da minyatür mozaik deniyordu. Bu teknikte taşların doğal renkleri korunur ve küçük mozaik parçaları resmin gidişine göre dizilirdi. Ancak bu dizilme nedeni ile taşlar adeta bir solucan gibi uzayıp giderdi. Opusvermicilatum da zaten bu anlama gelmekte.

Müzenin Zeugma bölümünde “Hamam Mozaikleri”ni, Fırat Nehri kenarında bulunan mozaikleri ve kurtarma kazılarından çıkarılan mozaikleri görebilirsiniz.

7. Mars Heykeli

Zeugma’da bulunan bir diğer önemli buluntu da Roma dönemine ait 1.50 metrelik bronz bir Mars heykeli. Eski Yunan’da savaş tanrısı olan “Ares”in Romalı karşılığı Mars’ın ilk temizlik bakımını yapan arkeolog Fatma Bulgan’a göre “Mars”, Roma’da çok önemli bir tanrı. Bereketi ve gücü simgelemekte. Mars, savaşçı bir tanrı ve bu karakteriyle de kente uymakta. Zeugma, ayrıca Fırat kıyısında bereketli topraklar üzerinde kurulmuş bir kent. Bu nedenle Mars, Zeugma için çok önemli. Yaklaşık bin sekiz yüz yıl toprağın altında kalan bronz heykelin üzerini sert bir kalker tabakası kaplamış; bu nedenle de temizlenmesi güç. Mars heykelinin üzerinde bir de yanık izi bulunmakta Arkeologlar bunun M.S 252’de Parthların, Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkmasından kalan izler olduğunu düşünmekte…

8. Çingene Kızı/ Mainad Mozaiği

Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki en önemli bir diğer eser de Çingene Kızı adıyla da bilinen Mainad Mozaiği. Bu eser, özel bir odada tek başına sergilenmekte. Odanın özel tasarımının amacı ise Çingene Kızı’nın buğulu bakışlarını ortaya çıkarmak. 60’lı yıllarda Zeugma Ören Yeri’ndeki kaçak kazılarda yurt dışına çıkarılan, 1965’te Bowling Green Devlet Üniversitesi’nce 35 bin dolar karşılığında Peter Marks adlı sanat tacirinden satın alınan Zeugma Mozaikleri, o tarihten geçen yıla kadar üniversitedeki Wolfe Sanat Merkezi girişinde üzeri cam panel içinde döşenmiş vaziyette sergilenmekteydi. Çingene Kızı mozaiğinin bordüründen çalınan eserler arasında satir, pan ve maenad maskesi vile çeşitli kuş türlerinin figürleri gibi 12 parça bulunmaktaydı. Çingene Kızı Mozaiği’nin parçaları da geçen yıl ABD’den evine döndü.

9. Dünya Rekoru: 100 Bin Bulla

Zeugma kazıları sırasında ortaya çıkarılan ve bu alanda bir “dünya rekoru” olan “bullalar” da Zeugma’yı eşsiz kılan özelliklerinden. Bulla, mühür baskısı anlamına gelmekte. Yani bir mektup, bir ferman ya da paketi başka yerlere göndermek gerektiğinde, kapatılıp üzerine vurulan özel mühür baskı… Bu da Zeugma’nın devlet arşivinin günümüze yansıyan izleri sayılıyor. Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen bu önemli koleksiyondaki mühür baskılarının sayısı 100 bini bulmakta. Arkeoloji uzmanlarına göre bu rakam, “Dünyada bir müze kayıtlarında bulunan en fazla bulla”. Pişmiş topraktan yapılan bullalar, üzerlerindeki zengin tasvirleriyle, Zeugma’nın diğer antik kentlerle olan ilişkileri, dönemin ekonomik, sosyal ve dini hayatı üzerine benzersiz bilgiler edinmemizi sağlamakta. Zeugma mühür baskıları, Geç Helenistik ve Erken Roma İmparatorluk dönemi mühürcülük sanatının (Gliptik) en büyük koleksiyonu. Mühür baskılar, Zeugma’nın ticaret ve haberleşmedeki yoğunluğunu da gözler önüne sermekte. Bunun da sebebi, Antakya’dan Çin’e uzanan İpek Yolu’nun Zeugma’dan geçmesi ve gümrük ile kent ticaretinin çok gelişmiş olması. Zeugma’da ele geçen mühür baskılarının birçoğunun üstünde ticaretle ilgili tanrı ve tanrıça resimleri mevcut (Tykhe, Fortuna ve tüccarların, yolcuların, habercilerin tanrısı Hermes).

10. Gaziantep’e Gitmek İçin Pek Çok Nedeniniz Var, Biri De Zeugma

Zeugma Antik Kenti, Gaziantep’e bağlı Nizip İlçesi’ne 10 km. uzaklıkta. Antik kentin şehir merkezinden uzaklığı 50 km. Zeugma Mozaik Müzesi’ni mutlaka gezin ve bu güzel şehrin gastronomik zenginliğini de keşfetmeden dönmeyin!

Henüz yorum yok

bir cevap yazın