Ana SayfaYaşamKültür Sanat Etkinlikleri16. İstanbul Bienali Başlıyor

16. İstanbul Bienali Başlıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül-10 Kasım 2019 tarihleri arasında üç farklı mekanda, 26 ülkeden 50’den fazla sanatçı ve sanatçı kolektifinin eserlerini ağırlayacak. 16. İstanbul Bienali hakkında tüm merak edilenler…

16. İstanbul Bienali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda, 14 Eylül-10 Kasım 2019 tarihlerinde gerçekleştiriliyor. Bienalin küratörü; Fransız küratör, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud. Bienalin başlığı “Yedinci Kıta”. Japonya’dan Arjantin’e, ABD’den Polonya’ya, İran’dan Tayland’a dünyanın dört bir yanından 50’den fazla sanatçı ve sanatçı kolektifinin katıldığı bienalde Türkiye’den de yedi sanatçı var.

Küratör Nicolas Bourriaud Kimdir?

Öncelikle küratör hakkında bilgi verelim. Küratör Nicolas Bourriaud kimdir? Fransa’nın en büyük güncel sanat merkezlerinden Palais de Tokyo’nun kurucuları arasında. Küratör, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud, 1965’te doğdu. 1999-2006 yılları arasında kurucuları arasında yer aldığı, Fransa’nın en büyük güncel sanat merkezlerinden Paris’teki Palais de Tokyo’nun eş direktörlüğünü üstlendi. 2004-2006 yıllarında Kiev’deki Victor Pinchuk Vakfı’nın kurucu danışmanlığını yaptı. 2007’den 2010’a kadar Londra’daki Tate Britain’da Gülbenkyan Küratörü unvanıyla görev aldı. 2010-2011 yıllarında ise Fransa Kültür Bakanlığı’nda öğrenim bölümünü yönetti. 2011’den 2015’e kadar Paris’teki École Nationale Supérieure des Beaux-Arts’ın direktörlüğünü yaptı. Halen kurucusu olduğu ve bünyesinde La Panacée sanat merkezi, Ecole Supérieure des Beaux-Arts ve 2019’da açılacak MoCo Müzesi’ni barındıran Montpellier Contemporain’ın (MoCo) direktörlüğünü yürütmekte.

16. İstanbul Bienali Küratörü Nicolas Bourriaud

Halen Montpellier Contemporain’in direktörlüğünü yürüten Bourriaud, 16. İstanbul Bienali’nin küratörü olarak davet edilmesinden onur duyduğunu söylüyor:

“Kurulduğu 1987 yılından bu yana düzenlediği sergilerde her zaman güçlü küratöryel ifadelere yer veren İstanbul Bienali’nin tarihine katkı sunacak olmaktan büyük onur duyuyorum. İstanbul şehrinin, ikili düşüncenin hakim olduğu günümüz küresel siyasi ortamında bir kesişim noktası olarak özel bir anlam taşıdığına inanıyorum. Bu bağlamda 16. İstanbul Bienali ekseninde tarihsel durumumuzu yansıtan bir sergi şekillendirmeye çalışacağım.”

16. İstanbul Bienali’nin Danışma Kurulu’nda kimler var? Whitechapel Galerisi Direktörü ve küratör Iwona Blazwick, sanat tarihçisi ve yazar Ayşe Erek, sanatçı İnci Eviner, Tokyo Çağdaş Sanat Müzesi Artistik Direktörü ve akademisyen Yuko Hasegawa ve Buenos Aires Latin Amerika Sanat Müzesi Artistik Direktörü Agustin Perez Rubio.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda, 14 Eylül-10 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenen 16. İstanbul Bienali, insan faaliyetlerinin dünyada bıraktığı izleri araştırmak üzere yola çıkarken, odağına insanlığın yarattığı doğal ve kültürel atıkları alıyor. Bienal; sanatçılar, düşünürler, antropologlar ve çevrecilerle birlikte sanatın güncel durumunu inceliyor.

16. İstanbul Bienali’nin başlığı, geçen yıl 11 Aralık’ta İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde düzenlenen bir basın toplantısında duyurulmuştu. İKSV Güncel Sanat Projeleri ve İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer’in açış konuşmasıyla başlayan basın toplantısında bienalin küratörü; İlişkisel Estetik ve Postprodüksiyon gibi kitapların yazarı ve Montpellier Contemporain’in direktörü Nicolas Bourriaud, bienalin Yedinci Kıta başlığını taşıyacağını açıklamıştı.

İtalyan yönetmen Pier Paolo Pasolini’nin Şahinler ve Serçeler (Uccellacci e Uccellini) filminden bir bölümün de gösterildiği toplantıya ulusal ve uluslararası medya mensupları, eleştirmenler, sanatçılar, küratörler ve kültür-sanat kurumlarından temsilciler katılmıştı.

Yedinci Kıta/ The Seventh Continent

İçinde yaşadığımız dünyanın yeni bir jeolojik çağa girdiği konusunda pek çok bilim insanı hemfikir. Bu yeni çağın adı, Antroposen. Antroposen’de gezegenin insan eli değmemiş köşeleri gitgide azalırken, yerleşim merkezleriyle diğer canlıların paylaştığı kırsal arasında var olduğuna inanılan kültür-doğa ayrımı da ortadan kalkıyor. Dünya, şehirlerin tek bir megapolde birleştiği, merkezi olmayan, tamamen insan üretimi bir mekana dönüşüyor. Canlılar ile makinelerin, doğal ile yapay zekanın iç içe geçtiği bu çağda sanat da giderek insanı merkezine almaktan vazgeçerek yönünü insan ile insan olmayan arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir dünyayı araştırmaya doğru çeviriyor.

Bienal ana başlığını, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığınından alıyor. Popüler bilimde “Yedinci Kıta” olarak anılan bu kütle, 3.4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. İnsan atıklarının okyanusun ortasında yeni bir kıtanın oluşumuna sebebiyet verdiği bu olay, 16. İstanbul Bienali için ekolojik sorunlar karşısında sanatın güncel durumunu pek çok sanatçı, düşünür, antropolog ve çevreci ile birlikte araştırmak için bir çıkış noktası oluşturuyor.

16. İstanbul Bienali’nin Mekanları

Fransız küratör, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud’nun küratörlüğünü üstlendiği Yedinci Kıta başlıklı bienal kapsamında altmıştan fazla sanatçının eserleri; önce Tersane İstanbul, Pera Müzesi ve Büyükada’da ziyaret edilebilecek dense de sonra bir mekan değişikliğine gidildi.

Haliç Tersanelerinde bienalin gerçekleştirileceği sahada, inşaat yapım sürecinin ve eski binalardaki asbestli malzemelerin temizlik çalışmalarının henüz tamamlanamadığı tespit edildi. İKSV, bu nedenle çevre ve insan sağlığı üzerinde oluşabilecek riskleri ve zaman baskısını göz önünde bulundurarak, Tersane İstanbul’un bienal mekanları arasında yer almamasına karar verdi. Yeni mekan arayışı sürecinde MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan İnci ile yapılan görüşme sonucunda, Tophane’de, 5 numaralı Antrepo binasında yer alan MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin “16. İstanbul Bienali”sergi mekanlarından biri olmasına karar verildi.

Bienalin yeni mekanı böylece Tophane’de 2020 Mart’ında açılması planlanan yeni Resim ve Heykel Müzesi oldu. Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi’ndeki Pera Müzesi ve Büyükada da diğer mekanlar… Resim ve Heykel Müzesi, bienalin ana mekanı. 2005 ve 2011 bienallerinde de kullanılan eski 5 numaralı antrepodan söz ediyoruz. İşlerin büyük bölümünü dört kata yayılmış halde burada bulmak mümkün. Feral Atlas Collective’in (Yabanıl Atlas Kolektifi) geniş bir alana yayılan çalışması da görülmesi gerekenlerden biri. Kolektif, insanların kurduğu altyapıların öngörülememiş etkilerini incelemeyi hedefleyen yüzden fazla bilim insanı, hümanist ve sanatçıyı bir araya getiriyor.

2015 yılından itibaren İstanbul Bienali mekanlarından biri olan Pera Müzesi, bu yıl da bienali ağırlıyor. Geniş bir Oryantalist resim koleksiyonuna sahip müze, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ve Kütahya Çini ve Seramikleri koleksiyonlarını barındırıyor; aynı zamanda önemli sanatçı ve koleksiyonlarla birlikte geçici sergilere ev sahipliği yapıyor. İstanbul Bienali’nin Pera Öğrenme ve Pera Film işbirliğiyle geliştirdiği programlar da sergi boyunca müzede… Pera Müzesi’nde, arkeolojik sanatın öncülerinden Norman Daly’nin kırk yıla uzanan kapsamlı ve detaylı çalışmasının ürünü olan Llhuros Medeniyeti de ilk kez bu ölçekte sergileniyor.  

2015 yılından itibaren İstanbul Bienali mekanlarından biri olan Pera Müzesi, bu yıl da bienali ağırlıyor. Geniş bir Oryantalist resim koleksiyonuna sahip müze, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ve Kütahya Çini ve Seramikleri koleksiyonlarını barındırıyor; aynı zamanda önemli sanatçı ve koleksiyonlarla birlikte geçici sergilere ev sahipliği yapıyor. İstanbul Bienali’nin Pera Öğrenme ve Pera Film işbirliğiyle geliştirdiği programlar da sergi boyunca müzede… Pera Müzesi’nde, arkeolojik sanatın öncülerinden Norman Daly’nin kırk yıla uzanan kapsamlı ve detaylı çalışmasının ürünü olan Llhuros Medeniyeti de ilk kez bu ölçekte sergileniyor.

Tarihi boyunca farklı kültürleri bir araya getiren Büyükada da 16. İstanbul Bienali mekanlarından biri. Büyükada’da farklı yapılara yayılan sergi, dünyaca ünlü sanatçı Glenn Ligon’ın bienal için özel olarak ürettiği eser grubuna da yer veriyor. Bu işinde sanatçının pratiğine ilham veren ABD’li yazar ve sivil haklar savunucusu James Baldwin’in İstanbul’daki hikayesi, yerel üreticilerle birlikte farklı formlar kazanıyor.

Gelelim 16. İstanbul Bienali’nin sanatçılarına….

İKSV tarafından 1987 yılından bu yana gerçekleştirilen İstanbul Bienali, iki yıl aradan sonra 14 Eylül’de kapılarını açmaya hazırlanırken Tersane İstanbul, Pera Müzesi ve Büyükada olmak üzere şehrin üç farklı noktasına yayılacak ücretsiz sergilerin yanı sıra çeşitli buluşmalar, konuşmalar ve film programıyla farklı bakış açıları da Yedinci Kıta’ya dahil edildi.  

Japonya’dan Arjantin’e, ABD’den Polonya’ya, İran’dan Tayland’a dünyanın dört bir yanından 50’den fazla sanatçı ve sanatçı kolektifinin eserlerine yer verecek bienale Türkiye’den yedi sanatçı katıldığını belirtmiştik. 38 sanatçı İstanbul Bienali için yeni eser üretirken sanatçıların listesine de göz gezdirelim:

İşte 16. İstanbul Bienali’nin sanatçı listesi:

Yuji Agematsu 
Kanagawa’da doğdu, New York’ta yaşıyor.

Deniz Aktaş 
Diyarbakır’da doğdu, Diyarbakır’da yaşıyor.

Özlem Altın
Goch’ta doğdu, Berlin’de yaşıyor.

Jonathas de Andrade
Maceió’da doğdu, Recife’de yaşıyor.

Pia Arke
Ittoqqortoormiit’te doğdu, Kopenhag’da öldü.

Korakrit Arunanondchai 
Bangkok’ta doğdu, Bangkok ve New York’ta yaşıyor.

Ozan Atalan
Çanakkale’de doğdu, İzmir’de yaşıyor.

Radcliffe Bailey 
New Jersey’de doğdu, Georgia’da yaşıyor.

Rebecca Belmore 
Upsala’da doğdu, Toronto’da yaşıyor.

Dora Budor
Zagreb’de doğdu, New York’ta yaşıyor.

Johannes Büttner
Frankfurt’ta doğdu, Amsterdam’da yaşıyor.

Mariechen Danz
Dublin’de doğdu, Berlin’de yaşıyor.

Elmas Deniz
İzmir’de doğdu, İstanbul’da yaşıyor.

David Douard
Perpignan’da doğdu, Paris’te yaşıyor.

Simon Fujiwara 
Londra’da doğdu, Berlin’de yaşıyor.

Claudia Martínez Garay
Ayacucho’da doğdu, Amsterdam’da yaşıyor.

Pakui Hardware [Neringa Černiauskaitė ve Ugnius Gelguda]
Klaipėda ve Vilnius’da doğdular, Vilnius ve Berlin’de yaşıyorlar.

Eloise Hawser
Londra’da doğdu ve yaşıyor.

Marguerite Humeau 
Cholet’de doğdu, Londra’da yaşıyor.

Suzanne Husky
Bazas’ta doğdu, San Francisco’da yaşıyor.

Rashid Johnson
Şikago’da doğdu, New York‘ta yaşıyor.

Feral Atlas Kolektifi
Dünyanın farklı yerlerinde doğdular ve yaşıyorlar.

Eva Koťátková 
Prag’da doğdu ve yaşıyor.

Agnieszka Kurant
Łódź’da doğdu, New York’ta yaşıyor.

Tala Madani
Tahran’da doğdu, Los Angeles’ta yaşıyor.

Jared Madere 
New York’ta doğdu, Los Angeles’ta yaşıyor.

Turiya Magadlela
Johannesburg’da doğdu ve yaşıyor.

Güçlü Öztekin ve Güneş Terkol
Eskişehir’de ve Ankara’da doğdular, İstanbul’da yaşıyorlar.

Thiago Rocha Pitta
Tiradentes’te doğdu, Petropolis ve São Paulo’da yaşıyor.

Mika Rottenberg
Buenos Aires’te doğdu, New York’ta yaşıyor.

Max Hooper Schneider 
Los Angeles’ta doğdu ve yaşıyor.

Ylva Snöfrid 
Umeå’da doğdu, Atina ve Stockholm’de yaşıyor.

Jennifer Tee 
Arnhem’de doğdu, Amsterdam’da yaşıyor.

Suzanne Treister 
Londra’da doğdu ve yaşıyor.

Ambera Wellmann
Lunenburg’da doğdu, Berlin’de yaşıyor.

Haegue Yang
Seul’de doğdu, Seul ve Berlin’de yaşıyor.

Müge Yılmaz 
İstanbul’da doğdu, Amsterdam’da yaşıyor.

Phillip Zach
Cottbus’ta doğdu, Los Angeles’ta yaşıyor.

Andrea Zittel
Escondido’da doğdu, Kaliforniya’da yaşıyor.

Anzo
Utiel’de doğdu, Valencia’da öldü.

Charles Avery 
Oban’da doğdu, Londra ve Mull’da yaşıyor.

Norman Daly
Pittsburgh’de doğdu, New York’ta öldü.

Ernst Haeckel 
Potsdam’da doğdu, Jena’da öldü.

Evru/Zush 
Barselona’da doğdu ve yaşıyor.

Sanam Khatibi
Tahran’da doğdu, Brüksel’de yaşıyor.

Melvin Moti
Rotterdam’da doğdu ve yaşıyor.

Glauco Rodrigues
Bage’de doğdu, Rio de Janeiro’da öldü.

Luigi Serafini
Roma’da doğdu, Roma ve Milano’da yaşıyor.

Paul Sietsema
Los Angeles’ta doğdu ve yaşıyor.

Simon Starling
Epsom’da doğdu, Kopenhag’da yaşıyor.

Piotr Uklański
Varşova’da doğdu, New York ve Varşova’da yaşıyor.

En Man Chang
Taitung’da doğdu, Taipei’de yaşıyor.

Glenn Ligon
New York’ta doğdu ve yaşıyor.

Armin Linke
Milano’da doğdu, Berlin’de yaşıyor.

Ursula Mayer
Ried im Innkreis’te doğdu, Londra ve Viyana’da yaşıyor.

Hale Tenger
İzmir’de doğdu, İstanbul’da yaşıyor.

Bu üç mekanda yer alan sanatçılara ek olarak Londra’da doğan ve Glasgow’da yaşayan sanatçı Monster Chetwynd de 16. İstanbul Bienali için bir dış mekan projesine imza attı. İstanbul Bienali otuzuncu yaşını kutladığı 2017 yılında, 2007–2026 Bienal Sponsoru Koç Holding’in desteğini alarak, İstanbul’a her bienalle birlikte kalıcı bir eser armağan etmek üzere yola çıkmıştı. 2017’de Ugo Rondinone’nin Buradan Nereye Gidiyoruz? başlıklı neon heykelini şehre kalıcı olarak kazandıran bienal, bu yıl da ünlü sanatçı Monster Chetwynd’in kolektif etkileşime açık bir eserini İstanbul’a ve İstanbul’un çocuklarına armağan ediyor. Bu yılki proje kapsamında Monster Chetwynd’in 16. İstanbul Bienali’ne özel olarak bir çocuk parkı mizanseniyle kurguladığı “Gorgon’un Oyun Alanı” başlıklı açık hava yerleştirmesi Maçka Sanat Parkı’nda görülebilir. “Kolektif geliştirme”ye önem veren sanatçının gündelik olanla şiirsel olanı birbirine yakınlaştıran çalışması İstanbul’un sokak kedilerinden, Yerebatan Sarnıcı’nda yer alan Medusa heykellerinden ve İtalya’daki Bomarzo Bahçeleri’nden ilham almakta…

16. İstanbul Bienali kapsamında Monster Chetwynd’in Maçka Sanat Parkı’na yerleştirilecek kalıcı eser projesi dışında bir çalışması daha yer alacak. Sanatçının her biri insansı bir biçime bürünmüş bir yarasa, bir yılan, bir timsah ve bir örümcekten oluşan hibrit yaratık heykellerini de bienalin açık olduğu sekiz hafta boyunca Büyükada’da yer alan Hacopulo Köşkü’nde görmek mümkün.

26 ülkeden 57 sanatçı ve sanatçı kolektifinin eserleri ve İstanbul’un enfes mekanları… 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül’de başlıyor! Financial Times’a göre “İstanbul’da Yaşamak İçin 5 Neden”den biri olarak gösterilen bienali, sakın kaçırmayın!  

Henüz yorum yok

bir cevap yazın