Ana Sayfaİş DünyasıKurum İçi İnovasyonBankacılık sektöründeki en yeni gelişmeler

Bankacılık sektöründeki en yeni gelişmeler

Ekonomide işler çok da iyi gitmediğinde bankaları sorumlu tutmak kolay bir yol oluyor. Ancak ilk örneklerini milattan önce 2000’li yıllarda görmeye başladığımız bankacılık sektörü, bireysel ya da ticari ihtiyaçlarımızı karşılamak için gelişerek, yenilenerek hayatta kalmaya devam ediyor. Mevcut ekonomi modeli devam ettiği sürece bankalara olan ihtiyacın bugünkü biçimiyle çağın gerekliliklerine uygun bir şekilde süreceği de bir gerçek. Ancak finansal teknoloji alanındaki yeni girişimler geleneksel bankacılık sistemini derinden sarsıyor. Ve geleneksel bankalar ayakta kalmak istiyorlarsa, tek çareleri çağa ayak uydurmak ve gelişmeye devam etmek…

Bankacılık sektörü gerek internet gerekse mobil uygulamalarla müşterilerini memnun etmek için var gücüyle çalışıyor. Müşteriler ya da bankacılık sektörü için fırsat anlamına gelen teknoloji, geleneksel bankalar için ise iki alternatif sunuyor: Değişime ayak uydurup var olmak ya da değişime direnip yok olmak… Çünkü finansal hizmetlerde yenilikçi yaklaşımları tercih eden finansal teknoloji (FinTech) girişimler, geleneksel bankacılık sistemini çoktan sarsmaya başladı. Özellikle Kenya veya Filipinler gibi az gelişmiş ve iş gücü maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerin girişimciler, bireysel ya da ticari müşteriler için daha cazip fırsatlar sunmaya başladı.

 

Geleneksel Bankaların İzlemesi Gereken Yol

Geleneksel bankaların sahip olduğu düşük maliyetli kredi imkanları ve müşterilere sundukları ayrıcalıklı erişim fırsatları gibi avantajları sayesinde, şu an için geleneksel bankalar ne yok olur ne de açık ara önde olur. Ancak 2000’li yıllarda sıklaşan ekonomik krizler nedeniyle değişen regülasyonlar ve FinTech girişimlerinin geleneksel bankacılık sistemi ile rekabet edebilme kabiliyeti, avantajı yeni nesil bankacılık anlayışının temsilcilerinin lehine çeviriyor. Geleneksel bankalar, uyum sağladıkları sürece rekabet edebilir ve ayakta kalabilirler. Peki hangi yöntemleri izlemeliler? İşte finansal teknoloji örnekleri…

1. Blockchain (Blok zinciri)

Blockchain, ilk defa Bitcoin’in ortaya koyduğu, içerisinde kayıtların birbirine kriptografik elementlerle bağlı olduğu sürekli büyüyen bir veri tabanı. Bu veri tabanındaki kayıtlar bir blok olarak paketlenmiş ve değişime karşı korunmak amacıyla kendinden önce gelen blokların hash değerleriyle bağlanmış. Yani blok içerisindeki veriler bir kez kaydedildiğinde bir daha değiştirilemez. Bu da Blockchain’i tasarım biçimi nedeniyle güvenli bir sistem haline getirir.

Güven merkezli Blockchain, geleneksel bankacılığın kendisini koruyabilmesi için önemli bir avantaj sağlar.

2. Robo-Danışmanlar

Müşterilerin problemlerini anlamak, analiz etmek ve çözmek için bilişsel bilgi işlem kullanan web tabanlı finansal danışman programıdır. Eskiden bir finans danışmanı ile çalışabilmeniz için en az 500 bin dolarlık bir yatırımınızın olması gerekiyordu. Danışmanın, anaparanız ya da elde edilecek kardan alacağı yüzde ise cabası! Ancak, artık daha düşük yatırımlarınızı, daha düşük ücretler karşılığında yönetebilecek Robo-danışmanlar var..

Geleneksel bankacılık sektörü temsilcileri ise, Mint, Bettertment, Robinhood gibi girişimcilerin öncülük ettiği bu teknolojiden yararlanmak için adım atmaya başladılar. Böylece bu bankalar, Robo-danışmanlar aracılığı ile hem bir endüstri haline dönen ‘varlık yönetimi’ alanında rekabet edebilir hale geldi hem de herhangi bir ‘insan’ finansal danışmana ihtiyaç duymadan özel müşterileri için özel çözümler üretmeye başladı.

3. Peer-to-peer (P2P) Ödeme Sistemi

İki veya daha fazla istemci arasında veri paylaşmak için kullanılan bir ağ protokolü anlamına gelen P2P, müşterilere birbirleri arasında sermaye transferini kolayca ve düşük maliyetle gerçekleştirme imkanı sağlıyor. Bu sistemin avantajı zaman zaman uluslararası transferler için de mümkün olabilmesi.

Chase Consumer Banking’in CEO’su Barry Sommers’e göre, P2P sistemle gerçekleştirilen transferler 2015 yılından bugüne yüzde 80’nin üzerine çıktı. Şu anki P2P pazarında ise, Facebook ve Snapchat gibi sosyal medya platformları ile lendingClub, Zelle, Venmo ve PayPal gibi alternatif mecralar varlık gösteriyor.

Geleneksel bankalar bu teknolojiyi hali hazırda kullanan firmaların sahip olduğu ‘rekabet avantajının yaratacağı rehavetten’ faydalanıp durumu lehlerine çevirebilirler. Hatta çevirmeye başladılar bile! 7500 finansal kurum ve 25 milyon kullanıcıyla çalışan clearXchange sistemi bu anlamda örnek gösterilebilir.

4. Ticaretle Uğraşanlar İçin Data Monetization

Data monetization, veri üreticilerinin, veri toplayıcılarının ve veri tüketicilerinin, bu veriler üzerinden gerçekleştirdikleri alışveriş ya da ticaret döngüsüne verilen isim. Şu an için tam Türkçe karşılığı olmayan data monetization’ın öncüleri arasında Güney Afrika merkezli Ned Bank yer alıyor. Ned Bank’in geliştirdiği yeni ticari veri hizmeti Market Edge sayesinde ticaretle uğraşanlar, tüketici davranışları ve yaklaşımları hakkında coğrafi ve demografik bilgileri de içeren detaylı, yeni ticari bakış açıları kazanıyorlar. Ve bu yaklaşım sayesinde ürün geliştirme, envanter yönetimi ve personel süreçleri için doğru ihtiyaçlar belirlenebiliyor.

5. Açık Uygulama Programlama Arayüzü (API)

Uygulama Programlama Arayüzü (API), bir yazılımın başka bir yazılımda tanımlanmış işlevlerini kullanabilmesi için oluşturulmuş bir tanım bütünüdür. Bu arayüz sayesinde bankalar bir platforma dönüşebilir ve bu da FinTech girişimleri ile geleneksel bankalar arasında olası bir yıpratma mücadelesini önleyebilir.

Bazı bankalar, açık API’yı hem bu yıpratıcı olabilecek mücadele önlemek için hem de müşterileri ile etkileşime geçebilmeleri için FinTech girişimlerine bir fırsat olarak öneriyorlar. Açık API, şirketin veri ve hizmetlerine dijital bir kapı açılmasını sağlıyor. Yani bu durum geleneksel bankalar ve yeni nesil bankalar için bir ‘kazan-kazan’ durumu yaratıyor.