Ana SayfaYaşamKişisel GelişimBir Aile İspatladı! Dahi Doğulmaz, Dahi Olunur…

Bir Aile İspatladı! Dahi Doğulmaz, Dahi Olunur…

Sofia (Zsófia) Polgár, hem erkeklerde hem kadınlarda tarihin en genç “Grandmaster”ı. Olimpiyatlarda da birçok madalya kazanan Sofia, Roma’da en iyi erkek satranç sporcuları arasında sekiz oyun üst üste kazanmasıyla da ünlü. Bu başarının, o dönemde tarihteki en iyi beş performans arasında gösterildiğini de ekleyelim. Sofia (Zsófia) Polgár, aynı zamanda tanınmış bir ressam.

“Benim çocuğumun bir yeteneği yok”… “Benim çocuğum zeki ama dahi değil” diyen anne ve babalardan mısınız? “Dahi doğulmaz, dahi olunur” tezini kendi çocukları üzerinde ispatlayan psikolog László Polgár ve kızlarının hayat hikayesi, eğitim ve disiplinli bir çalışma süreci ile neler yapabileceğinin “canlı” kanıtı…

Judit Polgár, gelmiş geçmiş en büyük kadın satranç oyuncusu. Geçen yıl bir konferans için Türkiye’ye de gelen Judit Polgár, “satranç”ı anadili Macarca’yı konuşur gibi oynayan; 1991 yılında, henüz 23 yaşındayken “Tarihteki En Genç Büyük Usta” unvanını elde eden bir isim. Turnuvalardaki sakinliğiyle dikkat çeken, dünyanın bir numarası olmayı başarmış bir satranç oyuncusu.

Gelmiş geçmiş en büyük kadın satranç oyuncusu Judit Polgár.

Judit Polgár’ın bu müthiş başarısı karşısında onun bir dahi olduğunu düşünebiliriz, öyle değil mi? Dünyaya meydan okuyan bu kadının doğuştan bir dahi olduğu varsayımını çürütecek bir hayat öyküsü olduğunu söylesek… Üstelik “Dahi doğulmaz, dahi olunur” tezini kanıtlamak isteyen bir babanın üç kızından biri desek… “Benim çocuğumun bir yeteneği yok” ya da “Benim çocuğum zeki ama dahi değil” diyen anne ve babaların okuması gereken bir hayat hikayesi bu. O zaman en baştan başlayalım.

Daha Evlenmeden Bu “Deney”i Kafasına Koymuştu 

Macar László Polgár, “Dahi doğulmaz, dahi olunur” teorisini kanıtlamayı kafasına koyan bir eğitim psikologudur (pedogojik psikolog). Teorisini kanıtlamasına yardımcı olacak bir hayat arkadaşı arar ve Klara adlı Ukraynalı bir öğretmen ile evlenir. O dönemde onun bu “deney” için eş aradığını öğrenenler Polgár’a acil psikolojik yardım alması gerektiğini bile söyler! Ama bu çılgın çift kimseyi dinlemez ve evlendikten sonra da üç kız çocuk sahibi olur.

Polgár ailesi bir arada.

Kızların doğumundan itibaren László Polgár için “deney” başlamıştır artık! Performansa dayalı nesnel bir ölçüm sistemi olması sebebiyle alan olarak “satranç”ta karar kılar. Küçük yaşta herhangi bir branşta eğitilen bir çocuğun dünyada en iyi olabileceğini tezini ispatlamaya kararlı olan László Polgár ise ortalama bir satranç oyuncusudur. Kendisi de uzmanlaşmaya başlar ve satrancın nasıl öğretilmesi gerektiğini de öğrenir. Eşi Klara’nın satrançla uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Günde 6-8 Saat Pratik Yaptılar Ama Nasıl? 

İlk çocukları Susan (Zsuzsa), 1969 yılında dünyaya gelir ve dört yıl sonra Susan’ın satranç eğitimi de başlar. Küçük kız, annesi ve babasıyla günde 6-8 saat pratik yapar ki o yaşlara göre hayli zor bir süreç olduğu kesin… Sonra aileye iki kız çocuğu daha katılır. Sofia, 1974 yılında; Judit ise 1976 yılında dünyaya gelir. Polgár çifti, üç kızlarına da satranç öğretmeye kararlıdır; tabii ki normal eğitimlerinin yanında kızlarının satrançta uzmanlaşmaları için canla başla çalışırlar. Çocukların eğitimi en baştan itibaren mümkün olduğunca “eğlenceli” bir hale getirilir. Ergenlik dönemine geldiklerinde üç kız kardeş de on bin saatin üzerinde satranç eğitimi almış durumdadır.

Ve sonuç: Susan Polgár, Dünya Satranç Konfederasyonu tarafından verilen en yüksek unvan olan “Grandmaster” unvanını alan ilk kadın. Aynı zamanda erkekler satranç yarışmasına katılmaya hak kazanan ilk kadın. 1986’da, Dünya Şampiyonası’nda yarışma hakkı olmasına rağmen “kadın” olduğu için turnuvada oynamaktan men edilir. Bu olayın ardından elde ettiği başarılarla beraber zaman içinde kadınların dünya çapında en saygın turnuvalarda oynaması için öncü kişi de olur, Susan Polgár… New York’ta yaşıyor, ABD’de bir satranç merkezinin sahibi.

Dünya Satranç Konfederasyonu tarafından verilen en yüksek unvan olan “Grandmaster” unvanını alan ilk kadın: Susan Polgár.

Sofia (Zsófia) Polgár, hem erkeklerde hem kadınlarda tarihin en genç “Grandmaster”ı. Olimpiyatlarda da birçok madalya kazanan Sofia, Roma’da en iyi erkek satranç sporcuları arasında sekiz oyun üst üste kazanmasıyla da ünlü. Bu başarının, o dönemde tarihteki en iyi beş performans arasında gösterildiğini de ekleyelim. Sofia (Zsófia) Polgár, aynı zamanda tanınmış bir ressam.

Hem erkeklerde hem kadınlarda tarihin en genç “Grandmaster”ı Sofia Polgár, çocuklarla.

Aileden “Grandmaster”lar Çıktı

En küçük kardeş Judit Polgár ise 15 yaşında bir “Grandmaster” olur. Defalarca kadınlarda dünya satranç şampiyonu olan Judit Polgár, dünya şampiyonu birçok erkek satranç ustasını yenmeyi başaran bir oyuncu aynı zamanda… 1989 yılında, 12 yaşındayken dünyada ilk 100 sporcu arasına girmeyi başarmış bir idol. 2005 yılında dünyada en iyi sekiz numaralı sporcu olarak kariyerinin en parlak dönemini yaşayan Judit Polgár, 13 Ağustos 2014 tarihinde profesyonel satranç sporculuğundan emekli olduğunu açıklasa da Macaristan Milli Takımı’nın baş antrenörü olarak satranç kariyerine devam etmekte.

Satranç konusunda bir uzmanlığı olmayan ama kızlarını yetiştiren László Polgár’ın tezinin ispatı, üç dünyaca ünlü kadın satranç oyuncusu… “Dahi doğulmaz, dahi olunur” tezini, kendi kızlarını yetiştirerek kanıtlayan psikolog bir baba. Baba Polgár henüz doğmamış çocuklarının tüm dünyayı yenebileceğini iddia etti ve bunu kanıtladı. Eşiyle birlikte işlerini bırakıp çocuklarının menajerliğini üstlendiler, turnuvalarda hep yanlarında oldular. Yetenek, başarının anahtarlarından olsa da aslında büyük başarıların ardında çok büyük emek ve çalışma olduğunun ispatı koca bir hayat… Hatta beş kişilik bir hayat!

“Bazen Eğitimin Ne Kadar Önemli Olduğunu Unutuyoruz” 

Judit Polgár ile başlamıştık, yine onunla bitirelim. Judit Polgár Satranç Vakfı’nı kuran ve Satranç Sarayı (Chess Palace) adlı bir eğitim programı başlatan ünlü oyuncu, bu spor aracılığıyla çocukların beceri ve yetilerini geliştirmeyi hedeflediğini söylüyor. Her yıl düzenlenen Küresel Satranç Festivali’nin (Global Chess Festival) de ana organizatörü. Sadece çocuklar için değil, profesyonel oyuncular için de kitaplar yazmaya devam ediyor. Bir söyleşide “Yeteneğiniz olabilir ama çalışmaz, kendinizi adamazsanız yeteneğiniz heba olur gider” diyen Judit Polgár, anne-babalar ile eğitimcilere özellikle kız çocukları için şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Anne-babalar yönlendirir, öğretmenleri de desteklerse daha fazla kız çocuğu bu sporu (satranç) seçecektir. Eğitimden söz ederken veliler ve öğretmenlerden bahsediyoruz ama ben annelerin rolünün altını çizmek istiyorum. Çünkü ancak bir örnek teşkil ettiğinizde fark yaratıyorsunuz. Yaşadığımız ülkeden, içinde bulunduğumuz koşullardan bağımsız olarak devletler, bazen eğitimin ne kadar önemli olduğunu unutma yanılgısına düşüyor. Bu yüzden eğitimin önemini her fırsatta hatırlatmaya katkıda bulunmaya çalışıyorum.”

Judit Polgár, “Dahi doğmadı, dahi oldu”. Kim bilir şu topraklarda ne dahiler var, öyle değil mi?

Henüz yorum yok

bir cevap yazın