Ana SayfaYaşamSağlıkBiyolojik Saatiniz Kaçı Gösteriyor?

Biyolojik Saatiniz Kaçı Gösteriyor?

Vücudumuzun sirkadiyen ritim ya da biyolojik saat adı verilen 24 saatlik bir ritmi var. Bu saat ışık ve karanlık gibi çevresel faktörlere ve genetik özelliklerimize göre etkilenebiliyor. Bu etkenler saatin ne kadar hızlı ya da yavaş çalıştığı ve dolayısıyla bir gün içindeki 24 saate nasıl yetiştiğini değiştirebiliyor.

Vücudumuzdaki her doku ve organ kendi sirkadiyen saatiyle çalışıyor ve uyku düzenimizden, kan basıncımıza, hormonlarımızdan vücut sıcaklığına her türlü görev bu saate göre işliyor. Beynimizdeki ana saat ise bütün bu saatleri senkronize tutuyor.

Vücut sıcaklığımızdan hormonlarımızın salgılanmasına vücudumuzun pek çok görevi biyolojik saatimize bağlı çalışıyor.

Sağlığımız yerindeyken, uyku düzenimiz ve yemek yeme alışkanlıklarımız düzenliyken, vücutlarımız da bir saat gibi dakik çalışıyor. Yataktan kalktığımızda uyanık olmamız için vücut sıcaklığımız güneşin doğuşuyla birlikte yükselmeye, geceleri de uykumuzun gelmesi için düşmeye başlıyor. Uyku düzenimizdeki olumsuz değişiklikler biyolojik saatimizin hızlanmasına ya da yavaşlamasına sebep olarak vücut işlevlerinin çalışmasını etkileyebiliyor.

Geçtiğimiz hafta, sirkadiyen ritmini keşfeden doktorlar Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young’a buluşlarından dolayı fizyoloji /tıp dalında Nobel Ödülü verildi. Bu üç doktorun 1984’te yaptıkları bu keşif aradan geçen yıllarda bilim insanlarının biyolojik saatin sağlığımıza etkisini araştırmalarına sebep oldu. Bu araştırmalar sonucu biyolojik saatin hayatımız ve sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğu şaşırtıcı noktalara kadar varabiliyor.

Günün Hangi Saati Çalıştığınız Önemli

Gece çalışmak ışığa normalden daha fazla maruz kalmak anlamına geliyor. Işığın biyolojik saat üzerinde etkisi de düzensiz uykuya ve uyku sırasında salgılanan melatonin hormonunun azalmasına neden oluyor. Yapılan araştırmalarda melatonin hormonunun daha az salgılandığı insanlarda göğüs ve kalın bağırsak başta olmak üzere kanser riskinin arttığı ortaya çıkmış.

Uyku düzenimizdeki değişiklikler biyolojik saatimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.

Biyolojik saatin sporcuların performansları üzerinde büyük bir etkisi var. Futboldan yüzmeye, vücut performansı gerektiren pek çok spor dalında sporcuların sabah saatlerine kıyasla akşam üzeri daha başarılı oldukları gözlemlenmiş. Bunun sebebi ise öğleden sonraki saatlerde vücut ısısı daha yüksek, kasların ise daha esnek olması.

Hastalıklar Üzerinde de Büyük Etkisi Var

Grip virüsünü günün hangi saatinde kaptığımız hastalığı nasıl geçireceğimizi etkiliyor. Araştırmalarda virüsün, gribe sabah saatlerinde yakalanan insanlarda, gün içinde yakalananlara kıyasla daha hızlı çoğaldığı gözlemlenmiş. Bunun sebebi ise vücudumuzun sabah saatlerinde daha korunmasız bir durumda olması.

Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırma ise migrenin sirkadiyen ritmini düzenleyen genin mutasyona uğramasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Gerek gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, gerekse normalden daha erken kalkmak gibi uyku düzeninizdeki değişiklikler migrenin tetikçisi olabiliyor. Migren hastalarının çoğunun uyuduktan sonra rahatlamaları bir rastlantı değil.

Kalp sağlığında da biyolojik saatin önemi üzerine önemli bulgular var. Yapılan pek çok araştırma felç, ani kalp spazmı ve kalp krizlerinin sabah saatlerinde gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle uyandıktan sonra ilk birkaç saat içerisinde kalp krizi riskinin geceye kıyasla iki ile üç kat daha fazla olduğu gözlemlenmiş.

Sağlığımızı etkileyen pek çok faktörden biri de biyolojik saatimiz. Aslında uyku düzenimizde radikal değişiklikler yapmadan, sirkadiyen ritmimizi yerinde tutarak pek çok hastalığı önlemek ve vücudumuzun düzenli çalışmasını sağlamak mümkün.

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın