Ana SayfaSpor“Buz ve Ateş”in Rekabeti!

“Buz ve Ateş”in Rekabeti!

80’lerin efsanevi tenisçileri, İsveçli Björn Borg ve ABD’li John McEnroe’nun Wimbledon’da yaşadıkları büyük çekişmeyi beyazperdeye taşıyan “Borg vs. McEnroe”, 8 Haziran’da sinemalarda. Kendilerinden sonraki tenis efsanelerine öncülük eden Borg ve McEnroe’yu canlandıran Sverrir Gudnason ile Shia LaBeouf’un oyunculukları görülmeye değer…

Borg VS. McEnroe Fragmanı

Björn (Rune) Borg… 1974-1981 yılları arasında teklerde 11 Grand Slam Şampiyonluğu kazanan, bir dönemin dünya 1 numarası, İsveçli tenisçi. Teklerde beş Wimbledon ve altı da Fransa Açık şampiyonluğu bulunan Björn Borg, 1956, Stockholm/ İsveç doğumlu. Borg, kariyerini 11 Grand Slam şampiyonluğuyla noktaladığında 26 yaşındaydı. 1973 yılında başlayan profesyonel tenis kariyerine birçok başarı sığdıran Borg, üç evlilik yaptı. İki çocuk babası.

 

John McEnroe… O da dünya eski 1 numarası. ABD’li tenis yıldızının teklerde yedi, çiftlerde dokuz ve karışık çiftlerde bir Grand Slam şampiyonluğu var. 1959 yılında Wiesbaden/ Almanya’da dünyaya gelen McEnroe, başarılı tenis kariyerini 77 ATP kupası ile taçlandırdı. Başından iki evlilik geçti, beş çocuk babası.

Pullardaki tenis efsaneleri… Borg ve McEnroe da onlardan biri.

8 Haziran 2018’de gösterime girecek olan Borg vs. McEnroe filmi ise bu iki ünlü tenis yıldızının soluk kesen rekabetini konu alıyor. 80’li yılların iki efsanevi tenisçisi, İsveçli Björn Borg ve ABD’li John McEnroe’nun Wimbledon’da yaşadıkları büyük çekişmeyi beyazperdeye taşıyan yönetmen, Janus Metz Pedersen. Borg/McEnroe, Armadillo adlı belgeseliyle 2010’da Cannes’da ödül kazanan Danimarkalı yönetmen Janus Metz’in ilk uzun metrajlı kurmaca filmi.

McEnroe’yu Shia LaBeouf, Borg’u ise Sverrir Gudnason canlandırıyor. Performansları, eleştirmenlerden tam not aldı. Danimarka-İsveç-Finlandiya ortak yapımı olan biyografik/dram türündeki filmin diğer oyuncuları; Stellan Skarsgård, David Bamber, Tuva Novotny.

Filmde McEnroe’yu Shia LaBeouf (solda), Borg’u ise Sverrir Gudnason canlandırıyor.

Toronto Film Festivali’nin Açılış Filmi

“Buz ile Ateş” olarak adlandırılan tenis efsaneleri Borg ile McEnroe’nun 1980 Wimbledon’daki 20 dakika süren meşhur tie-break’li final maçına odaklanan Borg/McEnroe, Toronto Film Festivali’nin de açılış filmiydi. Gerçek bir hikayeden uyarlanan bu nefes kesici spor dramında asabi, fevri ve heyecanlı John McEnroe ile duygudan arınmış, sakin Björn Borg’un mücadelesine tanıklık ediyoruz. 24 yaşında, birçok kez Wimbledon’ı kazanan ama psikolojik sorunları nedeniyle tükenme noktasına gelen Borg ve 20 yaşında, ağzı bozuk McEnroe’nun rekabeti, tenisin daha doğrusu sporun meşakkatli ve kimi zaman acımasız yönünü de gözler önüne seriyor. Bir efsaneye dönüşmek, kimileri için pırıltılı bir yaşamın anahtarı gibi gözükse de bedellerinin ne kadar ağır olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Bu rekabeti ve tabii ki filmi cezbedici kılan sadece iki ünlü tenis yıldızının parlak kariyerleri değil elbette… İsveç gibi ciddi bir tenis ülkesi olmayan bir ülkeden çıkan Borg’un hem kortlarda hem de kort dışında sıra dışı bir figür olması, filmin “lezzeti”ni artıyor. Kariyerinin sonlarına kadar beraber çalıştığı antrenörü Lennart Bergelin’in Borg’un hayatındaki yeri büyük. Onun tekniğini değiştirmedi, aksine destekledi ve iyi yanlarını artırdı. O döneme dek görülmemiş ayak oyunlarının mimarıydı, Borg… Küçük ayak adımlarıyla vuruşa hazırlanır ve topla tam 12’den buluşurdu. Ünlü tenis yıldızına “Ice-Borg” denirdi çünkü o kadar soğukkanlı ve tepkisizdi ki rakiplerini korkuturdu.

Uzun Sarı Saçları, Saç Bandı ve FILA Kıyafetleriyle Bir Moda İkonu

Gazeteci Ben Rothenberg’in imzasını taşıyan “The Stylish Life: Tennis” adlı kitapta Borg için dönemin iyi bir yansıması olarak söz edilmekte. 70’lerin ışıl ışıl dünyasında uzun sarı saçları, saç bandı ve FILA kıyafetleriyle tenis tarihine geçen bir imajın temsilcisiydi; Björn Borg… Modaya yön veren, sayısız kadın hayranları olan bir tenis yıldızı… Daha sonra pek çok sporcuya da örnek olmuş, bir idoldü.

Björn Borg 2008 yılında Kuala Lumpur, Malezya’da, John McEnroe karşısında.

Peki böyle bir sporcunun karşısına her an patlamaya hazır başka bir sporcu gelirse ne olur? Borg vs. McEnroe filmi ortaya çıkar! John McEnroe, yıllar sonra Borg’un imajından ne kadar etkilendiğini ve bir gün onun gibi olmak istediğini itiraf etmiştir. Her anlamda birbirinin zıttı olan Björn Borg-John McEnroe, tenis tarihinin bu en özel rekabetlerinden birine böylece adlarını yazdırdılar.

Kortların Elvis Presley’si 

Borg, bu kadar parlak bir oyuncuyken neden kariyerini 26 yaşında noktaladı? 1982’de yalnızca bir turnuvada vardı ve 1983 sezonunda çok fazla maç kaybetti. Onu kararından kimse döndüremedi ve emekliliğini ilan etti. Tenis tarihçisi Steve Flink, bu havlu atışın sebebini de John McEnroe’ya bağlıyor. Flink’e göre Borg, McEnroe’ya karşı çaresiz kalmıştı. 1981’de iki Grand Slam olmak üzere üç maçta aldığı yenilgi, Borg’u alt üst etti. 70’li yılların ünlü tenisçilerinden Arthur Ashe ise Borg’un erken emekliliği konusundaki soru işaretlerine karşı şöyle konuşmuştu: “Björn oyundan daha büyüktü, teniste Elvis Presley, Liz Taylor gibi bir etkisi vardı.” Yenilgiler, Borg’un özgüvenini yıktı.

John McEnroe, 2010 yılında Zürih’teki BNP Paribas Zürih Açık’ta, Henry Laconte’ye karşı oynarken.

Emekliliğinin ardından verdiği bir röportajda bir nevi iç hesaplaşma yapıyordu, Borg: “Biliyorum ki yeniden tenis oynamak için yanıp tutuşacağım. Ama antrenmanların ve seyahatlerin ne kadar zor olduğunu bildiğim için muhtemelen asla geri dönmeyeceğim.” Onun adı kendi giyim markasıyla yaşadı. Kariyeri kısa sürse de tenis efsanelerinin arasına adını yazdırdı. McEnroe da Borg gibi bir efsane oldu ve o müthiş rekabetle anılmaya devam ediliyor bu ikili… Filmi de izlemeye değer. Oyunculukların da eleştirmenlerden tam not aldığını hatırlatmakta fayda var.

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın