Ana SayfaTeknolojiCep Telefonları, İş Yerindeki Hata Payını Yüzde 28 Artırıyor

Cep Telefonları, İş Yerindeki Hata Payını Yüzde 28 Artırıyor

Yolda yürürken, otomobil kullanırken ya da çalışırken, aklımız ya da kulağımız hep telefonumuzda, öyle değil mi? Araştırmalar gösteriyor ki modern insanın bu ‘refleks’i, hata yapma ihtimalini artırıyor.

Sizin de aşağı yukarı bir benzerini yaşadığınız örnekle başlayalım. Ayakkabı denemek için bir mağazaya girdiniz ve sonradan fark ettiniz ki telefonunuzu arabanızda unutmuşsunuz. Çok da önemsemediniz o sırada… Ayakkabıları denemeye başladınız. Gayri ihtiyari elinizi cebinize attınız, telefonunuz yanınızdaymış gibi. Sonra huzursuz olmaya başladınız… Kabul edelim ki günümüzde pek çok kişi gibi cep telefonunuzla adeta ‘yapışık’ yaşıyorsunuz! Ve inanın, asla size özel bir durum değil bu…

Mesaj Geldiyse 90 Saniyemiz Var!

Milenyum Kuşağı için tipik bir davranış biçimi; cep telefonsuz bir hayatı mümkün görmüyoruz! OpenMarket adlı araştırma şirketine göre, Milenyum Kuşağı temsilcilerinin yüzde 83’ü, kendilerine gelen mesajı 90 saniye içerisinde okuyor.

Daha önce sadece arama yaptığımız ya da mesaj çektiğimiz telefonlarımız ile bugün bankacılık işlemlerimizi hallediyoruz, alışveriş yapıyoruz, müzik dinliyoruz. Hatta fitness için bile akıllı telefon uygulamalarını kullanıyoruz. Kişisel aktiviteler dışında, iş için de telefonumuz her zaman elimizin altında.

Bazı uygulamaların daha üretken olmamızı sağladığı bir gerçek… Ancak telefonlarımızla bu kadar içli dışlı olmamız, iş yerindeki verimliliği olumsuz etkileyebiliyor.

İlk olarak şunu belirtmek gerekiyor: Telefonlarımızın zihinsel sağlığımız ve duygularımız üzerinde etkisi yok değil. Araştırmalar gösteriyor ki beynin salgıladığı ve serotonin gibi ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen dopamin, telefon kullanırken de devrede! Telefon kullanımıyla ilişkili olarak hoşumuza giden davranışlara yönlendiriyor bizi… Örneğin, mesaj çekip o mesaja cevap gelmesini bekliyoruz ya da bilmediğimiz bir şeyin cevabını bularak kendimizi ödüllendiriyoruz.

Cep Telefonu Bağlantısını Kaybetme Korkusu, Tıp Literatürüne Girdi

Bu bağımlılığa tıp dilinde nomofobi deniyor. İngilizce ‘no mobile phobia’nın kısaltması olan nomofobi, cep telefonu bağlantısını kaybetme korkusu olarak tanımlanıyor. Eğer telefonumuzdan gelen ses ya da mesajlara karşı bir bağımlılığımız varsa, konsantrasyonunu kaybetme riskiniz büyük.

Pew Araştırma Merkezi (Pew Research Center) verilerine göre, 18-24 yaş arasındaki cep telefonu kullanıcıları normal bir günde ortalama 109.5 mesaj atıyor ya da gelen mesajları yanıtlıyor. Bu da kaba bir hesapla ayda 3 bin 200 mesaj anlamına geliyor.

Milenyumların günlerinin üçte birini ofiste geçirdiğini düşünürsek, yukarıdaki hesap doğrultusunda işlerini yaptıkları sırada 30 ila 40 mesaj attıkları ya da aldıkları sonucuna ulaşabiliriz.

Cep Telefonu Dikkati Dağıtıyor

Buraya kadar size her şey normal gelebilir. Ancak Journal of Experimental Psychology’nin araştırmasına göre telefondan aldığınız bir uyarı sesi nedeniyle ‘insan algısı ve performansı’nın hata yapma payı, bir mesaja ya da telefona yanıt verme sonrasında yapılacak hata payı ile aynı oranda. Evet, bu biraz şaşırtıcı, öyle değil mi?

Bu hata payını biraz daha somutlaştıralım. 2013 yılında FSU’da (Florida State University) yapılan bir başka araştırmaya göre telefonumuz çaldığında hata yapma ihtimalimiz yüzde 28 artıyor. Bu oran mesaj aldığımızda ise yüzde 23 oluyor.

CareerBuilder’ın yakın zamandaki araştırması ise cep telefonlarımızın dikkat dağıtan bir ‘cihaz’ olduğunu doğruluyor. Çalışanlara iş yerinde üretkenliklerini en çok etkileyen şeyin ne olduğunu sorduğumuzda da cep telefonları ve mesajlaşmayı listenin en başında görebiliyoruz.

Uygulamaları Temizleyin!

Cep telefonlarımız ‘aynı anda birden çok iş yapmamıza’ neden oluyor. Hem de hiç olmadığı kadar! Yani telefonumuzdan gelen vızıltılar, düşünce sürecimizi, telefonumuzda gerçekleştirdiğimiz tüm işleri göz önünde bulunduracak kadar uzun süre engelleyebiliyor. Mesela, gelen bir mesaj nedeniyle yapmamız gerekenler listesinin ne olduğunu sil baştan düşünüyoruz! Ödenmesi gereken faturalarımız, kontrol etmemiz gereken takvimimiz ya da sosyal medya üzerinden doğum gününü kutlayacağımız arkadaşlarımız gibi pek çok şeyi tekrar düşünmek durumunda kalıyoruz.

The Huffington Post’un kurucusu, günümüzün rol modellerinden Arianna Huffington, uyumadan ya da yatak odamıza geçmeden 30 dakika önce cep telefonlarımızı kapatmamız gerektiğini söylüyor. Çünkü bu durum ‘dinlenme süreci’ni de olumsuz etkiliyor.

Her şeyde olduğu gibi asıl önemli olan, farkındalık düzeyimiz… Üretkenliğinizi artırabilecek bir uygulamayı indirmeden önce son birkaç aydır kullanmadığınız ya da indirip sonrasında yüzüne bile bakmadığınız uygulamaları temizlemenizi öneririz!

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın