Ana SayfaYaşamDan Brown… Çok Okunan Bir Yazar Olmasının Sırrı, Baş Aşağı ‘Yarasa’ Gibi Sarkması Mı?!

Dan Brown… Çok Okunan Bir Yazar Olmasının Sırrı, Baş Aşağı ‘Yarasa’ Gibi Sarkması Mı?!

Güne sabah 4.00’da başlıyor ve haftanın yedi günü çalışıyor. Noel tatilinde bile izin yapmıyor. Dünyada satış rekorları kıran romanlara imza atsa da roman okumaktan nefret ettiğini söylüyor çünkü son derece sabırsız. Kitabın sonuna kadar asla sabredemediğini itiraf ediyor! Çalışmaya başlamadan önce masasına bir kum saati koyuyor ve her mola verdiğinde esneme hareketleri yapıyor. Çalışmaya ara verip “mola” verdiği nadir anlarda bazen yürüyüşe çıkıyor. Yazmak için ilhama ihtiyacı olduğu zamanlarda ise kendini baş aşağı yarasa gibi sarkıtıyor. Evinde böyle bir düzenek bile var! (Demek ki beyne kan gittiği için etkili oluyor bu yöntem?!)

Son romanı Origin-Başlangıç ile konuşulan Dan Brown, çok okunan bir yazar olmasının yanı sıra ilginç kişiliği ve yaşam tarzıyla da dikkat çekiyor

22 Haziran 1964’te New Hampshire, ABD’de dünyaya gelen Dan Brown, üç çocuğun en büyüğü. Sanatla iç içe bir ailede büyüyen ünlü yazarın annesi profesyonel bir müzisyen, babası ise lisede matematik dersleri verirken kitap yazan bir entelektüel.

Albümleri Var, İngilizce Öğretmenliği de Yaptı 

Yazarlıktan önce müzik alanında kariyer yapan Dan Brown’ın, biri yetişkinler için biri de çocuklar için olmak üzere iki albümü var. ABD Los Angeles’ta söz yazarı olarak hayatına devam ederken Ulusal Şarkı Yazarları Akademisi Direktörü Blythe Newlon ile tanışıyor, aşık olup evleniyorlar.

Daha sonra İngilizce öğretmenliği de yapıyor ve 1994 yılında dünyanın onu tanıyacağı bir kariyer inşa etmeye başlıyor. İlk kitabı Digital Fortress- Dijital Kale’nin yayınlandığı yıl, 1998… Kriptoloji uzmanı Susan Fletcher’ın dijital dünyadaki ‘sırlar ve yalanlar’la örülü serüvenini konu alan bu kitabın ardından yeni bir kitap geliyor: Melekler ve Şeytanlar-Angels And Demons. Romanın çıkış tarihi 2000 ama eşinin de çabasına karşın hala satışlar çok iyi olmaz. O yıllarda 10 binin üzerinde satar, Melekler ve Şeytanlar-Angels And Demons…

2001’de uzaydan geldiği iddia edilen bir meteorun üzerindeki fosillerin uzayda hayat olabileceğini düşündürdüğü İhanet Noktası-Deception Point, piyasaya çıkar. 2003 yılında “Dan Brown dibe vurdu” diye konuşulmaya başlanır. The Da Vinci Code-Da Vinci Şifresi piyasaya çıkınca ise ilk haftada New York Times’ın “En Çok Satan Kitaplar” listesine girer ve dünya çapında 60 milyondan fazla bir satış rakamına ulaşır.

“Keşke Prof. Robert Langdon Gibi Biri Olsaydım”

“Robert Langdon Serisi” olarak adlandırılan kitaplarını şöyle sıralamak mümkün: Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Kayıp Sembol (2009) ve bir kısmı İstanbul’da geçen, filmi de çekilen Cehennem (2013). Ana karakter olan Robert Langdon, Harvard Üniversitesi’nde Simgebilimci ve Dinsel İkonlar (hayali bölümler) üzerine çalışan bir profesör. Dan Brown’un “Keşke böyle biri olsaydım” dediği kişi aslında… (Filmlerde Robert Langdon karakterini, ABD’li oyuncu Tom Hanks canlandırdı).

Melekler ve Şeytanlar’da Prof. Langdon, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi yani CERN’den çalınan bir maddenin peşine düşüyor. Papa seçimi de olacak ve Papa adayları da kaçırılmış. Romanda iki eski tarikat da dikkat çekici: İlluminati ve Haşhaşi. Rönesans döneminin en büyük sanatçılarından Bernini ve Galileo da Melekler ve Şeytanlar’ın tuzu biberi. Mekanlar da tabii ki Roma ve Vatikan.

“En Çok Satan Kitaplar” listesinde başı çeken The Da Vinci Code-Da Vinci Şifresi’nin mekanı Paris. Prof. Langdon, Paris’te bir iş gezisi sırasında eski arkadaşı, Louvre Müzesi müdürünün ölüm haberini alır ve Fransız Kriptoloji Uzmanı Sophie Neveu ile cinayeti çözmeye çalışır. ‘Mona Lisa’ ve ‘Son Akşam Yemeği’ gibi eserlere imza atan; ressam, mucit, bilim adamı Leonardo Da Vinci, Hıristiyan inanışına göre içinden su içilince gençlik ve sonsuz ömür vadeden ‘kutsal kase’ ve onu koruyan Sion Tarikatı, Mecdelli Meryem üzerine teoriler, kutsal emanetler, aile yadigarlar, Opus Dei… Yine bol aksiyon, gizem, tarih, sanat! Dan Brown ve eşinin Da Vinci’nin Şifresi filminde kitap imzalatma sahnesinde rol aldığını da ekleyelim.

2009 yılında piyasaya çıkan Kayıp Sembol’de Robert Langdon, akıl hocası, 33. derece Mason Peter Solomon’dan konferans vermesi için Washington DC’ye bir davet alır bu kez… Smithsonian Enstütüsü’nün de kurucusu Solomon ailesinin bir ferdi olan Peter Solomon, Langdon’dan yıllar önce ona verdiği küçük paketi de yanında getirmesini ister. Langdon’ın konuşma yapacağı salona giderken müzede tavanı gösteren kesik bir el bulununca olaylar gelişir. Kitapta Hristiyan tarihinden çok, bu kez Paganizm tarihi ve Mason Locası’nı okuyoruz.

Avrupa İle Asya Arasındaki Coğrafi Sınırda Duran Ebedi Şehir

2003 çıkışlı Cehennem’de ise Prof. Langdon gözlerini Floransa’da bir hastanede açar ama son hatırladığı şey, Harvard Üniversitesi’nde yürüyor olmasıdır! İçeri bir suikastçi girer, doktoru vurur, Prof. Langdon, doktoru kurtarır ve suikastçi profesörü kaçırır. Amerikan hükümetinin bu ikiliyi öldürmeye kararlı olduğunu gördüklerinde ise Floransa’dan, Venedik’e, ardından İstanbul’a uzanan soluksuz bir macera başlar. Dante’nin Inferno (Cehennem) kitabına atıfta bulunan ipuçlarını da görmek mümkün. Kitabı yazmadan önce Türkiye’ye gelen ve rehber Serhan Güngör’den bilgi alan Dan Brown, İstanbul için şunları dile getirmişti:

“Burası ikiye bölünmüş bir dünya, karşıt güçlerin şehriydi: Dindarlarla laikler; eskiyle yeni; Doğu ile Batı… Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi sınırda duran bu ebedi şehir, gerçekten de ‘Eski dünya’dan daha da eski bir dünyaya uzanan bir köprüydü. İstanbul.”

Dan Brown’ın Inferno/Cehennem kitabının filminde Tom Hanks başroldeydi.

Topkapı Sarayı, Sultan Ahmet Camii, Yedikule, Boğaziçi, Ayasofya, Kennedy Caddesi, Yenikapı İskelesi, Haliç ve Atatürk Havalimanı romanda ana karakterin söz ettiği yerlerden bazıları. Hikayede Yerebatan Sarnıcı’nın rolü büyük, zira olaylar Yerebatan Sarnıcı’na bağlı olarak gelişiyor.

Editörler Ve Çevirmenlere ‘Gizlilik Sözleşmesi’ İmzalatıldı 

Gelelim piyasaya yeni çıkan Origin-Başlangıç’a… 13 ülkede aynı anda yayımlanan romanı saat farkıyla ilk okuyan, Türkiye’deki Dan Brown hayranları oldu. ‘Başlangıç’ bu yıl haziran ayında gizli bir çeviri üssünde, Türkçe dahil 11 dile çevrildi. Çevirmenlere ve editörlere de gizlilik sözleşmesi imzalatıldı; okuduklarını yayınevi yetkililerine dahi söylemeleri yasaklandı. Çevirmenler haftalarca, açıklanmayan bir şehirdeki bir binada kilit altında tutuldu. Yanlarında özel eşyalarını bulundurmalarına izin verilmedi ve internet bağlantısı da yoktu (Türkçe çevirmeni, Petek Demir. Editörü, Hülya Şat.) Çıkışta da yine güvenlik kontrolünden geçtiler, üzerlerinde giysileri dışında hiçbir şey -not, kâğıt parçası bile- kalmamasına özen gösterildi. Tabii ki tüm bu gizliliğe editörler de uymak zorundaydı.

Sanat eserlerini, şifreleri ve sembolleri araştırarak tüm dünyada çok okunan kitaplara imza atan ünlü yazar, ‘Başlangıç’ ile insanlığı yüzyıllardır meşgul eden o büyük bilinmezi sorguluyor şimdi de: Nereden geldik? Nereye Gidiyoruz?

Romanda bu iki temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin, keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür ve Simgebilim Profesörü Robert Langdon, bu keşfi, eski öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Kendisini bekleyen şifrelerden, sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersiz bir şekilde…

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın