Ana Sayfaİş DünyasıDijitalleşmeyi İçselleştirenlerin Önü Açık! Endüstri 4.0 Sürecini Kaçırmamaları Gereken KOBİ’lere Özel 2018 Trendleri

Dijitalleşmeyi İçselleştirenlerin Önü Açık! Endüstri 4.0 Sürecini Kaçırmamaları Gereken KOBİ’lere Özel 2018 Trendleri

Dijital Ödeme Sistemleri, Niş Marketler, Yapay Zeka, Kriz Yönetimi… Endüstri 4.0 sürecine hızla adapte olmaya başlayan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ’ler), bu trendleri göz ardı etmemeli.

İlk kez 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı’nda kullanılan Endüstri 4.0, 4. Endüstri Devrimi ya da 4. Sanayi Devrimi terimi, temelde “Bilişim Teknolojileri” ile ‘Endüstri’yi bir araya getirmeyi hedefliyor. Amaçlanan ise düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten ama bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından da tutumlu olması…

Ayrıca burada Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) de büyük önem taşıyor çünkü tüm cihazların birbiriyle bilgi ve veri alışverişi için kullanıldığı, her türlü araç gerece entegre edilmiş, sensör ve işleticilerle donanmış, İnternet bağlantılı akıllı elektronik sistemi olmadan Dördüncü Nesil Sanayi Devrimi’nden söz etmek mümkün değil. İnsanlardan neredeyse bağımsız, kendi kendilerini koordine ve optimize ederek üretim yapan akıllı fabrikalar sayesinde üretim süresinin, maliyetlerin, enerji miktarının azalması, öte yandan üretim miktarı ve kalitesinin artması bu devrimin yapı taşlarından.

Dijital Sürece Adapte Olmak Artık Bir Lüks Değil

Dolayısıyla KOBİ’lerin de bu dijital sürece hızla adapte olması artık bir lüks değil, ihtiyaç hatta zorunluluk… Eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları, finansal destekleri iyi değerlendirmeleri, dijitalleşmeyi içselleştirmeleri, teknolojiyi iş yapış şekillerine entegre etmeleri, Endüstri 4.0 sürecini kaçırmamaları gerekiyor. 2018 yılında dış pazarlara açılmak için de pek çok fırsatla karşılaşacakları kesin.

Burada TEB için özel bir parantez açmakta fayda var. TEB, hem finansal hem de finansal olmayan ürün ve hizmetlerle fark yaratmaya odaklanan, KOBİ’leri geleceğin koşullarına hazırlamaya ve rekabette öne çıkmalarını sağlamaya çalışan bir banka… TEB KOBİ Akademi çatısı altında düzenlenen Endüstri 4.0 Buluşmaları’nda KOBİ’lerle önemli çalışmalara imza atılıyor. TEB, Anadolu’daki KOBİ’lerin ayağına gidiyor, merak ettikleri soruları sorabilecekleri ve farkındalıklarını arttırabilecekleri özel eğitimler düzenliyor.

Gelişime ve değişime açık olan KOBİ’ler (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler), teknolojiyi takip ederek işletmelerine yarar sağlayacak adımları atmaya devam ediyor. Dijital pazarlama stratejilerinden etkin bir şekilde yararlanan işletmeler, kısıtlı imkanları büyük fırsatlara dönüştürüyor. Rakipleri arasından sıyrılmak isteyen KOBİ’ler için 2018 ve sonrasına dair “ana kategoriler”de belli başlı trendleri bir araya getirdik.

Yapay Zeka 

Yalnızca büyük işletmeler için değil, KOBİ’ler için de önem kazanıyor. Rekabetin kızıştığı iş dünyasında KOBİ’ler de Yapay Zeka’yı (AI) göz ardı edemeyecek. Verimlilik yazılımında, arama, belgelere daha hızlı erişim, otomatik e-posta yanıtları ve sanal asistan gibi özellikler yaygınlaşırken bu çözümler; toplantıları planlama, konferans odalarını rezerve etme veya içerik özetleme gibi basit ama zaman alan görevleri otomatik hale getiriyor. Konuşma kontrollü akıllı hoparlörlerin artışı (Amazon Echo, Google Home gibi) ile birlikte dokümanları konuşarak hazırlama veya tablolardaki verileri ayrıştırmak için doğal dil sorgularını kullanmak da teknolojinin nimetlerinden… Ayrıca şirket bilgilerinin korunması, “Yapay Zeka”nın en önemli kullanım alanları arasında. Kötü amaçlı yazılım ve spam’e karşı tehditleri tespit etmek, müdahaleleri iyileştirmek için Yapay Zeka (AI) kullanımı da gün geçtikçe artıyor.

Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality-AR) ve Sanal Gerçeklik (Virtual Reality-VR) teknolojilerinin de ürün satışı, eğitim gibi alanlarda yaygınlaşacağı kesin… Yeni teknolojileri kendi ürünleri için kullanan markalar, bir adım öne çıkacak.

Niş Marketler 

2018 yılının yükselen trendi “Niş Pazarlama”da hedef kitle, küçük bir gruptur. Geniş alanda “özel” bir yere odaklanılır.

Mal/hizmet gereksinimi duyan, benzer karakteristik ihtiyaçları olan küçük bir tüketici grubunun ihtiyaç ve isteklerini daha iyi karşılamak amacıyla geliştirilen dar kapsamlı bir pazarlama stratejisinden söz ediyoruz. Hedef kitle, küçük bir gruptur, geniş alanda “özel” bir yere odaklanılır. Amaç kar getirisi yüksek, ihtiyaç oluşturan keşfedilmemiş alanları keşfetmektir. Ürün ya da hizmet, özgün olmalı, markanın da bu alanda uzmanlaşmış olması şarttır. Az bütçe de artısıdır. Üretim miktarı ve satış oranı düşük olsa da KOBİ’lere sağlayacağı kar oranı yüksektir. Mikro Pazarlama ile karıştırılmamalıdır çünkü Niş Pazarlama, küçük grupları hedefler; Mikro Pazarlama gibi bireyi hedef almaz. “Niche Marketing/ Niş Pazarlama”, 2018’de daha sık duyacağımız kavramlar arasında.

İçerik Pazarlama (Content Marketing)

Milyonlarca içerik arasından nasıl dikkat çekilir? 2018 yılında da influencer marketing (doğru mecra ve kitleleri harekete geçiren kişiler üzerinden pazarlama) ve kaliteli içerik parlamaya devam edecek. Özellikle reklam bütçesi kısıtlı olan KOBİ’lerin, farklı büyüklükteki işletme ve markaların üzerinde durması gereken bir konu: İçerik Pazarlaması… Sosyal medya platformlarının doğru yönetimi de İçerik Pazarlama’nın önemli bir parçası. Markalar kendi hikayelerini net, basit ve etkili bir dille anlatabilmeli, hele ki sosyal medya platformlarında! “İçerik Pazarlama”yı akıllıca uygulayan kazanacak.

Kriz Yönetimi

Yalnızca çalışanları değil, yönetimi de hedef alan kriz süreci, doğru yönetilmediği takdirde her işletmeye büyük zarar verir. Sadece yanlış stratejilerden de söz etmiyoruz. ABD’deki küçük işletmeler, California’daki yangınlara ya da Harvey Kasırgası’na hazırlıksız yakalanmaktan şikayet ettiler, hatta pek çok işletme (yüzde 25 gibi büyük bir orandan söz ediliyor) kapısına kilit vurdu. 2018 yılında her türlü krize hazırlıklı olan işletmeler, yollarına devam edebilecek. Kriz yönetimi, yalnızca “gerçek” hayatı bağlamıyor. Sosyal medya platformlarında da ciddi bir kriz yönetimi planlaması yapmak gerekiyor.

E-ticaret 

E-ticaret siteleri büyüyecek; stok, operasyon ve kargo süreçlerini doğru yöneten, verileri iyi analiz edip doğru stratejiler geliştirenler kazanacak.

Stok, operasyon ve kargo süreçlerini doğru yöneten, verileri iyi analiz edip “müşteri yolculuğu” konusunda doğru stratejiler geliştiren e-ticaret sitelerinin büyüdüğüne tanıklık edeceğiz. Bu yıl Türkiye pazarına gireceği öngörülen Amazon’un da e-ticaret alışkanlıklarını değiştireceği söyleniyor. Bu dev şirketin stok, lojistik, kargo gibi süreçleri yönettiği FBA modelinin, “e-ticaret”e adım atmamış üreticileri ve girişimcileri hareketlendireceği, e-ihracat’ın da önünü açacağı öngörüler arasında.

E-ticaret sitelerinin, arama motorları üzerinden (hem organik hem de reklamlarla gelen) ziyaretçi sayısını artırması ve onları da müşteriye dönüştürmesi, çok daha fazla önem kazanacak. Arama Motoru Optimizasyonu (SEO), işletmeler için daha önemli hale gelecek. Sponsorlu içerik, doğal reklam gibi reklam yöntemlerini tam anlamıyla uygulayan markalar, hedef kitleye daha az bir bütçeyle ulaşabilecek.

Dijital Ödeme Sistemleri

Geçen yıl Eylül ayı sonunda açıklanan bir araştırmadan yola çıkalım. Visa’nın tüketicilerin dijital ödemelere ilişkin alışkanlıklarını incelemek amacıyla gerçekleştirdiği “2017 Dijital Ödemeler Araştırması”nın sonuçlarına göre Türk mobil kullanıcılarının yüzde 90’ı bankacılık işlemlerini ve günlük ödemelerini yapmak için mobil cihazları kullanıyor. Türkiye, bu oranla yüzde 77 olan Avrupa ortalamasının üzerinde. Mobil cihazlar üzerinden sunulan dijital ödeme fonksiyonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte tüketicilerin de kendi yaşam tarzlarına uyan dijital çözümleri benimseyip kullandıkları aşikar… Ayrıca tüketiciler, mobil cihazlar üzerinden bankacılık ve ödeme işlemlerini daha güvenerek gerçekleştiriyor.

Araştırma, ödemeyi kolaylaştıran kayıtlı kart uygulamaları (card-on-file) ve mobil cüzdan gibi uygulamaların da yaygınlaştığını ortaya koyuyor. 18-34 yaş aralığındaki Y Kuşağı, dijital ödemeleri ilk benimseyenlerden. Araştırmanın dikkat çekici bir sonucu daha var: Ödemelerde mobil cihaz kullanacağını söyleyenlerin oranı, üç yıl içinde artacak ve yüzde 97’ye ulaşacak.

KOBİ’ler için dijital ödeme sistemleri de bu açıdan çok önemli. Hem müşterilere farklı ödeme seçenekleri sunulmuş oluyor, hem de güvenli bir iş ortamı yaratılıyor. Üstelik dijital ödeme sistemlerinin daha kolay bir hale geleceği de öngörülüyor.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın