Ana SayfaYaşamKişisel GelişimEinstein, Picasso ve Mozart’ın ortak özellikleri… Zekadan söz etmiyoruz!

Einstein, Picasso ve Mozart’ın ortak özellikleri… Zekadan söz etmiyoruz!

Einstein, Picasso ve Mozart’ın zekaları dışında ortak noktaları neydi? Dünyayı etkilemiş olan dahilerin sırlarını öğrenmek ister misiniz? Konumuz yüksek IQ değil…

Zeka, olağanüstü bir iş ortaya çıkarmak için yeterli değildir. Bir eseri, kompozisyon veya projeyi tamamlamak için şimdiye kadar tüm enerjinizi ve zamanınızı verdiyseniz, kendinizi kaybetmenin, kendinizi bir işe adamanın ne anlama geldiğini biliyorsunuz demektir.

YETENEK KİMİ ZAMAN YETERSİZ KALIR

Hayran olduğumuz birçok ‘yaratıcı’ insan, sorunlara farklı şekilde yaklaşmıştır. Onlara özgü olduğu düşünülen ‘yaratıcılık kıvılcımı’ yalnızca yüksek IQ ile açıklanabilecek bir şey değil… Einstein, Picasso ve Mozart’ın ne kadar zeki olduğu şüphe götürmez bir gerçek ama bu dahilerin en önemli özelliklerinden biri azimli oluşlarıydı. Yüksek ustalık derecesine ulaşmak için hiçbir zaman yılmadılar. Çok yetenekli olduğunuzu düşünelim… Ama azimli değilseniz, başarıyı unutun! Çok çalışacaksınız, asla pes etmeyeceksiniz.

Ayrıca tıpkı bu dehalar gibi bir motivasyon kaynağınız olmalı. Öyle motive olmalısınız ki hedefinize ulaşmak için canla başla mücadele etmelisiniz. İradeniz ve motivasyonunuz, konsantrasyonunuzu da artıracak. Hedefe ne kadar çok odaklanırsanız, başarı o kadar yakın demektir, asla unutmayın!

EINSTEIN’DAN OĞLUNA ÖĞÜTLER

Merak, hayal gücünün en önemli yakıtı. Einstein çok zeki olmasının yanında çok da meraklıydı: “Özel bir yeteneğim yok. Ben sadece tutkuyla merak ediyorum.”

Yeni fikirleri merak ediyordu, bilime dair her şeyi merak ediyordu; ‘merak’ onu besliyordu.

Sevdiği bir iş üzerinde çalışmaktan da asla sıkılmıyordu, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordu. Burada ‘sevdiği iş’ kavramı üzerinde durmakta yarar var. Einstein, piyano çalmayı seven oğluna şöyle bir öğüt vermişti: “Öğretmeninin istemediği eserleri de çalmalısın. Senin çok sevdiğin eserleri de çal. Böylece zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın ve inan, öğrenmenin en iyi yolu da budur.” Yaptığınız işi seviyorsanız, geçen zamanın bir önemi yoktur.

‘BİLİNMEYEN’İ KUCAKLAYACAK KADAR CESUR OLMAK

Adlarını tarihe altın harflerle yazdıran Einstein, Picasso ve Mozart, aynı zamanda risk almaktan hiçbir zaman çekinmedi. Onlar ‘bilinmeyen’i kucaklayacak kadar cesurdu. Siz de farklı alanlarda risk almayı deneyin! Potansiyelinizi ancak böyle keşfedebilirsiniz.

Hedefe varmak için çıktığınız yolda engellerle de karşılaşacaksınız. Bu engelleri, keşfetmek ve gelişmek için bir fırsat olarak görün.

Picasso’ya bir gün şu soruyu sorarlar: “Bir resme başladığınızda, o resmin neye benzeyeceğini biliyor musunuz?” Picasso şu yanıtı verir: “Hayır, elbette hayır. Bilseydim, bu resmi yapmaya zahmet etmezdim.” Picasso, fikirleri hep başlangıç noktası olarak gördü. “Ne çizeceğini bilmek için çizime başlamalısın” demiştir.

Mozart’ın en önemli özelliği ise çok çalışkan olmasıydı. Bach, Handel ve Haydn’ın eserlerini yılmadan çalıştı. Bir arkadaşına müziğe olan bağlılığıyla ilgili şunları söylemişti: “Bu sanatı kolayca elde ettiğimi düşünenler yanılıyor. Sizi temin ederim ki bu muhteşem bestelere kimse benim kadar vakit ayırmamıştır. Tüm ustaların eserlerini defalarca çalıştım.”

Yazıyı, ustalardan verdiğimiz örneklerle zenginleştirdik; Thomas Edison’ın sözüyle bitirelim:

“Deha yüzde 1 esinlenme, yüzde 99 ise terlemeden ibarettir.”