Ana SayfaBizden HaberlerEngelinize Takılmayın! Hayata Engelsiz Takılın!

Engelinize Takılmayın! Hayata Engelsiz Takılın!

1923 yılında Cumhuriyet kurulduktan sonra o kadar çok kötürüm kalmıştı ki, ülkemizde nereye baksanız her evde bir kötürüm vardı.Yıllarca savaşan, ülkesinin topraklarını düşmandan koruyan bir avuç vatan evladı… 1950’li yıllarda kötürüm kelimesinin yanına topal, kör, çolak vb. kelimeler eklendi. Toplumda yine en geride beklemek zorunda kalan bu arkadaşlarımızın, evlerinde aileleri tarafından bir odaya kapatıldığı bile bilinen bir gerçektir.

Yıllar geçtikçe özellikle 21. yüzyıl başlangıcı ile artık kötürüm, topal, çolak bitmiş  yerine özürlü kelimesi gelmişti. Özürlü kelimesini bulana kadar neler kaybetmişti bu millet bunun farkına 2000 yıllarında varmaya başladı. Sakat çocuğu olan aileler çocuklarını daha iyi yetiştirebilir, geliştirebilir diye düşünülmeye,  “özürlüler de birer insan, onların da bu toplumda yeri var” denmeye başlandı.

Şimdi sizlere bir özürlü olarak  başladığım; engelli olarak idame ettirmeye çalıştığım yaşantımdan kısa bir kesit anlatayım…

8 yaşında arkadaşları ile bahçede koşmaya çalışan, bir bacağında demirden ortopedik bir alet olan, bir elinde diğer ayağından fırlayan ayakkabısının peşinde koşan bir çocuk! O çocuğun psikolojik durumunu düşünün siz olsanız ne yapardınız? Annesi olsanız “Ayıp oğlum sen sakatsın sokağa çıkma” mı derdiniz? Yoksa benim annem gibi çocuk arabasına bindirip gezdirir miydiniz? Ya da babası olsanız; çocuğunuzun ameliyatı için en sevdiğiniz arabanızı hiç gözünüzü kırpmadan satar mıydınız? Cevaplarınızı duyuyor gibiyim! Tabii ki evlat için herşey yapılır. Evet, benim annem babam bunları yaptı. Ve her zaman bana hayattaki en büyük değeri öğrettiler. Çok şükür, çok şükür…
Sağol Anne, sağol Baba! Çok şükür hayattayım ve ayaktayım. Mutlu bir ailem, bıcırık bir kızım, Tutkulu – Enerjik – Bankacılık TEB’de güzel bir işim var. En önemlisi de hayatta engelim yok artık.

Engelliler Haftası - Engelinize TakılmayınBiraz daha yakın zamandan bahsedeyim size; engelli hem de ayağının birisi 3,5 cm kısa olan birisi futbol oynayabilir mi? Oynar tabii! Benim gibi yandan çarklı birisi… Bana böyle dediklerinde benim cevabım şu oldu hep top oynadığım arkadaşlarıma “çarklı çarıklıyı yendi” 🙂 Güzel esprili günlerdi.

Benim için güzel bir anı olarak hayatımda yer eden bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. 2007 yılında yeni işe başladığım şirketimde bağlı bulunduğum müdürem bana “Emre; sen futbolu çok seviyorsun. Bizim de çalışanlarımızın bu konuda çok talebi var. Fakat bu işi gönüllü olarak yapacak birisi gerekli. Sen şirket içerisinde bir futbol turnuvası düzenle, buradan seçeceğin çalışanlarımızı yurt dışında (İspanya) bağlı bulunduğumuz Opco’nun düzenleyeceği turnuvaya hazırla” dediğinde heyecandan kapı yerine camdan çıkıyordum neredeyse… 🙂 Belki size kolay gelebilir, ya amma da abarttın diyebilirsiniz. Fakat engelli bir antrenör olarak  bir turnuvada görev alacağımdan bu benim için çok önemliydi. Yurtdışında düzenlenen turnuvada beni en çok ayağımdaki engelim değil, yabancı dil bilmeme (daha doğrusu öğrenmeme ) engelim zorladı. Demek ki fiziksel engelleri atlatmak zormuş dedim kendi kendime. Bir kez daha “engelliler de eğitilebilir, öğretilemez değiller” dedim. 32 yaşında liseyi bitirdim. 38 yaşında üniversiteyi kazandım. Hayat benim için 2010 Ocak ayından sonra TEB ailesine katılmamla yeniden başladı…

ENGELLİ KARDEŞLERİME ŞÖYLE SESLENMEK İSTİYORUM.

ENGELLİYİZ! ZORU BAŞARIRIZ, İMKANSIZ VAKTİMİZİ ALIR.

Emre Karaman
İdari İşler Yetkilisi

Henüz yorum yok

bir cevap yazın