Ana Sayfa5 Soru 5 CevapFarkları Ortadan Kaldıran Bir Sosyal Girişim; ‘’Anlatan Eller”

Farkları Ortadan Kaldıran Bir Sosyal Girişim; ‘’Anlatan Eller”

Hepimiz hayata eşit şartlarda başlamıyor, gerek sosyo-ekonomik gerekse fiziksel farklılıklarla yaşama merhaba diyoruz. Bu farklılıkların bazıları kolaylıkla kabullenilirken, bazıları da hayatta daha çok çaba harcamamızı gerektirebiliyor.

İşte bu fazlaca çabalamamızı gerektiren fiziksel farklılıklardan biri de sağırlık. Toplumda özellikle iletişim konusunda büyük engellerle karşılaşan sağır insanların kendi hikayelerini bağımsızca anlatmasını amaçlayan “Anlatan Eller”, sağır insanların yaşadığı sorunlara ve eğitimdeki fırsat eşitsizliğine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Sağırlar ve işitenler arasındaki mesafeleri kaldıran, verdikleri eğitimlerle alternatif iletişim yolları oluşturan bu sosyal girişimin başlamasına ön ayak olan Pelin Baykan’la, “Anlatan Eller”i ve yaptıkları çalışmaların detaylarını konuştuk.

Soru: Başlatmış olduğunuz sosyal girişim, toplumun her kesiminin desteğini ve sevgisini kazanmış durumda. Peki hikayenin en başına dönecek olursak, her şey nasıl başladı? 

Cevap: Öncelikle çok teşekkürler böyle güzel bir başlangıç için. Aslında her şey iletişim isteği ile başladı. Sağır bireylerle iletişim kurmaktı ilk amacım ve işaret dili eğitimine başladım. Eğitmenim Serdar Peçen’di, sağırdı. Kendisini çok yakın zamanda kaybettik. Üzerimdeki emeği çok büyüktür. Tanıdığım ilk sağırdı. Onunla beraber kendimi çok güzel geliştirdim ve sağır arkadaşlarım oldu. Derken bir gün başka bir arkadaşım (sağır) benden matematik çalıştırmamı istedi ve o an eğitimde fırsat eşitsizliğini fark ettim. İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü mezunuyum. Matematik aşığıyım ve çok sevdiğim iki şeyi yani Matematiği ve Türk İşaret Dili’ni eğitimde fırsat eşitsizliklerine çözümler getirebilmek için birleştirmeye karar verdim. Her şey böyle başladı aslında.

Soru: Şu anda her kesimin sempatisini ve desteğini kazanmış durumdasınız fakat başlangıçta durum nasıldı? İlk tepkiler nasıl oldu? 

Cevap: Eğitimde fırsat eşitliği yaratabilmek ve bunu görmek bir ihtiyaçtı aslında bu bir hak. Birincil iletişim dili ile sağır bireylerin eğitim alma hakkı var ve bu hak onlara verilmiyor. Dolayısıyla ilk başladığımda bu yolculuğa bir anda Türkiye’nin her bir yanına yayıldı çalışma ve sosyal medya üzerinden ders videoları paylaşmaya başladığım anda Türkiye’nin her bir yanından izlenmeye devam etti. Şu anda da sadece İstanbul değil Adana, Kars, Diyarbakır gibi pek çok farklı şehirden sağır bireylerden sınıf eğitimi talebi alıyoruz.

Soru: Peki mükemmel işler başaran bu muhteşem ekipten biraz bahseder misiniz? 

Cevap: İki elimin ışığı ile çıktım bu yola. Tek başımaydım. Şimdi ise 15 kişiden oluşan harika bir gönüllü ekibimiz var. Bazı kişilere bunu anlattığımda inanılır gibi değil diyorlar. Çünkü Türkiye’de sivil toplum içerisinde gönüllülük sürdürülebilir bir model değildir. Hele hele sosyal girişimler için gönüllülük kavramı çok uzaktadır. Bizim ekibimizin isteği aynı. Biz burada minnoş bir aileyiz. Kendimizi böyle tanımlıyoruz. Hiyerarşik düzenden uzak bir model uyguluyoruz. İstanbul Üniversitesi’nde Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi yüksek lisansımda da gönüllük üzerine çalışmıştım. Gönüllülüğün aslında pek çok şeyi değiştirme gücü var. Birbirini dinleyip, anlayan ortak sorunlara çözüm bulmak isteyen bir grup insan olarak biz Anlatan Eller’imizle bu dünyayı değiştireceğiz!

Soru: Çubuk Kraker’in Yolculuğu isimli bir günübirlik etkinlik serisi de düzenliyorsunuz. Biraz da ondan bahsedebilir misiniz?

Cevap: Gönüllülük sorusunun ardından bu sorunun gelmesi pek hoş oldu. Çubuk Kraker’in Yolculuğu’nda Pelin sadece iletişim kısmını üstleniyor, çünkü bu etkinlik serisi gönüllü ekibimizin hayata geçirdiği ve devam ettirdiği bir seri. 3-15 yaş arasındaki sağır, coda (anne ve/veya babası sağır fakat kendisi işiten çocuklar) ve işiten çocukları bir araya getirdiğimiz özel alanlar yaratıyoruz. Bu alanlar içerisinde çocuğun kendi hayallerini fark etmesi ve yetkinliklerini keşfetmesi için içerikler üretiyoruz. Farklı grupları bir araya getirdiğimiz için de çocukların birbirlerinin farklılıklarını kucaklamaları için alanlar yaratıyor oluyoruz ve en önemlisi sağır ebeveynlerin mutluluğu. Yetişkin grubumuzdan da asla kopmuyoruz. Ebeveynler bu alanlar içerisinde kendi iletişim dilleri ile iletişim kuruyor ve çocuğu için endişe duymuyor. Çünkü burada herkes herkesi anlıyor!

Soru: Sağırların kendi hikâyelerini bağımsızca anlatabildikleri ve kendi istedikleri hayatı yaşayabildikleri bir dünya hayali ile başlattığınız girişiminiz için bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? Toplumsal dönüşüm adına buradan dile getirmek istediğiniz, ailelere ve bireylere yönelik bir mesajınız var mı?

Cevap: Rol model olarak ortaya çıkaracağımız bir eğitim müfredatı ve sistemi üzerine çalışma gerçekleştiriyoruz. Elbette her yeni gün yaşadığımız deneyimlerle bu süreç hiç bitmeyecek üzerine eklemeler çıkarmalar yaparak hep devam edecek biliyoruz. Fakat bir örnek teşkil etmek istiyoruz ve bunun için çalışıyoruz. Öncelikle şunu söylemeliyim: Hepimiz bir engelli adayı değiliz. Ve sırf bu söylem yüzünden vicdan duygusuna yenik düşmeyelim. Bu illa sağır toplum alanı için geçerli değil, her dezavantajlı grup için geçerli. Vicdan en büyük düşmandır, çözüm üretme yolunda. Yardım değil destek olalım. Farklılıklarımızı en içten duygularımızla kucaklayalım. Her çocuğun gülmesine izin verelim. Dünya çok güzel bir yer olacak inanın.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın