Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Erdal Üzelpasacı

Gençlik Treni Günlüğü – Erdal Üzelpasacı

Her şey bir adımla başlar. Bittiğinde ise geri de kalanlar izdir.

AYAK İZİ

Oğlum; gözlüğünün kabını almayı unutma emi, anasının kuzusu cümlesinin ardından son eşya da tıkıştırılır sırt çantasına. Alınır omuzlara, cepheye giden kağnılar gibi öylesine şevkli, öylesine merak dolu.
Emektar babamızın, emektar arabasıyla Adana İstasyon Garına yani yolculuğumuzun başlangıcında bize el sallayacak ve döndüğümüzde bizi karşılayacak eski ama şaşalı mekana yol alınmaya başlanmıştır. Hey gidi Emektar! Bakın şuna, minnacık bir tümsek aşarken güle güle nidaları atmasın mı ? Peki peki, kızma sen. Hadi hoşça kal. Bizimkiler sana emanet, emektar.
Adana İstasyon Garı, 1912 yılında inşası tamamlanmış Cumhuriyete tanıklık eden koca bir çınardır. Sadece Cumhuriyete mi? Mustafa Emmimiz 30 yılını verdiği bu demir yürekli çınara ne terler dökmüştür. Adana’da mektebe giden Tarsuslu genç kaç defa peronlarda raks etmiştir. Babasını uzun bir aradan sonra tatilden döndüğünü sanan çocuğun sevinçleri hala bekleme salonunda yankılanmaktadır. Adanademirspor’a adını veren bu çınarın gölgesinde kim bilir kaç kere zafer şarkıları söylendi;kaç kere direkten dönen toplara beraber hüzünlenildi. Tabi ki o artık bir Hollywood yıldızı!
İçeri giriyoruz. Karşımızda raylarda kıpır kıpır duran, sabırsızlığı yüzünden okunan, üstü cicili bicili  süslenmiş, kendini gençlerin enerjisine vermiş şahlanmayı bekleyen dül dül, Çukurova Gençlik Treni…
Merhaba arkadaşlar adım Erdal, merhaba ben Mustafa, merhaba ben Ahmet, ben Faruk, ben sen, ben biz!
Odalara bak! Çok sevimli. Anahtarla açılan hemen girişin solunda çift ranzalı duvara saklanan misafiri gelince söbeeeeee diye ortaya hemencecik çıkan çifte yatak bulunmaktadır. Sağ tarafında ayna, çeşme, lavabo ve çöp kutusu hiza bozulmayacak şekilde dizilmişlerdir. Onların yanında askılar ve masa, buzdolabı, çekmeceler bir sevgi yumağı oluşturmuşlardır. Bir ses kaplar etrafı çufff diye önce kısadan sonra da eytttttttttt var mı lan bana yan bakan edasında çuffffffffffffffffffff.
“Yemek hazırrrrrrr..”
Pür neşe karınlar doyurulur. Oyunlar oynanır. Müziksiz olmaz. Haydi, oturmaya mı geldik gençler! Bu arada tanışıklıklar başlamaktadır. Ben öğrenciyim, ben öğretmenim, ben sporcuyum, ben sınav sonucunu bekliyorum, ben işçiyim, ben işsizim! Uyku vakti geldi. Trende uyumanın en güzel yanı beşikte sallanıyormuşsun izlenimi yaratmasıdır. Bu yüzdendir yatarken yüzdeki mutlu tebessüm. Ya ninni! Trenin yol alırken çıkardığı ses anne karnındaki tınıyla eşdeğer denilir. Kulaklardaki ses de o sestir. İyi geceler.
Sivas’a hoşgeldiniz. Uzun sayılmayacak bir bekleyişle kahvaltıdan aldığımız enerjiyi Sivas garında harcamaya başlamıştık. İçimizden en cesaretlileri çalan müzik eşliğinde Sivas garına biz geldik diyordu. Etraftaki diğer yolcular bizim çember yapıp oynadığımız yere doğru bakıp işte gençler der gibiydiler. Ne de olsa gençtik! Biz gençtik! Yer mekan fark eder miydi? Haydi, şoför dayı bas gaza. İlk durak Gök Medresesiydi. Otobüsle bile yanından geçerken istifini bozmadan adına yakışır bir şekilde göğe yükseliyordu. Yanına indiğimizde bütün ihtişamıyla karşımızdaydı. Zamana yenik düşen bölümleri olmasına karşın dimdik ayakta duran iki kubbesi ve üstü çinilerle, Selçuklu motifleriyle süslü girişiyle ben hala gencim demekteydi bize. O, gençti!

Bir sonraki durağımız Sivas merkezdi. Sol tarafımızda Kurtuluş Savaşımıza tanıklık etmiş binaları görmekteydik. Çok geçmeden 4 Eylül 1919 genç Türkiye’nin temellerinin atıldığına güne tanıklık edecektik. İçeri girdiğimizde çoğu eşya, duvar, kapı, pencere halı, oda kendini iyi muhafaza etmekteydi. Ya o köşede duran matbaa makinesine ne demeli. Kurtuluşumuzun ilk gazetesi İrade-yi Milliye hala kollarında barındırmaktaydı. Paslanmıştı belki ama o bile çok yakışmıştı ustaya! Çoğu ilden en az bir mebusun katıldığı kongrenin yapıldığı oda yan taraftaydı. Sıralarına dokunulmamıştı bile sevgili büyüklerimizin. Kimi imamdı, kimi çiftçi, kimi zanaatçıydı, kimi subay. Kimi gençti, Kimi genç!
İlk uygulamalı şifahanenin önünden geçerken sanki ayaklarımızın ağrısı dinmişti. Olağanca öğlen sıcağına rağmen kendimizi Buruciye Medresesinin içine attık. Bir de ne görelim! Eski zanaatlar; ahşap oyma, ebru, cam süsleme ve de masalar. Büyük duvarlarla çevrili tavanı bombeli yarım oda şeklinde olan bir köşede oturduk. O sıcağa rağmen doğal soğutmalı mekanda güzel birer çay içtik. Afiyet olsun. Şirin mi şirin dede sana da afiyet olsun. Çay molasında kısaca Buruciye Medresesi hakkında bilgi edinelim. Sivas’ta Selçuklu parkının içerisinde 1.İzzeddin Keykavus Şifahanesinin kuzeyinde Çifte Medresenin kuzeydoğusundadır. 13.yy’da yapıldığı düşünülmektedir. Mola bitmiştir. Toplanın.
Tren garına tekrardan dönüş başladı. Şoför dayımız bize güzel Ankara havası açmıştı. Bizim gençler oturur mu? Otobüsteki eller havaya, başlarımız bir sağa bir sola… Gara mutlu mesut bir şekilde girdik. Öğle yemeğimizi Ankaralı abimiz dağıtmaya başlamış hemen. “Gençlerimiz acıkmasın”. Bayramı gören son yerimiz de midemizdi. Bir sonraki yolculuk 3.5 saat sürecekti. Enerjimizi yeniden doldurmamız gerekiyordu. Bu yolculuğumuzun en güzel tarafı ise ilk defa gündüz seyahat edecek olmamızdı. Bu bize etrafı seyretme imkânı verecekti. İyi yolculuklar.
Programı kontrol eden iki arkadaş arasında şu diyalog geçer. “Oğlum, 3,5saat yol gösteriyor bunun dönüşü de var. Divriği’ndeki camiyi 3 saat mi gezeceğiz?” Programa tekrardan bakan öteki arkadaş :”evet, haklısın. Gerçekten de 3 saat gezi gösteriyor.
Kızılırmak’ın kolları eşliğinde seyahatimiz devam ediyordu.

Divriği durağı arkadaşlar! Hadi iniyoruz. İki rehber gezi grubunu karşıladı. Sıcak bir şekilde “Hoş geldiniz” arkadaşlar. Yürüyerek çıktığımız cami Divriği’ni boydan boya gören bir yere inşa edilmişti. Genişliği bir kale gibiydi. İlk olarak doğu kapısına gidiyoruz,  arkadaşlar. Kapı muazzam bir şekilde büyük yapılmıştı. Genel bilgiler olarak rehberimiz bize binanın insan, din ve bilim üzerine inşa edildiğini söyledi. Ardına kapının iki yanında birbirine paralel olarak uzayan sütunları gösterdi ve insan parçası olarak bu neye benziyor diye sordu. Ayak… değil! Parmak…değil!….. el…? Evet arkadaşlar dirsekten başlayıp yukarıya doğru uzayan bir çift el! Biraz daha berisindeki daha yumuşak sembollerle uzayan bir şeridi gösterdi. Dikkat ederseniz iki şerit var biri çok karmaşık, aynı ateş gibi! Biri cennet, biri cehennem. Yukarıdaki işaretler sabırsızlıkla anlatılmayı beklerken onlardan birini işaret ederek peki bu hangi hayvan arkadaşlar? Bilemediniz…bilemediniz…Basit düşünün..Evet o bir ördek. Peki şu aşağıda cehennem olarak nitelendirdiğimiz daha doğrusu tüm Türkologların bunda hemfikir sahibi olduğu hayvan ise kazdır. Yaratılış Destanı. Aşağıdadır evet ama yanında kitap figürü ve kapı vardır? Kapının biraz üstünde Allah yazıları ve Muhammed yazıları vardır. Elif…Ayet-el kürsi… Eski Türkçe yazılar. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise mimar kendini hiçbir yerde tekrar etmemiştir. Birbirine simetrik görülmesine rağmen tüm bezemeler eşsizdir, asimetriktir. Hiçbir motife bağlı kalmamıştır. Şifane taç kapısına doğru ilerlemeye başlarken rehberimizin normalde arkadaşlar ben bunları tam anlatmaya kalkarsam 15 gün sürer. Çünkü sadece beş binden fazla motif bulunmaktadır demesi zaten anlatımın iki, üç dakika sonrası şaşıran grubumuzu bir hayli uzaklara götürmüştü. Şifahane Taç kapısının önüne geldiğimizde buranın Mengücekliler zamanında şizofreni, akıl hastalıkları, yaşlılardaki unutkanlık hastalıklarını tedavi etmekte kullanıldığını öğreniyoruz. Tabi ki uzun bir giriş kapısı anlatımından sonra. Astroloji ve yer hareketlerine göre dönen sütun, labirente benzeyen altıgenler, altın oranlar, tepedeki yıldızlar, bir çift göz,21… ve içeri giriyoruz. İçerinin gerçektende huzur veren bir tınısı var. Bu akılsız insanı akil edebilir mi bilinmez ama çok huzur vericiydi. Farklı hastalar için farklı odalar vardı. Geniş odanın tam ortasına girdiğimizde yerde kalp şekline benzeyen bir oyuk vardı. Sağ ve sol taraflarında oyuğu besleyen su kanalları vardı. Temiz kan… Kirli kan! Tepesi eskiden açıkmış. Peki, ama niye böyle bir şey yapılsın ki? Gece olunca evrendeki gezegenler suya çarpıyor ve bununla ilgili hesaplamalar yapılıyor derlerse inanmam! Ama öncekiler! En şaşırtıcı kısımlardan biri ise karşı odada baktığımız yer tepesi kubbe gibi fakat içi dolu! Peki, onlar orada nasıl duruyorlar harç yok bir şey yok! Aaaaa! Bu güneş saati değil mi burada ne işi var? Karşı pencereyi görüyor musun? Evet. Oradan gelen ışıklar sayesinde zaman hesaplamalarında yardımcı oluyor. Fotoğraf makinesi olan bir iki arkadaş içi dolu kubbeye doğru flaş patlatabilir mi? Amanın… o da ne? Tepedeki iki küçük delikten ışınlar çıkıyor. Yandaki yazılar alfa, beta, gama mı? …..Dışarı çıktığımızda herkes, her bilimden, mitten, destandan bildiklerinin üzerine bir şeyler koymuştu. Çok şeyler koymuştu.
Rehberimiz, bakın orada bir kapı vardı arkadaşlar artık yok! Uçtu mu uçtu mu? Hayır arkadaşlar, uçuruldu! Bu bizi biraz üzmüştü. Orada geçen bir söz aklıma geldi hemen. Japonlar bu eseri gördüklerinde bu mimari ve mühendislik eser biz de olsa cam fanusa koyar saklardık! Saklayamadık.
Dönüş yolu başlamıştı. Ne de çabuk geçmişti zaman. Kimse birbirinden kopmak istemiyor gibiydi. Çok eğlenmiştik. Telefon numaraları alındı, verildi. Bir daha ki geziye görüşmek üzere!

Son Yorumlar
  • Samimi, doğal , akıcı olmuş. Trendeki havayı ve gidilen yerleri hissettiriyor. Eline sağlık.

  • emeğine sağlık çok güzel olmuş bol şans:))

  • gerçekten çok güzel yazı olmuş ben de gelmek istedim şu anda gerçekten

  • en kısa zamanda popüler olur umarım ben de gezmiş gibi oldum kişileştirmelerin çok güzel..ilk yazın olmasına rağmen başarılı buldum.

  • Umarım beğenirsiniz, yazının güzelliğine göre değil gerçi tıklanmasına göre değer bulacak. Kısmet diyorum 🙂 bekliyorum artık..İlk seyyahnamemi yazmak da güzel bir duygu..

  • çok güzel bir çalışma başarılı olacağına inanıyorum

  • en kısa zamanda popüler olur umarım ben de gezmiş gibi oldum kişileştirmelerin çok güzel..ilk yazın olmasına rağmen başarılı buldum

  • Erdal yüreğine ve kalemine sağlık . yazılarının devamını bekliyoruz.

  • Çok beğendim, çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık emeğine sağlık umarım sana yardımcı olurlar ve hak ettiğin yere gelirsin Erdalcım.

  • Akıcı ve bir çırpıda okunacak kadar anlamlı ve çok güzel. Yüreğine sapğlık abi

  • Betimlemeler ve benzetmeler olaganüstü, anlatım ve hitabet şekli muhteşem. Okurken yaşamış gibi oldum, yorumuna ve ellerine saglık kardeşim. Başarılar…

  • süper heye :))

  • Yüreğine sağlık… Güzel olmuş..

  • süper olmus emegine yüregine saglık

  • tebrik ederim güzel olmuş 🙂

  • başarılı bir çalışma …

  • çok başarılı bir çalışma emeğine sağlık..

  • genclık heyecan saflık ve o yerınde duramama duygusu var ya hanı cıvıl cıvıl ……..
    bır an benı unıversıte yıllarıma goturdu genclık derken benı sevındıren tarafı bılınclı bır genclık
    maddı manevı deger yargılarımıza sahıp cıkan yazıloarında bıraz da kulaga mıstık tarzında mesaj veren
    bızler ve en onemlısı genclık bu ulkenın maddı manevı degelreıne sahp cıkmaya bu degerlerı sahıplenmeye basladıgı an
    bu ulkede bı seyler degısecegını dusunuyorum kalemıne yuregıne ve ellerıne saglık bu guzel paylasımlarınız ıcın ……..

  • gayet guzel anlatılmış anılar. elinize saglık. anne tarafım sivaslı. az biraz bişeler buldum kendimden. tsekkurler.

  • aslında herkesin kendi kendine söylediği şeyleri yazmış
    Ve hoş olmuş
    Çoğumuzun belki de herkes bunları biliyor diye yazmadığı şeyleri dile getirmiş
    Ve gayette başarılı şekilde bunu gerçekleştirmiş
    başarılarının devamını diliyorum

  • inanılmaz içten olmuş…başta yazı uzun gelmişti ama okudukça zevk aldım, hiç tecrübesini edinmediğim tren yolculuğunu yaşayıp göremediğim Divriği’yi görmüş kadar oldum 🙂

  • Tebrik ediyorum arkadasım ne de güzel yazmışsın.Okurken kendımi sizinle beraber geziye katılmışım gibi hissettim, öyle canlı..öyle enerjik…buram buram dostluk kokan.İmrendim size.

  • 7 yildir Turkiye’de gezdigim sehirlerle ilgili yazilarimli bir kitap haline getirmeye calisiyorum. Böylesine etkileyici bir yaziyi yalnizca tebrik edebilirim. Basarilar dostum…

  • Erdal Bey, çok basarılı bir seyehatname tebrik ediyorum.

  • çok şey kaçırmışız anlaşılan :))

  • Betimleme ve benzetmeler olağanüstü, hitabet ve anlatım mükemmel. Okurken yaşamış gibi oldum. emeğine, yüreğine, yorumuna ve ellerine sağlık kardeşim. Başarılar…

  • Çok başarılı bir çalışma olmuş üstad.Başarılarının devamını dilerim

  • GENÇLİK TRENİ ÇABUK GEÇER, FARKINA BİLE VARAMAZSIN.ÇOK BEĞENDİM:)

  • cok hos olmus dostum…

  • “super”

  • O kadar içten anlatmışsınız ki insanın hiç olmayan boş vaktini yaratıpta seyahate çıkası geliyor. Daha önce Sivas’a gitmişliğim vardı ancak bakıpta göremediğim o kadar ayrıntı varmış ki “dolu dolu bakmanın” ne anlama geldiğini farkettirmişsiniz. Bir dahaki gezinizi ve anlatınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Hiç olmazsa tabiri yerindeyse gitmiş kadar oluyoruz:)

  • Japonlar bu eseri gördüklerinde bu mimari ve mühendislik eser biz de olsa cam fanusa koyar saklardık! Saklayamadık.işte bu kısım o kadar güzel anlatmış ki olanı biteni…başından sonuna kadar muhteşem olmuş cok etkilendim emeğine sağlık.

  • Çok güzel bir şekilde anlatmışsınız emeğinize sağlık. Bir daha ki geziye katılmayı ben de istiyorum …

  • Ellerine sağlık gerçekten güzel ve akıcı bir yazı olmuş.

  • iyi bir çalışma olmuş tebrikler

  • İnsanı daha fazla nefes almaya imrendirmek gibi olmuş. Hatta gibisi bile fazla öyle olmuş. Yüreğine, emeğine sağlık…

  • Güzel olmuş gerçekten

  • ACIKI VE GÜZEL OKUMAYA DEGERDİ ELLERİNİZE SAGLIK…

  • Değişik ve eğlenceli bir yazı olmuş.
    Kalemine saglık 🙂

  • ellerine emeğine sağlık… gerçekten okunmaya değer bir yazı kaleme almışsın tebrikler…

  • Eline sağlık..İzmirden slmlr…

  • Yazıyı okuduktan sonra gözlerimi kapadığımda geziyi başından sonuna kadar tekrar yaşadım. Anlatılan detayları bile öyle gerçekçi ve resmedilebilir vermişsin ki hiçbir noktanın kaçırılması imkansız.Aralarda verilen tarihi ve kişisel anektodlar gayet de yardımcı oldu gezilen yerlerin içselleştirilmesine. Çok imrendim tura katılanlara. Hatta kızdım kendime ben niye takip etmedim böyle şeyleri diye. Tren seyahatini severim ayrıca. Neyse zarardan dönelim, takipçi olalım bundan sonra. Gözlemlerinei gezine, ellerine sağlık Erdal Bey. Birdahaki turlara birlikte katılmak dileğiyle…

  • kalemine sağlık kardeşim tebrikler. devamını bekliyoruz

  • Bundan sonra gezip göreceğin yerleride aynı samimi uslubunla anlatırsan cok memnun oluruz.

  • akici bir dil kullanilmis,gitmis kadar oldum.yazan kalemine,gezen ayaklarina,guzel goren gozlerine saglik:)

  • Gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş, eline sağlık.. good luck 🙂

  • Gelecek vaadeden özgün bir içeriğe sahip yazınsal metin

  • Yolun açık olsun Erdalcığım….

  • okurken keyif aldim coi guzel bir yazi olmus okurken seyahat ediyormusum gibi hissettim elinuze saglik Erdal bey

  • Çok akıcı ve güzel yazılmış,insanın gidip göresi geliyor,zira yapacağım da,çok yardımın olacağı konusunda da şüphem yok seyahatnamenin 🙂

  • harika ve son derece akıcı bir yazı olmuş ellerine sağlık

  • yolun açık olsun 🙂

  • Gerçekten güzel bir iş çıkarmışsın,insan okudukça okuyası geliyor.tebrik ederim.bende en az sizler gibi gezmiş oldum,okudukça beynimde canlandırdım o sahneleri…eline sağlık yolun açık olsun….

  • başarılarrrrrrrrrrrrrr

  • başarılar

  • tebrikler şimdiden

  • yolun açık olsun

  • umarım her şey gönlünce olur

  • makalenle ilgili söyliyeceklerimi sonraya bıraktım:)))

  • başaracağından en ufak bir şüphem yok

  • Çok Güzel Emeğe Saygı Beğenelim.

  • 40 yıllık tinerciyim böyle kafa görmedim. Eline, diline, ağzına, kulağına, gözüne, yüzüne sağlık Sir .

  • Gayet başarılı bir yazı. Başarılar dilerim.

  • müthüş olmuş… ellerine sağlık 🙂

  • gayet başarılı :))

  • Çok güzel olmuş 🙂

  • erdal hocam’la birlikte çok güzel 4 gün geçirdik gençlik treninde… Öğretmenler, öğrenciler,çalışanlar derken birçok daldan genç ile birlikte seyahat ettik gençlik treninde… anlatılamaz bir duyguydu, lakin erdal hocam çok ama çok güzel bir şekilde yorumladı, inşallah kazanırsın hocam sana güveniyoruz tam destek arkandayız…

  • elinize sağlık…:)

  • çok başarılı abi :)) readable 😉

  • hocaaaaaaaaaaaaaaaaam çoooooooooooooooooook güzel yazmışsınız maşalah allah nazardan saklasın 🙂 :)) 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂

  • PARİSE BENİ DE GÖTÜRÜRSENİZ DUALARIM HEEEP SİZİNLE …..:( 🙁 🙁 🙁 🙁 (ama beni götürürseniz dualarım heeep sizinle)

  • gerçekten gzl olmuş bizde gezmiş gibi olduk.:)

  • çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzel:) :):) 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 :

  • çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzel:) :):) 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 :

  • paris sizi bekliyorrrrr:) :)(benide tabiki) 🙂 :):) : 🙂 ::):) 🙂 .) . . … 🙂 🙂 🙂 🙂

  • MANŞALLAH HOCCAM PARİSE BENİDE GÖTÜRÜN

  • süper olmuş ellerinize sağlık gzl bir paris geizisi sizi bekliyor…

bir cevap yazın