Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Furkan Turhan

Gençlik Treni Günlüğü – Furkan Turhan

Hayatımın en güzel geçen anılarından birisini yazmaktayım. Yaptığım şey pek akla hayale gelmedik gibiydi bunu çok geçmeden Manisa’da anladım. Manisa’ya indiğimde dışarı ilk adımımı attığımda ‘Ben ne yaptım?’ dedim kendime. Aklımdaki bu sorularla hiç durmadan devam ettik. Güzelce karnımızı doyurduk ve Gençlik Merkezi’nin yolunu tuttuk. Orada benim gibi uzaktan gelen İstanbul’dan Kocaeli’den gelen arkadaşlarla tanıştım. En azından yalnız olmadığımı anladım. Kendime zırdeli diyordum ama Trabzon’dan 20 saatte gelen Soner arkadaşımı görünce hiç de abartılacak bir durum olmadığını anladım. Fazla vakit harcamadan Manisa Tren Garı’nın yolunu tuttuk. Orda bizi Kaymakam Bey, İl Gençlik ve Spor Müdürü, Gençlik Merkezi Müdürü bekliyordu. Sabırsızca beklenen yaklaşık 1 saatin ardından gezi için trendeki yerimizi almıştık. Trene daha önceden bindiğim için fazla beklentim yoktu ama kompartımanlı vagon daha bir değişik geldi, birden alışamadım. Yol arkadaşım Erkan’la yolculuğumuz başladı. Trenimiz Uşak ve Afyon’da su ve yakıt ikmali yapmak için durmuştu. Bir an önce Mevlana’nın diyarı Konya’ya gidip görmek istiyordum. Yollar uzun gelmişti bi de trenle gittiğimiz için daha çok uzuyordu. Uzayan yollara hiç aldırmadan sohbet, gırgır, şamata eğlenceli geçiyordu. İlk günden belliydi hayatımın nadir anlarından birisini yaşıyordum. Derken bir ara uyandım pencereyi açtım baktım ki uçsuz bucaksız araziler. Güneş doğdu doğacak yine sorular kafamı kurcalamaya başladı. Bir ara yine dalmışım sonra gözlerimi Şems’in de diyarı Konya’da açtım.
Konya beklediğimden büyük bir alana yayılmış ve rakımını duyunca şaşırdım kaldım, 1000 küsur. O zaman dedim bizim ecdadımız gerçekten yaşayacağı çok iyi seçmiş. Önce Mevlana Müzesi’ni sırasıyla Karatay Medresesi’ni ve Alaaddin Camiisi’ni gezdik. Daha sonra öğle yemeği için Konya’nın meşhur Sille denen mekanına çıktık. Bölgeyi rehberimizin yönlendirmeleriyle çok güzel bir şekilde dolaştık. Söylenmedik bir şey, eksik bir cümle kalmadı diyebilirim. Bu arada o kadar yorulduk ki herkes ne zaman bitecek demeye başlamıştı. Bazıları da otobüste orda burda şekerleme yapıyordu kendini dinlendirmek için. Ama en güzeli de hem birbirimizi tanımaya çalışıyorduk hem de Konya yöremizi öğrenmeye çalışıyorduk. Konya’daki gezimizi bitirirken Akyokuş’taki manzarayı da söylemeden edemeyeceğim. Akşam yemeği için trene gittik dediler ki semazen gösterisi var otobüs kalkıyor, o nasıl koşmak yediklerim çıkacak sandım sanki arkamdan birisi kovalıyormuş gibi. Neyse ki otobüse yetiştik ve hayran hayran izledik sema yapanları. Trene döndüğümüzde bu gece burda kalacağımızı öğrendik ve o gece Konya sokaklarına aktık diyebilirim. Birara kaybolduk sandım ama yolumuzu bulmak o kadar da zor olmadı.