Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Halil İbrahim Kar

Gençlik Treni Günlüğü – Halil İbrahim Kar

TEB sponsorluğunda Gençlik Treni Projesi ile ücretsiz olarak gezmeye hak kazandığımız Çukurova Gençlik Treni’ne katılmak için, 5 temmuz 2012 tarihinde Perşembe Günü, Hatay`dan Adana`ya üç arkadaş yola çıktık. İlk olarak Mersin`den kalkış yapan Gençlik Treni’ne akşam Adana Garı’nda vakti bindik. Bu arada, öğle vakti gezilen Çukurova Üniversitesi ve Atatürk Evi ziyaretini kaçırdık. Akşam trene bindikten sonra tamamen tesadüfen boş olan bir kompartımana yerleştik. Kompartımanlar iki kişilik olduğu için aramızdan biri yandaki kompartımana geçti. Kompartımana iyice yerleştirdikten sonra akşam yemeğine geçtik. Yemekten sonra tanışma için biraz koridorlarda vakit geçirdikten sonra ufak bir tanıtım semineri gerçekleştirdik.

Tanıtım saatinde bizlere trende uyulması gereken hususları söylediler. Varsa sorularımızı cevapladılar. Daha sonra Mehmet Akif Ersoy`un “Safahat Öyküleri” adlı kitabı ve Ord. Prof. Dr. Ali Fuad BAŞGİL`in “Gençlerle Baş başa” adlı kitabını verdiler. Gezi boyunca (toplam 4 gün) Gençlerle Baş Başa (80 sayfa) kitabını bitirmemiz gerekmekteydi. Çünkü gezinin son günü bu kitap hakkında 25 soruluk bir test yapılacaktı. Sınavda en başarılı öğrenci çeyrek altın kazanacaktı. İsteyen gençlere tabu, satranç gibi oyunlar emanet olarak verildi. Arkadaş benimle oynamak için bir satranç aldı. Gezi boyunca ancak bir oyun oynama şansı bulduk. Daha sonra odamıza çekildik ve odamızı kilitledikten sonra yanımızda getirdiğimiz iskambil kâğıtlarıyla uykumuz gelinceye kadar batak oynadık. Daha sonra uyuduk.

Sabah uyandığımızda Sivas`ın merkezindeydik kahvaltımızı yaptık ve trenden indik. Akdeniz insanına göre yaz olmasına rağmen yine de soğuktu. Biraz üşüdük. Ama çok sorun olmadı. Otobüslerle Sivas`ın merkezine giderken Gök Medreseye uğradık. Sivas’ta bizi karşılayan rehberimiz mekanın tarihini bizlere anlattı. Sonra yeniden otobüslere bindik ve Sivas Kongre Binası’nın önünde indik. Hemen önümüzde Kongre Binası, karşısında Sivas Kalesi ve aynı yerde Çifte Minareli Medrese bulunmaktaydı. Yaya olarak karşıya geçtik ve önce Sivas Kalesini, daha sonra Çifte Minareli Medresenin tarihini rehberimizden dinledikten sonra 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas Kongresi’nin yapıldığı binada bulunan İnkılap Müzesi’ne gittik. Orayı gezdikten sonra yaklaşık 90 dakika serbest zaman verildi.

Artık öğle vakti gelmişti. Acıktığımızı hissettik. Biliyoruz ki trene gittiğimizde yemek yiyeceğiz. Ama biz Sivas`a kadar gelmişken Sivas Köfte yiyelim dedik. Günlerden Cuma olduğu için Cuma namazına gittik ve çıkışta hemen otobüse doğru gittik. Tren garına geldik ve hemen öğle yemeği için trenin yemekhane vagonuna geçtik. Biz zaten toktuk, ama yine de yedik.

Tren, Sivas`ın Divriği ilçesine doğru yola çıktı. Hedefte Ulu Camiyi gezip görmek vardı ve bunun için 3 saat zaman ayrılmıştı. Nihayet Ulu Camiye geldik ve oranında tarihini, önemini, güzelliklerini 2 genç rehberimizden öğrendik. Ulu Camiyle bitişik, Şifahane de bulunmaktaydı. Günümüzün Tıp Fakültesi diyebilirim. Batının akıl hastalarını diri diri gömdüğü yıllarda, ecdadımız bu şifahanelerde akıl hastalarını iyileştiriyorlardı. Ulu cami ve şifahane gezisinin sonuna doğru yaşlı bir amcamız yaklaşık 30 dakika camide güzel bir sohbet verdi. Hava yavaş yavaş kararmaya başlarken biz trene geçtik. Akşam yemeğini yedikten sonra oturma odası dediğimiz vagona geçtik ve arkadaşlarla muhabbet ettik. Tabu oynadık. Uykumuz gelince de kompartımana çekilip, uyuduk.
Sabah uyandığımızda Kayseri Tren Garı’ndaydık. Kahvaltı bittikten sonra sabah 9 gibi otobüslerle Kayseri’yi gezmek için yola çıktık. İlk olarak Kadir Has Kent Müzesi’ne girdik. Orada teknoloji ortamında Kayseri’yi tanıtan kısa kısa filmler izledik. Bizim için ön bilgi oldu. Tekrar otobüslere bindik ve Arkeoloji Müzesi’ne gittik. Müzede mumyalanmış çocuk kalıntıları dikkatimizi çekti. Kaniş Karum (Kültepe)`a gitmedik ama oradan çıkan arkeolojik eserleri müzede gördük. Daha sonra Güpgüpoğlu Konağı’na gittik ve o zamanın zengin ev yapısını, gelin odasını, şark köşesini, mutfağını, tandırını, kuyusunu vs. görme imkânı bulduk. Konaktan çıktıktan sonra yaya olarak kaleye gittik. Kalenin sadece duvarları vardı. Kale içinde Kayserili esnaflar vardı. Zaten kale genelde yükseklere yapılır, bu kalenin alçağa ticaretin olduğu yere yapılmasının sebebi ticareti korumak amacındaydı. Biraz daha yürüdükten sonra Kadınlar Çarşısı’nın ortasında bir Anadolu kadınının heykelinin yanına geldik. Burada serbest zaman verildi. Hatay`ın Antakya ilçesindeki Kapalı Çarşısına oldukça benzeyen Kayseri kapalı çarşısını gezdik. Çarşıda pastırmadan, tekstile, gıdadan, kuyumcuya her şey vardı. Çarşıyı dolaştıktan sonra kalenin arkasındaki parkta oturup, dinlendik. Sonra heykelin orada yeniden toplanıp yaya olarak Gevher Nesibe Şifahanesi’ne gittik. Şifahanenin içini gezdik. Şifahane henüz yeni müze haline getirildiğinden içi bomboş idi. İlerleyen zamanlarda içini dolduracaklar. Sonra şifahanenin önündeki parkta oturduk ve öğle yemeğimizi yedik. Daha sonra otobüslere bindik ve Erciyes Dağı’na doğru yola çıktık. Tabii ki Erciyes Dağı’nın tepesine çıkmadık, ama teleferiklerle oldukça yüksek bir noktaya çıktık. Hava Akdeniz insanı olan bizlere göre zaten soğuktu, daha da soğudu. Üşüdük. Birkaç resim çekildikten sonra fazla duramadan teleferikle geri aşağı indik. Tekrar otobüslerle şehir merkezine indikten sonra yaklaşık dört saat serbest zaman verildi. Kayseri merkezi şöyle bir gezdikten sonra Kayseri Foruma geçtik. Vaktimizi orada harcadık. Vakit geldiğinde buluşma noktasına gittik ve otobüslerle tren garına döndük. Akşam yemeğimizi yedikten sonra Ord. Prof. Dr. Ali Fuad BAŞGİL`in “Gençlerle Baş başa” adlı kitabıyla ilgili 25 soruluk test sınavımızı olduk. Yaklaşık 30 dakika sonra sonuçlar açıklandı ve bir arkadaş çeyrek altının sahibi oldu. Açıkçası ben ve iki arkadaşım kitabı okumamıştık. Artık gezimiz bitmişti diyebilirim. Trendeki son gecemizi geçirmek için kompartımanlara çekildik ve uyuduk. Ertesi sabah isteyen Adana`da, isteyen Mersin`de trenden indi ve evlerine gittiler.

Yüzeysel anlatmaya çalıştım. Yorucu ama güzel bir gezi olduğunu söyleyebilirim. Bence vaktiniz varsa siz de Gençlik Treni Projesi’ne başvurun ve gidin.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın