Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Nilüfer Doğanay

Gençlik Treni Günlüğü – Nilüfer Doğanay

09/07/2012

Merhaba güne aydın bala Türkiye’m 09.07.2012 saat 06.45 Zonguldak Karaelmas Gençlik Treni bugün saat 10.00 civarında ilk durağımız olan Kayseri’ye demir attı. Güzel bir kahvaltıdan sonra hazır bulunan arkadaşlarımla ben hoş bir sohbetin ardından tren garından gruplar halinde rehberler ile otobüslere binerek Kayseri şehrini turlamaya başladık.  İlk gittiğimiz Kayseri Kadir Has kent müzesiydi fazla vaktimiz olmadığı için şehri maket üzerinden rehber eşliğinde gezdik ve gezeceğimiz yerler hakkında bilgi aldıktan sonra hemen ardından arkeoloji müzesine uğradık orda ilgimizi çeken tarihimizle karşılaştık. Bir bir, adım adım tarih kokan müzemizi gezdik sonra açık bir alanda öğle yemeğimizi yedik yine otobüslere binerek hacılar istikametinden Erciyes Dağı’na çıkılarak teleferik turu yaptık.
Zirvenin tadını bire süre çıkaran gençler birbirleriyle bol bol fotoğraf çektirdiler. Erciyes hacılardan tıp merkezine inivererek yine rehberlerimiz eşliğinde tarih kokan müzeyi kısa bir ziyaretin ardından Kayseri kalesine yani merkeze indirildik. Önce Kayseri kalesinin için sonra dışını dolaştık. Ardından Fatih cami ziyaret edildi. Güzel eğlenceli bir günü ardından yer altı çarşısında dolandık. Şehir turundan sonra gruplar halinde tren garına girmek üzere otobüslere bindirildik. Çok geçmeden yemeklerimiz verildi. Yemeğimiz yedik ve çaylarımızı içtik ve 2. istikametimiz olan Divriğe doğru yola koyulduk.
Merhaba gençlik treni gezimizin 3.günündeyiz sabahın erken vakitleri sivasın ilçesi olan Divriğ’e uzunca süren bir gecenin ardından sabahın erken vakitlerinde vardık. Sabah kahvaltısında vardığımız Divriği fazla zaman kaybetmeden rehberlerimiz eşliğinde yola koyulduk. Yine ilk güzergâhımız Ulu Cami ve Daruşşifane ziyaretinde bulunduk. Ulu cami esrarengiz gibi görünen insanı büyüleyici bir enerjisi olan Selçuklular ve Memlüklüler taş mimarisi üzerine kurulmuş en eski en çok simgeye ve anlama gelen yani özelliğiyle günümüze kadar ayakta kalabilen bir tarihi direğimizdir. 6 mimari aslanın elinde işlenmiş bu gizemli eser 4 kapıdan oluşmaktadır. Her işlemesi ayrı bir değer ve tek olan tekrarı edilmeyen bir özellikte olan ve her insan farklı bakış açılarında tek bir hedefe yönlendirebilen, her işlemede ayrı bir değer olan gizlilikler herkesin ilgisini çekmeye başlayan bu mimari yapı İslamiyet’in ve İslamiyet tarihi öncesi yaşayan Türklerin inandıkları maniheizm vs üç boyuta bir görsellikle izlenir. Güzel Ulu Cami rehberlerimiz eşliğinde tüm kapıları teker teker gezdirildi. Her kapının anlam ve önemi anlatıldı kimi zaman mitoloji kimi zaman hikâyeyle yol alan gezimiz ulu camiden ve Darüşşifa hanedan aklımda kalacak birçok şey olmasına rağmen birkaç önemli şeye değinmek istedim.
Cennet kapısı ikindi vakitlerinden sonra güney gölgesindeki mimariye ibadet secde halindeki kadın suretini yine aynı vakitlerde ibadet eden erkeğin gölgesini gösterdi. Gerçekten çok derin geometriye sahip olan geçmişimiz anlatıldı. Şahların girdiği kapı İslamiyet’in dünya ahiret arasındaki yolu gösterir. Şifahane olarak kullanılan Cehennem kapısı akıl hastaların tedavisi için kullanılmış tedavide su sesi kuran ayetleri okutulmuş. Yine cennet kapısının diğer özelliği ise bütün kapının insanın bedenin organlarını resim kolları temsil eder. Secde kapısının humakuşu Memlük, Selçuklu kuş figürleri bulunmaktadır. Secde kapısı rehberimiz balıkçı ve ördeğin hikâyesini anlattıktan sonra ulu cami ziyaretimize son vererek otobüslerimize yöneldik. Şimdi yine trende yolculuğumuza bir sonraki gezi istikameti olan Sivas’a gidiyoruz. Bakalım orada ne gibi güzelliklere sahip olup eşlik edeceğiz.