Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Onur Arslan

Gençlik Treni Günlüğü – Onur Arslan

14/07/2012

Doğan günü yine gördüm. 14 Temmuz 2012 dilimde ilk hece Kayseri bugün ben geldim. Kayseri’yi ilk Kadir Has’tan sorduk öğrendik. Kadir Has Müzesi günün ilk saatlerinde ilk durak noktamız oldu. Kayserili önemli bir işadamı adını taşıyan ve 2003’te açılan bu müze bize girişte büyük bir Kayseri haritasıyla karşıladı. Gezilip görülecek yerlerin adlarını bir öğrendikten sonra bu yerler hakkında kısa bilgiler aldık.
Erciyes Dağına çıktık. Bu dağda yılın 5 ayı kayak yapılıyormuş. Bir rivayete göre bu dağın zirvesinden açık havada Akdeniz görülürmüş, ancak teleferikle bir noktaya kadar çıkıp indik. Dağın zirveleri hala karlıydı. Erciyes dağındayken Mustafa adlı arkadaşım profesyonel dağcıların tırmandığı bu dağa tırmanıp kar toplamak istedi hatta bu fikrini gidip gezi rehberlerimize söyledi. Erciyes dağından sonra Kayseri’ye geri döndük. Kayseri’nin her köşesi ayrı bir medeniyet ve tarih aslında ama biz kısıtlı bir zamanda gezdiğimiz için belli başlı yerleri görebildik. Kayserinin ipek yolu üzerinde bulunması nedeniyle Kayseri tarih boyunca bir ticaret şehri özelliği taşımış. Düz bir ovada bulunan Kayseri kalesinde ticareti korumak için yapılmış iç kale halen sağlam olup dış kale duvarları deprem yandın ve yol yapıyı gibi nedenler ile yıkılmıştır. İç kale halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Kayseri Kalesi’ni de gezdikten sonra şehri gezmemiz için serbest bırakıldık. Ben, Mustafa ve Yusuf ile şehri dolaşırken Mustafa yine saçmalamaya başladı. Düzce’nin buradan daha güzel olduğunu yarım saat savundu. Kayseri’de gezilecek çok sayında mekan olmasına rağmen trenimize geri dönmek zorundaydık. Bu şehir o kadar harika ki tekrar gezebilmek dileğiyle trenime biniyorum.
Bugün Sivas Divriği’nde uyandım. Gezimiz Divriği Ulucami ile başladı. Bu anıt 800 yıllık bir yapı olup Unesco Dünya Miras listesinde olmasına rağmen pek fazla ilgilenilmemiş. Gittiğimiz saatlerde sadece Darüşşifa’yı gezebildik. Camiyi gezemedik. Çünkü imam orada yoktu. Giriş kapısının adına Cennet kapısı deniliyor. Sabah saatlerinde bu kapı üzerinde duran bir kadın gölgesi beliriyormuş. Bunu ilk olarak 2005 yılında bir Japon turist keşfetmiş. Bu anıtın her tarafı altın oran denilen bir ölçüyle yapılmış ve ayrıca batı kapılarında üzerinde Allah yazılı sütunlar depremden önce kendi eksenleri etrafında dönmekteymiş. Bu depremden sonra Anıtı onaran Mimar Sinan’dır.
Bu anıtı anlatan rehberimiz Anıtta’ki her simgenin anlamını bile sorularımıza cevap veren bilgili biriydi. Daha sonra Sivas’ta böyle bir rehberle karşılaşmadık. Anıtı kısa sürede gezdikten sonra trenimize binip Sivas’a yola çıktık. Sivas’ın Çetinkaya kasabası Anadolu’daki tüm trenlerin geçiş noktasıymış. Sivas’ta Çifte Minare ve Darüşşifa, Sivas Arkeoloji Müzesi ve Sivas Kongre binasını gezdik. Burada en çok ilgimi çeken yer Sivas Kongre binası oldu. Bu yer ‘’ İnkılap Müzesi’’ olarak halka açılmış, Mustafa Kemal ve Kongre Delegelerine ait resimler binada o dönemde bulunan eşyalar ve Osmanlı’ya ait bir çok şey sergilenmektedir. Ayrıca Sivas’ta bugün geleneksel Muhsin Yazıcıoğlu bisiklet turu ve akşam da konser organizasyonu vardı. Süremiz kısıtlı olduğu için trene dönmek zorunda kaldık. Yemekten sonra sınav olduk. Bu sınavda 24 doğruyla ikinci oldum. Bugün yanımda diğerlerinden farklı iki arkadaşım Mustafa ve Yusuf olmadığı için eğlenceli bir şey olmadı. Sadece sınav kâğıtlarının üzerine çay döküldü.
Güne Ankara’da uyandım. Kahvaltıdan sonra grubumla Ankara’yı gezmeye Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mezarı olan Anıtkabir’den başladık. Aslanlı yoldan yürüyüp tören meydanına çıktık. 42 basamak merdiven çıktıktan sonra Atatürk’ü mozolenin önünde ziyaret ettik. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde ilk defa Atatürk’ün balmumu heykelini gördüm. Çanakkale savaşları panoramalarını rehberimizde dinledim. Ne zaman Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir şey okusam ya da dinlesem gözlerim yaşlanır duygulanırım. 20 yaşına gelmeme rağmen Anıtkabir’i ilk ziyaretimdir. Böyle bir gezi olmasa belki yıllarca imkân bulup gezemeyecektim. Anıtkabirdeki kısa gezimizden sonra Anadolu medeniyetleri müzesini gezmeye başladık. Bu müze Atatürk’ün isteğiyle kurulmuş. Burada eski Anadolu uygarlıklarından kalan çeşitli eserler sergilenmekte. Buradan da Ankara kalesi sonra Kocatepe Camisine gittik. Kocatepe camisine hayran oldum. Caminin içerisine girdiğimde etrafa bakmaktan sersem oldum. Hayatımda gördüğüm ilk en büyük camiydi. Cami çıkışı serbest zamanımız oldu. Arkadaşımsa Kızılay’ı gezmeye başladık. Ankara’da çok fazla üst ve alt geçit olduğu dikkatimi çekti. Girdiğim bir alt geçitte banka bile vardı. Neredeyse yer altına bir şehir kurulmuş. Girdiğimiz alt geçit çok uzundu, böyle bir alt geçidi ilk defa Ankara’da gördüm. Ankara gezimiz yine trende bitti. Ankara’da her şey çok güzeldi.

Onur Arslan

Henüz yorum yok

bir cevap yazın