Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Onur Kılıç

Gençlik Treni Günlüğü – Onur Kılıç

14-07/2012
Tren garına ilk girdiğim zaman bir sürü insan görüntüsü görmek beni her zaman olduğu gibi ilk başta beni epeyce şaşırttı. Belki de bu kalabalıktan yayılan yoğun duygular beni etkiledi. Birkaç kişiyle yolculukla ilgili birkaç kişiyle yolculukla ilgili birkaç soru sormaya başladım ve bir müddet sonra aramızda sen ve o gibi kavramlar ortadan kalktı. Bu yolculukta daha önceden tanıdığım biri hiç olmamasına rağmen yine de birkaç tanıdık sima ortaya çıkmaya başladı. Şu anki oda arkadaşıma daha önceden tanıştık mı? Diye sorduğumda oda bana bende seni bir yerden hatırlıyorum diyerek cevap verdi. 1-2 saatlik sohbetimizden sonra daha önce hiç tanışmadığımıza karar verdik. İlk günün sabahında bazı hayallerime gerçekleştirmeye çok yakın hayallerimi gerçekleştirmeye çok yakın olmanın mutluluğunu yaşadım. Bu mutluluğumu da otobüste dolanan neşe heyecan utanç gibi duygular arasına gönderdim.
Erciyes Dağı’nın o görkemli görüntüsüne yaklaşmak ve onun gölgesinde bir şehir izlemeyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Sadece Erciyes’ten bahsediyorum, çünkü o mükemmel manzara karşısında diğer gezdiğim hiçbir yerin bir önemi kalmadı bende. Ama bazen iyi bir şey yapıp yapmadığımı doğru yolda olup olmadığım konusunda bir işaret ararım. Bu yüzden etrafta olan bitene bakar, durup yavaşlar ve işaretleri fark etmeye çalışırım. Bu yolculukta Erciyes’e varana kadar o işaretlerden onlarcasına rastladığımı da belirtmeliyim.

Gün sonunda herkes sessiz yorgun ve huzur doluyken ben hayata anlam yüklemeye çalışırken önüne çıkan sonsuz seçenekleri görmemiz gerektiğini düşünüyorum. İyi veya kötü doğru veya yanlış her neyse ve ilk günün sonunda bu yolculuğun uzun süre aynı şekilde yaşayan bana bir anlam bir doluluk kazandırdı.
Onur Kılıç

14-07/2012

Tren garına ilk girdiğim zaman bir sürü insan görüntüsü görmek beni her zaman olduğu gibi ilk başta beni epeyce şaşırttı. Belki de bu kalabalıktan yayılan yoğun duygular beni etkiledi. Birkaç kişiyle yolculukla ilgili birkaç kişiyle yolculukla ilgili birkaç soru sormaya başladım ve bir müddet sonra aramızda sen ve o gibi kavramlar ortadan kalktı. Bu yolculukta daha önceden tanıdığım biri hiç olmamasına rağmen yine de birkaç tanıdık sima ortaya çıkmaya başladı. Şu anki oda arkadaşıma daha önceden tanıştık mı? Diye sorduğumda oda bana bende seni bir yerden hatırlıyorum diyerek cevap verdi. 1-2 saatlik sohbetimizden sonra daha önce hiç tanışmadığımıza karar verdik. İlk günün sabahında bazı hayallerime gerçekleştirmeye çok yakın hayallerimi gerçekleştirmeye çok yakın olmanın mutluluğunu yaşadım. Bu mutluluğumu da otobüste dolanan neşe heyecan utanç gibi duygular arasına gönderdim.

Erciyes Dağı’nın o görkemli görüntüsüne yaklaşmak ve onun gölgesinde bir şehir izlemeyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Sadece Erciyes’ten bahsediyorum, çünkü o mükemmel manzara karşısında diğer gezdiğim hiçbir yerin bir önemi kalmadı bende. Ama bazen iyi bir şey yapıp yapmadığımı doğru yolda olup olmadığım konusunda bir işaret ararım. Bu yüzden etrafta olan bitene bakar, durup yavaşlar ve işaretleri fark etmeye çalışırım. Bu yolculukta Erciyes’e varana kadar o işaretlerden onlarcasına rastladığımı da belirtmeliyim.

Gün sonunda herkes sessiz yorgun ve huzur doluyken ben hayata anlam yüklemeye çalışırken önüne çıkan sonsuz seçenekleri görmemiz gerektiğini düşünüyorum. İyi veya kötü doğru veya yanlış her neyse ve ilk günün sonunda bu yolculuğun uzun süre aynı şekilde yaşayan bana bir anlam bir doluluk kazandırdı.

Onur Kılıç