Ana SayfaYaşamKişisel Gelişim‘Gereksiz’ düşüncelerden sıyrılın!

‘Gereksiz’ düşüncelerden sıyrılın!

Gündelik hayatın koşuşturmacası içinde ne çok düşünülecek şey var, değil mi? Oysa zihninizi meşgul eden düşüncelerin yüzde 99’unun ‘gereksiz’ olduğunu söylesek? Düşünce sisteminizi değiştirmeniz zor değil…

Çocuğun okul taksitlerini düşünün, faturaları düşünün, toplantıyı düşünün, akşam ‘gitmeniz gereken’ iş yemeğini düşünün, düşünün de düşünün! ‘Nasıl düşünmeyelim ki!’ dediğinizi duyar gibiyiz. Oysa zihnimizi allak bullak eden tüm bu düşüncelerin yüzde 99’unun size bir yarar sağlamadığını söylesek… Yalnız ‘düşünce’lerin diyoruz, olayların ya da kişilerin değil… Ve tabii ki zihninizi esir almaya devam ettiklerini….

PRAGMATİZM NE SÖYLÜYOR?

Günümüz insanı ‘çok düşünüyor’. Düşünüyoruz, endişe ediyoruz, strese giriyoruz.
Pragmatizmden yola çıkarak biraz daha açalım konuyu… Bildiğiniz gibi Pragmatizm (Faydacılık), doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak, yalnızca eylemlerin sonuçları ile değerlendiren ve onlara yalnızca sağladığı ‘fayda’ açısından bakan felsefi akım. Pragmatizme göre gerçeklik ve doğruluk insanın bakış açısından, kanaatlerinden, dolayısıyla da eylemlerinden bağımsız değildir. Gerçeklik, doğruluk ve insan eylemlerinin sonuçları, sağladığı başarı ve yararlarla değerlendirilir.
ABD ve İngiltere’de yaygınlaşan, toplumun yaşam felsefesi haline gelen Pragmatizmin önde gelen temsilcileri ABD’li William James, John Dewey ile İngiliz Schiller’dir. Dewey ve James, ‘hazcı ahlak anlayışı’nı savunur. Bir davranışın sonucunda ortaya çıkan faydaya göre değenlendirme yapılır. Eğer bir eylemin sonucunda yarar varsa, eylem ahlakidir. “Bir eylemin de herkesin çıkarına hizmet etmeyeceği göz önünde bulundurulursa, evrensel ahlak yasası yoktur” der, William James…

ZİHİN SİZE HİZMET ETMELİ

Pragmatizm, zihni bir araç olarak görür. Yani zihniniz sizin aleyhinizde çalışmamalı, size hizmet etmeli! Zihinlerine hükmedemeyenler, bunun imkansız olduğuna inanır ve şöyle söylerler: “Bunları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.”
Oysa ki bu bir yetenek. Deneyerek de öğrenebilmek mümkün. Başka bir deyişle, ne düşüneceğinize karar vermek sizin elinizde. ‘Düşünmeme’yi de seçebilirsiniz.
Ve inanın bu davranış şekli, hayatınızda öğrenebileceğiniz en önemli şeylerden biri… Bu bir yetenek. Doğuştan gelen bir şey de değil. Sonradan kazanmak mümkün. Oysa neleri düşünerek ve strese girerek hayatı kendinize zehir ediyorsunuz? “Acaba patronum benim hakkımda ne düşünüyor? İşimi kaybedersem ne yaparım? Beni seviyor mu? Neden hayatım yolunda gitmiyor? Neden başkalarının hayatı çok güzel ilerlerken ben hep tökezliyorum? Ya kanser olursam? Hiçbir şeyi tamamlayamıyorum, neden?” Ve bu liste uzayıp gider. Ve bu liste, inanın üzerinde düşünülecek konular değil! Bu düşüncelerin sizi getirdiği ruh hali şu: Suçluluk, kızgınlık, kırgınlık, çaresizlik, vs.

ASLINDA SORULACAK TEK SORU VAR

Tek bir soru var aslında: Bu soruların ya da düşüncelerin sizi getirdiği nokta ne? Kanser olacağınızı düşünmek size kazandırıyor mesela? Hiç… Sadece daha çok endişeleniyorsunuz.
Öncelikle bu sorudan yola çıkarak, ‘daha az’ düşünmeye, ‘daha az’ endişenlenmeye odaklanın. Deneyin.
Kendinizi eleştirmeyin. Derin bir nefes alın. Sadece nefes alıp vermeye odaklanın. Kendinize meşgul olacağınız alanlar, hobiler yaratın. Unutmayın, zihin size hizmet eder; siz ona değil.