Ana SayfaYaşam“Graffiti”den “Mural”e, Sokak Sanatının (Street Art) Dünü, Bugünü, Geleceği

“Graffiti”den “Mural”e, Sokak Sanatının (Street Art) Dünü, Bugünü, Geleceği

Hiphop Kültürü, Street Art/ Sokak Sanatı, bir kenti tuval olarak görme, çok sayıda insana ulaşma imkanı… Günümüzde ünlü müzelerde de sergilenen, adına festivaller düzenlenen “graffiti”, sosyal medya platformları sayesinde daha da popüler…

Dream Sales Machine tarafından üçüncüsü düzenlenen İstanbul Comics and Art Festival, 07-09 Eylül’de, Club Quartier ve Moda All Saints Kilisesi’nde sanatseverlerle buluştu. Bu yıl kadın kimliğini ön planda tutan festival, Kadıköy sokaklarını daha çok şenlendirdi. İstanbul’un en renkli açık hava festivali olma özelliğini taşıyan İstanbul Comics and Art Festival’in graffiti alanında bu yıl dört kadın graffiti sanatçısı yer aldı. Uluslararası katılımcılarıyla “Kadın” kimlik temasıyla düzenlenen festival, kamusal alan enstalasyonları, çizgi roman ve illüstrasyon stant ve sergileri, canlı graffiti çalışmaları, katılıma açık atölyeleri, sanatçı katılımlı seminerleri, şehre ve hayata ilişkin çizgi dünyası ve farklı sanat disiplinleri üzerinden yaratıcı deneyim alanlarıyla dikkat çekti.

Slovenya’da bir kadın graffiti sanatçısı… İstanbul’un en renkli açık hava festivali olma özelliğini taşıyan İstanbul Comics and Art Festival’in graffiti alanında bu yıl da dört kadın graffiti sanatçısı yer aldı.

Günümüzde sosyal medya platformları sayesinde graffiti ve sokak sanatları, çok daha popüler. Instagram’da graffiti ve streetart hashtag’leriyle yapılan milyonlarca paylaşım söz konusu. Duvar, bina gibi büyük bir yüzeye çizilen resim anlamına gelen “mural”lerin en güzel örneklerine özellikle İstanbul Kadıköy’de rastlıyoruz. Çok büyük boyutlarda ve mevcut mimari yapıyı dikkate alarak hazırlanan mural’ler (duvar resimleri), İstanbul’da Kadıköy başta olmak üzere birçok semtte karşımıza çıkıyor. Ne güzel! Mural İstanbul’a da bir parantez açalım: 2012’den bu yana Kadıköy’ün duvarlarını yerli ve yabancı mural sanatçılarıyla buluşturan Mural İstanbul, 2-16 Eylül’de de Sarıyer’deydi. Belediyelerin de destek verdiği etkinlik kapsamında, Çayırbaşı Caddesi üzerindeki üç duvar, üç yerli sanatçıya emanet edildi; Esk Reyn, Max on Duty ve Leo Lunatic burada da çalışmalarını sergiledi.

Yıl: 2015… İstanbul sokaklarından muhteşem bir çalışma.

“Kilroy Was Here”

Son dönemde çok konuşulan graffiti’yi biraz daha yakından tanıyalım. “Graffiti; görsel sanatların rock’n roll’u, ABD’den çıktı ve son 40 yıldır yükselişini tam gaz sürdürüyor.” Bu sözler, graffiti kariyerine 70’li yıllarda ABD New York’taki metro trenlerine graffiti çizerek başlayan, “Irak Crew” üyelerinden birine ait. Düzgün yüzeylere çizimler veya karalamalar anlamına gelen “graffiti” kelimesinin kökeni İtalyanca “sgraffiti/ çizik”ten geliyor. Yunanca’daki “graphein/ yazmak” sözcüğüne atıf yaparak Roma mimarisi üzerinde bulunan işaretler kastedilirken “Tagging/ etiketleme” ise birinin duvara ismini yazmasının modern şekli. Graffiti sanatçısı, mahlasını (takma adını) “tag”leyerek diğer sanatçılara veya dünyaya adını duyurur; “Ben buradayım/ Burası benim bölgem” demiş olur. Genellikte sprey boya ya da marker kalemlerle yapılır.

Graffiti, muhalif tavrı nedeniyle genellikle sokaklarda kendine yer bulmuş bir sanat dalı. 40’lı yıllarda Berlin Duvarı’nı kaplayan graffitilerden ABD’de II. Dünya Savaşı döneminde çok popüler olan “Kilroy Was Here/ Kilroy Buradaydı” çizimine, bu sokak sanatı buhran dönemlerinde “sokağın sesi” oldu.

Berlin Duvarı graffiti’leri, dönemin en önemli belgelerinden de biri.

60’larda ABD’de siyahilerin öncülük ettiği, sonradan da muhaliflerin ve gençlerin kendilerini ifade etme biçimi olarak gördüğü bu “altkültür”, kitle eylemlerinde veya sosyal olaylarda kişi ya da grupların birbirlerini bulabilmeleri amacıyla da kullanıldı.

Bronx’tan Soho’ya 

70’li yıllarda New York’taki ekonomik kısıtlamalardan bunalan halk, tepkilerini toplu taşıma araçları ve metroların içine yazarak göstermeye başladı. New York’un Bronx semtinde başlayan akım, kısa sürede bütün ülkeye yayıldı. ABD New York’ta patlayan akımın uğrak noktası ise Bowery Mural adıyla anılan duvar olurken ilk graffiti örnekleri genellikle sözler ve yazılardan oluşuyordu. “Bowery Mural” underground graffiti dünyasında ünlendi, Manhattan Soho’daki René Moncada’nın “I AM THE BEST/ En İyi Benim” duvar yazıları da şehirde konuşulmaya başlandı.

New York Soho’dan Ron English imzalı bir çalışma.

80’ler itibariyle “graffiti”, bir sanat dalı olarak kabul edildi. Bazı ülkelerde hala yasaklansa da metropollerde sokak sanatları adına turlar düzenleniyor, festivaller organize ediliyor.

Litvanyalı sanatçı Ernest Zacharevic imzalı, 3 boyutlu bir mural. Üstteki fotoğraf, Malezya’daki Camera Museum’dan.

Graffiti Sanatçısının İmzası 

Birçok sanat dalında olduğu üzere graffiti’de de farklı ifade biçimleri mevcut. Sanatçıların “tuval”leri her zaman duvarlar değil; bina cepheleri, kepenkler, zeminler, tren vagonları, otobüs tutacakları, çöp konteynırları da onların sanatlarını sergilediği yerler/ mekanlar… Zorlu noktalardaki graffitilere “heaven/ cennet” denirken markaların tanıtımlarında da graffitileri kullandığını görüyoruz. Gerilla pazarlamanın en önemli unsurlarından kabul edilen şablon resimler (stencil) veya etiket (sticker) adlı, farklı formlarda duvarlara yapıştırılan kağıtlar da bu sokak sanatının bir parçası.

New York Bronx’ta, Banksy imzalı bir “Sokak Sanatı/ Street Art” çalışması.

Peki dünyaca tanınan ünlü graffiti sanatçıları kimler? İngiltere başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki duvar resimleriyle adını duyuran Banksy; savaş karşıtlığı, çevreciliği, hayvan haklarını savunuculuğu ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlarıyla biliniyor. Başkanlık için yarıştığı sırada Obama’ya hazırladığı poster tasarımıyla adını duyuran Shepard Fairey; doğadaki figürleri kente taşıyan Gaia; “dışavurumcu” Jean-Michel Basquiat; 2011 yılında TED ödülü kazanan JR; Moskova, İstanbul, Londra, Paris ve İstanbul’da sanat eserlerine rastladığımız İspanyol sokak sanatçısı Pejac; “İran’ın Banksy”si olarak ünlenen Blackhand; terkedilmiş binalara yaptığı büyük hayvan figürleriyle tanınan Belçikalı sokak sanatçısı Roa; Taliban’ın tehdit ettiği Malina Süleyman; Litvanyalı Ernest Zacharevic; mizahi diliyle tanınan İtalyan sokak sanatçısı Fra.Biancoshock; Kanadalı Peter Gibson; full-time bir ofis çalışanı olan Fransız OakOak; Parisli MTO ve Rusya’nın Banksy’si olarak bilinen P183, en başarılı ve tanınmış isimler arasında.

Müzayede “Graffiti Ruhu”nu Öldürür mü? 

“Graffiti”nin uzun yıllar illegal sayılması, graffiti yapan kişilerin cezalandırılması; “graffiti”nin bir sanat dalı olmasını engelleyemedi. Bu eserlerin satışa hazır hale getirilmesi, markaların pazarlama kampanyalarında graffiti’yi kullanması ve geçen yıl sonu itibariyle Sotheby’s’in Hong Kong Çağdaş Sanat Vakfı (HOCA) ortaklığıyla ilk kez sokak sanatı başlığı altındaki eserlere yönelik bir müzayede düzenlemesi ise başka bir tartışmayı alevlendirdi. Müzayedede Invader, Vhils, Shepard Fairey ve José Parlá gibi sanatçıların yaklaşık 37 işi, 370 bin dolara alıcı buldu. Koleksiyonerler ve müzeler, bu “işleri” tanıdı; hem sanatçılar hem de satışı gerçekleştiren kurum ve kuruluşlar, satışları birer ‘bağış’ olarak gösterdi ama… Bu görüşe karşı çıkanlar da şunu sordu: Şimdi bu eserler, içlerinde barındırdıkları fikir ve ruhla birlikte mi satıldı? Nerede kaldı “graffiti” ruhu? Görünen o ki graffiti ile ilgili tartışmalar farklı paltformlarda devam edecek.

Graffiti seviyorsanız kentlerin dört bir tarafına yayılan bu sanat eserlerini keşfe çıkın. Kim bilir belki de çok az kişinin gördüğü bir “eser”e denk düşer ve siz de sosyal medyada paylaşırsınız. Açık havada hem sanat hem de keşif mi? Tabii ki!

 

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın