Ana SayfaYaşamKişisel GelişimHer Şeyi Erteliyoruz, Hayatımızı Bile! “Ertelemek”ten Vazgeçirecek Bilimsel Yöntemler

Her Şeyi Erteliyoruz, Hayatımızı Bile! “Ertelemek”ten Vazgeçirecek Bilimsel Yöntemler

Ödevinizi, bir projeyi, faturaları ödemeyi, geçen yıldan bu yana aklınızda olan bir kitabı okumayı, uzun süredir gitmeyi planladığınız bir seyahati… Erteliyor musunuz? Yalnız değilsiniz! Modern çağın “kötü” alışkanlıklarından biri olan “erteleme” ile baş etme yollarını sıralıyoruz.

Bugünlerde herkes yoğun! İş yoğunluğu, ders yoğunluğu, sınav yoğunluğu, ev işlerinin karmaşası, vs. İster istemez “sorumlu” olduğumuz pek çok şeyi erteliyoruz ki hayatımız dahil! Oysa ki zamanı daha verimli kullanarak ve “ertelemek”ten vazgeçerek daha “kaliteli” bir hayat da mümkün.

Neden erteliyorsunuz? Sorumluluktan mı kaçıyorsunuz yoksa mükemmeliyetçi misiniz?

“Procrastination”, Türkçede tam karşılığı olmayan bir süreci ifade ediyor. Ağırdan almak, ertelemek diyebiliriz. “Ertelemek” öyle garip bir alışkanlık ki (zamanla alışkanlık haline geliyor) asıl yapılması gerekenleri erteleyip daha keyif veren şeyleri yapmamıza neden olan bir davranış şekli. Sevdiğimiz bir filmi izliyoruz ama ya ödevler? Arkadaşlarımızla buluşuyoruz, peki ya bitmesi gereken o proje? Erteliyoruz! Bir işi yapmak istediğimiz zamanla yaptığımız zaman arasındaki fark; ertelemek… Sonuçları da takdir edersiniz ki pek hoş olmuyor.

Psikoloji profesörü Clarry Lay’in erteleme davranışı hakkında 1986 yılında Journal of Research on Personality’de yayınlanan makalesine göre “ertelemek”; başarı, enerji ya da özgüven hislerinden bağımsız olarak ortaya çıkar. Yani ister yeteneklerinize güvenin ister enerjiniz yüksek olsun ya da başarma azminiz olsun, tüm bunlar yapmanız gerekenleri yapmamanıza engel teşkil etmiyor.

Parkinson Kanunu/ Parkinson Yasası Nedir?

Birkaç bilimsel yönteme bakalım. Bunlardan biri Parkinson Yasası ya da Parkinson Kanunu. Nedir Parkinson Yasası? Bir işin tamamlanması için belirlenmiş olan sürenin gerekenden uzun olması durumunda işin o sürenin tamamını kapsayacak şekilde uzaması. Herhangi bir işi yapıyoruz, ona zaman ayırıyoruz ve bu süre, o işin yapılış süresinin de en önemli belirleyicisi oluyor.

Bir iş, bitirilmesi için ona ayırdığınız sürenin hepsini kapsayacak şekilde uzar! Parkinson Kanunu, bu mantığa dayanıyor.

Parkinson Kanunu ilk kez Cyril Northcote Parkinson’un Ekonomist dergisinde 1955’te yer alan hiciv yazısının ilk cümlesi olarak ortaya çıkmıştır: “Bir iş (daima), bitirilmesi için kendisine ayrılan sürenin hepsini kapsayacak şekilde uzar.”

Cyril Northcote Parkinson, bu söylemi İngiliz devlet memuru olarak çalışırken edindiği deneyimlerle oluştururken 1957 yılında “Parkinson’s Law: The Pursuit of Progress” (Parkinson Kanunu ve Yönetime Dayalı Diğer Çalışmalar) adlı bir kitaba imza atmıştır. Parkinson’un kendi gözlemlerine dayanarak oluşturduğu ve kendi adını verdiği yasaları formüle ettiği kitapta, “verimlilik” üzerine şu noktalara dikkat çekilmekte:

Zamanı Nasıl Verimli Kullanırız?   

  1. Bir işin tamamlanması için gerekli olan bir süre var, öyle değil mi? Eğer bu işi ne kadar uzatırsanız, işin de o süreye yayıldığına tanıklık edersiniz. Eninde sonunda o iş bitecek, ya bir günde ya da bir saatte…
  2. Parkinson Kanunu’na göre yapmayı planladığınız iş, gerekli olmasa bile ona ayırdığınız süre kadar genişler. Bir işe harcadığınız ekstra zaman, o işin kalitesini artırmaz. Oysa ki çoğu kişi bu ekstra zamanı bir avantaj olarak görür.
  3. Yapılan çalışmalara göre insanlar öncelikle şu soruyu soruyor: Bu işi tamamlamak için ne kadar sürem var? Ama sorulması gereken asıl soru ise şu: Bu işi tamamlamak için ne kadar süreye ihtiyacım var? Dolayısıyla zamanı verimli kullanamıyor, “erteliyoruz”.
  4. “Bürokratik veya idari birimler”in büyümesi, genel verimliliği düşürmekte… Bir görevle ilgili çalışan sayısının çoğalması, her birinin daha az etkili hale gelmesine yol açmakta. Parkinson Kanunu, bir işe ayrılan kaynakların bir kez belirlenmesinin, bu kaynakların gerek olsun olmasın, kullanılacağı anlamına gelmesi demek… Ayrıca kaynakların kısıtlanması da önemli çünkü genel eğilim (ihtiyaç olmasa bile), kaynakların hepsinin tüketilmesi yönünde.

Asıl Sorun, Ne Kadar Zamanınız Olduğu Değil

  1. Parkinson Kanunu der ki bir işi tamamlamak için “gerçekçi olarak” ihtiyaç duyduğunuz zamanı belirleyin. Yani asıl konu, ne kadar zamanınız olduğu değil! Kendinize şu soruyu sorun: Bu işi ne kadar sürede sonlandırabilirim? Gerçekçi bir şekilde süreyi belirledikten sonra da hemen çalışmaya başlayın. Kısa süreli işler için “30 dakika- 1 saat” gibi bir zaman koymak, uzun süreli işler için ise 1 gün, iki gün gibi bir tarih belirlemek akıllıca.
  2. Süre belirlemek, işin kalitesini de düşürmemeli. İşinizi verimli bir şekilde, hatta belirlediğiniz süreden daha erken bir zamanda bitirmeye odaklanın.
  3. Diyelim ki çok uğraştınız ama bir çözüme ulaşamadınız. Elinizdeki işi bir süreliğine bırakın, farklı işlere yönelin. Beyninizi o işten bir süreliğine uzaklaştırın, enerjinizi toplamaya çalışın. Daha sonra işinize geri dönün.
  4. Parkinson Kanunu, işinizi -eğer mümkünse- kategorilere ayırmanızı öğütler. Daha sonra da bir zaman çizelgesi hazırlayabilirsiniz.

Pomodoro Tekniği Nedir?

Belki de sekiz saat kesintisiz çalıştığınızı düşünüyorsunuz ama ya kahve molaları? Telefon konuşmaları? Sosyal medya hesaplarınızı o süreçte ne kadar sıklıkla kontrol ettiniz? İşte o zaman işin verimi de kalmıyor.

“Ertelemek” ten vazgeçmek için bir değer teknik de 80’lerde Francesco Cirillo tarafından geliştirilen Pomodoro Tekniği. “Pomodoro” İtalyanca domates demek! Cirillo, öğrencilik yıllarında bu tekniği uygularken domates şeklinde bir zamanlayıcı kullandığı için yönteme de bu adı vermiş.

Peki nedir Pomodoro Tekniği? 25-30 dakika çalışıyor, 5 dakika ara veriyorsunuz. Her 25-30 dakikada bir, 5 dakika ara vermek ilk bakışta çok fazla ara veya çalışmaya çok fazla ara vermek gibi görünse de tekniğin mantığını biraz açalım.

1 pomodoro, bu 25-30 dakikalık süreye eşit. Dört pomodoro yaptığınızda, yarım saatlik bir mola verebilirsiniz. Günde 6-12 arası pomodoro yapmak da ideal. Bu da 3-6 saat arası bir zaman dilimi demek.  

“Kesintisiz” Çalışmayı Yanlış Anlıyoruz

Masadan hiç kalkmadan 3-4 saat çalıştığınızı varsayalım. Günün sonunda kaç saat “kesintisiz” çalıştığınız mı önemli, yoksa kaç tane işi tamamladığınız mı? Kesintisiz çalışmak, bir bakıma masadan kalkmadan çalışmak anlamına geliyor. O süreçte maillerinize baktınız mı? Telefon konuşması yaptınız mı? Sosyal medya hesaplarınızı kontrol ettiniz mi? Mutlaka olmuştur ki o zaman “kesintisiz” çalışmış olmuyorsunuz!

Pomodoro Tekniği’nde 25-30 dakika boyunca yalnızca bir işe odaklanmanız şart. Yani e-mail’lerinize o süreçte bakmayacaksınız, mesajlarınıza bakmayacaksınız, telefonunuzu sessize alacaksınız. 25 dakika boyunca tek bir işle ilgileneceksiniz. 5 dakikalık arada telefonunuzla ve mesajlarınızla ilgilenebilirsiniz. Diyelim ki çok önemli bir telefon geldi, zamanı durduruyorsunuz. Telefona cevap verip kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. 5 dakikalık ara biraz uzayabilir ama yarım saat olmamalı. Bir plan yaparak işe koyulun, günlük de olabilir, haftalık da… Pomodoro Tekniği, “erteleme” alışkanlığından vazgeçmek, zamanı daha verimli kullanmak için denenebilir!  

Kişisel Gelişim Uzmanlarından Tavsiyeler

Kişisel gelişim uzmanlarından da birkaç “denenmiş” tavsiye de verelim. Önce farkındalık yani ertelemeye başladığınız zamanı fark etmekle başlıyor her şey… Sonra nedenlerini sorguluyor, ardından da zamanı daha iyi yönetebilmek için adım atmaya başlıyorsunuz.

Yapmak istemediğiniz şeyler için hep bir bahaneniz oluyor mu? Bunun farkına varın. Neden “erteliyorsunuz”? İşinizi mi sevmiyorsunuz? O zaman keyifli kısımlarına odaklanmaya bakın. Keyif vermeyen yönlerini de bir an önce halletmeye çalışın. Mutlaka bir programınız olsun. Organize olun, yapılacaklar listesi hazırlayın. Başarısızlıktan korkuyor musunuz? Bu korkuyla baş etmeye çalışın. Çok mu mükemmeliyetçisiniz ya da kararsız? Alın, size birçok neden!

Öncelikle erteleme davranışının nedenini bulun ve daha sonra bir strateji geliştirin. İşi bitirdiğinizde kendinizi ödüllendirebilirsiniz, çevrenizden sizi kontrol etmeleri için yardım isteyebilirsiniz, işinizi ihmal ettiğiniz anda yaşayacağınız olumsuz durumları da düşünerek sorumluluk duygunuzu güçlendirebilirsiniz. Liste oluşturun, önceliklerinizi belirleyin, zaman kısıtlaması olan hedefler koyun, adım adım ilerleyin. İşlerinizi asla gözünüzde büyütmeyin! O işi tamamladığınız andaki rahatlama hissi her şeye değecek.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın