Ana SayfaSporİnovasyonİnovasyonun Spordaki Yüzü: Sadece sola dönen ayakkabılar, katlanan koltuklar, örümcek kameralar ve daha niceleri

İnovasyonun Spordaki Yüzü: Sadece sola dönen ayakkabılar, katlanan koltuklar, örümcek kameralar ve daha niceleri

TEB’in de sponsoru olduğu, Türkiye İnovasyon Haftası’nın düzenlendiği bu günlerde, sporda inovasyonun tarihine doğru bir yolculuğa çıkalım. Dünyanın en büyük spor organizasyonu Olimpiyatlar spordaki inovasyonu gözler önüne seriyor.

3

Zeus ve inovasyon

Küresel çaplı en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyatlar’a Brezilya bu yıl ilk kez ev sahipliği yaptı. Bu festivalin açılışını 3 milyar kişi izledi.10 bin 500 sporcunun altın madalya için kıyasıya yarıştığı Rio Olimpiyatları, inovasyondan faydalanan son küresel spor etkinliği oldu. Antik Yunan’da temeli atılan Olimpiyatlar’ın dünya tarihine ilk katkısı ise ‘Tanrıların ve İnsanların Babası Zeus’un Olimpiya’daki tapınağı oldu. Peki, inovasyon spor ve Olimpiyatlar tarihine nasıl bir katkı sağladı?

1

1932 ve 1964: Tutarlı ve senkronize zaman kaydetme

1932 Olimpiyatları’nda Omega’nın ürettiği zaman ölçere kadar, belirli bir zaman dilimi ile sınırlanan veya ‘önce bitirenin kazandığı’ yarışmaların sonuçlarının ölçülmesi ve hatasız tespiti oldukça zahmetli bir süreçti. Yıl 1964’e geldiğinde Tokyo’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nda ise analog kronograf yerini dijitale bırakmıştı. Öyle ki, yarışı başlatan hakemin silahından çıkan sesle birlikte zaman işlemeye başlıyordu. Yarış sona erdiğinde ise saniyenin yüzde birine kadar ölçüm yapabilen kronograf ile doğru ve sağlıklı sonuçlar alınabiliyordu. Bu hem Olimpiyat tarihi hem de spor tarihi için adeta bir kilometre taşıydı.

Televizyondan yayınlanan ilk Olimpiyat

Zamanın ölçümlenmesinin bir sorun olmaktan çıktığı 1932 Kaliforniya Olimpiyatları’nın ardından (Silikon Vadisi’nin neden Kaliforniya’da doğduğuna belki de şaşırmamak lazım) 1936 Berlin Olimpiyatları, ilk defa televizyonda yayınlanarak tarihe geçti. Hatta Almanlar, bu şölenin toplu olarak izlenebileceği 25 merkezi büyük televizyonlar ile donatmayı da ihmal etmemişlerdi! Her ne kadar görüntüde yaşanan sıkıntı nedeniyle televizyonların başındaki Almanlar, polo yarışlarında sadece siyah atları seçebilseler de, yine de tarihi bir ana, saniyesi saniyesine tanıklık etmişlerdi. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Londra’da 1948 yılında düzenlenen Olimpiyatlar ise televizyonlar aracılığı ile yarım milyon insana ulaşmıştı. 2008 Olimpiyatları ise yüksek çözünürlük teknolojisinin de katkısı ile 4.7 milyar insan tarafından izlenmişti. Ancak teknoloji bununla da yetinmedi. BBC Rio Olimpiyatları’ndaki her müsabakayı canlı yayınlayarak zor bir başarıya imza attı.

Pirinç Çeltiği İle Daha İyi Tutunan Ayakkabı!

Çin’de düzenlenen 2008 Olimpiyatları’na ise atletler için geliştirilen inovatif ürünler damgasını vurdu. Nike’ın PreCool Vest isimli ürünü, yarış öncesi ısınan atletlerin ısınan kaslarını soğutmayı hedeflemişti. Çünkü araştırmalara göre yarış öncesi kaslarının sıcaklığı azalan atletlerin dayanıklılığı yüzde 21 oranında artırıyordu. Adidas ise sadece sola dönen atletler için tasarladığı özel ayakkabılar ile sahneye çıkarken, yine Nike Bianchi’nin BMX modeli için özel bisiklet ayakkabısı ve tekvando müsabakaları sırasında hakemlerin darbe seslerini daha iyi duyabilmesi için özel Tekvando ayakkabısı üretmişti. Ancak yapımında pirinç çeltiği kullanılan ve tutunmayı yüzde 10 artıran (daha doğrusu artırdığı iddia edilen) maraton yarışçısı Hitoshi Mimura’nın ayakkabıları Pekin Olimpiyatları’na damgasını vuran inovatif çalışma oldu.

DiveCam ile yüzücüleri suyun altına kadar takip edin!

2008 Olimpiyatları’ndaki gelişmelerden nasibini alan yalnızca sporcular almamıştı. Tellerle kontrol edilen ve yaygın olarak ‘örümcek kamera’ diye bilinen DiveCam sayesinde yüzücülerin, tramplene çıkmaya veya tırmanmaya başladığı an itibariyle her saniyesi canlı olarak ekranlara getirtilebiliyordu. Sistemin hareket kabiliyeti ise Rönesans’ın bilimsel devrimine çok önemli katkı sağlayan İtalyan bilim adamı Galileo Galilei’nin fikir babası olduğu bir mekanizma olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim.

‘Taşınabilir Stadyum’ ve ‘Sosyal Olimpiyatlar’ Dönemi

Gerçekten stadyumun taşınabilmesi henüz mümkün değil ama yakınız! Zira Çin’deki Olimpiyatlar’da sporcuların ve izleyicilerin hayatlarına sunulan pek çok katkının ardından, bu kez Londra Olimpiyat ekibi inovasyon ile tüm dünyayı Londra’da şaşırtmaya karar vermişti. 2012 Londra Olimpiyatları için inşa edilen 80 bin seyirci kapasiteli stadyumdaki 55 bin koltuk sahip olduğu paketlenip taşınabilme özelliğine sahipti.

2

Ancak yalnızca bu değildi Londra’nın sürprizi. Twitter sayesinde yaşadıkları deneyimleri her dakika paylaştıkları yüzlerce Tweet ile tüm dünyaya duyuran Olimpiyatseverler için Londra’nın toplu taşıma, özellikle de metro, sistemini kapsayan dünyanın en büyük kablosuz internet ağı da oluşturulmuştu.

Rio’da İki Yeni Spor Dalı: Uçurtma Sörfü ve Rugby

2016 Olimpiyatları’nda ise iki yeni spor dalı karşımızdaydı. Yelken sporları branşında rüzgar sörfü yerini uçurtma sörfüne bırakırken, dünyada popülerliğini gittikçe artıran rugby de artık Olimpiyatlar’ın bir parçası haline gelmişti.

4


Basketbol ve inovasyon LA Clippers’ta buluştu

İnovasyon küresel spor etkinliklerinden küresel spor markalarına geçiyor. İlk olarak NBA’e geçtiğimizde inovasyonun bizi karşıladığı en yakın durak Los Angeles Clippers oluyor. Noahlytics Data Hizmetleri’nin görüntülü bilgisayar teknolojisi ve türlü algoritmaları ile Clippers’ın ilk şutundan itibaren şut mesafesine ait, topun pozisyonundan şutun giriş açısına bilgileri toplayarak Clippers’lı oyuncuların doğru şut açılarını bulmasına yardımcı oluyor.

Geleneksel spor yayıncılığının sonu mu geliyor?

Dünyanın en büyük alışveriş sitesi olan Amazon.com, seçkin müşterilerinin memnun etmek için gözünü ABD’deki spor markalarının canlı yayınlanmasına dikti. Zira NBA, MLB, NFL ve MLS ile bu liglerin canlı yayın hakları için görüşmelerde bulunan Amazon.com’un yanı sıra Twitter, halihazırda NFL’i canlı olarak ekranlara getiriyor. Ünlü şovları ‘The Starters’ ve ‘The WarmUp’ın canlı yayınlanması ile NBA, yine Twitter ile bu süreci deneyimliyor.