Ana SayfaYaşamM.Ö. 1500’lerden Günümüze, Saatin Göz Kamaştıran Evrimi

M.Ö. 1500’lerden Günümüze, Saatin Göz Kamaştıran Evrimi

Sadece “zaman”ı ölçmeye yaramıyor artık “saat”… Teknolojik gelişmelerle birlikte kolumuzda taşıdığımız “akıllı” bir cihaz ya da kimileri için şık bir moda aksesuarı, lüksün tanımı…

Güneş, kum, ateş, su saatinden köstekli, analog, dijital ve akıllı saatlere, saatin evrimi… Üstelik “zamanı kontrol altına alma” çabasından doğan “saat”, günümüzde kimilerine göre bir prestij göstergesi, bir moda aksesuarı. Gelin, en eski dönemlerden en son teknoloji ürünü modellere, bir gezintiye çıkalım.

M.Ö. 1500’lerde Antik Mısır’da kullanılan Güneş Saati, mekanik saatin icadına kadar insanoğlunun hayatında var oldu. Müslümanların namaz vakitlerini belirlemek için kullandıkları, yatay ve dikey birçok farklı çeşidi olan güneş saatini, tarihi camilerde de görmek mümkün. 8. yüzyılda Avrupa’da bir papazın icat ettiği söylenen “kum saati” ise sürekli zamanı ölçmekten ziyade kiliselerde dua süresinin ya da gemilerde tayfaların nöbet sürelerinin belirlenmesinde kullanıldı. Bir sürenin başlangıç ve bitişini öğrenmek için yeterliydi.

Güneş saati.

Ateş saati ya da mum saati olarak bilinen saatin en gelişmiş modelinin, 1206 yılında El-Cezeri’ye ait olduğu bilinmekte. Mekanizma son derece basitti: Petrol lambasının alevi ile çalışan bir mekanizma ve tüketilen yağın bölmeli saydam bir kapta izlenmesi ya da eriyen mumun gölgesinin arkadaki bir cetvel üzerindeki boyuna göre zamanın belirlenmesi.

Suyun düzenli bir biçimde miktarının ölçüldüğü bir kabın içine veya kaptan dışarı akmasına dayanan saat türü, eski dönemlerde su saati olarak kullanıldı. Bu zamanı ölçme aracının da El-Cezeri tarafından geliştirilmiş hali de mevcut. Yaz ve kış aylarına göre gündüz ve gece uzunluğunu ayarlamanın mümkün olduğu bir saatti; su saati…

Dayanılmaz “Tıkırtı”larıyla Mekanik Duvar Saatleri 

Mekanik duvar saatlerinin atası, çoğu kişinin “tıkırtı”sına tahammül edemeyeceği ilkel mekanik saatler, belli zamanlarda çan sesini duyurmak amacıyla ortaya çıktı. Zamanı göstermesi söz konusu değildi. En ihtişamlı örneklerinden birini (halen çalışan), İngiltere’deki Salisbury Katedrali’nde görebilirsiniz.

Çalışma sistemi ilkel mekanik saate benzeyen sarkaçlı saat, zamanı göstermesi açısından “ata”sının bir adım önünde yer aldı. Sarkaçlı saatin ana dişlisinin hareket etmesi, bir ağırlık sayesindeydi.

İngiltere’deki Salisbury Katedrali’nde yer alan ve hala çalışan dünyanın en eski (1326) mekanik saati.

Mekanik saatlerin gelişmesi ve daha küçük boyutlarda yapılmasının ilk ürünü, 1500’li yıllardaki zemberekli saatler… Yalnız şöyle bir sorun vardı: Yayı gevşediği için zamanı sürekli hatalı gösteriyordu!

Saatin zamanı ölçme aracı olmasının yanında bir moda aksesuarı olarak kullanılması, köstekli saatin (cep saati) icadıyla başladı. 1600’lerden söz ediyoruz. Erkeklerin kullandığı bu saatlerde hata payı, denge yayının icat edilmesiyle günde 10 dakikaya kadar düştü. Köstekli saatte, saati gösteren akrebin yanına dakikayı gösteren yelkovan eklendi.

Günümüzde saat, aynı zamanda şık bir aksesuar.

İlk kol saatinin 1868 yılında yapıldığı bilinmekte… Bu “analog” kol saatleri, kurmalıydı. Kurmaya gerek kalmayan, takılan kolun hareketiyle zembereği de ivme kazanan otomatik saatleri, 1960’larda pilli kuartz saatler izledi. Saatlerde artık takvim de yer aldı.

İnsanoğlunun dijital saatler ile tanıştığı yıl, 1970… Kronometresi, termometresi, hesap makinesi gibi özellikleri olan dijital saatlerin, analog modelleri tarihe gömeceği varsayıldı ama asla gerçekleşmedi.

Prestij Göstergesi 

Akıllı saatlere geçmeden önce kısa bir “moda” molası verelim ve şık oldukları kadar prestij göstergesi de olan “marka”lara bakalım. Sektörün nabzını tutan firmaların çoğu, “İsviçre”li saat markaları. Hem tasarımları hem de tam anlamıyla bir mühendislik harikası olmaları, onların “lüks” segmentteki yerini sağlamlaştırıyor.

Patek Philippe, bu kategorinin ilk sıralarında yer alan bir marka… 1839’da, Cenevre’de, Adrien Philippe ve Antoni Patek tarafından hayat buldu. Patek Philippe, tarih boyunca asil ve varlıklı bireylerin “saat”i oldu.

Lüks saatler, tasarımlarıyla göz dolduruyor. Listenin başında İsviçreli saat üreticileri var.

Dünyanın en eski saat markalarından biri de Vacheron Constantin. 1755 yılında, Jean-Marc Vacheron tarafından Cenevre’de kuruldu. İsviçre’nin övündüğü markalardan biri. Yine İsviçre’de, 1735 yılında doğan Blancpain, 10. yüzyıldan sonra büyüdü. İnce detaylarla süslenmiş minimal tasarımları, saat tutkunlarının ilk tercihlerinden.

Mücevher meraklılarının yakından tanıdığı Chopard, aynı zamanda klasik saat modelleriyle de ünlü. İsviçreli marka, Louis-Ulysse Chopard tarafından 1860 yılında kuruldu.

1868’de, İsviçre’nin Schaffhausen kentinde, ABD’li saat üreticisi Florentine Ariosto Jones tarafından kurulan IWC Schaffhausen, hassas mekanizmaları özel tasarımlarla bir araya getirerek birbirinden etkileyici saat modellerine imza attı. Dünyanın en iyi lüks saat markalarından biri…

1905 yılında Hans Wilsdorf ve Alfred Davis tarafından Londra’da kurulan ama daha sonra İsviçre’ye taşınan Rolex ise popüler kültürün en gözde markalarından. Tasarım deyince artık bir klasik.

Denizcilik ve yatçılık sektöründen ilham aldığı saat modelleriyle bilinen Ulysse Nardin, 1846 yılında İsviçre’nin Le Locle bölgesinde kuruldu. Lüks kalem modelleriyle de ünlü.

Audemars Piguet, Jaeger-LeCoultre, Panerai, Piaget SA, Cartier, Breitling, Bell & Ross, Omega, Bremont, TAG Heuer, Seiko, Louis Moinet, Lange&Söhne saati bir “prestij” göstergesi, şık bir aksesuar olarak tercih edenlerin de yakından tanıdığı markalar arasında.

Pek de Akıllı 

Akıllı telefonlara, bilgisayara ve kablosuz internet ağına entegre olabilen akıllı saatler (Smart Watch), günümüzün “harika” tasarımları. Yalnız atalarını tanımak için 1900’lere gitmeliyiz. “Expo Saat”, akıllı saatlerin çıkış noktası. Kamerası, daha çok istihbarat amaçlı kullanıldı. Akıllı saat üreticilerine ilham kaynağı olan “Çift Kanallı Radyo Bileklik”in tanındığı yıl, 1946. RF frekansı kullanarak iletişim sağlayan bu bileklik, dedektif çizgi romanlarda karşımıza çıktı.

Hareketli parçalardan oluşan bir elektronik mekanizma kullanan, ilk LED saat: Pulsar P1. 1972 yılında, saatleri dijital çağa taşıyan Pulsar P1’ın daha hesaplı modeli olan P2, James Bond filminde yer almış ve Elvis Presley, Yul Brynner gibi dönemin ünlü yıldızları tarafından kullanılmıştır.

Yıl: 1983… Seiko Data-2000, akıllı saatlerin bilgisayar gibi kullanılan ilk saati. Bir dijital saat, klavye ile eşleştirilmişti ve bin karakter depolayabilme özelliğine sahipti.

2000 yılında IBM tarafından üretilen “IBM WatchPad”  Linux tabanlı çalışan ilk akıllı saat prototipi olarak tarihteki yerini aldı. Linux’un olanaklarından yararlanan “WatchPad“ IBM ile Japonya’nın “Citizen Watch” şirketiyle işbirliği içinde, ortak bir çalışma sonucu üretildi.

2004 yılında Microsoft SPOT, 2009’da LG GD910 Watch Phone’u kimilerine göre bir akıllı saat olmayan Pebble (2012), 2013’te Sony SmartWatch 2 ve Samsung Galaxy Gear ile Qualcomm Toq izledi. Samsung ve Sony’nin ardından Goggle’dan da bir hamle geldi ve Android Wear tanıtıldı. Yıl: 2014… 2015 yılından sonra ise “giyilebilir teknoloji” kavramı hayatımızın her alanına nüfus ederken akıllı saatlerde de rekabet büyüdü: Samsung Gear S2, Pebble Time-Time Round, Apple Watch, LG Watch Urbane, Moto 360 ve Huawei Watch, teknoloji meraklılarının radarına girdi.

Fiziksel Butonlar da Tarihe Gömülecek mi?

Giyilebilir teknolojinin ürünleri arasında başı çeken akıllı saatlerin hala fiziksel butonlara sahip olması, bu tasarımların ne kadar “yenilikçi” olduğunu sorgulamamıza neden olurken Huawei, aldığı patentler ile bu tezi kıracak gibi… Şöyle ki bu teknoloji devi, akıllı saatlerin çerçevelerini de dokunmatik hale getirmeyi hedefliyor. Son olarak Watch 2 modelini çıkaran Huawei, mobile büyük yatırım yapıyor. Akıllı telefonlarda da yapay zeka temelli işlemcisiyle rakiplerine meydan okuyor.

Bir de hem akıllı olsun hem modaya uygun olsun diyenler için de farklı alternatifler piyasaya çıkıyor. Son olarak İsviçre merkezli lüks saat üreticisi Tag Heuer, yeni akıllı saat modeliyle konuşuluyor. Akıllı saat pazarına geçen yıllarda Tag Heuer Connected adlı model ile giriş yapan İsviçre merkezli ünlü saat üreticisi, şimdi de Tag Heuer Connected Modular 41 modeli ile iddialı. Bu yeni model, saatin geldiği evrimin de bir göstergesi: 390 x 390 çözünürlükte ve inç başına 326 piksel ekran… 8 GB hafıza ve 1 GB RAM. 50 metreye kadar suya dayanıklılık… GPS ve NFC desteği… ABD’de satışa sunulan saatin, henüz Türkiye’de satış tarihi belli değli.

Teknoloji “ışık hızında” ilerlerken “saat”in bile zamanı yakalamakta zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Ve kesinlikle bu baş döndürücü dönüşümden büyük zevk alıyoruz!

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın