Ana SayfaYaşamSağlıkMigreni Neler Tetikliyor, Tedavisi Mümkün Mü?

Migreni Neler Tetikliyor, Tedavisi Mümkün Mü?

İşe gitmeme sebeplerinden biri… Beyaz yakalılardan işçilere, çocuklardan ev kadınlarına, modern insan “migren”den muzdarip! Migreni tetikleyen unsurlardan tedavi yöntemlerine, çağımızın hastalığı migren hakkında her şey…

Migren, çağımızın hastalığı… Dünya Sağlık Örgütü tarafından en çok “kısıtlılık” yapan hastalıklar arasında yer alıyor. İşe gitmeme sebepleri arasında dördüncü sırada. Beyaz yakalılardan ev kadınlarına, hatta çocuklara kadar günümüzde pek çok kişi “migren” nedeniyle doktorların yolunu aşındırıyor. En sık görülen yaş aralığı, 20-40 yaşları olurken kadınlarda daha çok rastlanıyor.

Migren teşhisi, herhangi bir laboratuvar testi ya da radyolojik incelemeler sonucunda konulmuyor. İrsî özellik gösteren bu hastalık, çocukluk çağında, ergenlikte veya erken erişkin yaşta başlarken ilerleyen yaşlarda, azalan sıklıkta tekrarlıyor. Baş ağrısı hastalıkları arasında doktorlara en çok başvurulan hastalık olan migren, orta şiddette ya da şiddetli bir ağrı… Genellikle başın arkasından başlıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda tek taraflı ve zonklayıcı olurken ataklar 4-72 saat arasında sürebiliyor.

Işık ve Sesten Rahatsızlık Duyulur

Atak sırasında ise genellikle ışıktan, sesten rahatsızlık duyuluyor. Şiddetli ağrı, bulantı ve kusmayı da tetikleyebiliyor. Baş ağrısından sonra hasta kendini yorgun, bitkin, huzursuz hissederken bu durum, konsantrasyonu da olumsuz etkiliyor. Kafatasında hassasiyet ve ruhî durum değişiklikleri meydana gelebiliyor. Yalnız bu evrelerin hepsi her atakta görülmüyor.

Migren ataklarıyla birlikte hasta, kendini yorgun, bitkin, huzursuz hissediyor; bu durum, konsantrasyonu da olumsuz etkiliyor.

“Auralı ve aurasız migren”e de bir parantez açalım. Migrenli hastaların yüzde 10-15’lik bir kesiminde ağrılardan hemen önce yaklaşık 5 ila 60 dakika arasında, geçici nörolojik belirtiler görülebiliyor. Buna auralı migren deniyor. “Aura”yı açmak gerekirse… Hasta beyaz ışıklar, kırık çizgiler görebiliyor. Dilinde, yüzünde, kolunda uyuşma başlıyor. Gücü azalıyor, konuşma becerisi düşüyor. Baş dönmesi de bulgular arasında. Oysa ki bu rahatsızlık, çoğunlukla “öncesinde” nörolojik bir belirti olmadan ortaya çıkıyor ki bu durum, aurasız migren olarak adlandırılıyor.

Konsantrasyon Eksikliği, Depresif Ruh Hali 

Migrenli hastalarda şiddetli baş ağrısı; depresif ruh halini, durgunluğu, konsantrasyon eksikliğini, esneme ve uyuma isteğini beraberinde getiriyor. Halsizlik, tatlı yeme isteği, iştah artışı veya iştahsızlık, aşırı su içme, vücutta su tutulması, sık idrara çıkma, kabızlık veya ishal hali de migrenli hastalarda görülen diğer rahatsızlıklar…

Doktor tarafından migren teşhisi konulan kişinin belli kurallara uyması şart. Şöyle ki migren ataklarını tetikleyen pek çok unsur mevcut. Öncelikle sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak gerekiyor ki bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalı. Nedir bu yiyecek ve içecekler? Kafeinli içecekler, yoğurt, çikolata, kakao, çerez, sucuk, salam, sosis, soğan, incir, peynir, tütsülenmiş et ve balık, bazı baklagiller, maya, bakla, fermente edilmiş besinler, diyet soda, çay, kahve ve alkollü içecekler migren ataklarını tetikleyebiliyor. Uzmanlar, öğün atlanmaması ve susuz kalınmaması gerektiğini söylüyor.

Kafeinli içecekler, migreni tetikliyor.

Keskin Kokulardan Uzak Durun 

Ayrıca baharatlı, ağır parfümler, çamaşır suyu ya da sigara kokusu gibi keskin kokular da migren ataklarında etkili. Şimdi bahara geçiş yapıyoruz ve kötü haber: Hava ve mevsim değişiklikleri, migrenli hastaların düşmanı. Lodos, deniz seviyesinin çok üzerinde olmak, gürültülü ortamlar, parıltılı ya da yanıp sönen ışık da ne yazık ki metropollerde yaşayan ve migrenle mücadele edenlerin “dost” olmadığı etkenler… Günde 10 saatten fazla uyku veya altı saatten az uyku da migren ataklarının başlıca sebepleri arasında.

Migren kimi zaman “küme baş ağrısı” ya da sinüs ağrısı ile karıştırılabiliyor. “Zonklayan veya sürekli türde yanma veya oyma hissiyle tanımlanan, yoğun, tek taraflı, 15 dakika-3 saat arasında sürebilen ağrı” küme baş ağrısı olarak tanımlanırken sinüs ağrısı; “elmacık kemikleri, alın ve burun kemiğinde derin ve sürekli” bir ağrı olarak baş gösteriyor. Genellikle ani baş hareketi veya zorlanmayla yoğunlaşıyor; burun akıntısı, kulak tıkanıklığı, ateş ve yüzde şişkinliğe neden oluyor.

“Net ve Kesin” Migren Tedavisi Var Mı?

İlaç tedavisi, akupunktur, botoks, hacamat, hatta ameliyat… Migreni tedavi etmek mümkün mü?

Migren tedavisi mümkün mü? Öncelikle hastanın şikayetleri değerlendiriliyor, nörolojik muayenesi yapılıyor ve tanı koyulmasının ardından tedavi süreci başlıyor. Yani kendi kendinize, internetten edinilecek bilgilerle teşhis koymanız mümkün değil! Üstelik belirttiğimiz üzere diğer baş ağrısı türleriyle de sıklıkla karıştırılıyor. İlaç tedavisi, ağrı ve migren semptomlarını hafifletirken yeni migren krizlerini önleyebiliyor. Akupunktur da Avrupa ve ABD’de migren tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemlerden. Botoks ya da hacamat gibi geleneksel yöntemlerle, hatta ameliyat ile çözüm arayanlar da var ama migren tedavisinde “net ve kesin” bir yöntem olup olmadığı hala tartışma konusu.

Öncelikle migreni tetikleyen faktörlerin ortadan kaldırılması şart. Böylelikle sıklığı ya da şiddeti azaltılabilirken migrenli hastaların uyku ve beslenme düzenine azami hassasiyeti göstermesi gerekiyor.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın