Ana SayfaGenelMikro Ustalık Nedir? Akış Kavramı Nedir? Hayatımıza Nasıl Adapte Edebiliriz?

Mikro Ustalık Nedir? Akış Kavramı Nedir? Hayatımıza Nasıl Adapte Edebiliriz?

Öğrenirken çok zorlanmayacağınız bir alan seçip bir an önce ustalaşmaya çalışacaksınız, tüm bu süreçte de mutlu olacaksınız! “Söylemesi kolay” demeyin, “mikro ustalık” ve “akış” kavramlarını keşfederek yola koyulun.

Yazar Robert Twigger’ın “Micromastery: Learn Small, Learn Fast, and Unlock Your Potential to Achieve Anything” adlı kitabı ile ortaya çıkan bir kavram: Mikro ustalık. Ne diyor Twigger? Öncelikle günümüzde pek çok insanın dert yandığı bir sorundan o da şikayetçi. Kendimiz için gerçekten değerli bir beceri kazanmamız için yıllarca çalışmamız gerekiyor öyle değil mi? Ama yazar Robert Twigger, pek çok kişi gibi bu durumdan rahatsız olduğunu gizlemiyor. Ancak üretmeye ve öğrenmeye de devam etmek istiyoruz, amacımız tembellik yapmak değil elbette. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Robert Twigger’a göre işte burada bir “mikro ustalık” seçmek şart. “Ustalık” kavramı sizi ürküttü mü? Ürkütmesin! Twigger’ın seçtiği mikro ustalığı duyunca şaşıracaksınız: Mükemmel bir omlet yapmak. Yani konu şu: Rahat olun, öğrenirken çok zorlanmayacağınız bir alan seçip bir an önce ustalaşmaya çalışın. Kendinizi daha iyi hissedeceğiniz kesin. Ustalaşmak ayrı bir keyif, üstelik süreç de sizi rahatlatacak.

Rahatlamak, Özgüveni Tazelemek İçin

Günümüz insanını eğitim hayatından iş hayatına etkisi altına alan en önemli “sorun”lardan biri stres. Hayatın her alanında var ve sıfır stres de mümkün değil. İşte biraz olsun rahatlamak, özgüvenimizi tazelemek için “mikro ustalık” kavramı devreye girmeli. Somut bir konu seçip daha iyi olmaya çalışmaktan söz ediyoruz. Kendimizi yıpratmadan, binlerce saat çalışmaya gerek kalmadan… Nasıl bir konu mu? Ne isterseniz! Seçimler konusunda tamamen özgürüz; bu seçimin hayatımıza direkt etki etmesi de gerekmiyor. Örneğin, resim yapmayı öğrenmek, yeni bir dans öğrenmek ya da çok basit olsa da bir yemeği mükemmel bir şekilde yapmayı öğrenmek, balık tutmayı öğrenmek… Mikro ustalıkları tekrarlamak da mümkün çünkü gelişime son derece açık konular bunlar. Dolayısıyla emeğin karşılığını alamamak gibi bir olasılık çok düşük.

Somut bir konu seçip daha iyi olmaya çalışmak, mikro ustalık. Kendimizi yıpratmadan, binlerce saat çalışmaya gerek kalmadan… Nasıl bir konu mu? Ne isterseniz!

“Micromastery: Learn Small, Learn Fast, and Unlock Your Potential to Achieve Anything” adlı kitabın yazarı Robert Twigger, mikro ustalığı şöyle açıklıyor: “Mikro ustalık sayesinde birden çok alana aktarabileceğiniz öğrenme süreçlerine hakim oluyorsunuz. Hızlı öğrenme, performans becerileri ve hafıza geliştirme gibi temel özellikler mikro ustalığınızın yapı taşlarını oluşturduğu için birçok konuda aynı sürece kolayca adapte olabilirsiniz.”

“Mikro ustalık” sayesinde ana süreçlerine hakim olduğunuz yeni bir konuyu, birçok insandan daha hızlı öğrenme olasılığı da diğer artısı.

“Akış Durumu” Nedir?

Bir konuya tamamen odaklandık ve öğrenmek için çaba göstermeye başladık, diyelim. Şimdi burada önemli bir “parantez” açmakta fayda var ki bu ilk aşamada Psikolog Mihaly Csikszmentmihalyi’nin adlandırdığı “akış durumu”na geçiyoruz. “Akış durumu” nedir? Bir konuya başka hiçbir dış etkeni umursamadan odaklanmak ve tamamen izole olarak konuyla bütünleşmek. Çocukların oyunlarına nasıl “daldıkları”nı düşünün. Sizi duymazlar bile! Akış durumuna iyi bir örnek. Akış durumunda beden, meditasyon yapıyormuşsunuz gibi olur; böylece stres ve kaygılarınız da azalır.

Çocuklar oyun oynarken nasıl da konsantre olur, öyle değil mi? Akış durumuna en iyi örneklerden biri.

Bu durum, uzun vadede beyin sağlığı için de yararlı. Bilişsel fonksiyonların gerilemesinde genetik, beslenme alışkanlıkları, yaşam standartları etkili olsa da sürekli olarak aktif öğrenme süreci, bilişsel fonksiyonları olumlu yönde etkiliyor. Yani Alzheimer, demans gibi rahatsızlıkların belirtilerinin görülmemesini mümkün kılabiliyor. 2013 yılında, 65 yaş üstü iki bin kişi ile yapılan bir araştırmaya göre beyin egzersizleri, uzun vadede bilişsel sağlığın korunmasında yardımcı bir unsur. Katılımcıların bilişsel fonksiyonlarının 10 yıl boyunca periyodik olarak takip edildiğinin de altını çizelim.

Mikro ustalık ile başladık ama en başarılı modern psikologlardan biri olarak kabul edilen Mihaly Csikszmentmihalyi ve onun teorisi olan “En İyi Deneyim Psikolojisi”ni, “Akış” ya da “Farkındalık” kavramını biraz daha açalım. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Macaristan’dan ABD’ye göçen Mihaly Csikszentmihalyi, Chicago Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü bitirdi, 1965 yılında doktorasını aldı ve Akış (Flow) adlı kitabını yayınladı. Modern psikoloji için önemli bir referans noktası kabul edilen bir kitap. Csikszentmihalyi ise günümüzde de “Pozitif Psikoloji”nin en önemli figürlerinden.

“Akış Durumu”, “Akış Teorisi” nedir? Mihaly Csikszentmihalyi akış durumunu şöyle açıklıyor: “Tamamen o aktivitenin iyiliği için ona dahil olmak. Ego burada uzağa düşer. Her eylem, hareket ve düşünce kaçınılmaz bir şekilde öncekini takip eder, caz müziği yapmak gibidir. Tüm varlığınız dahil olur ve yeteneklerinizi en üst seviyede kullanırsınız.”

Akış halinde tamamen ilgimizi çeken bir şeye odaklandığımız için daha mutlu oluruz. Tam anlamıyla konsantre oluruz, motive oluruz. Sonuç? Uyum, denge ve mutluluk.

Ressamlar Çalışırken Yemek Yemeyi, Su İçmeyi Neden Unutur?

Özellikle ressamların çalışırken yemek yemeyi, su içmeyi hatta uyumayı bile ihmal etmeleri akış kuramının çıkış noktası. 1980-1990 yılları arasında konu ile ilgili araştırmalar yoğunlaşsa da aslında “akış” tarih boyunca birçok kültür tarafından önemi fark edilmiş bir kavram. Budizm ve Taoizm gibi öğretilerde akış kavramına benzer zihinsel durumlardan söz edilmekte.

Ressamların çalışırken yemek yemeyi, su içmeyi hatta uyumayı bile ihmal etmeleri akış kuramının çıkış noktası.

12 yıllık bir çalışmaya da imza atan Psikolog Csikszentmihalyi, herkesin optimal/ en iyi deneyimi yaş, milliyet ya da yaşam koşulları ne olursa olsun çok benzer bir şekilde tanımladığını keşfetti. Akış durumuna geçildiğinde bazı şeylerin ortaya çıktığını vurguladı:

  • Yeteneklerinizi kullanmanızı sağlayan bir zorluk. Bu zorluk, yeteneklerinizi en yüksek seviyede kullanmanızı talep ederse, akışa girersiniz.
  • Odaklanma ve konsantrasyon. Bir akış durumunda, odağınız öyle güçlü olur ki dünya ve ego tamamen yok olur (en üst seviyede konsantrasyon).
  • Net hedeflerimiz olduğunda yaptığımız şeylerden daha çok zevk alırız. Hedeflerimiz belirsiz ise dikkatimiz zamanla kaybolur.
  • Anında geri bildirim. İnsanlar davranışlarını güçlendirmek için kısa-vadeli geri bildirim almaya ihtiyaç duyar. Doğru yolda olduğunuzu hissetmek deneyiminize yoğunluk katar.
  • Diğer bilgilerin dışlanması. Akış durumunda, faaliyette bulunmayan bilgilere yer yok.
  • Kontrol hissi. Akış halinde olduğunuzda olup biteni çok iyi kontrol edebilirsiniz.
  • Öz farkındalık duygunuzu kaybedersiniz. Bu tür durumlar, öz farkındalığının neredeyse tamamen kaybolduğu durumlardır (Bir tür özgürlük etkisi).
  • Zaman algısında değişiklik. Akış durumundayken 2 saat, 20 saniye gibi gelebilir.

Sporcular, Sanatçılar, Bilim İnsanları “Bilinçli” Olarak “Akış”tadır

Psikolog Csikszentmihalyi, bilinçli beynimizin saniyede 110 bit işleyebildiğini vurguluyor. Birini dinlemek ise 60 bit/saniye. Dolayısıyla aynı anda eğer başka hiçbir şey yapmazsak yüzde yüz kullanımla bile iki kişiyi doğru şekilde dinleyemiyoruz. Bir göreve/ işe tamamen odaklandığımızda, beynimiz o kadar çok kaynak tüketiyor ki etrafımızda olan biteni kaybediyoruz. Bilinçli olarak da kendi vücudumuzu yönetemiyoruz. Bir işe kendimizi kaptırdığımızda açlık, zaman vb. hisleri kaybetmemizin nedeni de bu. Diğer yandan, bu derece yüksek konsantrasyon hali zihin gücü isteyen işlere seviye atlatıyor. Olaylara daha geniş bir perspektiften bakabiliyoruz.

Sanatçılar, sporcular ve bilim insanları akış durumunu bilinçli olarak yaşar. Psikolog Csikszentmihalyi, bilinçli bir çaba ile bunu herkesin başarabileceğini söylemekte.

Birçoğumuz akış durumunu bilinçsiz olarak deneyimleriz. Akış durumunu bilinçli olarak yaşayan sanatçıları, sporcuları, bilim insanlarını vb. yanı sıra tesadüfen deneyimlemiş olan kişileri de kapsayan araştırmaları sonucunda Csikszentmihalyi, bilinçli bir çaba ile bunu herkesin yapabileceğini söylemekte. Eğitimden iş dünyasına, bu teorinin kullanıldığını biliyoruz. Çoğu kişinin de hayatında mutlaka birkaç kez deneyimlediği bir durum aynı zamanda. Csikszentmihalyi’ye göre bu duruma girmek için çabaladığımızda, akış durumunu çok daha fazla yaşamak mümkün.

Öğrenmenin yaşı yok. Hayatımızın sonuna kadar devam edecek bir süreç, ne öğrenirsek öğrenelim! Hep aynı yetenekle, var olan yeteneklerimizle aynı işleri yapmak bir süre sonra bizi mutlu etmeyecek. O zaman ilerlemekten keyif alıp “mikro ustalık”ı hayatımıza adapte ederek “akış”a geçelim, ne dersiniz?

Henüz yorum yok

bir cevap yazın