Ana Sayfaİş DünyasıMilenyum Kuşağı ile mi çalışıyorsunuz? Bu üç tavsiyeyi gözardı etmeyin!

Milenyum Kuşağı ile mi çalışıyorsunuz? Bu üç tavsiyeyi gözardı etmeyin!

Son yıllarda kuşak çatışmasının iş hayatı üzerindeki sonuçları daha fazla konuşuluyor, nedenleri daha fazla sorgulanıyor. Bugün X ve Y Kuşağı’nın (Milenyum Kuşağı) iş yerindeki çatışmaları; verimlilikte azalma, çalışan memnuniyetinde tatminsizlik gibi pek çok olumsuz sonuç doğuruyor. Ancak Milenyum Kuşağı ile gayet uyumlu çalışmak mümkün. Nasıl mı? Bu önerileri dikkate alın.

 

İngiliz yazar, motivasyon konuşmacısı Simon Sinek’in geçtiğimiz günlerde dijital mecrada paylaşılan videosunda da değindiği gibi Milenyum Kuşağı’nı (Y Kuşağı) iş hayatında yönetebilmek, önemli bir konu haline gelmiş durumda. Çünkü genel kanıya göre Milenyum Kuşağı tembel, sabırsız, aşırı güvenli ve bu ‘olumsuz’ yaklaşımlara karşın ‘zaten hak ettikleri bir pozisyonda çalışıyorlar’. Özellikle sabırsızlık konusu, pek çok şirket için çalışan sirkülasyonunda yani maliyette artış anlamına geliyor.

Milenyum Kuşağı’nın sabırsızlığı, iş bulma umutlarının bir yansıması ve CEO’ların da uykularını kaçıran bir durum. Deloitte’un dünya çapında 29 ülkede 7 bin 700 Milenyum Kuşağı temsilcisi (1982 sonrası doğumlular) arasında yaptığı araştırmaya göre Milenyum Kuşağı çalışanlarının üçte ikisi 2020 yılına kadar çalıştıkları işi bırakıp yeni bir iş bulmaya hazır. Ayrılanların yerinin tecrübeli bir Milenyum Kuşağı temsilcisi ile doldurulmasının firmalara maliyeti ise 15 bin (52 bin 500 TL) ila 25 bin dolar (100 bin TL) aralığında… Buradan hareketle sorumuzun cevabını arıyoruz: Bu kuşak neden bu kadar sabırsız?

Değerli hissettikleri yerde çalışıyorlar

Araştırmaya göre Milenyum Kuşağı temsilcilerinin önemli bir kısmı kendi liderlik özelliklerinin geliştirilmesi konusunda tatmin olamadıkları için mevcut işlerini değiştiriyor. Onlar, kendilerine yatırım yapılmasını istiyor. Ve çalıştıkları organizasyonda etkili olabilmek için lider gibi yetiştirilmek ve lider donanımına sahip olmanın peşindeler… Eğer bu beklentileri karşılanmazsa, sabırsızlaşıp kendilerini daha değerli hissedebilecekleri başka yerler aramaya başlıyorlar.

Bu noktada ise koçluk sistemi ve önemi devreye giriyor. Kendiniz ya da organizasyonunuz için koçluk sistemini geliştirmek istiyorsunuz, fakat nereden başlamanız gerektiğine dair bir fikriniz mi yok? Sabırsızlığın kontrol altına alınması ve gelişimin önceliklendirilmesi için personel giriş çıkışına olumlu katkı sağlayacak bu tavsiyelere kulak verin!

 

1-Geri Bildirim Beklentisi

Araştırmalar, Milenyum Kuşağı temsilcilerinin yaptıkları işlere dair daha sık geri bildirim beklediklerini ortaya koyuyor. Yöneticilerinden kişisel gelişim odaklı konuları kendileri ile konuşmalarını, bu alanda nabız yoklamalarını istiyorlar. Bazı yöneticiler, Milenyum Kuşağı temsilcileri ile düzenli olarak bir araya gelip onların koçluk beklentilerini karşılıyor. Onları önemsemelisiniz! Sonuçta onlarla güçlü bir ilişki kuracaksınız, üretkenliklerini ve kurumunuza olan sadakatlerini artıracaksınız.

 

2-Öğrenmek ve Gelişim

Çalışan memnuniyeti araştırmasına imza atan Tiny Pulse’ın tespitleri dikkate değer. Milenyum Kuşağı temsilcilerinin yüzde 75’i, eğer çalıştıkları kurumda gelişimlerine dair çok fazla bir fırsat göremiyorlarsa o iş yerinden ayrılmayı düşünüyorlar. Milenyumlar, bir lider olarak gelişme fırsatlarını önceliklendiriyor ve çalıştıkları yerde etkili olmak istiyorlar. Kariyerlerinde hızlı bir şekilde ilerleme arzusundalar. Ancak kariyer koçluğu konusunda uzman isimler ya da bu ihtiyacın farkında olan yöneticiler, bu kuşağın kariyer planlarını birlikte geliştirmeleri için onlarla yakından ilgileniyor.

 

3-‘Çoğaltan Etki’ Geliştirmek, Yeteneklerini Keşfetmelerini Sağlamak

Milenyum Kuşağı ile kurduğunuz koçluk ilişkisi, ihtiyaçları doğrultusunda onlarla bilinçli bir şekilde diyalog kurduğunuzu gözler önüne serer. Çalışanlarınızla sağlıklı ve doğru bir ilişki kurmanız, sonuçta hep birlikte en iyiyi elde etmeniz demektir. ‘Multipliers: How the Best Leaders Make Everyone Smarter’ kitabının yazarı Liz Wiseman’a göre, ‘çoğaltan liderler’ birlikte çalıştıkları insanların zekasını geliştiriyor. Koçları olarak onların yeteneklerini ortaya çıkararak gelişimlerine katkıda bulunma fırsatına sahipsiniz. Motivasyonel, yapıcı bir konuşma ile sahip oldukları yeteneğin farkına varırlar. Böylece onlara zekalarını işlerine nasıl yansıtabilecekleri konusunda rahatlıkla yol gösterebilirsiniz.