Ana SayfaTeknolojiEvren - BilimNASA’nın Uzay Aracı InSight Mars’ta “Kızıl Gezegen”de İnsanoğlunu Neler Bekliyor?

NASA’nın Uzay Aracı InSight Mars’ta “Kızıl Gezegen”de İnsanoğlunu Neler Bekliyor?

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın uzay aracı InSight, altı yıllık aradan sonra Mars’a inen ilk uzay aracı oldu. InSight, yalnızca Mars’ın yüzeyinde gezip örnek toplamayacak; sondaj yoluyla Mars’ın yeraltı yapısını da inceleyecek. Sırada ne var?

Latince Mars ya da Arapça Merih… Güneş sisteminin “Güneş”ten itibaren dördüncü gezegeni: Mars. Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars’a ithafen adlandıran bu gezegen, yüzeyindeki yaygın demiroksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip. Bu nedenle “Kızıl Gezegen” olarak da biliniyor.

Mars Araştırmaları Sekteye Uğramıştı 

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın daha önce Mars’a inmiş olan Curiosity ve Opportunity uzay araçları gezegenin yüzeyini görüntülemiş ve örnekler toplamıştı. Opportunity’nin devre dışı kalması da Mars araştırmalarını sekteye uğraşmıştı.

InSight’ın Mars yolculuğu, ABD Los Angeles’tan, 5 Mayıs 2018’de başlamıştı.

Şimdi ise tarihe yeni bir başarı eklendi: NASA’nın 6 yıllık uzun bir aranın ardından Mars’a gönderdiği InSight uzay aracı (TSİ 22.55 itibariyle) iniş yaptı. Artık araştırmalar yalnızca Kızıl Gezegen’in yüzeyi ile sınırlı kalmayacak, bu uzay aracı sondaj yoluyla Mars’ın yeraltı yapısını da inceleyecek. Bu da şu demek: InSight adlı uzay aracı; ilk kez Mars’taki sismik aktivite, yeraltı ısısı ve gezegenin çekirdeği hakkında veriler toplayacak. Mars’ın katmanları incelenebilecek, dolayısıyla diğer gezegenlerin oluşumu konusunda da bulgular elde edilecek.

“InSight, ‘Zaman Makinesi’ Olarak da Kullanılacak” 

InSight uzay aracı, Mars yüzeyinde.

NASA tarafından yapılan açıklamada “Kayalık gezegenlerin incelenmesi konusunda elimizdeki tek veriler Dünya’ya ait. Mars’ta elde edilecek bulgular bir karşılaştırma yapmamızı sağlayacak” deniyor ki böylelikle InSight’ın elde edeceği bilgiler ışığında, Güneş Sistemi’nin dışındaki gezegenleri değerlendirmek için de yeni bir bakış açısı yakalanabilecek. ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, InSight’ın aynı zamanda bir “zaman makinesi” olarak kullanacağını da belirtiyor:

“Mars, Dünya ve Venüs’ün üçte biri kadar büyük. Daha az enerji barındırıyor ve birçok anlamda aslında bir fosil gezegen. Güneş Sistemi’nin oluşumuna dair sırlar da bu gezegenin derinliklerinde saklı.”

InSight uzay aracı Mars’a iniş yaptıktan sonra gelen ilk görüntü.

“Ölümüne” Mars

NASA ve SpaceX’in uzay seyahati alanındaki çalışmaları planlandığı gibi devam ederse, insanoğlunun 2030’lu yıllarda ilk kez başka bir gezegene ayak basacağı tahmin ediliyor. 1965 yılında Mars’a ilk uydunun gönderilmesinin ardından Kızıl Gezegen’e insanlı uzay görevleri planlanmakta. Bu seyahatin ertelenme nedenleri de çalışmaların yavaş ilerlemesine en büyük neden: Mesafenin çok fazla olması (Dünya ve Mars birbirine en yakın konumdayken aralarındaki mesafe yaklaşık 55 bin km), uzayda geçirilecek uzun süreli seyahatin getireceği olumsuzluklar ve Kızıl Gezegen’e dair birçok bilinmeyen…

SpaceX, 50-100 yıl içinde Mars’a 1 milyon insan göndermeyi hedefleyen, Gezegenler Arası Taşımacılık Sistemi (ITS) ile her uçuşta Mars’a 100 kişi taşıyabilecek uzay araçları tasarlamak için çalışmalara başlayan bir şirket. Patron Elon Musk’a göre Mars, bitki yetiştirmek için uygun (Mars’ın atmosferinde karbondioksit oranı yüzde 97). Bu nedenle Kızıl Gezegen’e gideceklerin kendi kendilerine yetmelerini sağlayacak bir sistem kurulabilir, diyor Musk…

Elon Musk, 7 Yıl İçinde Kızıl Gezegen’e Taşınmayı Düşünüyor

Bu hafta HBO’da yayınlanan Axios programına konuk olan SpaceX’in sahibi Elon Musk, Mars’a yolculuğun gelecek 7 yıl içerisinde gerçekleşebileceğini belirterek Kızıl Gezegen’e taşınmayı umduğunu bir kez daha dile getirdi. Mars’a gitmenin birkaç yüz bin dolara mal olabileceğini öngören Musk, Mars’a gidenlerin zamanlarının çoğunu hayatta kalmaya çalışarak geçireceğini ve geri dönüşün de garanti edilemeyeceğini de sözlerine ekledi. Geçen günlerde Tesla’nın yönetim kurulu başkanlığından ayrılan Elon Musk’ın hayali gerçekleşebilir mi, biz o ana tanıklık edebilir miyiz, bilmiyoruz!

Mars’ta yaşam için şimdiden çalışmalar yapılsa da bu yolculuğun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri de olası. Ağırlıksız ortam (mikrokütleçekimi), kütleçekim kuvvetinin sıfıra yakın olduğu ortam. Mars seyahati boyunca astronotlar ağırlıksız ortama maruz kalacak. Ağırlıksız ortamın fizyolojik etkilerini araştırmak üzere Scott Kelly ve Mikhail Kornienko Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yaklaşık bir yıl kalmış ve 2015 yılının Mart ayında başlayıp 2016 yılının Mart ayında sona eren görev sayesinde bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olunmuştu. Şöyle ki Mars seyahatinin yaklaşık 250-300 gün süreceği tahmin ediliyor. Yalnız ağırlıksız ortamda insanlar, kemiklerdeki minerallerini Dünya’ya göre çok hızlı kaybediyor. Örneğin; yaşlılarda kemik yoğunluğu kaybı yıllık olarak yüzde 1-1.5 iken ağırlıksız ortamda aylık kaybedilen kemik yoğunluğu yüzde 1. Kemik erimesi sonucu ortaya çıkan kalsiyumun kanda serbest halde bulunması nedeniyle böbrekten kalsiyum atımının artması da böbrek taşı oluşumu riskini artırmakta.

Mars yolculuğu boyunca sürekli ağırlıksız ortamda da bulunulmayacak. Ağırlıksız ortam, iki gezegen arasındaki yolculuğun yaklaşık altı aylık döneminde… Daha sonra insanoğlu, Mars’ın kütleçekim alanının etkisinde olacak (Dünya’nın üçte biri). Yalnız seyahat sırasındaki kütleçekim kuvvetindeki değişimler, insan vücudunu etkileyecek; kafa-göz, kafa-el hareketleri arasındaki koordinasyonda bozukluk, denge ve hareket problemleri, mide bulantısı gibi. Yerçekimi kuvvetinin eksikliği, kalp-damar sisteminde de sorunlara neden olabilir. Kalp hizasının üzerindeki kısımlarda kan basıncı artır, gözlerde de problemler ortaya çıkar. Bu rahatsızlıklar nedeniyle astronotlar uzayda yoğun egzersiz programları uygular, gıda ve sıvı tüketim alışkanlıklarına da dikkat ederler. Peki bu eğitimleri almayan “diğer” insanlar ne yapacak? Tahmin edersiniz ki sonuçlar pek de parlak değil. NASA’nın bu konudaki araştırmaları devam etmekte.

Neden Mars’a Koloni Kurulmaya Çalışılıyor? 

İnsanoğlunun en büyük hayallerinde biri: Mars’ta koloni kurmak.

Elon Musk, Mars’ı dünyalaştırabileceğimize (bu terimin İngilizcesi “terraforming” yani Dünya dışında bir yeri insanların yaşayabileceği hale getirme) inanıyor. İnsanların karşılaşabileceği sağlık sorunlarından söz ettik. Ya diğer olumsuz şartlar? Mars, çok uzak! İletişim, yaklaşık dört dakikalık bir gecikme ile sağlanıyor ve Dünya’ya geri dönülmesi veya Dünya’dan Mars’a yardım ulaştırabilmesi de günümüz koşullarında pek mümkün görünmüyor. Koloni kurmak için de malzemeler nasıl ulaştırılacak? Tüm bu “olanaksızlık”ların dışında “terraforming” için Mars’ın daha uygun olarak görülmesinin nedeni Mars’ın bir atmosferinin olması. Mars’ın yerçekimi de atmosfer oluşumuna olanak sağlayacak kadar güçlü. İnsan hayatı için gerekli olan oksijeni barındırmasa da işlevi var: Kızıl Gezegen’in atmosferi, gezegeni meteor yağmurlarından koruyor; Güneş’in UV ışınlarına karşı da kalkan görevi görüyor. Üstelik rüzgarlar ve mevsimler de olan bir gezegen; Mars.

Geçenlerde verdiği bir röportajda “2050’den önce Mars’ta en az 50 bin kişi çalışıyor olacak” diyen bilim yazarı Stephen Petranek “uzaydaki yarışı” doğruluyor:

“Elon Musk’ın şirketi Mars’a gidecek ilk roketi inşa ediyor. Çinliler 2040’a kadar Mars’a gidecek. Ruslar 2030’dan önce insanlı bir roket indirecek. Hindistan, 4 yıl içinde Mars’a bir robot gönderecek. Uzayda bir yarış var şu anda. 20 yıl içinde en çok para kazanılan iş de bu olacak. İlk giren kazanacak… Bazıları için bu seyahat bedava olacak! Şirketler personeline diyecek ki “Bizim için Mars’ta çalışır mısın?’ Çok yakın bir zamanda bir grup insanın işyeri Mars olacak. 2050’den önce Mars’ta 50 bin kişi olacağını tahmin ediyorum… Gidince de Mars’ta yaşamak zorundasın, tek yönlü bir bilet bu… Geri dönmek çok pahalı. Dünyadaki yaşamını bırakarak gitmeye razı olacaksın.”

Petranek, insanoğlunun Mars sevdasını da şu sözlerle özetliyor:

“Dünya yok olacak! Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Heyeti küresel ısınmayla ilgili çok çarpıcı bir rapor yayınladı. Eğer fosil yakıtların yüzde 75’ini kullanmaya devam edersek, 2040 yılına kalmadan başımız büyük derde girecek. İnsanoğlu en az 30 yıldır başına geleceklerin farkında ama bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmadı, sadece gerçekleri inkar etti. Kaldı ki tek sorun bu da değil Güneşimiz ömrünün yarısını tamamladı, bir milyar yıl sonra ışığı tamamen radyasyon yayacak, dünya buharlaşacak ve ekseninden çıkacak. 65 milyon yıl önce bir göktaşı dünyaya çarptı ve yaşamın üçte ikisini yok etti, dinozorların nesli tükendi. Belki de bir volkan patlayabilir! Bunların hepsi mümkün ve her an yaşanabilir… Mars’ta kuracağımız yeni hayat, sade ve basit olacak.”

İnsanoğlunun “Yuvamız Mars” diyeceği günler yakın mı? Sanırız çok uzak bir ihtimal değil.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın