Ana SayfaSpor“Roger Federer Yine Tarih Yazdı” Gibi Klişe Bir Başlık Atmak İstemezdik Ama Yazdı!

“Roger Federer Yine Tarih Yazdı” Gibi Klişe Bir Başlık Atmak İstemezdik Ama Yazdı!

Wimbledon 2017’de de esip geçen İsviçreli tenisçi Roger Federer, spor dünyasının efsanelerinden olmayı başardı. Sakatlıkları ve ilerleyen yaşı nedeniyle kortlardan yavaş yavaş silineceğini söyleyenlerin bile ayakta alkışladığı ünlü tenis yıldızı, emeklilik sorularına verdiği yanıtla da özellikle kadın hayranlarının bir kez daha gönlünü fethetti: “Karım bir gün seyahat etmekten yoruldum derse tenis kariyerimi sonlandırırım!”

2003 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Güney Afrikalı yazar ve akademisyen John Maxwell Coetzee’nin ABD’li yazar Paul Auster’a yazdığı mektuptan bir alıntı yaparak başlayalım:

“Sevgili Paul,

Küçük oğlan çocuğunun spor kahramanlarına olan tutkusunu anlatıyorsun, sonra da bunu spor karşılaşmalarını seyrederken işin estetiğini arayan yetişkin kişinin tavrından ayrıştırıyorsun.

Senin gibi ben de televizyonda maç izlemenin zamanı boşa harcamak olduğunu düşünürüm. Ama Roger Federer’in parlak günlerinde sık sık olduğu gibi, zamanın boşa harcanmadığı zamanlar da vardır. Senin anlattıklarının ışığında öyle anları irdeliyorum, belleğimde öyle oyunları -örneğin Federer’in çapraz backhand volelerini- yeniden canlandırıyorum. O anları belleğimde bu kadar canlı tutan şey, sahiden ve sadece estetik mi, diye soruyorum kendime.

Maç seyrederken aklımda iki şey birbirini kovalıyormuş gibi geliyor. (1) Yeniyetmeliğimde elimi başka bir şey için kullanmak yerine backhand çalışarak geçirseydim, ben de öyle atışlar yapabilir ve şaşkınlıktan bütün dünyanın nefesini kesebilirdim. Sonra: (2) Yeniyetmeliğimi backhand çalışarak geçirseydim bile maçın stresi içinde istesem de o atışı gerçekleştiremeyebilirdim. Bu yüzden: (3) Şu anda hem insani hem insanüstü bir şey izledim; insan idealinin somutlaşmış bir örneğini seyrettim.

Bu tepkiler grubunda, gıptanın, özenmenin önce başını doğrulttuğuna ve sonra yok olup gittiğine dikkat çekmek isterim. İnsan önce Federer’e özeniyor, sonra ona hayran oluyor, sonunda da gıpta ya da hayranlığın yerini insanoğlunun -tıpkı kendisi gibi- bir insanın neler yapabileceğini görmekten kaynaklanan coşku alıyor.

Bu, nasıl ortaya çıktıkları konusunda bilgi edinecek kadar (düşünerek, inceleyerek, analiz ederek) zaman harcadığım sanat başyapıtlarına verdiğim tepkiye çok benziyor; o başyapıtın nasıl yapıldığını ama kendimin onu hiçbir zaman yapamayacağımı, bunun beni aştığını biliyorum, ama bu benim gibi bir erkek (bazen de bir kadın) tarafından yapıldığı için, o erkeğin (ara sıra da o kadının) türünden olmanın ne kadar onur verici bir şey olduğunu biliyorum.

İşte o noktada artık etik olanla estetik olan arasında ayrım yapamıyorum.

En iyi dileklerle,

John.”

Bu mektup da Auster’in Coetzee’ye yanıtı:

“Sevgili John,

(…) İstersen spor bahsini kapatabiliriz, gerçi ben spor konusunun ikinci bölümünü (başkalarını seyretmek yerine spor karşılaşmalarına bizzat katılmak konusunu) uzun uzadıya ele almayı planlıyordum: Rekabetten alınan zevk; dikkatinin zaman zaman kendi bilincinin sınırlarını aşacak biçimdeki o müthiş yoğunlaşması, bir takıma ait olma kavramı, başarısızlığın üstesinden gelme zorunluluğu ve daha pek çok tema. Belki bir başka zaman, tamamen başka konu hakkında yazışıyor olsak bile, oturup o mektubu yazmaya çalışırım. Bu beni hâlâ çok ilgilendiren bir konu.

Parlak günlerinde Federer’i seyrederken duyduğun coşkuya gelince; tamamen seninle aynı görüşteyim. Bizim gibi bir insanoğlunun böyle şeyler yapabilmesinin, bizim (bir canlı türü olarak) sık sık göründüğümüz gibi sadece birer solucan olmayıp –teniste, müzikte, şiirde, bilimde- mucizevi işler başarabilmemizin uyandırdığı huşu duygusu ve o gıpta ile hayranlığın büyük bir coşkuya dönüşmesi. Evet, tamamen seninle aynı fikirdeyim. İşte o coşku, estetikle etiğin birleşip bütünleştiği nokta. Hiçbir şeye karşı iddiam yok çünkü ben de sık sık aynı duyguyu hissederim.

En iyi dilekler ve dostlukla,

Paul.”

Şüphesiz Roger Federer’i izlemekten keyif alanlar yalnızca Cootzee ve Auster değil. İsviçreli tenisçi Federer için son Wimbledon’ın ardından kaçıncı kez “Federer yine tarih yazdı” başlıkları atıldı, saymadık ama özellikle tenis severler bir kez daha Federer’e şapka çıkardı.

19’uncu Grand Slam Şampiyonluğu 

19’uncu Grand Slam şampiyonluğunu elde eden, üstelik Wimbledon’da sekizinci kez şampiyon olarak bir rekora daha imza atan Federer, aynı zamanda bu önemli turnuvanın en yaşlı şampiyonu olarak da tarihe geçti.

“Ekselansları” ya da “Majesteleri” lakabının hakkını veren ünlü tenisçi, Wimbledon’da sekiz karşılaşmada rakiplerine set vermedi. Finaldeki rakibi Hırvat tenisçi Marin Cilic, ikinci setin ardından gözyaşlarını tutamadı; tıpkı 2010 yılındaki Wimbledon’da Federer’e yenilen İngiliz tenisçi Andy Murray gibi…

Rafael Nadal, Andy Murray, Novak Djokovic, Stanislav Wawrinka gibi genç tenis yıldızları teker teker elenirken 35 yaşındaki Federer, İngiltere’de kupayı bileğinin hakkıyla kaldırdı. İlerleyen yaşı ve sakatlıkları yüzünden zirveyi bir süre Djokovic ve Murray’a bıraksa da o, pek çok otorite tarafından ‘tarihin en iyi erkek tenisçisi’ olarak kabul ediliyor. Aksini iddia edenler özellikle Wimbledon 2017’nin ardından biraz sus pus, öyle değil mi?!

Badminton Ve Basketbol Sayesinde Yeteneklerini Geliştirdi

Profesyonel Tenisçiler Birliği (ATP) sıralamasında 302 hafta zirvede kalarak en uzun süre dünya ‘1 numarası’ olma unvanını da elinde bulunduran Roger Federer, tenisten en fazla gelir elde eden sporcuların başında geliyor. İsviçreli bir baba ve Güney Afrikalı bir annenin çocuğu olarak 1981’de İsviçre’nin Basel kentinde dünyaya gelen efsanevi tenis yıldızı, bir süre futbol da oynasa da teniste ilerlemeyi tercih etti. İyi ki de öyle oldu! Çocukken badminton ve basketbol oynamasının da pek çok yararını gördü; öyle ki tekniğinin, ayak hareketlerindeki ustalığı ve üst düzey el-göz koordinasyonunun, daha küçük yaşlarda ilgilendiği bu sporlar sayesinde olduğu da söylenir.

Mirka Federer

2000 yılında tanıştığı tenisçi Mirka Vavrinec ile 2009 yılında evlenen ve ikiz kızları ile ikiz oğullarını kucaklarına alan bu mutlu çift, çok çirkin eleştirilere de uğramadı değil… Özellikle eşi Mirka Federer’in çok kilolu ve çirkin olduğu, Federer’e yakışmadığı hala yazılıp çiziliyor! Onlar ise Wimbledon sonrası çıktıkları tatilden mutluluk pozları vermekle meşgul. Federer, “Tenisten ne zaman emekli olmayı düşünüyorsunuz?” gibi ‘yaşıyla ilgili’ sorular karşısında da şöyle yanıt veriyor:

“Karım bir gün bana artık seyahat etmek istemediğini söylerse, tenis kariyerimi sonlandırırım. Onsuz başaramazdım! O, en iyisidir!”

Bu söz üzerine kadın kuruluşlarının Federer’e bir plaket vermesini beklerdik! Onun aldığı ödüllerden söz açılmışken… 2003’te kendi adına kurduğu yardım vakfıyla da alkışlanıyor ünlü tenisçi. Nadal ile Afrikalı çocuklar için Zürih ve Madrid’de oynadığı 2 yardım maçında 4 milyon dolardan fazla bağış toplanmasını sağlayan Roger Federer, 2011’de, Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı Mandela’nın ardından en çok güven duyulan isim de seçilmişti. 2006 yılında ise Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) iyi niyet elçisi olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Son bir sözümüz olabilir: Umarız eşi Mirka Federer, onu izlemekten yorulmaz da tenis severler Federer’i uzun yıllar izlemeye devam eder!

**(Paul Auster ve J.M. Coetzee’nin ABD-Avustralya arasında iki yılı aşkın bir süre boyunca mektuplaşmaları, Can Yayınları tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Kitabın adı: Şimdi ve Burada; Mektuplar (2008-2011) )

Henüz yorum yok

bir cevap yazın