Ana SayfaYaşamŞansa İnanır mısınız?

Şansa İnanır mısınız?

Neden “en zeki”ler en zengin kişiler değildir? Yetenek ve başarı arasında doğru orantı var mı? Şansa inanır mısınız? Kimdir “şanslı” kişiler? Bilim insanlarının bu sorulara verdikleri yanıtlar üzerinden zeka-yetenek-başarı-şans ilişkisi…

Yaygın kanı şu: Ahmet Bey ya da Ayşe Hanım, çok başarılı bir iş insanı çünkü çok zeki, çalışkan ve yetenekli… Ama Mehmet Bey, Ahmet Bey ya da Ayşe Hanım’dan kesinlikle daha zeki ve yetenekli… O zaman Mehmet Bey, iş hayatında neden onlar kadar başarılı değil?

Bilgisayar Simülasyonu Hazırlandı 

İtalyan bilim insanları bu sorulara yanıt bulabilmek için bir bilgisayar simülasyonu hazırlıyor. Farklı yetenek ve pozisyonda bin kişilik hayali bir dünya tasarlanıyor ve araştırmaya katılan kişiler, talihli ya da talihsiz olarak kabul edilecek olaylarla yüzleştiriliyor. Şanslı/ talihli olaylar ne olabilir? Doğduğunuz yer, aile, karşılaştığınız kişiler gibi sizin kontrolünüzde olmayan, tesadüfi olaylar…

Başlangıç sermayesi, 10 birim… Zeka, çaba, beceriyi de kapsayan yeteneklere göre bu sermayenin doğal olarak artması gerek, öyle değil mi? Simülasyon, 40 yıl gibi bir kariyer süresini baz alarak şu sonuca varıyor: Zenginlik dağılımı, gerçek dünyadaki gibi az sayıda kişinin elinde… Bu simülasyondan elde edilen verilere göre toplumun gerçekten “başarılı” olarak gördüğü kişiler, en yetenekli olanlar değil; en şanslı olanlar! En üst düzeyde yetenekli olan kişilerin çok azı, en başarılılar arasında.

Orta Düzeyde Yetenek + Şans = Başarı 

Araştırmacılar arasında bulunan fizikçi Alessandro Pluchino’ya göre normalde en yetenekli kişilerin en başarılı olması beklenir ama genellikle orta düzeyde yetenekli fakat çok şanslı insanlar, başarılı olur: “Şans ile başarı arasında kesin bir bağlantı olduğunu gördük. Bireylerin yeteneği orta derecede olsa bile bir dizi şanslı olayla karşılaşmaları başarılı olmalarını sağladı. Gerçek dünyada da aynı şeyi görüyoruz. Özel bir zekaya sahip olmadığını düşündüğümüz insanların büyük başarı ve zenginlik elde ettiğinin örneklerine çok rastlıyoruz.”

Fizikçi Andrea Rapisarda ise bu araştırmanın toplum açısından ilginç sonuçlar doğurabileceği ve herkes için daha fazla olanak yaratılabileceği görüşünde: “Eğitimin, sağlığın geliştirilmesi gerekir, bunların tümü bu projenin bir parçası… İnsanların genç yaştan itibaren şanslı olaylarla karşılaşmasını sağladığınızda, toplumdaki gizli yeteneklere ortaya çıkma fırsatı vermiş olursunuz.” Geçmişteki performanslarına bakmadan, rastgele seçilmiş yüzde 25’e para verilmesi, bilgisayar modelinde daha fazla oranda yetenekli insanın başarılı olmasını sağladı ki bu çok önemli bir sonuç… Araştırmada yer alan ekonomist Alessio Biondo, geçmişteki performansın gelecekteki performans için garanti olamayacağının altını çiziyor: “Bu başarının nedeni yetenekten çok şansla ilgili ise o zaman aslında şansı ödüllendirmiş oluyorsunuz.”

“Kendinizi Odanıza Kapatırsanız, Şans Sizi Bulmaz” 

Fizikçi Alessandro Pluchino, “Rastgele tanışma ve sohbetlere, yeni fırsatlara mümkün olduğunca fazla olanak yaratın” diyor ve ekliyor: “Kendinizi odanıza kapatırsanız, fırsatları bulamazsınız.” Yani şansı artırmak için yapılabilecek şeyler de var. Ayrıca şans, bir kişiyi daha cömert bir kişiye dönüştürebiliyor; örneğin yardım kuruluşlarına daha fazla bağış yapıyor, herkesin yararı için çaba harcıyor.

Akıllı ve Zeki İnsanlar Neden Başarısız Olur? 

Psikolojinin dünyaca ünlü isimlerinden Robert J. Sternberg’in “In Search Of Human Mind” adlı kitabında   zeki ve yetenekli kişilerin neden başarısız oldukları şöyle sıralanıyor:

  • Motivasyon eksikliği
  • Ani dürtüleri kontrol eksikliği (Öncelikleri Unutmak)
  • Azim ve Vazgeçmeme Özelliğinden Mahrum Olmak (Çabuk sıkılmak)
  • Yanlış yetenekleri kullanmak
  • Sonuca odaklanamamak
  • Başlanılan işi bitirememek
  • Kendine acımak
  • Başlamaktan korkmak
  • Düşünceleri aksiyona çevirememek, harekete geçememek
  • Aşırı ya da yetersiz özgüven
  • Başarısızlıktan korkmak
  • Sürekli ertelemek
  • Suçlayıcı olmak (Hem kendini hem başkalarını)

Zeka/ yetenek/ başarı konusunda aşağı yukarı herkes hemfikir… Çok çalışan kazanır, yetenekli olmak başarıyı getirir (yukarıda sözünü ettiğimiz araştırmaya göre yeterli değil), vs. En azından “Yetenek, zeka ya da başarıya inanmıyorum” diyen biri çıkmaz ama ya şans? Etrafınızda -nerede kaldı şanslı/ şanssız kişilerin varlığı- “şans”a inanmayanlar da vardır. Siz inanıyor musunuz?

Yazının başında söz ettiğimiz bu yeni araştırmada imzası bulunan bilim insanlarına göre “şans ile başarı arasında kesin bir bağlantı var.” Şans gerçekten var mı? Bu yeni araştırmada görüldü ki bireylerin yeteneği orta derecede olsa bile bir dizi şanslı olayla karşılaşmaları başarılı olmalarını sağladı. Bilim insanları gerçek dünyada da aynı şeyi gördüklerini söylüyor.

Kelebek Etkisi

Şu noktada “Kelebek Etkisi”ne de parantez açmakta fayda var: “Afrika’daki bir kelebeğin kanat çırpışları, Amerika’da bir kasırgaya sebep olabilir” sözünü bilirsiniz. Mantığı şu: Yapılan en küçük bir eylem ya da alınan en küçük bir karar bile hayatımızın gidişatını önemli bir şekilde etkiler. Hayatımızın akışı, bir kelebeğin kanadı büyüklüğünde olan seçimlerimizde dahi hiç beklenmeyen noktalara ulaşabilir.

Bu etkenler arasında şüphesiz en önemlilerden biri de zaman kavramı. Evinizden çıktınız, anahtarlarınızı unuttuğunuzu fark ettiniz ve evinize geri döndünüz. O sırada yan apartmandaki bir evin balkonundan kocaman bir saksı düştü ve eğer siz evinize dönmeseydiniz, belki de başınıza düşecekti! Biz buna şans diyoruz ama her şey bu kadar basit mi? İhtimaller sayısız… Anahtarlarınızı unuttuğunuzu fark etmeseydiniz ne olurdu? Karşı kaldırıma geçseydiniz ne olacaktı? Ya anahtarlarınızı unutmasaydınız? Birçok ihtimalden söz ediyoruz. Hayat da bu ihtimaller zinciri aslında. Biz yani insanoğlu, iyi ya da kötü olan olasılığı, o seçimi yaptıktan sonra görüyoruz ve çoğu zaman bu seçimi yaptığımızın farkında bile değiliz.

Ayrıca hayat sadece kendi seçimlerimizden ibaret değil, pek çok dış faktör mevcut. Eğer o saksı, çok iyi bir şekilde yerleştirilse düşmezdi, öyle değil mi? Burada mekan kavramı da devreye giriyor, yani kapalı ortamlardaki eylemler büyük değişikliklere yol açmayabiliyor ama dış mekanlarda pek çok olasılık var. Farkına varalım ya da varmayalım, “Kelebek Etkisi”nin içerisindeyiz.

“Hiç Şansım Yok” Diyenlerden Misiniz? 

İngiliz psikoloji profesörü Richard Wiseman’ın gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları da “şans faktörü”nü irdeliyor. Kendini “çok şanslı” ve “çok şanssız” hissedenler bir araya getiriliyor ve iki grubun katılımcılarına da birer gazete veriliyor. Onlardan gazete içindeki fotoğrafları saymaları isteniyor.

Kendini çok şanssız hissedenler, ortalama iki dakika içinde; çok şanslı hissedenler ise birkaç saniye içinde bu görevi tamamlıyor.

Peki nasıl oluyor? Dr. Wiseman gazetenin orta yerine şöyle bir metin yerleştirmiş ve şöyle yazmış: “Saymayı bırakın ve araştırmacıya bu metni gördüğünüzü söyleyerek 250 dolar kazanın!” Yani kendini çok şanslı hissedenler yalnızca görevi erken tamamlamakla kalmıyor, aynı zamanda 250 doları da ceplerine indiriyor.

Bu araştırmadan çıkarılacak en önemli sonuç da şu: Şansa bel bağlamaktansa, kendinize ve çevrenize başka bir açıdan bakmayı deneyin. Hayatınız ellerinizden akıp gitmesin. Fark edin, çevrenize dikkat edin. Yalnızca bir konuya odaklanıp, hatta bu konuyu obsesif hale getirip olan biteni ıskalamayın. Karşınıza daha kim bilir ne fırsatlar çıkacak! “Hiç şansım yok” demeyi bırakın; adım atın, zorluklar karşısında pes etmeyin. Yoksa “zeka”nız bile kurtaramaz sizi!

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın