Ana SayfaYaşamSosyal MedyaSosyal medyada vakit geçirmek bizi mutsuz mu ediyor?

Sosyal medyada vakit geçirmek bizi mutsuz mu ediyor?

İşe giderken, çalışırken, işten dönerken, yolda yürürken, araba kullanırken yani fırsat bulduğumuz her boşlukta sosyal medya kanallarında vakit geçirmek sıradan bir hal aldı. Peki gün geçtikçe artan sosyal medya alışkanlıklarımız, sosyal medyada her gün bir önceki güne göre daha fazla vakit geçirmemiz psikolojimizi nasıl etkiliyor? İnsanların hayatlarını, anlarını ‘ifşa ettikleri’ paylaşımlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarına göre durum pek iç açıcı değil…

Türkiye’de internetin ilk kullanılmaya başlandığı yıl 1987 olarak kayıtlarda yer alıyor. Ege Üniversitesi öncülüğünde kurulan Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı ile başlayan süreç, 12 Nisan 1993’te ODTÜ’nün Ankara ile Washington arasındaki kiralık hattı sayesinde ilk internet bağlantısı ile devam ediyor.

42 Milyon Aktif Sosyal Medya Kullanıcısı

Sonrası ise Big Bang! Hızla yayılan internet farklı mecraları hayatımıza sokmaya başlıyor. Sosyal medyada ilk adım 1999 blog kavramı ile başlıyor. Ardından 2003 yılından itibaren sırasıyla Linkedin, Facebook, YouTube ve Twitter ile sonu gelmeyen bir sosyal medya araçları çeşitliliği başlıyor. Bu noktada Türkiye özelinde istatistiklere değinmekte fayda var. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 78 milyon 741 bin 53 olan ülke nüfusumuzda 42 milyonu aşan aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Sosyal medyada harcadığımız ortalama süre ise her gün 2 buçuk saati aşıyor. Türkiye’nin en aktif olduğu alan ise Facebook. Facebook’un sahip olduğu 42 milyonu aşan aktif kullanıcıyı, 22 milyonu aşan aktif kullanıcı sayısı ile Instagram takip ediyor.

Facebook

Peki, ülkece sanal dünyada bu kadar ‘sosyalleşmemiz’ ne kadar sağlıklı? Danimarka’da yer alan Kopenhag Üniversitesi’nin araştırması, bu yazıyı okurken yan sekmede açık olan Facebook hesabımızda geçirdiğimiz saatleri sorgulamamıza neden olabilir. Çünkü bu gezinmelerimiz kıskançlığa yol açabiliyor ya da gerçekçi olmayan karşılaştırmalar yaparak bizi mutsuz edebiliyor. Yani Facebook’ta tanıdığımız ya da tanımadığımız hayatlarda ‘sörf’ yaparak ya da bu hesapları kurcalayarak aslında sadece merakımızı gidermiyoruz! Keyfimizin kaçabiliyor, canımız sıkılabiliyor ve depresyona bile sürüklenebiliyoruz.

Twitter

Vermout Üniversitesi’ne göre ise Twitter da psikolojimize iyi gelmiyor. Twitter kullanıcılarının mutsuzlukları her geçen yıl artıyor. Depresyonda olan insanlar kendilerinin yalnız olmadığını hissetmek için Twitter’da vakit geçirebiliyor. Ya da Twitter’ı kullanıcıları depresyona meyilli hale gelebiliyor.

Instagram

Yine bir başka çalışmada Instagram kullanıcıları için de benzer sonuçlar elde edilerek paylaşımların depresyonla ilişkisine dikkat çekiliyor. Eğer depresyondaysanız fotoğraflarınızı olduğundan daha canlı gösterip, olduğundan daha az parlak hale getirip paylaşmaya daha çok eğilimlisiniz. Ki bu da daha gri ya da karanlık fotoğraflar paylaşımlar anlamına geliyor.

Ve çocuklar

Çocuklar için de durum çok farklı değil. İngiliz bilim insanlarına göre sosyal medyada her gün arkadaşlarıyla bir saat sohbet eden çocuklar, diğerlerinin aksine hayatlarından yüzde 14 oranında daha az tatmin oluyorlar.