Ana SayfaBizden HaberlerSürdürülebilir Kalkınmaya Yatırım

Sürdürülebilir Kalkınmaya Yatırım

Yatırımların azaldığı ekonomik çalkantı dönemlerinin kimi zaman şirketler için çok önemli fırsatlar yarattığı tarihteki örneklerde mevcuttur. 1929’da yaşanmaya başlayan ekonomik buhran sırasında da ABD’de birçok şirket yeni atılımlar yapmaktan kaçınmıştır. Söz konusu yıllarda yapılan Araştırma-Geliştirme faaliyetlerinde yaşanan azalmalar patent başvurularına da yansımıştır. Dönemsel olarak, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)’nın arttığı dönemlerde patent başvuruları artış göstermiş, GSYİH’nın düştüğü dönemlerde ise başvurular azalmıştır. Birçok şirket yöneticisi, araştırma yatırımlarını askıya alarak kriz döneminin atlatılmasını beklemeyi tercih etmiştir. Diğer yandan, söz konusu dönemi başarılı atlatan firmaların yeni atılımlarını ertelemeyenler olduğu görülmüştür. Kimya devi DuPont, 1930’lu yıllarda, satışlarının düştüğü bir dönemde araştırma faaliyetlerine devam etmiş ve “Neoprene” isimli ısıya, güneş ışınlarına, aleve, mineral yağlara dayanıklı önemli bir maddeyi bulmuştur. Hemen akabinde de 20. yüzyılın önemli icatlarından Naylon’u bulmuştur. Bunlar, Ar-Ge faaliyetlerinin önemine yönelik ilginç birer örnektir ancak, tek icat ile satışları artırmak daha çok teknoloji firmalarına özgü bir durumdur. Diğer yandan, “sürdürülebilir büyüme”şirketlerin genel performansına olumlu katkı sağlayacak bir yatırım alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sürdürülebilirlik, tüm sektörler için geçerli olabilecek ve stratejik fırsatlara kapısını aralayacak kapsamlı bir inovasyon olarak değerlendirilmelidir.

İş hayatında, son yıllarda sık karşılaştığımız terimlerden bir tanesi “sürdürülebilirlik” kavramıdır. Özellikle Amerika ve Avrupa’da gelişen söz konusu akım neticesinde, tepe yöneticileri toplumdan gelen taleplere cevap vermenin, uzun vadeli değerler yaratmakta önemli bir araç olduğunu kavramışlardır. Bunun neticesinde de “sürdürülebilirliğe yatırım” kavramı gelişmiş, birçok organizasyonun dile getirdiği, öncelik verdiği bir uygulama haline gelmiştir. Bir kurum için sürdürülebilirlik; uzun vadeli planlar yapmak, toplumun gelişen ihtiyaçları doğrultusunda ürünler geliştirmek, tasarlamak ve bunları topluma sunmak anlamını taşımaktadır. İşbirliği içinde bulunulan diğer kuruluşlarla birlikte hareket etmek, sürdürülebilir bir çevre için toplumun ihtiyaçları doğrultusunda toplumla beraber yürümek anlamına gelmektedir. Bununla beraber, çeşitli dönemlerde yaşanan finansal çalkantılar, kısa vadeli planlamanın ve sürdürülebilir olmayan uygulamaların sıkıntılara yol açtığının da önemli bir göstergesi olmuştur. Sürdürülebilir çözümler üretebilen firmaların yaşanan ekonomik krizlerden daha az etkilendikleri görülmektedir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluktan Sürdürülebilir Kalkınmaya

Sürdürülebilir Kalkınma‘nın ilk adımı olan, “Kurumsal Sosyal Sorumluluk”, daha eskilere dayanan ve yaklaşık 10-15 senedir duymakta olduğumuz bir yaklaşımdır. Uygulaması ise daha çok toplum sağlığına ve çevreye zarar veren şirketlerce gerçekleştirilmekteydi. Buna ilişkin erken diyebileceğimiz faaliyetler toplum sağlığını etkileme ihtimali bulunan sektörler tarafından gerçekleştiriliyordu. Ancak, söz konusu uygulamalar, sürdürülebilirlikten ziyade bir nevi verilen zararların telafisine dönük yatırımlar olarak ortaya çıkmaktaydı. Sosyal sorumluluk kavramı, geçen zaman içinde, topluma zarar verdiğini düşünen veya kabullenen şirketlerin uygulamasından çıkıp genel bir anlayış halini almaya başladı. Bunun sebebi, sürdürülebilir kalkınmanın; sosyal, ekonomik, çevresel ve ahlaki değerlerin tümünü kapsayan bir olgu olması idi. Nihayetinde kurumların iş stratejilerini belirleyen ve bir nevi kimliklerinin toplumca anlaşılmasını sağlayan bir anlayış haline gelmesiydi. Bu anlayışın şirketler bünyesinde başarılı uygulamaları sürdürülebilirliğe yatırım yapılması anlamına geliyordu.

Son dönemlerde, duymaya alıştığımız ve önemli bir tartışma konusu olan iklim değişikliği, ilk olarak bakıldığında kısa vadede bir şirketi etkileyen bir kavram değildir. Dolayısıyla birçok firma için, kendisini direkt olarak etkilemeyecek bir konuda yatırım yapılması mantıklı gelmeyebilir. Ancak, ele alınması gereken iklim değişikliğinin geniş bir çerçeveden değerlendirilmesi ve uzun vadede dolaylı olarak doğuracağı sonuçlardır. Bu durumun, öncelikle orta ve uzun vadede, yapılmakta olan işi etkileyebilecek unsurları da içerebileceği ve neticede toplumun zarar göreceği bir durumda bundan kurumun da zarar göreceği hesaplanmalıdır. Değişen iklimlerin, toplum sağlığına, fakir ve gelişmekte olan ülkelerde yol açtığı sıkıntılara, susuzluğa, yeni mikropların ortaya çıkarak bir nevi ülkeler ve kıtalararası göç etmesi nihai anlamında tüm sektörler için bir sorun haline gelecektir. Tüm bunların bir bütün olarak değerlendirilerek birbirlerine olan etkilerinin algılanabilmesi doğru ve sürdürülebilir yatırımın temellerini oluşturmaktadır.

Günümüzde toplumların bilinçleniyor olması, şirketlerin prensiplerini belirlemelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Toplumların, evvelden devletlerden bekledikleri şimdilerde uluslararası gruplardan beklenmektedir. Kurumsal Sorumluluk bir şirketin operasyonlarının ekonomiye, çevreye ve topluma etkisini bilmesi, yönetmesi ve bu etkiyi geliştirmesidir. Kurumsal Sorumluluk ve sürdürülebilirlik, şirketlerin işbirliği yapmakta olduğu tüm birimlere karşı olan yükümlülüğüdür. Paydaşlar; yatırımcılar, müşteriler, çalışanlar, iş ortakları, taşeronlar, piyasa düzenleyiciler genel olarak toplumun tüm kesimleridir. Bu yaklaşım aslında, ülkelerin sorumluluklarının artık şirketlerin de sorumluluğu haline gelmesidir.

Uluslararası ilişkilerin düzenlenmesi rolü olan Birleşmiş Milletlerin şirketlere ilişkin “Küresel İlkeler Sözleşmesi” adıyla sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluk prensiplerini bir araya getirmesi artık ülkelerin sorumluluğunu şirketlerinde taşıyor olmasının önemli bir göstergesidir. Buradaki amaç, sürdürülebilir ve herkesi kapsayan bir küresel ekonomik büyümenin sağlanmasına yönelik, kurumsal sorumlulukların iş stratejileri, operasyonları ve kültürün parçası haline gelmesinin sağlanmasıdır.

Yapılan çeşitli araştırmalar sürdürülebilir yatırımların şirketlere olan önemli katkılarını da ortaya çıkarmıştır. Etik ilkelere bağlı olduğunu tanımlayan firmaların, diğerlerine göre finansal olarak daha başarılı oldukları, paydaş beklentilerini göz önüne alan şirketler sadece hissedarlara odaklı şirketlere göre 4 kat daha hızlı büyüdüğü ortaya çıkmıştır. Bir başka araştırma ise şirket yöneticilerinin %94’ünün yerleşmiş kurumsal sorumlulukların şirketlere ticari kazanç getireceğini düşünüyor olduğu yönündedir. Toplumun ve yatırımcıların bilinçlendiğinin önemli bir göstergesi giderek artan oranlarda şirketlerin kurumsal sorumluluklarını izleyen endekslerden bilgi almalarıdır. Örneğin, Şirketlerin Kurumsal Sosyal Sorumluluklarını izleyen, The Dow Jones Group Sustainability Index, The Financial Times Good Index, Morley Fund Management Sustainability Index gibi endekslere pek çok yatırımcı, şirketlerin Kurumsal Sosyal Sorumluk duyarlılığı konusunda bilgi almak için başvurmaktadırlar. Kuşkusuz buna benzer bir endeksin, ülkemizde de uygulanabilir hale gelmesi, şirketlerin sürdürülebilir kalkınmaya olan ilgilerini teşvik edecektir.

Sosyal sorumluluk konusunda hassasiyet ve sürdürülebilirliğe yatırım, azalan işletme giderleri ve artan işletme verimliliği anlamına da gelmektedir. Sanılanın aksine, etkin çevre yönetimi sistemleri maliyetlerde artış getirmemektedir. Zaman içinde atık üretimini ve su kullanımını azaltarak, enerji verimliliğini artırarak işletme verimliliğinin yükseldiği görülmektedir. Şirketin sorumlu faaliyetleri ek çevresel, sosyal ve ekonomik yararlar sağlayabilmektedir. Bazı şirketler Kurumsal Sorumluluğun itibarlarına etkisini rakamsal olarak yayınlamaya başlamışlardır. Örneğin, British Telecom bağımsız istatistikçilere hazırlattığı resmi raporunda şirketin imaj ve itibarının tüketici memnuniyeti üzerine etkisinde Kurumsal Sorumluluğun %25 payı olduğunu belirtmektedir. “Finansal Denetim” şirketler için ne kadar önemli ise çok yakında Kurumsal Denetim”de olmazsa olmaz hale gelecektir. Yapılan araştırmalara göre, bir şirketin “Kurumsal Sorumluluk” duyarlılığı, o şirkette çalışmak isteyenlerin sayısını artırmakta ve daha az sayıda personel şirketten ayrılmaktadır. Danirmakalı İlaç firması Novo Nordisk, iş hedeflerini sürdürülebilir kalkınma ile uyumlu hale getirdiğinde çalışanların sirkülâsyonu %5 azalmıştır. Novo Nordisk, Çin’de insülin pazarının %60’ına hâkimken, satışlarının azalacağını göze alarak şeker hastalığının azaltılması yönünde araştımalara destek vermiştir.

Kurumsal Sorumluluğa karşı duyarlı şirketler ilgili kamu kurumları ve düzenleyici kurullardan daha fazla yakınlık ve kolaylık görebilmektedirler. Artık anlaşılmaya başlanmıştır ki, şirketler kurumsal sorumluluğa duyarlı oldukça, daha az riskle yüz yüze kalmaktadırlar. Başka bir deyişle, Kurumsal Sorumluluk duyarlılığı olmayanlar itibar kaybı riskiyle daha fazla karşı karşıyadır. Geride kalanlar ise, iş fırsatlarını kaçırma ve rekabet avantajlarını kaybetme tehlikesi altındadır. Sürdürülebilirliği benimsememiş şirketler sadece sosyal ve çevresel etkileri göz ardı etmekle kalmamakta, kendi ekonomik çıkarlarını da göz ardı etmektedir. Bu nedenle, kısa dönem sürdürülebilir olmayan uygulamaların yerine uzun vadeli sosyal ve çevresel sorumluluğa sahip adımlar atılarak yeni iş modelleri geliştirilmesi gerekliliği vardır.

Şirketlerin finansal göstergelerinin şirketlerin salt bir başarı göstergesi olmadığının anlaşılmasıyla sürdürülebilirlik geniş bir perspektifte önem kazanmaktadır. Yaşamakta olduğumuz dönemde, ekonomik, sosyal ve çevresel unsurların bir arada ele alınması önemli bir gereklilik halini almıştır. Tedarik zincirleri de dahil olmak üzere işbirliği yapılan tüm oyuncuları kapsayan bir sürdürülebilirlik modeli başarının temellerini oluşturmaktadır. Stratejik fırsatların olumlu veya olumsuz her dönemde devam etmesi için “sürdürülebilir kalkınma” uzun vadeli bir iş modelidir. Söz konusu model, yalnızca risklerin bertaraf edilmesi değil, aynı zamanda gelirlerin artması için de önemli bir manevradır.

Arda AKARSU
Büyük Kurumsal Gruplar ve Kamu Kurumları Yöneticisi

Önceki Yazı
Sonraki Yazı