Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Çağla Ağırağaç

Gençlik Treni Günlüğü – Çağla Ağırağaç

08-07-2012

Büyük bir heyecan ve merakla gençlik merkezine geldim. Geçen sene de öyleydi ama bu sene biraz farklı gibi geldi. Gerçekten de öyleymiş.

Neyse istasyona geldik. Her şey normaldi. Tren dışardan normal yolcu treni gibi görünüyordu ta ki içeri girene kadar…

Arkadaşımla küçük odamıza yerleştik. Hayatımda ilk defa böyle bir trene biniyordum. Vagona girdiğimiz zaman çok şaşırdım. Her şey tam takım yerindeydi. İhtiyacımız olan her şey. Biz gençleri bu kadar düşüneceklerini tahmin etmiyordum. Lakin çok fena yanılmışım. Geçler için her şey düşünülmüştü. A’dan Z’ye her şey. Evet, Gençlik ve Spor Bakanlığı tüm imkanları zorlamış…

Gerçekten çok mutluyum, bizleri böyle şeylere teşvik ettikleri için. Olması gereken şeyleri bize fazlasıyla yaşattıkları için. Bir kez daha tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum. Bol eğlenceli, heyecanlı günler, güzel arkadaşlıklar bizi bekliyor.

09-07-2012

Sabah 7’de kalktık. Bugün trende 2. günümüz. İlk önce kahvaltı ettik. Sonra otobüsle gezimize başladık. Heyecanlıydım gezip görmeyi seviyordum. Yeni şeyler öğrenmeyi de. İlk önce tarihi bir camiye gittik. Rehberimiz ilginç şeyler anlattı. Tıp eğitimi veriliyormuş. Çok önceye dayanıyor yapılışı ve kullanılışı. Daha sonra Sivas Kale’sine gittik fazla büyük olmamasına rağmen baya önemli bir yermiş. Kalenin üzerinde 4 Eylül yazıyordu. Neden yazdığını sormaya fırsat bulamadım. Sanırım 4 Eylül Sivas’ın kurtuluşu. Daha sonra konakların bulunduğu yere gittik. İlk durağımız Abdi Ağa Konağı’ydı. Güzel sevimli bir yerdi, huzurluydu en başta. Daha sonra yöresel lezzet yemeklerinin bulunduğu bir restorana geldik. Bir şeyler içtik, baya eğlenceli geçiyordu. Sonraki durağımız ise Buruciye Medrese’si idi. Orası da baya ilginç bir yerdi. İçerisini çarşı yapmışlar. Ahşap eşyalar, Sivas’a özgü bir sürü şey satılıyordu. Zamanımız çok iyi geçiyor, merakla bir sürü şey öğreniyorduk. Ardından dört saatlik bir yolculuktan sonra Sivas’ın Divriği ilçesine ulaştık. Dışardan bakıldığında pek albenili bir yere benzemiyordu. Bu düşüncemde çok kötü yanıldığımı anladım. Ta ki tepeye çıkıp Divriği Ulu Cami’nin tarihini öğrenene kadar. İki tane rehberimiz vardı, o kadar sürükleyici anlattılar ki zamanımız kısıtlı olmasına rağmen o kadar çok şey öğrendim ki…
Bu cami Ahmet Şah tarafından 800 yıl önce yapılmış, bir de eşi Melek Turan tarafından şifahane kısmı yapılmış. Burada akıl hastalarını Kur’an sesi, su sesiyle tedavi ediyorlarmış. Hiç bıkmadan bir buçuk saat boyunca rehberimizi dinledim. Anladım ki çok gezen çok bilirmiş. Yolculuğumuz yorucu geçti ama değdi. O kadar çok şey öğrendim ki tarihimiz hakkında bu ve bunun gibi gezilerin ne kadar faydalı olduğunu çok iyi anladım. Bir daha olsa bir daha giderim, aynı yerlere hiç bıkmadan. Biz gençleri böyle şeylere teşvik ettikleri için liderimiz öncülüğünde bize bu hakkı tanıdıkları için gerçekten mutluyum.

10-07-2012

Bugün gezimizin 3. günü yani son gün. Biraz üzgünüm aslında kısa sürdüğü için. Çünkü trenimiz çok keyifli, liderler bizimle arkadaş gibi sorunlarımıza hemen koşuyorlar, aile gibi olduk sanki tren ekibiyle.

Sabah uyandığımda Kayseri’deydik. Yeni bir yolculuğa, yeni şeyler öğrenmeye, yeni bilgilere “Günaydın!” dedik ve uyandık. İlk durağımız Kadir Has Müzesi’ydi. Kayseri tarihini, yerlerini ve Mimar Sinan’ın eserlerini, anlatan iki katlı bir yer. Zevkli geçti ilk turumuz.

Ardından bir saatlik yoldan sonra Mimar Sinan’ın doğduğu yere gittik. Eski bir yapıydı ama içi o kadar ilginçti ki her yer taştan yapılmış. Un eleme malzemesi de çok ilgimi çekti ve nedense evin içi çok soğuktu. Taştan yapıldığı için sanırım. Evin dış cephesi de gayet iyi yapılmış ustalıkla.

Sonraki adresimiz ise yer altı şehriydi. Baya ilginç bir yer. İçine girdik başka taraftan çıktık. Yer altı şehrinin uzunluğu Maraş’a kadar uzanıyormuş söylentilere göre. Daha sonra Arkeoloji Müzesi’ne girdik ve ardından Erciyes’e ilk defa çıktım. Erciyes Dağı çok yüksekti zirve 3.900 metreymiş. Kısacası o kadar eğlenceli ve zevkli geçti ki günlerimiz. Bu gençler gezip görmeye yeni şeyler öğrenmeye aç ve biz bu sayede açlığımızı gideriyoruz. Herkese teşekkür ediyorum.

Çağla Ağırağaç