Ana SayfaBizden HaberlerGençlik Treni Günlüğü – Ceren İlayda Mutlu

Gençlik Treni Günlüğü – Ceren İlayda Mutlu

EPİZOT-1-  08.07.2012

Tren gelir hoş gelir ley leylimilimi ley,
Bazen güzellikler ani kararlarla gelir.
Beklentilerin karşılanması çoğu kez sevindirir.
Tura katılan Ceren iyi arkadaşlar edinir.
Geceleri klima yüzünden battaniye kafaya çekilir.
Tur daha uzun sürse dürümden nefret edilir.
Sınırsız çay olmasa tren bana dar gelir.

Turdan 1 gün önce gelmeye karar verdim, her işimin son dakika oluşu gibi, bu da öyleydi. Karar verdim vermesine de bu sefer de bilet yok. Tek bir bilet var bayan yanı koridor tarafı. O bileti alırsam Pazar günü 05.30’da Mersin’de olacaktım ve günlerden pazar. Mersin’de gözlerimi bir parkta kısa süreli kapadım, uyumuşum. Annem parklarda uyuduğumu duysa kalpten gidecek. Gözlerimi açtığımda uykumu almıştım bile. Doğru gara yeni arkadaşlarıma ve güzel gezintilere doğru yürüdüm. Yol iyi, mıcırsız, asfalt. Onların gelmesini beklerken tahmin edin ne yaptım! Evet, yine uyudum. Ama ipin ucunu fazla kaçırmışım, öğle yemeğinin sonunda yakaladım onları. Biraz korku vardı tabi bende 18 yaşında grubun en küçüğü olacağımı düşünerek belki benle konuşmak istemezler, anlaşamayız diyordum tam tersi oldu. Tanıştık oryantasyon yaptık ve ilk gün sanki yıllardır arkadaşmış gibi sevdik birbirimizi. Haydi, şimdi gezimizi anlatmaya koyulayım.

En güzel gül benim yurdumda açar.
En güzel kuş benim yurdumda öter.
Mavi deniz toprağımı kucaklar.
Böyle vatan söyleyin nerde var.
Gitmedim ben tersine doğru gittim Mersin’e.
Böyle bir güzelliği öğütlemeliyim herkese.
Etin tadı bir başka, tantuniyle olursa,
Hele bir de yanında şalgam suyu durursa.
Derken Adana çağırdı, beni ‘haydi artık çık Mersin’den.
Trenimiz çok güzel, bu konforda diyecek yok keyfime
Yollarında giderken bakındım etrafıma.
Kimsenin bilmediği bir veli selam verdi, banadiyecek yok keyfime.
Yollarında giderken bakındım etrafıma,
Kimsenin bilmediği bir veli selam verdi bana.
Çukurova da haykırdı ‘Ben hiç de çukur değilim!’
Çukurova Üniversitemle gençleri yükseltirim,
Hele bir de manzaramı gör, tabiatımla daha çok çalışkan olur öğrencilerim benim.
Bir de pamuk var sanatçıların altın koza ödülüne ilham olan
Pamuğuyla sarmaladı beni de, Adana yumuşacık ve sevgiyle
Abidin Dino, Yaşar Kemal, Yılmaz Güney, Şener Şen, Muzaffer İzgü ve daha niceleri
Bilmezdim ki Adana’dan,memleketlerinden ilham alarak yazmışlar eserlerini.
Turumuzla girdiğim sinema müzesinde öğrendim bu nacizane bilgileri.
Adana’da taş köprü var şarkılara ilham olmuş.
Adana Köprübaşı!
Taş köprü diyip de geçmeyin birleşmiş geçitlerle.
Ulaştırmış insanları Seyhan’ın üzerinden varacakları yere.
Merkez cami Orta Doğu ve Balkanların en büyük camisi olarak geçiyormuş.
Allah rahmet eylesin büyük çoğunu Sabancı yaptırmış.
Adana’ya varıp da Atamızın evini görmek olmazmış.
Anlaşılan o da bu güzel şehrin büyüsüne doğanın güzelliğine kapılmış.
Evini de koyu kırmızı ve krem rengi mobilyalarla donatmış.

EPİZOT-2- 09.07.2012

Arkadaşlarımla trende oyunlar oynadık, dans ettik, kaynaştık. Birbirimizin odasına misafirliğe bile gittik. Evimiz gibi alıştık 3 günlük gezi için geldiğimiz trenimize. Kendimden 7 yaş, 5 yaş büyük insanlarla böylesine iyi anlaşacağımı düşünmezdim hiç. Bu tur böyle arkadaşlıklara vesile olduğu için, en çok bundan dolayı sevdim bu etkinliği. Hadi gezimi anlatmaya kaldığım yerden devam edeyim.

Elimde yok ama asa, ben yöneldim Sivas’a
Bütün ülke bürünmüştü öyle büyük bir yasa.
Ulu önderimiz topladı vatanseverleri Sivas’a.
En önemli kararlar burada alındı.
Kurtuluş’un temeli Sivas’ta atıldı.
Yüreğimde aydınlık umutla baktım ileriye,
Apansız varmışım bir ulu Divriği’ye,
Bir minare yükseldi önümde devasa.
Adı ulu minare ciğerim pare pare,
Işıklar oynaştı önümde caminin nurudur hare hare,
Gözümde büyüdü kat kat bu ulu cami.
Anladım ki dünyada her şey fanidir fani.
Güven ile kucaklar sanki uzaktan insanı,
Öğrendiğime göre çok meşhurmuş Divriği bastonu.
Ulu cami gizemli şifreleri bünyesinde toplamış.
Ahmetşah’ın sırrını yüreğinde saklamış.
Dört unsuru resmetmiş dört sütununda.
Dört kitabı da katarak sevdirmek istemiş ne hikmet varsa bunda,
Ne cihetten olursa olsun yaklaştıkça insanı sarıp sarmalıyor Cennet Kapısı.
Güçlü bir manyetik alan oluşmuştur demir yatakları sayesinde ki,
Mimari harikası altın orana göre her ayrıntısı düşünülmüş bu caminin sütunlarını döndürmekte.
Evrenin sonsuzluğunu anlatmak istercesine fizik ötesi kıvrımlarıyla bakar seyircisine,
Bu gün Sivas ve Divriği’ni gezmenin mutluluğuyla bindim bu sefer trene.

EPİZOT-3- 10.07.2012

Gezimizin son günüydü bütün gün Kayseri’de olacak, bolca serbest zamanımız olacak yöresel yiyecekler olan mantı, yağlama, pastırma ve sucuk yeme fırsatı bulacaktık. Çok ironiktir ki koskoca Kayseri merkezde sadece mantı yapıp satan bir yer bulamadık. Oysa ki ben adım başı böyle yerler bulacağımı düşünüyordum. Yine de güzel yemekler yiyip güzel vakit geçirdik. Haydi başlayayım gezimizi anlatmaya.

Düzenli tur içinde oldum ben bir serseri,
Daha ben buradayım gel bana dedi Kayseri.
Camileri bırakıp çıktım büyük kubbeye
Erciyes’in tepesinden baktım.
En güzel hazineye, toprağa, Kayseri’ye
Ayakları gelin başı serin Erciyes.
Seni, büyüklüğünü görünce kâinattaki küçüklüğünü biliyor her insan,
Gün görmemiş odalarda ne yürekler güpgüp etti.
Nice beyler paşalar Güpgüpoğlu Konağından göç etti.
Nice alimler yetiştirdi Kayseri,
Şefkatle kucakladı beni Mimar Sinan’ın evi,
Boşuna dolaşmadı bu dünyayı Evliya Çelebi.
O da günlük tutmuş ben gibi,
Geçilmeyen köprüler girilmeyen gizli sığınaklar.
Sanki ardıma düştü her türden tapınaklar,
Antik Roması, Yunanı, Helenistik paganı
Baktıkça büyülüyor buradan insanı
Kadın, erkek tanrılar Homeros İlyada var.
Kainatın sırrını buradan eserleriyle yansıttılar.
Bir lahidin heykelleriyle Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde,
Herkül’e verilen on iki emrin hepsinde bir gizem,
Gönül gözüyle bakınca anlıyor insan nasıl yaratılmıştır alem.
Savaştığı aslan nefsiyle savaşmasıdır.

İşte böyle sevgili günlük daha önce 3 gün içerisinde hiç bu kadar gezmemiştim ve kendimden büyük insanlarla bu kadar iyi anlaşmamıştım. Umarım Paris’te tekrar görüşürüz tren günlüğüm.

Ceren İlayda Mutlu