Ana SayfaYaşamTuvale Yansıyan Hikâyeler: “Mona Lisa”

Tuvale Yansıyan Hikâyeler: “Mona Lisa”

“Eski sanat büyüklerinin sırlarını bilmedikçe, onlar derecesine erişilemez.” Edgar Degas

Sanat; bazen büyülü, bazen dâhiyane, bazen çarpıcı, bazen gerçeküstü ama her zaman hayranlık uyandırıcı olmuştur. Hayatının merkezinde sanat olmayanlarımızın bile zihninde kazılı olan bazı sanat eserleri vardır. Bu yapıtlar, insanlık var oldukça ölümsüzlüğünü koruyacak ve her nesli kendine hayran bırakacak eserlerdir. Biz de bu yazımızda sanat tarihinin en ikonik tablolarından olan “Mona Lisa”nın hikâyesine odaklanacağız. Çünkü; sanata değer veren ve destekleyen yaklaşımımız doğrultusunda sanatsal organizasyonlara destek veriyoruz. TEB Özel Bankacılık olarak, sanata verdiğimiz destekler kapsamında üç yıl önce Türkiye’nin ilk dijital müze platformu, TEB ÖZEL Dijital Müze’yi hayata geçirdik.

“Dijital müze” ile gizli kalan sanat eserleri ve koleksiyonları gün yüzüne çıkarıyor ve her kesimin erişimine açıyoruz. Koleksiyoncuların anlatımı ile bu eserlerin hikâyelerini sanat meraklılarıyla buluşturuyoruz. Bu mantıktan hareketle, bu yazımızda “Mona Lisa”nın hikâyesinin detaylarını gün ışığına çıkaracağız.

İlk olarak, üzerindeki çalışmaların günümüzde hala devam ettiği, dünyanın en kusursuz ve özel tablolarından “Mona Lisa” ile başlayalım…

Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa”sı

Günümüzde Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergilenen “Mona Lisa”, 16. yüzyılda Leonardo da Vinci gibi bir dâhi tarafından yapılmış, dünyanın en değerli tabloları arasında yer alıyor. Kusursuz bir eser olmasının yanı sıra barındırdığı gizemler onu daha da popüler ve unutulmaz kılıyor.

Neredeyse her bir noktasında farklı bir gizem yatan bu tablonun neden birtakım şifrelere sahip olduğu üzerinde durulduğunu anlamak için; Leonardo da Vinci’nin yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda astronom, mimar, matematikçi ve mühendis gibi pek çok özelliğe de sahip olduğunu hatırlayalım.

“Mona Lisa” ile ilgili “Yüzünün yarısı mutsuz, diğer yarısı gülümsüyor.” gibi bir klişeyi duymuşsunuzdur. Bilim insanları yüz tanımada kullanılan sistemler ile analiz ettikleri “Mona Lisa”nın yüzünün %83 mutlu, %9 bıkkın, %6 korkmuş ve %2 sinirli mimiklere sahip olduğu bilgisine ulaştı.

Peki, bu yüzün sahibi kim? Hakkındaki rivayetler devam etse de; bir tüccar eşinin portresi olduğu, yüzündeki gizemli ifadenin de çocuğunu yeni kaybetmiş bir anne olmasından kaynaklandığı söylentiler arasında. Diğer bir rivayet, ünlü İtalyan Medici Ailesi’ne mensup zengin bir burjuva kızının portresi olduğu yönünde. En enteresan iddia ise “Mona Lisa”nın Da Vinci’nin aslında kendisi olduğu.

Bu kadının kim olduğu tartışıladururken, eser üzerinde yapılan incelemeler onun gizemlerini çözmeye devam ediyor. Araştırmacılar; “Mona Lisa”nın sağ gözünde “L” ile “V” harflerinin, sol gözünde ise (belirgin olmamakla birlikte) “C”, “E” ya da “B” harfinin görüldüğünü söylediler.

Tablonun arka planında yer alan köprünün kemerinde ise “72” sayısı görülüyor. Bu köprünün “Ponte Gobbo” köprüsü olduğunu ileri süren tarihçi Carla Glori, tabloda gizlenmiş “72” sayısının ise 1472’de gerçekleşen yıkıcı bir sele atıfta bulunduğunu söylüyor.

Eserdeki her detay gibi “Mona Lisa”nın kaşlarının neden olmadığı ile ilgili de çeşitli araştırmalar ve teoriler mevcut. Bunlar arasında; Rönesans dönemi Floransa’sında kaşların tamamen alınma modası olması, aslında orijinal resimde kaş ve kirpiklerinin olduğu fakat restorasyon çalışmalarında silindiği ya da kaş ve kirpiksiz olmasının “çirkin” ve “hasta” bir kadın olmasından kaynaklandığı gibi teoriler var. İsterseniz biraz daha detaya girelim…

“Mona Lisa”da yüksek kolesterol varmış dersek tablonun büyüsü kaçar mı? Ama araştırmacılar öyle söylüyor. Yüzündeki bu “tuhaf” ifadenin aslında sağlık durumuyla ilgili önemli işaretler taşıdığı düşünülüyor. Palermo Üniversitesi’nden Vito Franco, göz çevresinde yağ asitlerinin yer aldığını ve modelin sol göz çukurunda genellikle aşırı kolesterolden oluşan “ksantelazma” hastalığının bulunduğunu iddia ediyor.

Bilim insanları, doktorlar, tarihçiler için bir adeta bir takıntı haline gelen bu tabloyla ilgili diğer bir ilginç inceleme de saçlarıyla ilgili. Kızılötesi yansıma tekniği kullanılarak yapılan araştırmaya göre, resimde aslında dağınık ve salık bırakılmış olarak gördüğümüz saçların, arka tarafta topuz şeklinde toplandığı tespit edilmiş.

Hiçbir şekilde paha biçilemez olduğundan sigortalanamayan bu tabloyu saatte ortalama 1500 kişi ziyaret ediyor. “Mona Lisa”nın büyük bir üne kavuşması ise bir hırsızlık vakası ile oldu. 1911 yılında aniden ortadan kaybolan tablo için uzun bir arama ve sorgu sürecinden geçildi. Polis tarafından sorgulanan olası şüpheliler arasında çok tanıdık bir isim de vardı: Picasso! Çalınmasından 2 yıl sonra esas hırsızın itirafıyla bulunan “Mona Lisa” yokluğuyla bile müzeye akın akın ziyaretçi çekti.

Hakkında okumak, düşünmek, inceleme yapmak ve karşısına geçip dakikalarca izlemek de ayrı ayrı heyecan verici şeyler olan, dünya sanat tarihinde çok özel bir yere sahip “Mona Lisa” ile ilgili muhtemelen yepyeni detaylar öğrenmeye devam edeceğiz.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın