Ana SayfaYaşamKişisel GelişimYaratıcılık Kişisel Bir Özellik Değil: Tetiklemek Mümkün

Yaratıcılık Kişisel Bir Özellik Değil: Tetiklemek Mümkün

Farz edin bugün giyeceklerinizi düşünüyorsunuz ve iki gömlek arasında kaldınız. Karar vermek çok güçleşti. Bir mimar olduğunuzu hayal edin ve gömleklere tekrar bakın. Ya da Madonna olduğunuzu. Steve Jobs? Nasıl sonuçlar elde ettiniz?

Yaratıcılığı artıran uygulamaya ‘psychological halloweenism’ (psikolojik cadılar bayramcılığı) adı veriliyor. Cadılar Bayramı’nda herkesin farklı kıyafetler giyip bir karaktere dönüşmesinden dolayı bu isim verilmiş. Başka bir benlik giymeniz anlamına geliyor ve psikiyatrlara göre yaratıcılığın temellerini oluşturuyor.

İnsanlık olarak yaratıcılıkla hiç de ‘yaratıcı olmayan’ bir problemimiz var. Durumu kişiselleştiriyoruz ve kendimize ‘yaratıcıyım’ ya da ‘yaratıcı değilim’ diye etiketi yapıştırıyoruz. İkisinin ortası olabileceği asla aklımıza gelmiyor. Resim dersinde bir öğrenci ‘yaratıcı bir insan değilim’ derken, matematikle problem yaşayan ama resme yeteneği olan bir diğeri ise ‘beynimin sağ tarafını kullanıyorum’ diyerek zorlandıkları alanlar için bir suçlu arıyor.

Teknoloji alanında yatırımı bulunan ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olan Srini Pillay, bu düşünceleri değiştirmek için uzun yıllar uğraşmış. Pillay yaratıcı potansiyelinizi açığa çıkarmak için kendinize inanmanız gerektiğini vurgulayan tavsiyelerin tam tersini düşünüyor: Başka biri olduğunuza inanın.

Şairler Kütüphanecilere Karşı

Harvard Business Review’da çıkan yazısında Pillay, 2016 yılında yapılan, ‘stereotype effect’ yani basmakalıp etkisini gösteren ve bu etkinin insan davranışları üzerindeki etkisinin altını çizen bir araştırmaya değiniyor. Araştırmanın arkasındaki isimler Denis Dumas ve Kevin Dunbar, üniversite öğrencilerini üç gruba ayırmış. İlk gruba kendilerini ‘eksantrik şairler’ gibi hayal etmeleri, ikinci gruba ise ‘sert kütüphane çalışanları’ olduklarını düşünmeleri söylenmiş. Çalışmada üçüncü grup ise kontrol grubu olarak bırakılmış.

Psychological Halloweenism adı verilen bu yöntemle, başkasıymış gibi düşünerek yaratıcılığın fitilini ateşlemek mümkün.

Psychological Halloweenism adı verilen bu yöntemle, başkasıymış gibi düşünerek yaratıcılığın fitilini ateşlemek mümkün.

Katılımcıların tümüne çatal, havuç ve bir çift pantolon gibi 10 adet, sıradan nesneler verilmiş ve her biriyle akıllarına gelebilecek farklı kullanımlar bulmaları istenmiş. Şairlerin bu objeler için bulduğu kullanım alanları çok fazlayken, kütüphaneciler daha az düşünebilmiş. Aynı zamanda araştırmacılar öğrencilerin okudukları bölümün yaratıcılık seviyelerine etkisinin çok az olduğunu görmüş. Hatta şair kişiliğine bürünen fizik bölümü öğrencileri, sanat bölümü öğrencilerinden daha fazla fikir bulmuş.

Dumas ve Dunbar yaratıcılığın kişisel bir özellik olmadığını daha çok bakış açısıyla ilgili olduğunu söylüyor. Yani kendini yaratıcı hisseden herkes yaratıcı olabilir.

Bırak Senin Yerine Başkası Yaratıcı Olsun

Pillay’ın çalışmaları ise bu durumu bir adım ileri taşıyor. Pillay, başkasıymış gibi hayal etme durumunun yaratıcılıktan daha güçlü olduğunu savunuyor. Psychological halloweenism ile beynin farklı bölgelerini çalıştırabiliyoruz. Bu da odağımızı güçlendirerek yaratıcılık gerektiren işe konsantre olmamızı kolaylaştırıyor.

Günümüzün büyük bir çoğunluğunu bir şeylere odaklanmadan geçiriyoruz. Bu tembel olduğumuz anlamına gelmiyor aksine insan olduğumuzu hatırlatıyor. Yaratıcılığın gelmesini beklerken odaklanmaya çalışıp olmayınca kendimizi cezalandırmaktansa, başka bir kişilik üstlenip beynimizi eğitmek daha mantıklı değil mi? Denemekte yarar var!

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın