Ana SayfaYaşamSağlıkYaşlanmayı Önleyebilecek Üç Keşif

Yaşlanmayı Önleyebilecek Üç Keşif

Birkaç yüzyıl öncesine kıyasla insanlar daha uzun ömürlere sahip. Harika değil mi? Aslında değil!

Hayatta sahip olduğumuz en değerli şey, sağlık ve çoğu kez sağlığımızdan oluncaya kadar değerini anlamıyoruz. Ömrümüz uzadıkça hastalıklı geçirdiğimiz süre de uzuyor. Bu da yaşlılığı ağrı ve acı dolu bir süreç haline getirebiliyor.

Son yıllarda yapılan çalışmalar yaşam süresini değil sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik. Bilim insanlarının bu yöndeki buluşları da heyecan verici. Umutlanmak serbest, çünkü şu an yaşayan insanların görebileceği kadar yakında gerçekleşebilecek tedaviler geliştiriliyor. Bu çalışmalardan ‘en umut vaat eden’ üçünü listeledik.

Zombi Hücrelere Ölüm!

Bütün hücrelerimizin bir ömrü var. Hücreler her bölünmede kromozomlarını kopyalıyor ve bu süreçte DNA’ların bir kısmı kayboluyor. Bunun önüne geçmek için DNA’ların sonunda telomer adın verilen kısımlar bulunuyor. Bunu ayakkabı bağcıklarının iki ucundaki plastik kısımlar gibi düşünebilirsiniz. Fakat her bölünmede bu kısımlar biraz daha küçülüyor. Bazı hücrelerde telomerler tamamen yok oluyor ve hücre yaşlı hücreye yani bir nevi zombiye dönüşüyor ve diğer hücreler gibi vakti gelince ölüp yok olmuyorlar.

Siz yaşlandıkça vücudunuzdaki zombi hücrelerin sayısı da artıyor. Bu zombi hücreler etrafındaki dokulara zarar vermeye başlıyor ve yaşlılıkla birlikte gelen, diyabet ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklara sebep oluyorlar. Peki ya bu hücreleri öldürebilseydik?

Bilim insanları fareler üzerinde yaptığı deneyde farelerin hücrelerini genetik olarak değiştirip, diledikleri zaman bu zombi hücreleri öldürebilecek hale getirdi. Zombi hücreleri azalan yaşlı fareler daha aktif, daha sağlıklı ve kansere yakalanma riskleri azalmış fareler haline geldiler. Ayrıca ortalama bir fareye kıyasla yüzde 30 daha fazla yaşamanın yanı sıra daha sağlıklı bir ömür sürdüler.

Fakat insan vücudunda aynı genetik düzenleme yapılamıyor. Bu da ‘Canlı hücreleri öldürmeden zombi hücreleri nasıl öldürürüz?’ sorusunu ortaya çıkarıyor. Vücudumuzdaki çoğu hücre, zarar gördüğünde intihar etmeye programlanmıştır fakat zombi hücrelerde bu program çalışmıyor. Hücrelerin bu intiharı gerçekleştirebilmesi için gerekli proteini üretemiyorlar. 2016’nın sonunda yapılan bir çalışmada farelere bu proteinden enjekte ediliyor ve sağlıklı hücrelere hiçbir şey olmazken zombi hücrelerin yüzde 80’i ölüyor. Tedaviyi alan fareler daha sağlıklı hale gelmekle kalmıyor, dökülen tüyleri de yeniden çıkıyor. Bu araştırmanın sonucu olarak pek çok şirket zombi hücreler üzerine çalışmalara başladı ve yakında insan üzerinde deneyler de başlayacak.

‘Kendine İyi Bak’ Enzimi

Tıpkı bir makine gibi hücrelerimiz de bir bütün halinde görevlerini yerine getiren milyonlarca parçadan oluşur. Bu parçalar sürekli çıkarılır, temizlenir, yok edilir ve yeniden yapılır. Yaşlandıkça bu süreç yavaşlar, işler yolunda gitmez ve hücrelerin üretmesi gereken enzimler ya da hormonlar üretilemez hale gelir. Bunlardan biri NAD+ adı verilen bir koenzim.

Bu koenzimin görevi kısaca vücudumuza “kendine iyi bak” mesajını aşılamak. Fakat yaşlandıkça NAD+ üretimi de azalıyor. 50 yaşımıza geldiğimizde vücudumuzdaki NAD+ miktarı 20 yaşımıza kıyasla yarı yarıya azalıyor. Bu koenzimin azalması da cilt kanserinden Alzheimer’a ve kardiyovasküler hastalıklara kadar pek çok hastalığa neden olabiliyor.

NAD+ ilaç halinde de alınamıyor çünkü dışarıdan alındığında hücre duvarını geçemiyor. Fakat yine farelerde yapılan bir deneyde, hücrenin NAD+ üretmesinde sebep olabilecek bir maddenin hücre duvarından geçebildiği görülmüş. Bu tedaviyi alan fareler canlanmış, DNA’larını tedavi etme yetenekleri artmış ve yaşam süreleri uzamış.

Kök Hücrelerin Gücü Adına!

Kök hücreler vücudumuzdaki hücre şablonları gibidir. Belirli bölgelerde yaşarlar ve kendilerini kopyalayarak yeni hücrelerin üretilmesine katkıda bulunurlar. Tabi her şey gibi yaşlandıkça, kök hücre sayımız da azalır. Kök hücreleri azalan vücutlar da sağlıksız hale gelir.

Bilim adamları – her zaman olduğu gibi – fareler üzerinde yaptıkları deneyde bebek farelerden aldıkları kök hücreleri yetişkin farelere enjekte etmiş. Beyne yapılan enjeksiyonlarla dört ay sonunda farelerin hem beyin hem de kas performansları artmış ve yüzde 10 daha fazla yaşamışlar.

Kalbe yapılan enjeksiyonlarda ise kalp fonksiyonları artmış, yüzde 20 daha fazla spor yapabilmişler ve tüyleri daha hızlı uzamaya başlamış.

Bu üç çalışmadan anlayabileceğimiz üzere yaşlılığın ya da hastalıkların tek bir çözümü yok. Fakat birden fazla yöntemi birleştirerek hem daha uzun hem de daha sağlıklı yaşamak mümkün. Bilim insanlarının şu aşamada tek ihtiyacı bu çalışmaların daha çok dikkat çekmesi ve daha fazla finansman almak.

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın