Ana SayfaYaşamKişisel GelişimYeni IQ Olarak Kabul Edilen “WeQ” Nedir? “Ben”den “Biz”e

Yeni IQ Olarak Kabul Edilen “WeQ” Nedir? “Ben”den “Biz”e

Yeni “Biz Kültürü” olarak bilinen WeQ kavramı, günümüzde her zamankinden daha büyük önem taşıyor. İnsanlar arası bağların, sinerjilerin harekete geçirilmesi; ortak bir çözüm üzerinde çalışma ve birlikte hareket etme yani “işbirliği”, başarının vazgeçilmez anahtarlarından biri.

Şimdiye dek IQ ve EQ kavramlarını sık sık duyduk. Bireylerin başarılarını etkileyen kavramlar arasında başı çeken IQ ve EQ, iş hayatında artık “yeterli” değil. “Ben” yerine “Biz” bilinci devrede. Yeni “IQ” olarak kabul edilen “WeQ” kavramını daha çok duyacağız.

Bugünün değişen beklentilerini karşılamak ve gün geçtikçe artan karmaşık problemleri çözebilmek için dünün yöntemleriyle çalışmak tarih oluyor. Organizasyonlar ne kadar büyük olursa olsun, gereken tüm yetkinlikleri bir araya getirebilmek her zaman mümkün değil. Bu nedenle geleneksel çalışma modellerinin ötesine geçmek ve birbirimizle veya cihazlarla birçok yere aynı anda bağlantıda olduğumuzun ve dev bir network dünyasının içinde yaşadığımızın farkında olarak hareket etmek gerekiyor.

Yeni dünyada var olabilmek için kendimizi, şirketlerimizi, iş yapış şeklimizi düşünce yapımızı dönüştürmemiz ve yeni bir ‘Biz Kültürü’ yaratmamız en önemli konuların başında geliyor. Hem kurum içinde hem de kurum dışındaki paydaşlarla yapılan işbirlikleri, günümüzde başarının olmazsa olmaz faktörlerinden biri çünkü en büyük organizasyonlarda dahi tek bir çatı altında her uzmanlığın bir araya getirilemeyeceği açık. Geleneksel takım çalışması yapmanın ötesinde farklı bir işbirliğinin ve çalışma kültürünün oluşturulması kaçınılmaz.

Üstelik üyelerin çok farklı disiplinlerden geldiği takımlar oluşturulduğunda, herkesin problemlere bakış açısının değişeceğini ve yenilikçi çözüm önerilerinin artacağını net bir şekilde görebiliyoruz. Bu takımları sadece kurum içindeki yeteneklerle değil, kurum dışında yaratılan ekosistemin oyuncularını da dahil ederek kurmak başarının temel taşlarından. İş hayatında da pek çok iyi örnek var. TEB gibi bir bankanın yalnızca ‘TEB’lileri değil, müşterileri, üniversite öğrencileri ve girişimcileri, akademisyenleri de ekosistemine dahil etmesi, “Biz Bilinci”ne iyi bir örnek…

11. Akıl Fikir Buluşması ve Yetenek Günü

TEB, bu yıl 11’incisi düzenlenen “Akıl Fikir Buluşması ve Yetenek Günü”nde alanında uzman konuklarla ‘WeQ yeni IQ’/ Ben’den Biz’e temasını işledi. Bu yılki buluşmada iş dünyasında, çalışma hayatında, sinemada, sporda “Biz” olarak hareket etmenin önemi konuşuldu. TEB İnsan Kaynakları ve İnovasyon’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nilsen Altıntaş, “WeQ yeni IQ” kavramının önemine dikkat çekti. Altıntaş, hem müşterilerin hem de çalışanların basit, hızlı, kişiselleştirilmiş çözümler beklediğini çünkü dijital dünyada her şeyin çok hızlı, basit ve kişiye özel olduğunu belirterek, bütün bunların iş dünyasına karmaşık birçok problemi ve paylaşım ekonomisi, “birlikte oluşturma-yaratma” gibi yepyeni kavramları getirdiğini vurguladı.

TEB İnsan Kaynakları ve İnovasyon’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Altıntaş, TEB’deki “Biz Kültürü”nü de şöyle anlattı: “Birlikte çalışarak, farklı kaslarımızı bir araya getirerek, farklı disiplinlerden bilgi ve deneyimlerimizi, farklı bakış açılarımızı ortaya koyarak, daha kolay iş üretebilen bir ekibiz biz… Birlikte yapmanın farklı yollarını, formatlarını keşfediyor ve uyguluyoruz. Sadece ‘TEB’lileri değil, müşterilerimizi, üniversite öğrencileri ve girişimcileri, akademisyenleri de ekosistemimize dahil ediyor, onlarla birlikte ürün ve hizmetlerimizi yeniden tasarlıyoruz.”

“WeQ Is The New IQ/ Yeni IQ: WeQ”

“Takım Zekası” WeQ, yeni IQ dedik; “Ben’den Biz’e” geçişin önemini vurguladık. Efsanevi basketbolcu Michael Jordan’ın bir sözünü hatırlayalım: “Yetenek, oyun kazanır ama takımlar da şampiyonlukları!” IQ, “Ben” zekasıdır, doğuştan gelir; sonradan yükseltmek çok zordur. IQ’su yüksek kişilerin daha çok sayısal konularda başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Duygusal zeka “EQ” ise çevre ile iletişimde elzemdir ve geliştirilebilir. Bir kişi üstün zekalı olmadığı halde çok başarılıysa, büyük olasılıkla çevresiyle çok iyi iletişim halinde olduğu içindir yani EQ’su yüksektir. Araştırma şirketi Egon Zehnder International’ın 515 üst düzey yöneticiyi baz alarak yaptığı bir araştırmada, özellikle yüksek EQ’ya yani duygusal zekaya sahip olanların, IQ’su yani kişisel zekası yüksek kişilerden daha başarılı oldukları gözlenmiştir.

Michael Jordan: “Yetenek, oyun kazanır ama takımlar da şampiyonlukları!” WeQ’ya güzel bir örnek.

WEQ yani “Takım Zekası”nın, “Biz Bilinci”nin de iş hayatında yükselişte olmasının birçok nedeni var. Araştırmalar grupların, kendi üyelerinin tekil zekalarının dışında ve onlardan farklı, organik olarak oluşan bir grup kimliği, zekası ve davranışı oluşturduklarını ortaya koyuyor. Bir hatırlatma yapalım: 2015 yılında Almanya’da “WeQ Foundation” adlı bir kuruluş da resmi olarak hayata geçirildi. Kurucuları beyin araştırmacısı ve çok satan popüler bilim kitapları yazarı Gerald Hüther, eğitim araştırmacısı ve Breuninger Vakfı Genel Kurul Başkanı Helga Breuninger, Ulrich Weinberg (HPI School of Design Thinking’de profesör), sosyal girişimci Marianne Obermüller (“Schokolade hilft immer”), David Diallo (Noah Foundation), Detlef Gürtler (gazeteci) ve Peter Spiegel (sosyolog, gelecek araştırmacısı, Genisis Enstitüsü). Spiegel Dergisi WeQ inisiyatifini “Benmerkezcilikten ‘biz merkezcilik’e yönelik köklü bir kültürel değişimi başlatmak isteyen öncü düşünürlerin ve uygulayıcıların bir araya geldiği bir oluşum” olarak tanımlamıştı.

Breuninger Vakfı Başkanı Helga Breuninger’e göre hareketin merkezinde insanlar arası bağların, sinerjilerin harekete geçirilmesi, ortak bir çözüm üzerinde çalışma, malların ve ürünlerin paylaşımı bulunuyor: “WeQ, IQ’dan farklı olarak biz olmanın önemini vurguluyor” diyor. Matthias Horx da gelecek araştırmaları kuruluşu aracılığıyla yazar Kirsten Brühl’ün araştırmasını “Yeni Biz Kültürü” başlığıyla yayımladı. Kitapta yeni ağ ekonomisi ve bunun şirketler üzerindeki etkisi inceleniyor. O yıllardan bugüne de Türkiye’de ve dünyada gelinen nokta ortada. “Biz Bilinci”ne sahip olmayan şirketler, bu acımasız rekabet ortamına her zaman 1-0 yenik olarak başlıyor. Henry Ford’un söylediği gibi “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada kalmak ilerlemedir, bir arada çalışmak başarıdır.”

Paylaşım Ekonomisi, Crowd Funding, Open Source… 

“Paylaşım ekonomisi”, “kentsel tarım” gibi anahtar sözcüklerle doğan “WeQ”ya dair kavramları günümüzde çok sık duyuyoruz. Bir şirketin pek çok küçük yatırımcıyla finanse edilmesini sağlayan, yatırımcıyla girişimciyi buluşturan “crowd funding” de bu trendin şifrelerinden.

“Vatandaş yardımlaşması”, “paylaşım ekonomisi” ya da “kentsel tarım” gibi anahtar sözcüklerle doğan “WeQ”ya dair bu kavramları günümüzde ne kadar sık duyuyoruz, öyle değil mi? Bir şirketin pek çok küçük yatırımcıyla finanse edilmesini sağlayan “crowd funding”, yalnızca yan yana değil aynı zamanda birlikte yeni fikirler üzerinde çalışılan “co working spaces”, “open systems” ya da “open source”, “WeQ-More than IQ” başlığı altında toplanan bu trendin şifreleri. Almanya’daki bu oluşumdan günümüze bu trendin ışık hızıyla yayıldığı ve daha çok yayılacağı da bir gerçek.

Science’da yayınlanan bir araştırmaya göre ise gruplarda ve takımlarda “kolektif zeka”nın varlığına dikkat çekiliyor. Bulgular şöyle sıralanıyor:

  • Birkaç kişinin iletişim ve konuşmalara hakim olduğu gruplarda ortak hafıza, üyelerin sırasıyla söz aldığı gruplara nazaran daha düşük.
  • Sosyal hassasiyetin ve empatinin yüksek olduğu durumlarda grubun zekası ile bireylerin toplam zekası arasında anlamlı farklar var.
  • Grup üyelerinin birbirine bağlılığı, memnuniyet ve motivasyonlarının takımın zekasıyla ilintili olmadığı açık.
  • Gruptakilerin birbirlerinin bakışlarından hareketle ne düşündüklerini anlayıp ona göre hükümler çıkarmaları da takımın zekasına sinerji katıyor. Aralarında anlaşabilen insanların oluşturduğu grupların zekası daha yüksek.

 

Henüz yorum yok

bir cevap yazın