Ana SayfaYaşamYurt Dışından Türkiye’ye Örneklerle, “Doğa”nın Başrolde Olduğu Bir Sanat: Land Art (Arazi Sanatı) Nedir?

Yurt Dışından Türkiye’ye Örneklerle, “Doğa”nın Başrolde Olduğu Bir Sanat: Land Art (Arazi Sanatı) Nedir?

Resim, heykel, mimari ve sanatın diğer disiplinleri arasındaki sınırları ortadan kaldıran Land Art (Arazi Sanatı), sessiz sakin bir şekilde yoluna devam ediyor. 60’larda ABD’de doğan “Land Art” (Arazi Sanatı) nedir? Türkiye’deki eserleri nerede görebiliriz?

19. yüzyıldaki endüstriyel gelişmeler ile birlikte zayıflamaya başlayan insanoğlu-doğa ilişkisi neredeyse kopma noktasına gelmiş; Sanayi Devrimi sonrası hızlanan teknolojik gelişmeler, köyden kente göçü hızlandırmış, kontrolsüz ve plansız bir yapılaşma baş göstermiştir. Fabrikalar ve üretim tesisleri, enerji ihtiyacını karşılamak üzere kurulan barajlar, motorlu taşıtlar derken ormanlar, nehirler, yeşil alanlar için alarm çanları çalmaya başlamıştır.

Sanatçılar da bu hızlı “tükeniş”e kayıtsız kalamamış, doğa katliamı pek çok sanatın ana konusu/ malzemesi olmuştur. Doğal kaynakların ve doğanın yanlış kullanımının tehlikeli boyutlara varması da doğayı koruma bilincinin geliştirilmesi adına sanatçılar için itici güç haline gelmiştir. Yalnızca doğada bulunan malzemelerle veya doğal, yapay malzemelerin birlikte kullanımıyla sanatsal faaliyetler gerçekleştirilmeye başlanmış, bu sanatsal faaliyetler “Land Art” olarak adlandırılan “Arazi Sanatı”nın temellerinin atılmasını sağlamıştır.

Land Art (Arazi Sanatı); resim, heykel, mimari ve sanatın diğer disiplinleri arasındaki sınırları ortadan kaldırmakta. Yani Land Art, sınırsız malzeme çeşitliliği ve sınırsız mekan ve zaman anlayışıyla, adeta sanata çizilen bütün sınırları yok etmekte… Galerilere, salonlara, duvarlara yani “kapatılmış alanlara” sığma çabasına bir tepki: Land Art. Sanatçının tercihine göre taş, toprak, kum, buz, yapraklar, tüyler ve pek çok doğal malzeme kullanımıyla gerçekleştirilen eserler, günümüz tüketim toplumunda hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerin karşısında doğaya karşı olunması gerektiğinin önemini vurguluyor.

Land Art projelerinden biri. Yöntem farklı olabilir, malzemeler farklı olabilir ama temelde yapılan işler ve ortaya çıkan eserler aynı anlayışın yansımaları. Amaç; doğaya ve doğal unsurlara olan farkındalığı artırmak, doğa ve sanat arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sağlamak, sanatı belirli kalıpların dışına taşımak.

Land Art Sanatçısının Tuvali “Doğa”

Land Art sanatçısı için doğanın her bir yanı, sanatını yansıtan bir tuval… Bu çalışmaları bazen bir göl veya deniz kenarında, bazen dağlarda, bazen çöllerde ya da ormanlarda görmekteyiz. Yöntem farklı olabilir, malzemeler farklı olabilir ama temelde yapılan işler ve ortaya çıkan eserler aynı anlayışın yansımaları. Bu anlayışın tekrar altını çizelim: Doğaya ve doğal unsurlara olan farkındalığı artırmak, doğa ve sanat arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sağlamak, sanatı belirli kalıpların dışına taşımak.

Land Art (Arazi Sanatı) sanatçılarının karşı olduğu önemli bir konu da var: Sanat eserleri parayla alınıp satılamaz, ticarete konu edilemez. Galeriler, müzayedeler, müzeler gibi sanat eseri ticaretinin yapıldığı mekanlardan eserlerini çıkarıp doğanın kucağında eserlerine hayat vermeyi tercih etmeleri de ondan… Kamusal sergileme alanlarının ticarileşmesine duyulan bu tepkiye karşılık şu soru da tartışılmakta: Doğadaki bu geçici veya kalıcı eserler, video veya fotoğraf aracılığıyla görüntülenerek belgeleniyor ve sergilenebiliyorsa, o zaman yine sergileme alanlarına ihtiyaç duyulmuyor mu? İşte burada Land Art’ın kendi içerisinde farklı üretim ve sergileme modelleri ve ideolojik/ sanatsal düşüncelerle farklı kollara ayrıldığını da eklemek gerek. Land Art sanatçıları ne yapıyor? Kimileri ticareti hiçbir şekilde mümkün olmayan eserler üretmenin yollarını arıyor. Kimileri sanat mekanlarının ve malzemelerin sanatı sınırladığı düşüncesinden yola çıkarak sanatı uçsuz bucaksız arazilerde, sınırsız malzeme ile üretmeyi tercih ediyor. Kimileri de yalnızca ekolojik kaygılar güderek eserlerine hayat veriyor.

Utah Eyaletindeki İki Önemli Çalışma

Teknolojinin girmediği, insan elinin değmediği arazilerdeki çalışmalar da doğa şartlarına bağlı olarak da bozulmakta, kalıcı olmamakta. “Kalıcı eserler” yok mu? Var. Bazı Land Art eserleri halen varlığını sürdürmekte. Land Art’ın (Arazi Sanatı) önemli temsilcilerinden Robert Smithson (ö.1973) tarafından ABD Utah’taki Büyük Tuz Gölü’nde 1970 yılında gerçekleştirilen, 4.6 metre genişliğinde ve yaklaşık 460 metre uzunluğundaki “Spiral Jetty-Sarmal Dalgakıran” adlı eser, bu sanat anlayışının sembol eserlerinden biri. Spiral Jetty, sarmal biçimde tasarlanmış kaya kütlesinden oluşmakta. Büyük ölçekli bir çalışma olduğu için ancak kamyon ve buldozerlerin yardımıyla ortaya çıkarılabilmiş. Çalışmanın diğer bir özelliği ise bulunduğu bölgenin mevsim ve hava şartlarına göre farklı renklere bürünmesi. Kış mevsiminde kar ve buz kütleleri ile, yaz mevsiminde ise kayaların üzerinde oluşan yosun türleri ile adeta bir renk cümbüşü sunmakta.

Yazının ana fotoğrafında da yer alan, burada da detayını gördüğünüz Land Art çalışması, Robert Smithson’a ait. ABD Utah’taki Büyük Tuz Gölü’nde 1970 yılında gerçekleştirilen, 4.6 metre genişliğinde ve yaklaşık 460 metre uzunluğundaki “Spiral Jetty” adlı çalışma.

Nancy Holt (ö.2014) tarafından 1973-1976 yılları arasında ABD Utah’taki Büyük Havza Çölü’nde yapılmış olan “Sun Tunnels” (Güneş Tünelleri) adlı eser de başka bir önemli Land Art çalışması. Bu çalışma, güneşin yaz ve kış gündönümlerindeki doğuşu ve batışına göre çöl tabanında çapraz biçimde konumlandırılmış dört büyük beton silindirden oluşmakta.

Müzeler Cezaevi mi?

Hayat bulduğu 1960-1970 döneminde siyasi ve felsefi yaşamın etkisini gösterirken Minimalizm akımını da kendine destek alan Land Art’a dair önemli bir örnek de verelim. Christo Vladimirov Javacheff eserlerini icra ederken kendisine sponsor olmak isteyen tüm şirketleri geri çeviren sanatçılardan biri. Arazi Sanatı’nın öncülerinden Robert Smithson, müzeleri hapishanelere ve bakım evlerine benzetmiş; koğuşların yerini galerilerin aldığını savunmuştur. Eleştirmenler de bu görüşe göre koğuşları gezip sanat eserlerinin iyileşip iyileşemeyeceğine karar veren mecralar! Ona göre sit niteliğini kaybetmiş yani doğa ve insan eliyle harap edilmiş, endüstrinin hakimiyetine maruz kalmış yerler, sanatçının eliyle yeniden değer ve canlılık kazanmakta. Joseph Beuys, Andy Goldsworthy, Walter de Maria, Dennis Oppenheim, Michael Heizer, Mel Chin ve Carl Andre gibi sanatçılar eserlerinde şekil, alan, materyal ve felsefe ayrımına gitmiş olsalar da hepsinin ortak amacı sanatı kapitalizmden, kapalılaştırılmaktan ve değer yargılarından uzakta protest olarak yapıtsallaştırmak olan, diğer önemli Land Art sanatçılarından.

Rusya’dan bir Land Art örneği.

Kavramsal Sanat Hareketi’nin bir parçası olarak ortaya çıktığı söylenen Land Art (Arazi Sanatı), dünyanın pek çok yerinde binlerce yıldır süregelen bir gelenek olsa da bu geleneği Modern Sanat dünyasına taşıyan iki önemli sanatçıyı da tekrar vurgulayalım: Robert Smithson ve Richard Long. Smithson’ın “Spiral Jetty” adlı eserinden söz etmiştik. Kırsal alanda kaya, sopa ve çamur gibi malzemelerde sanat projelerine imza atan Richard Long’un eserleri arasında Bir Yerleşim Alanı’nı, Yürüyen Bir Hat’ı ve Kırmızı Taş Daire’yi saymak mümkün. Günümüzün çağdaş sanatçıları da eskisi kadar olmasa da bu tarz eserlere imza atmaya devam etmekte. Tasarımlarda hem soyut hem de somut görüntüler yer almakta…

Çevresel Sanat Nedir?

Bir akım, “-izm” olmayan; belli üyeleri ve manifestosu bulunmayan bir sanat: Land Art… Bu noktada Sam Bower tarafından dile getirilen Environmental Art (Çevresel Sanat) terimine de bir parantez açalım. Kavram sınırlarını değiştiren Arazi Sanatı’nın da dahil olduğu, insan-doğa ilişkisini irdeleyen sanat çalışmalarını tanımlamak için kullanılan kapsamlı bir terim; Çevresel Sanat (Environmental Art). Bu terim altında da birçok başlık yer almakta: Yeryüzü Sanatı/ Yeryüzü İşleri (Earth Art/ Earthworks), Restorasyon Sanatı (Restoration Art), Doğada Sanat (Art In Nature), insan-doğa-sanat-bilim ilişkisinin geldiği son noktaya işaret eden Bio-sanat (Bio-art), Çevresel Sanat’ın kapsadığı başlıklardan…

1994 yılında merkezi ABD, California Eyaleti’nde olan, ABD’de birçok şubeleri bulunan, kar amacı gütmeyen “Arazi Kullanımı Yorum Merkezi” kuruldu. Merkez, Arazi Düzeni adlı bir yayın çıkarmakta. American Land Museum’u kuran ve bir veri tabanı oluşturan merkezde, sergiler ve geziler düzenlemekte. Merkezin tanıtımında, Robert Smithson’ın yaklaşımının benimsendiği, yüceyi kavramsal olarak bilinebilir hale getirip mutlak olmaktan çıkarmaya yönelik bir işlev gördüğü yazılı. Kuruluş, kendine özgü metodolojisi ile kavramsal sanat uygulamaları arasında bir bağ kurarken sanat olarak tasarlandığı belli olan projeleri incelemekte. Merkez, aralarında kurumuş göl yatağından yavaş yavaş akan su sesi yayını yapan bir cihazın da olduğu yerleştirmeleri bizzat üretmekte. Arazi düzenlemelerine ilişkin araştırmaların sunulduğu sergiler de mevcut.

Türkiye’de Land Art (Arazi Sanatı)

Peki Türkiye’de durum ne? Bilindiği üzere Türkiye, sanayileşme/ yeterince sanayileşememe ve çarpık kentleşmenin doğurduğu olumsuz etkilerin yer aldığı süreci, II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızla bir şekilde yaşamaya başladı. 60’larda ABD’de ortaya çıkan, 70’li yıllarda Avrupa’ya yayılan Land Art (Arazi Sanatı) ise Türkiye’de daha çok 2000’lerden sonra görülmekte.

Yurt dışından farklı olarak Türk sanatçıları heykel, resim gibi diğer sanat dallarında eserler ortaya koyarken zaman zaman Land Art (Arazi Sanatı) örneklerini de görmekteyiz. Bu çalışmaların da fikrinin, alt metninin öne çıktığı, buna karşın anıtsal olmayan, büyük bütçe, makine ve işçi gerektirmeyen çalışmalar olduğu söylenmekte. Bu genellemenin dışında tutulan sanatçı ise Ayşe Erkmen. Büyük bütçeli eserlere imza atan Ayşe Erkmen’in genel olarak yurt dışında yaşadığını da hatırlatalım. Çok fazla Türk sanatçı olmasa da Land Art’ın eleştirdiği tüm olumsuzlukların yaşandığı ülkemizde, doğaya dair bir bilinç uyandırmak adına Land Art çalışmalarının da artacağı öngörülmekte. Türkiye’de bu sanatın önemli temsilcilerinden biri de Yücel Dönmez. Kaçkar Dağları’ndaki Kuartat Vadisi’nde yerleştirdiği 11 kaya heykeli, Land Art’ın ilk örnekleri arasında gösterilirken 1975 yılında Uludağ’da kar üstüne yaptığı resmi de bir ilk niteliğinde. Yücel Dönmez’in bir diğer önemli eseri de Kaçkarlarda 3 bin 700 metre yükseklikteki Deniz Göl’de yaptığı Barışın Kelebekleri adlı eseri.

Kapadokya’da da nefis bir projeye imza atan Avustralyalı Heykeltıraş Andrew Rogers’ın İspanya İbiza’daki “Time and Space” adlı çalışması.

2007-2009 yılları arasında, Avustralyalı Heykeltıraş Andrew Rogers’ın yaptığı çalışmalarla Land Art Türkiye’de hızlı bir şekilde gündeme gelmiş; sanatçı, 7 kıta ve 13 ülkede yapmış olduğu 48 eserle dünyanın en büyük arazi sanatı projesini gerçekleştirmiştir. “Zaman ve Mekan” adlı bu heykel park çalışmasında yer alan 10 adet heykel Kapadokya bölgesinde, Nevşehir-Göreme’de. Heykellerin başladığı ve bittiği arazinin uzunluğu yaklaşık 7 km. Eserlerin yapımında 10 bin 500 ton taş kullanılırken hepsi elle yapılan bu dev heykeller en iyi, havadan kuşbakışı görülebilmekte. Balon Turizmi’nin yaygın olduğu bu bölgede, yüksekten görülebilen eserler gerçekten ilgi çekici!

Şimdi de “Land Art Okulu”, “Land Art Atölyesi” şeklinde turlara da tanıklık ediyoruz. Sanatçı, küratör, biyolog ve ekolojistlerin rehberliğinde düzenlenen turlarda amaç doğanın ve sanatsal ifadenin birlikteliğine odaklanmak, Land Art’ın ortaya çıkış süreçlerini öğrenmek, insanoğlu-doğa ilişkisini irdelemek. Arhavi-Artvin-Çamlıhemşin-Rize gibi muhteşem doğal güzelliklerin yer aldığı bir coğrafyada, sanatı da deneyimlemek isteyenlere…

Henüz yorum yok

bir cevap yazın