Ana SayfaYaşamKültür Sanat EtkinlikleriYurt dışı Seyahatine Çıkıyorsanız, Bu Yeni Sergileri Gezmeden Dönmeyin

Yurt dışı Seyahatine Çıkıyorsanız, Bu Yeni Sergileri Gezmeden Dönmeyin

Paris Louis Vuitton Müzesi’ndeki Jean-Michel Basquiat sergisinden Viyana Albertina Müzesi’ndeki Claude Monet retrospektif sergisine, yurt dışı seyahatlerinde gezilmesi gereken en yeni sergiler…

Kimisi açıldı, kimisi de açılmak üzere… Üstelik çoğu 2019’un ilk günlerine kadar açık. Dünyanın dört bir yanındaki sanatseverleri heyecanlandıran sergilerden söz ediyoruz. İster iş seyahatine çıkın, ister ailenizle birlikte kısa bir tatile, bu sergileri ziyaret etmeden dönmeyin.

Baba Oğul Renoir. Resim ve Sinema (Orsay Müzesi, Paris) 

Tripadvisor tarafından “Dünyanın En iyi Müzesi” seçilen, Paris’te Seine Nehri’nin sol yakasına inşa edilmiş Orsay Müzesi (Musee d’Orsay), 1845-1915 dönemi Fransız sanat eserlerine ağırlık verilen bir müze. Monet, Renoir, Cezanne, Gauguin, Van Gogh gibi ustaların tabloları ve pek çok önemli heykelin yer aldığı Orsay Müzesi’nde 6 Kasım 2018-27 Ocak 2019 tarihlerinde görülebilecek yeni bir sergi var: Renoir père et fils. Peinture et cinéma (Baba Oğul Renoir. Resim ve Sinema) sergisi. Empresyonist ressam Pierre-Auguste Renoir ve oğlu Jean Renoir’ın çalışmalarına adanmış bu sergide, iki sanatçı arasındaki benzerlik ve farklılıklara tanıklık etmek heyecan verici. Ayrı malzeme kullanmalarına karşın eserlerindeki benzerlikler ile Paris’in hem korunan hem değişen yüzünü, “Baba Oğul Renoir. Resim ve Sinema” sergisinde görmek mümkün.

Orsay Müzesi’nin teras katından Paris’i kuşbakışı izlemek de olağanüstü bir deneyim! Paris’in en önemli yerlerinden Louvre Müzesi, Tulieries Bahçesi ve Montmarte Tepesi’ni bu terastan rahatlıkla seyredebilirsiniz. Terasın bir alt katındaki Le Cafe Campana adlı kafede, binanın dışında bulunan saatin mekanizması görülebilir. Saat tutkunları kaçırmamalı.

Jean-Michel Basquiat Sergisi (Louis Vuitton Müzesi, Paris) 

Jean-Michel Basquiat, çağdaş sanatın en önemli isimlerinden. Paris Louis Vuitton Vakfı Müzesi’nde, 3 Ekim’de kapılarını ziyaretçilere açan ve 14 Ocak 2019’a kadar devam edecek sergi, sanatçının ölümünün otuzuncu yılında sanatseverlerle buluşuyor. Ressamın sekiz yıl süren sanat hayatının tamamını kapsayan sergideki 120 eser, ilk kez bir arada. Jean-Michel Basquiat ve Andy Warhol’un birlikte yaptığı çalışmalar da seçkide yer alıyor. Ressamın atölyesinden çıktığından beri ilk defa görülecek 1982 tarihli Offensive Orange ve Untitled (Boxer) eserleri, sanatseverlerin merakla beklediği eserlerden.

Jean-Michel Basquiat, 1960 yılında New York’ta doğdu. Sokak resimleriyle tanındı ve New York sanat dünyasında ünlendi. Eserlerinde Picasso ve Afrika maskeleri etkilerini görmek mümkün. Ayrıca 1982 yılında bir beraberlik yaşadığı Madonna’ya göndermeler yaptığı tabloları da bu sergide. Madonna ve Basquiat, henüz üne kavuşmadan aşk yaşamış ve ressamın 1988 yılındaki ölümüne dek dost kalmışlar. Sergideki eserlerin büyük kısmının Avrupa’da ilk defa görülecek olması da bir diğer önemli detay.

Paris Louis Vuitton Vakfı Müzesi’nin dört katına yayılan sergide; sanatçının duyduğu öfkeyi, protestoyu ve başkaldırıyı yansıtan boksör ve savaşçı tabloları yer alıyor. 28 yaşında hayata gözlerini yuman sanatçının çalışmaları, günümüzde en aranan çağdaş sanat eserleri arasında. Tüm tablolarda yer alan yazılar, numara ve semboller arasında en sık görülen taç ise Basquiat’nın sembolü olarak kabul edilmekte.

Claude Monet (Albertina Müzesi, Viyana)

Empresyonizm akımına adını veren Claude Monet’nin 100 çalışması, Viyana’daki Albertina Müzesi’nde. Sanat tarihi açısından dönüm noktası olarak kabul edilen eserlerin yer aldığı bu sergi, 21 Eylül’de açıldı. Eğer Avusturya’ya yolunuz düşerse, Claude Monet retrospektif sergisini de ziyaret etmeyi unutmayın. Viyana Albertina Müzesi’ndeki sergi, 6 Ocak 2019’a kadar açık.

Fabric in Fashion (The Museum at FIT, New York) 

ABD New York’ta moda tutkunlarının son derece ilgisini çekecek “Fabric in Fashion” sergisi, 4 Aralık’ta başlıyor. Sergide 250 yıllık bir tarihe tanıklık etmek mümkün; giysi formundan arınmış olarak sergilenecek kumaşlardaki üretim şekilleri, kumaşların hammaddeleri, teknolojik gelişmeler sayesinde farklılaşan kumaşlar… Modanın temel taşı “kumaş”a adanan “Fabric in Fashion” sergisinde, farklı iklim ve coğrafyalara özgü kumaşlar da yer alıyor. The Museum at FIT’teki (Museum at The Fashion Institute of Technology) sergi, 31 Mayıs 2019 tarihine kadar gezilebilir.

Joan Miró (Grand Palais, Paris)

Joan Miró sergisi, 3 Ekim’de açıldı. 4 Şubat 2019 tarihine kadar açık. 150 eserin yer aldığı seçkide, Joan Miró’nun teknik ve estetik gelişimi ön planda. Çevresindeki her şeyi basitleştirerek sembol haline getiren Miró, eserlerinde her daim kutlama yaşanıyor hissini vermesi ile tanınan bir sanatçı.

“Büyük Saray” anlamına gelen Grand Palais, 1900 yılında “sergi ve fuar alanı” olarak inşa edilmiş. Champs-Elysées‘de, Zafer Takı‘ndan Concorde Meydanı‘na doğru yürürken sağ tarafta yer alan görkemli yapı, yan cephesi ve çatısındaki müthiş heykelleri ile dikkatinizi çekecek. 240 metrelik ön cephesi de çok etkileyici. Paris seyahatinde mutlaka keşfedin!

200’üncü Yılını Kutlayan Prado Müzesi (Madrid) 

200’üncü yılını çeşitli etkinliklerle kutlayan Prado Müzesi, Madrid’e gidenlerin uğraması gereken müzelerden. Madrid’deki dünyanın en ünlü ve görkemli sanat galerinden biri olan Prado Müzesi, 1819 yılında açılmış. Neoklasik bir binada bulunan müze, El Paseo del Prado sokağında yer almakta. Adını da bu sokaktan alıyor. İspanya kraliçesinin Paris Louvre Müzesi’ni görüp çok etkilenmesi üzerine inşa edilen Prado Müzesi’nde yaklaşık 8 bin 600 tablo, 5 bin çizim, 2 bin oyma baskı, bin para ve madalya, değerli birçok heykel, mobilya ve eşya bulunmakta. Etkinliklerin önümüzdeki yılın Kasım ayına kadar sürmesi planlanıyor.

Finlandiya’da Etkileyici Bir Müze: Amos Rex Müzesi 

Amos Rex Müzesi, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de açıldı. Müze projesi, Helsinki’nin merkezindeki 30’lu yılların ikonik işlevsel başyapıtı Lasipalatsi’nin bir kısmında yer alan; fütüristik görünümlü kubbesiyle, 2 bin 200 metrekarelik geniş alana sahip, güneş ışığı alan yeraltı galerilerinden oluşmakta. 1965’ten beri varlığını sürdürerek Helsinki’deki Amos Anderson Sanat Müzesi’nin merkezini oluşturan yapı, Lasipalatsi Meydanı için yapılan restorasyonun bir parçası.

Yerin altı kazılarak oluşturulan mekan, Amos Anderson Sanat Müzesi’nin kararıyla müzenin varlığını sürdüren basın-yayın ofisleri yerine sanat alanlarına ayrılmasıyla bugünkü halini aldı. Yapı, aynı zamanda 21. yüzyıl çağdaş sanat mimarisinin de güzel bir örneği. Müzenin ilk sergisi ise Japonya merkezli etkileşimli dijital sanat ustaları TeamLab’in “Massless” adlı sergisi. 30 Ağustos’ta ziyarete açıldı; 6 Ocak 2019 tarihine kadar gezebilirsiniz. Helsinki’ye yolu düşenler için…

Henüz yorum yok

bir cevap yazın