Ana SayfaTeknolojiBig Data“Yüz Tanıma Teknolojisi”ni de İçeren Biyometrik Teknolojilerin Dünü, Bugünü, Yarını

“Yüz Tanıma Teknolojisi”ni de İçeren Biyometrik Teknolojilerin Dünü, Bugünü, Yarını

Ses tanıma, göz tarama, el geometrisi tanıma, parmak izi tanıma ve yüz tanıma sistemlerini kapsayan “Biyometrik Teknolojiler” gün geçtikçe daha çok gelişiyor, hayatımızın pek çok alanına nüfuz ediyor. Kullanım alanları yaygınlaşan bu sistemler; veri güvenliği ve gizliliği söz konusu olduğunda ise büyük tartışma konusu…

Biyometri; “bio” (hayat) ve “metron” (ölçüm) kelimelerinden türemiş bir kavram. Parmak izi, parmak damarı, yüz, iris vb. fiziksel ya da imza analizi, tuşa basma hareketleri vb. kaynaklar tarafından alınan spesifik özellikler “biyometri” olarak tanımlanıyor. “Kişinin doğal şifresini kendi üstünde taşıması” olarak adlandırmak mümkün. “Bireylerin ölçülebilir biyolojik izleri” de diyebiliriz.

Biyometri; bilişim teknolojileri ile birlikte insan vücudunun parmak izi, el geometrisi, retina ve iris, ses, yüz şekilleri gibi özelliklerini doğrulamak veya kimlik tespiti için kullanılırken biyolojik verileri ölçme ve istatistiksel biçimde analizme etme bilimine de biyometrik adı veriliyor. Elde edilen “biyometrik veri”ler ise biyometrik teknolojilerin güvenlik ve erişim kontrolü tabanlı ihtiyaçlar için kullanıldığı tanımlama süreçleri için gerekli.

Biyometrik Teknoloji Sistemlerinin Çalışma Prensibi

Biyometrik teknoloji sistemleri nasıl çalışıyor? Biyometrik güvenlik sistemleri, kişinin yalnızca kendisinin sahip olduğu, değiştiremediği ve diğerlerinden ayırt edici olan, fiziksel veya davranışsal bir özelliğinin tanınması prensibi üzerine kurulu. Biyometrik sistemlerin çalışma prensibi de benzer… Dolayısıyla bu sistemlerde kayıtlar bir veritabanı (database) içinde toplanır; veritabanındaki bu kayıtlar da bir kod olarak ilgili sistemde muhafaza edilir. Gerektiğinde de veritabanındaki bu kayıtlarla ilgili kişi, anında karşılaştırma yapılmak suretiyle bir sonuca ulaşılır. “Biyometrik sistemler” hızlı çalışır, çok kısa sürede birçok veriyi karşılaştırır, güvenli sonuçlar (çoğu zaman) verir.

Gözümüzde canlandıralım: Önce kayıtlı bir imge/ imaj alınır ve bu imaj dijital koda dönüştürülür. Gerekirse bu kod şifrelenip kaydedilir. Biz kendimizi herhangi bir cihaz ile sisteme tanıttığımızda girilen kod sistemdeki kayıtlı diğer kodlarla karşılaştırılır. Girilen kod ile kayıtlı kodun birebir tutma olasılığı olmasa da belirli bir standart sapma aralığında sistemdeki diğer kodlarla karşılaştırır ve “tanınma aralığı”nda olan kod geçerli olur. Böylece sisteme girişimiz onaylanır.

Bize Özgü Fizyolojik Özelliklerin Yer Aldığı Veri Tabanı

Biyometrik teknolojilerin ilkesi, “yanılma olasılığını en aza indirme”. Bu açıdan kart, şifre veya pin numarası kullanan diğer kişi tanıma yöntemlerine oranla daha çok tercih edilmekte. Yani nüfus cüzdanı, ehliyet, öğrenci kimlik belgesi, personel kimlik kartı gibi herhangi tanıtıcı bir belge taşımak zorunda kalınmıyor; şifreyi unutmak gibi bir sorun yaşanmıyor. Toplanan veriler, bize özgü fizyolojik özellikler.

Biyometrik teknolojinin kolaylığı, otomatik kimliklendirme yapılmasına imkan vermesi. Bu nedenle gün geçtikçe kullanım alanları daha çok yaygınlaşıyor.

Ses tanıma sistemleri, güvenlik açısından çok fazla tercih edilmiyor.

Biyometrik kimlik tanıma sistemlerinde kullanılan en önemli teknolojileri de biraz açalım. Ses tanıma sistemlerinin ya da ses tanıma teknolojilerinin tekniği şu: Ses frekansları üç boyutlu görüntüleri oluşturmakta ve sesin en küçük birimleri özel bir takım şekillerde karakterize edilmekte. Güvenlik açısından çok fazla tercih edilmediğini ekleyelim.

Yüz tanıma sistemleri ya da yüz tarama teknolojisi; yaklaşık 50 noktayı inceler ve elde edilen verilerden bir kalıp oluşturur. Bilgisayar yazılımları kullanılan yüz tanıma sistemlerini hayatımızın pek çok alanında görüyoruz. Pasaport kontrolü ilk akla gelenlerden biri. Neden biyometrik vesikalık fotoğraf isteniyor? Çünkü biyometrik vesikalık fotoğraflar, standartları ICAO (International Civil Aviation Organization-Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu) tarafından belirlenen ve cihazda okunabilen seyahat belgelerinde kullanılan yüksek kaliteli, belirli ölçü ve özellikleri olan, yüz biyometrisinin tespit edilebildiği fotoğraflar… E-pasaportlarda yüz, parmak izi ve gözbebeği olmak üzere üç çeşit biyometrik veri kullanılıyor.  

Göz Tarama Sistemleri Güvenilir Ama Maliyeti Çok Yüksek

Göz tarama sistemlerinden iris tanıma sistemleri, güvenilirlik açısından başı çekenlerden biri ama fiyat ve maliyeti yüksek. Öyle ki bir insanın her iki gözünün iris deseni bile birbirinden farklı. Yanılgı payı neredeyse yok gibi! Örneğin; parmak izinde 60-70 karşılaştırma noktası bulunurken, iris tarama sistemlerinde yaklaşık 200 referans noktası bulunuyor. Dijital koda dönüştürülüyor, saklanıyor. Göz tarama sistemlerinden diğeri de retina tanıma sistemleri. Kullanıcının belirli sabit bir noktaya bakması şart, bu nedenle kullanımı daha zor.

Parmak izi tanıma sistemleri, en çok kullanılanlardan, en eskilerden biri. Her insanın parmak izi farklı. Yıllar geçse de değişmiyor. Dolayısıyla hem kullanımı kolay hem de güvenilir bir teknoloji. Parmak izi tarama, tanıma uygulamaları, modern güvenlik teknolojilerinde polis uygulamaları, kapı giriş kontrolleri, bilgisayar giriş sistemleri, elektronik imza (e-imza), teknolojik silahlar, otomobil kapıları, kimlik kartları gibi farklı alanlardaki uygulamalarda kullanılmakta.

Parmak izi tanıma sistemi.

Bir otomatik parmak izi tanıma sisteminde (OPTS) tanımlama işlemi, genellikle parmak izinde bulunan özellik noktalarının ve bunlara ait parametrelerin karşılaştırılması esasına dayanmakta (Parmak izi yüzeyindeki halkalar, ilmekler, kemerler, adalar, minutiae denilen hat bitimleri karşılaştırılır).  Parmak izi tanıma teknolojilerinde farklı biyometrik cihazlar da var (parmağın ısısından yararlanan dahil).

El geometrisi tanıma sistemleri de var ki el içi, avuç içi tarama teknolojisi, kullanıcıların el ve parmak gibi fiziksel özelliklerinin üç boyutlu bir ortamda ölçülebilmesini mümkün kılıyor. Kullanımı kolay ama bazı riskleri var. Yüzük gibi bir aksesuar veya yaralanma/ kireçlenme gibi sorunlar nedeniyle riskli. Tabii el ve ayaklar, çocuklarda ya da herhangi bir hastalıkta da büyüyor.

Biyometrik Güvenlik Teknolojilerinin Kullanım Alanları

Havaalanında “biyometrik kontrol”…

Günümüzde pek çok şirket, biyometrik güvenlik teknolojilerini tercih ediyor. Uygulama alanları çok geniş:

  1. Elektronik ödeme işlemlerinde,
  2. Kredi kartı güvenliğinde,
  3. Banka ATM’lerinde kullanıcı tanımlamada,
  4. Kiralık kasalara erişim güvenliğinde,
  5. Satış noktası terminallerinde (POS) kullanıcı tanımlamada,
  6. İnternet bankacılığında kullanıcı tanımlamada,
  7. Çağrı merkezlerinde kimlik tespitinde,
  8. E-ticaret işlemlerinde,
  9. Kurumsal ağ, kişisel bilgisayar ve taşınabilir bilgisayar güvenliğinde,
  10. Yüksek güvenlik bölgelerine erişim kontrolünde,
  11. Binalara, tesislere ve ofislere erişim güvenliğinde,
  12. Ulusal kimlik uygulamaları, sürücü ehliyeti ve pasaportlarda kimlik tespitinde,
  13. Personel devam ve takip uygulamalarında,
  14. Hastanelerde yeni doğan ünitelerine erişim kontrolünde,
  15. Okullarda öğrenci devam, takip ve erişim kontrol, veli kontrolünde,
  16. Havalimanlarında check-in ve boarding işlemlerinde,
  17. Gemi ve liman güvenliğinde,
  18. Sınır kontrolü ve sınır kapılarından girişlerin kontrolünde,
  19. Çek onaylama işlemlerinde kullanıcı güvenliğinde,
  20. Maçlarda kombine bilet uygulamalarında,
  21. Elektronik bilet satışında,
  22. Hastane ve sigorta kuruluşlarında hasta takibi ve kimlik saptamada,
  23. Kamu hizmetlerine yönelik kayıt takibinde (SSK, vergi, trafik),
  24. CRM uygulamalarında (Customer Relationship Management) Müşteri İlişkileri Yönetiminde,
  25. Kiosk’larda kullanıcı tanımlamada,
  26. Ulusal yargı ağı (UYAP) güvenliğinde,

biyometrik güvenlik sistemlerinden yararlanılıyor.

Yüz Tanıma Teknolojisi, 11 Eylül Saldırısı’nın Ardından Daha Çok Yaygınlaştı

Biyometrik teknolojilere açıklık getirdik. Bu noktada “Yüz Tanıma Teknolojisi”ni biraz daha açalım. “Yüz tanıma”, insan yüzünü tespit edip tanımlamaya yarayan, gelişmiş, çok hızlı büyüyen bir biyometrik teknoloji. Gelişmiş kameralarla kaydedilen görüntülerle elde edilen veriler, geniş veri tabanı ile karşılaştırılarak uygun eşleşme bulunuyor.

90’lı yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nın sınırdan kaçan suçluları tespit edebilecek bir teknoloji aradığı zaman popülerlik kazanan “yüz tanıma teknolojisi”, konu ile ilgili araştırmalara verilen finansal destekle, üniversiteler ve bilim insanlarının da daha fazla radarına girdi. İlk kez 2001 yılında Super Bowl’da kullanıldı ve bu sistem daha sonra ABD’de birçok alanda kullanılmaya başlandı; özellikle 11 Eylül’ün ardından… Pek çok ticari uygulamada son derece işlevsel ve diğer sistemlere kıyasla çok daha kolay kurulabiliyor.

34.5 MİLYAR DOLARLIK BİR PAZAR

Global ID Summit tarafından yayımlanan “Identity in a Digital Age: A Glance at the Countries Leading the Revolution” başlıklı rapora göre küresel biyometrik teknoloji pazarının 2022 yılına kadar 34.5 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Rapora göre pek çok hükümet; erişim izni, tanımlama ve doğrulama, e-pasaport yönetimi ve ulusal sınır kontrol çalışmaları için biyometrik teknolojileri kullanmaya sıcak bakmakta… Asya-Pasifik bölgesi; Hindistan ve Çin, biyometrik teknolojilerin en çok benimsendiği ve hızlı büyümesi tahmin edilen bölge ve ülkeler.

Yüz tanıma teknolojisi, yeni nesil akıllı telefonlarda da var.

Dünyada pek çok şirketin yüz tanıma sistemlerini kullandığını belirtmiştik. Devletler özellikle ülkelerine giriş-çıkış yapan kişileri izlemek amacıyla havaalanlarında yüz tanıma sistemlerini kullanıyor. Günümüzde akıllı telefonlarda da geçerli… Telefonun başka bir kişi tarafından kullanılmasını önlemek için yüz tanıma sistemiyle kimlik doğrulanmasından söz ediyoruz. Hem hükümetler hem de özel sektör, dijitalize kimlik edindirme sürecini hızlandırmak için mobil biyometriye yöneliyor. Güvenlikle ilgili konularda kullanımının yaygınlaştırılması ana hedef…

Sosyal medya platformları da bir tür yüz tanıma teknolojisini kullanmakta. Örneğin; Facebook, DeepFace adı verilen algoritma sayesinde yüklenilen bu fotoğrafları analiz ediyor, fotoğraftaki kişileri etiketlemeyi isteyip istemediğimizi soruyor. İzin verdiğimiz anda sistem otomatik olarak etiketlediğimiz kişinin profili ile etkileşime geçiyor.

“#10yearchallenge” Akımıyla Alevlenen Veri Güvenliği ve Gizliliği Tartışması

Yüz tanıma teknolojisinin gizlilik ihlallerinin önünü açtığı görüşüne katılıyor musunuz?

Teknoloji iyi hoş da işin bir de “tartışma” kısmı var! Yüz tanıma teknolojisinin gizlilik ihlallerinin önünü açtığı da gündemde. Facebook’a yüklenilen bir fotoğrafta tanıdığımız bir kişinin otomatik olarak tanınıp etiketlenmesinden kalabalık ortamlarda suçluların teşhisine, bu teknolojinin bireysel gizliliği yok ettiği görüşü de hakim. Bir veri tabanı oluşturuluyor ve bu veri tabanlarında herkesin kişisel bilgileri mevcut. Bilirkişiler diyor ki bir suç yüzünden aranan kişilerin dışında diğerlerinin bilgileri veri tabanından silinmeli. Bilim insanları ve araştırmacılar da bu teknolojinin güvenlik dışında gizliliği ihlal edecek şekilde kullanılmaması için çalışıyor ama hükümetler ve şirketler, bu öneriye sıcak bakar mı? Sanırız böyle bir olasılık yok.

Hatta “#10yearschallenge” gibi popüler akımlar da eleştiriliyor. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan “10 Years Challenge” ve benzeri trendlerin veri güvenliğinde bazı olumsuzlukları beraberinde getirdiği söyleniyor. Dünyada milyonlarca kullanıcı tarafından tercih edilen “Selfie”, “Ice Bucket Challenge”, “Kiki Dansı”, “Falling Stars” da tartışmaların odağında. Kullanıcıların 10 yıl önceki fotoğraflarıyla şimdiki hallerini paylaştıkları; Facebook’ta başlayarak Instagram ve Twitter’a yayılan “10 Years Challenge” bu akımların en günceli… Sosyal medyada çok sevilen trendler sayesinde elde edilen verilerin (data) reklamcılık faaliyetleri, yüz tanıma ve Yapay Zeka için de kullanılabileceği belirtiliyor. Yalnızca “#10yearschallenge” akımında paylaşılan içerik oranının 20 milyon üzerinde olması ve özellikle Facebook’un reklam ve benzeri sebeplerle dolaylı yollarla veri topladığının zaten bilinmesi, tartışmaları alevlendiriyor.

Henüz yorum yok

bir cevap yazın