Ana SayfaPozitif EtkiÇevreBirleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Literatürde sürdürülebilir kalkınma konusunda oldukça fazla sayıda makaleye ve raporlara rastlamak mümkün. Ancak yazımızın konusu olan “sürdürülebilir kalkınma hedefleri”ni konuşmaya başlamadan önce “sürdürülebilir kalkınma” kavramının açık şekilde tanımlamalıyız.

Sürdürülebilir Kalkınma Kavramı

Sürdürülebilir kalkınmanın en yaygın tanımı, 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yapılan tanım. Bu tanıma göre “kalkınma”, ‘gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini ortadan kaldırmadan şimdiki neslin ihtiyaçlarının karşılanması”dır. Sürdürülebilir kalkınma, tanım içinde geçen “ihtiyaç” terimiyle birlikte düşünüldüğünde daha da açıklığa kavuşuyor. İhtiyaç teriminden bazıları sadece yiyecek, içecek ve barınma gibi çok temel ihtiyaçları anlarken, bazıları ise sağlık hizmetleri sunumu ve sosyal güvenlik gibi durumları ve bazen ise bir araba, bir bulaşık makinası ya da bir televizyon gibi malları ihtiyaç olarak algılar.

Bu açıdan yaklaşıldığında; bu kavramı insan ve doğa arasında bir denge kurmak ve kaynakları doğru kullanarak bizden sonraki nesillerin kalkınmasına imkân verecek şekilde yaşamayı planlamak olarak özetleyebiliriz. “Sürdürülebilir kalkınma”; kişiden kişiye, kültürden kültüre ve ülkeden ülkeye göre değişiklik gösterebilir; ancak kalkınma, odağında insan olan ve sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan bir kavram…

Sürdürülebilir kalkınma kavramını, kavram olarak tartışılmaya ve kullanılmaya başlandığı günden bu yana genellikle kabul edilen üç boyutuyla tanıyoruz:

Ekonomik: Ekonomik olarak sürdürülebilir bir sistem, mal ve hizmetleri süregelen esaslara dayanarak üretebilmeli; hükümet ve dış borçların yönetilebilirliğini sürdürebilmeli, tarımsal ve endüstriyel üretime zarar veren sektörel dengesizliklerden sakınmalıdır.

 Çevresel: Çevresel olarak sürdürülebilir bir sistem, kaynak temelini sabit tutmalı, yenilenebilir kaynak sistemlerinin ya da çevresel yatırım fonksiyonlarının istismarından kaçınmalı ve yenilenemeyen kaynaklardan yalnızca yerine yeterince konulmuş olanları tüketmelidir. Bu süreç, ekonomik kaynak olarak sınıflandırılmayan, biyolojik çeşitlilik, atmosferik denge ve diğer ekosistem işlevlerinin korunmasını da içermelidir.

 Sosyal: Sosyal olarak sürdürülebilir bir sistem; eşitlik dağılımını, sağlık ve eğitim, cinsiyet eşitliği, politik sorumluluk ile katılımı içeren sosyal hizmetlerin yeterli düzeyde gerçekleştirilmesini sağlamalıdır.

Sürdürülebilir kalkınma terimi ilk kez nerede kullanıldı?

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, yukarıda da belirttiğimiz gibi ilk defa 1987 yılında Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun Our Common Future (Ortak Geleceğimiz) raporunda kullanıldı. Yayınlanan raporda küresel dünyanın geleceğine yönelik daha önce pek de dile getirilmemiş tespitler yer alıyordu. Komisyonun başkanı, dönemin Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland’ın adıyla da anılan bu raporda, merkezi “çevre” olan bir iktisadi yaklaşım benimsenmişti. Çevre-toplum-ekonomi üçgeninde kurgulanan, doğa merkezli yaklaşımdı.

Enerji ve küresel ısınma, sürdürülebilir kalkınma kavramının merkezinde yer alan “çevre” için iki temel öğeydi. Brundtland Raporu’nun yayınlanmasının ardından Birleşmiş Milletler nezdinde, yine bu kavramların konuşulduğu 1992 Rio de Janerio Zirvesi, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü, 2002 Johannesburg Zirvesi, 2012 Rio de Janerio Zirvesi (Rio+20 Zirvesi) düzenlendi.

Tüm bu zirvelerde yalnızca küresel ısınma ve çevre sorunları değil; cinsiyet eşitliğinden, dinsel çatışmalara; nüfus planlamasından, genç işsizliğine, gelir dağılımındaki bozukluklara kadar oldukça geniş yelpazede konulara değinildi. Özellikle sera gazı üretimini engellemeye yönelik yaptırımlar bu konferansların en çok öne çıkan konularından oldu.

Sürdürülebi̇li̇r Kalkınma Amaçları Nelerdi̇r?

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı, diğer bir deyişle Küresel Amaçlar, tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak adına, yoksulluğu ortadan kaldırmak, kaynaklarımızı ve gezegenimizi korumak için yapılan evrensel eylem çağrısı olarak tanımlayabiliriz.

Kalkınmanın en önemli amacı, insanların iyiliğini ve insanoğlunun maksimum kapasitesine ulaşmasına imkân sağlamak. Dolayısıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ve liderleri, sivil toplum örgütleri ve uluslararası yardım kuruluşları bu kapsamlı amaçların çerçeveleri konusunda hemfikirler. Kazanımların geniş ölçüde ve dengeli bir şekilde dağıtılmasını sağlayan sağlıklı ve gelişen bir ekonomi, insan haklarını ve özgürlüğü garanti altına alan politik bir sistem ve etkili liderlik, çevrenin korunmasını göz önünde bulunduran ekonomi politikası da çerçeveyi oluşturan temel yaklaşımlar arasında.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Birleşmiş Milletler’in ortaya koyduğu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2012 yılında Rio de Janeiro’da toplanan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda doğdu. Amaç, dünyamızın karşı karşıya olduğu çevresel, siyasi ve ekonomik sorunları ele alan evrensel hedefler kümesi oluşturmaktı. Yürürlüğe ise Ocak 2016’da girdi.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, tüm dünyada insanların karşı karşıya kaldığı ve ana sorunların çözümünü hedefleyen, birbiri ile bağlantılı 17 Amaç içeriyor. Bu da bir amaçta başarıya ulaşmak için, birbiriyle ortak yönleri olan sorunları hep birlikte ele almayı gerektiriyor. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin başarılarının üzerine kurulan bu 17 Amaç; diğer önceliklerin yanı sıra bir yandan da iklim değişikliği, ekonomik eşitsizlik, yenilikçilik, sürdürülebilir tüketim, barış ve adalet gibi yeni alanları da içeriyor.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, tüm insanlığı etkileyen ve etkileri gelecek nesilleri ilgilendiren sorunları kapsıyor; bu bakımdan da oldukça eşsizler. Geride hiç kimseyi bırakmama azmini ve arzusunu yansıtmakla kalmıyor; tüm insanlık için daha sürdürülebilir, güvenli ve refah bir gezegenin oluşturulmasına hepimizin katılmasını sağlıyor.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı aşağıdaki tablodan görebilirsiniz:

 

Bu amaçların duyurulması, hayata geçirilmesi ve uzun vadede sonuçlarının alınması ise birçok ülkenin ortak sorumluluğunda. Bu konuda geliştirilebilecek her türlü çözüm önerisi de ancak katılımcı bir anlayışla mümkün olabilir. Dolayısıyla; kamu kuruluşları ve STK’lar, yerel yönetimler, akademik çevreler, özel sektör ve basın organları gibi toplumun tüm kesimlerinin katkıda bulunması bu süreçte oldukça önemli.

Madde Madde Küresel Amaçlar

Birleşmiş Milletlerin 2000 yılında gerçekleştirdiği Milenyum Zirvesinde kabul ettiği Binyıl Kalkınma Hedeflerinin devamı niteliğini taşıyan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Tüm dünyada açlık ve yoksulluğa son vermek, iklim değişikliği ile mücadele etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, nitelikli eğitimi, sorumlu üretim ve tüketimi yaygınlaştırmak gibi 17 ana başlıktan oluşuyor. Bu ana başlıkların her birinin altında da başlıkları detaylandıran tam 169 alt başlık bulunuyor. Birbiriyle ortak yönleri olan sorunları hep birlikte ele alan bu küresel amaçlar, BM üyesi devletler tarafından 2015 yılında yapılan çağrıyla birlikte, 2030 yılına kadar evrensel çapta hepimizin hedefi olmalı. Dünya liderlerinin üzerinde uzlaştığı sosyal, kültürel ve ekolojik meselelerin çözümüne odaklanan hedefleri aşağıda sizler için derledik:

Amaç 1: Yoksulluğa Son

Yoksulluğun tüm biçimlerini her yerde sona erdirmek küresel hedefini ifade eder. Günde 1,25 dolardan daha az bir parayla geçinen insanların sayısı şeklinde ölçülerek tanımlanan aşırı yoksulluğun tüm biçimlerini 2030’a kadar herkes için, her yerde ortadan kaldırmayı hedefler.

Yoksulluk, dünya genelinde ortadan kaldırılması için herkesin çaba sar ettiği konuların başında geliyor. 1990 ila 2015 yılları arasında yoksul kategorisine giren insanların sayısında düşüş yaşanmış olsa da sayıları milyonlarla ifade edilen insanların hâlâ temel ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun olduğu belirtiliyor. Yoksullukla birlikte gelen temiz içme suyuna, gereksinimi karşılayacak nitelikteki gıdaya ve sağlığı tehdit etmeyecek koşullara erişmede yaşanan sıkıntılar ülkeler bazında devam ediyor. Bu hedef, boyutu ve biçimi fark etmeksizin dünya genelindeki yoksulluğu 2030 yılına kadar azaltma ve/veya sona erdirme amacı taşıyor. “Yoksulluğa Son” amacı kapsamında 7 hedef bulunuyor.

Amaç 2: Açlığa Son

2030’a kadar açlığı sona erdirmek, özellikle yoksullar ve çocuklar da dâhil kırılgan durumda olan kişiler başta olmak üzere herkesin bütün yıl boyunca güvenli, besleyici ve yeterli miktarda besine erişiminin güvence altına almak hedefini ifade eder.

Yoksulluk çerçevesinde ele alınan “düşüşe karşın tamamen ortadan kalkmamış olma” durumu, açlık için de geçerli. 2014 yılı itibarıyla, genellikle çevrenin bozulması, kuraklık ve biyo-çeşitliliğin kaybının doğrudan sonucu olarak, 795 milyon insanın sürekli biçimde yetersiz beslendiği tahmin ediliyor. Beş yaşın altında 90 milyonu aşkın çocuk ise gerekli vücut ağırlığının tehlikeli düzeyde altında. “Açlığa Son” amacı kapsamında 11 hedef bulunuyor.

Amaç 3: Sağlık ve Kaliteli Yaşam

2030’a kadar sağlıklı ve kaliteli yaşamı her yaşta güvence altına almak hedefini anlatır. Bu amaç, herkesin genel sağlık hizmeti, güvenli ve erişilebilir ilaç ve aşıya kavuşmasını sağlamayı taahhüt eder.

1990 yılından bu yana, önlenebilir çocuk ölümleri dünya genelinde %50’den fazla; anne ölümleri de dünya genelinde %45 azaldı. 2000-2013 arasında HIV/AIDS bulaşma oranı %30 düşerken, 6,2 milyonu aşkın insan sıtmadan kurtarıldı. Her yıl 6 milyondan fazla çocuk, beşinci yaş günlerini göremeden; her gün 16 bin çocuk ise, kızamık ve verem gibi önlenebilir hastalıklardan ölüyor. Her gün yüzlerce kadın, hamilelik veya doğumla bağlantılı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitiriyor. “Sağlık ve Kaliteli Yaşam” amacı kapsamında 13 hedef bulunuyor.

Amaç 4: Nitelikli Eğitim

Bu küresel hedef; 2030’a kadar bütün kız ve erkek çocuklarının ücretsiz, kapsamlı, hakkaniyetli ve kaliteli bir eğitim almalarını sağlamak herkes için yaşam boyu öğrenim fırsatlarını teşvik etmeyi anlatır. 2000-2015 yılları arasında evrensel ilköğretim hedefinde gelişmekte olan ülkelerdeki okullaşma oranı artarak %95 seviyesine çıktı ve herhangi bir okulda eğitim öğretim görmeyen çocuk sayısı da %50 azaldı. Bu ciddi başarıya rağmen kimi ülkelerin kırsal ve kentsel bölgeleri arasındaki eşitsizlik devam ediyor ve yoksulluk, savaş, afet vb. sebeplerle okula gidemeyen çocuklar hâlâ var. “Nitelikli Eğitim” amacı kapsamında 10 hedef bulunuyor.

Amaç 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Bu amaç; toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve tüm kadınlar ile kız çocuklarını güçlendirmek amacını belirtir. Aynı zamanda kadınlara ve kız çocuklarına karşı ayrımcılığı her yerde ortadan kaldırmayı hedefleyen bu amaç, kadın liderlerin teşvik edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini daha ileriye götürecek politikalar ve mevzuatın güçlendirilmesine katkı sağlar.

Günümüzde, 15 yıl öncesine göre daha çok sayıda kız çocuğu okula gidiyor. Kadınlar artık, tarım dışında ücretli iş gücünün %41’ini oluşturuyor. Bu oran 1990 yılında %35’di. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” amacı kapsamında 9 hedef bulunuyor.

Amaç 6: Temiz Su ve Sanitasyon

2030 yılına kadar herkes için erişilebilir su ve atık su hizmetlerini ve sürdürülebilir su yönetimini güvence altına almayı ifade eder. Dünya genelinde insanların %40’tan fazlasını etkileyen su kıtlığının iklim değişikliği sonucunda küresel ısınma nedeniyle, daha da artacağı tahmin ediliyor.

Su kıtlığı, dünya genelinde insanların %40’tan fazlasını etkiliyor; iklim değişikliği sonucunda küresel ısınma nedeniyle, zaten kaygı verici düzeyde olan bu oranın daha da yükseleceği tahmin ediliyor. 2011 yılında 41 ülke su sıkıntısı yaşamıştır; bunların 10’unda yenilenebilir temiz su kaynakları tükenmek üzeredir ve artık alternatif kaynakları kullanmak zorundalar. 2050 yılına kadar, her dört insandan en az birinin, sık sık yaşanan su sıkıntısından etkileneceği tahmin ediliyor. “Temiz Su ve Sanitasyon” amacı kapsamında 8 hedef bulunuyor.

Amaç 7: Erişilebilir ve Temiz Enerji

Bu amaç, 2030 yılına kadar herkes için karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlamayı içerir. Fosil yakıtlara dayanan küresel ekonomi ve sera gazı emisyonlarının artması, iklim sistemimizde çok büyük değişiklikler yaratıyor. Bu değişiklikler de tüm kıtaları etkiliyor. Dolayısıyla erişilebilir enerjiye herkesin kavuşmasını sağlamak için güneş, rüzgar ve termal gibi temiz enerji kaynaklarına yatırım yapmak gerekiyor.

1990 ile 2010 arasında, elektriğe erişimi olan insan sayısı 1,7 milyar daha arttı. Temiz enerjinin teşvik edilmesi, 2011 yılı itibarıyla küresel enerjinin %20’den fazlasının yenilenebilir kaynaklardan üretilmesini sağladı. “Erişilebilir ve Temiz Enerji” amacı kapsamında 5 hedef bulunuyor.

Amaç 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme

Bu hedefin kapsamı; istikrarlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işleri desteklemektir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, 2015 yılında 204 milyondan fazla insan işsizdi. Bu amaç, 2030 yılına kadar sürdürülebilir ekonomik büyüme, daha yüksek verimlilik düzeyleri ve teknolojik yenilikleri teşvik ediyor.

Gelişmekte olan ülkelerde orta sınıf, toplam istihdamın artık %34’ten fazlasını oluşturuyor; bu rakam, 1991 ile 2015 arasında neredeyse üçe katlandı. Ancak, küresel ekonomi düzelmeye devam ederken, büyümenin daha yavaş olduğunu, eşitsizliklerin arttığını, iş imkanlarının büyüyen işgücüyle aynı oranda artmadığını görüyoruz. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, 2015 yılında 204 milyondan fazla insan işsizdi. “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme” amacı kapsamında 12 hedef bulunuyor.

Amaç 9: Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı

Dayanıklı altyapılar tesis etmek, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi desteklemek ve yenilikçiliği güçlendirmek, bu amacın temsil ettiği olgular. Bu amaç doğrultusunda ilerleyebilmek için; sürdürülebilir endüstrilerin desteklenmesi, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi, bilgi ve birikime herkesin eşit erişimini sağlama, bilimsel araştırma ve yeniliğe yatırım yapılması gerekiyor.

Dünyada internet erişimine sahip olmayan 4 milyardan fazla insan bulunuyor ve bunların %90’ı gelişmekte olan ülkelerde. Bilgi ve birikime eşit erişimi sağlamanın yanı sıra yenilik ve girişimciliği geliştirme açısından, dijital eşitsizliği gidermek kritik önem taşıyor. “Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı” amacı kapsamında 8 hedef bulunuyor.

 Amaç 10: Eşitsizliklerin Azaltılması

Bu hedef, 2030 yılına kadar ülkeler içinde ve arasında eşitsizlikleri azaltmayı ifade eder. Çözüm ise; mali piyasalar ve kurumların düzenlenmesi ve izlenmesini iyileştirmeyi, kalkınma yardımları ve doğrudan yabancı yatırımları en çok ihtiyaç duyulan bölgelere yönlendirmeyi kapsar.

Son yıllarda gelir eşitsizliğinin artmasının kanıtı olarak, en zengin %10’luk kitlenin, toplam küresel gelirin %40’ını elde ettiği gösteriliyor. En yoksul %10’luk dilim ise, küresel gelirden yalnız %2 ila %7 arasında pay alıyor. Nüfus artışını da dikkate aldığımızda, gelişmekte olan ülkelerde eşitsizlik %11 oranında büyüdüğünü kanıtlıyor. “Eşitsizliklerin Azaltılması” amacı kapsamında 10 hedef bulunuyor.

Amaç 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar

Bu amaç, 2030 yılına kadar şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmayı ifade eder. Kentleri güvenli ve sürdürülebilir kılmak demek, güvenli ve erişilebilir konut sağlamak, gecekonduları dönüştürmek; ayrıca, toplu taşımacılığa yatırım yapmak, kamusal yeşil alanlar yaratmak, kentsel planlama anlamına gelir.

1990 yılında nüfusu 10 milyon veya fazla olan mega-kent sayısı 10 idi. 2014’te ise artık toplamda 453 milyon insanı barındıran 28 mega-kent bulunuyor. Dünya nüfusunun yarıdan fazlası artık kentlerde yaşadığı düşünülürse, 2050 yılına kadar bu rakam 6,5 milyar’ı, yani dünya nüfusunun üçte ikisini bulabilir. “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” amacı kapsamında 10 hedef bulunuyor.

Amaç 12: Sorumlu Üretim ve Tüketim

2030 yılına kadar sürdürülebilir üretim ve tüketim kalıplarını sağlamayı anlatır. Endüstrileri, işletmeleri, tüketicileri ve hatta gelişmekte olan ülkeleri geri dönüştürme ve atıkları azaltmaya teşvik etmek demektir.

Ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı başarmak için, malları ve kaynakları üretme ve tüketme biçimlerimizi değiştirmek suretiyle ekolojik ayak izimizi derhal azaltmamız gerekiyor. Dünya genelinde su tüketilen en büyük alan tarım. Tarımsal sulama, insanların kullandığı tüm taze suyun yaklaşık %70’ini buluyor. “Sorumlu Üretim ve Tüketim” amacı kapsamında 11 hedef bulunuyor.

Amaç 13: İklim Eylemi

İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele için acilen eyleme geçmeyi ifade eder. Çünkü; etkisi yalnızca sıcaklıklardaki artıştan ibaret olmayan iklim değişikliği; aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, buzulların erimesi gibi sonuçlar doğurur.

Dünya üzerinde iklim değişikliğinin etkilerini bizzat yaşamayan tek ülke kalmadığını söyleyebiliriz. Sera gazı emisyonları, 1990 yılından bu yana %50 arttı. “İklim Eylem” amacı kapsamında 5 hedef bulunuyor.

Amaç 14: Sudaki Yaşam

Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının 14.sü, okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını korumayı ve sürdürülebilir kullanmayı ifade eder. Günümüzde dünyadaki balık stoklarının %30’u aşırı kullanıldığı için sürdürülebilir ürün vereceği düzeyin altında. Dolayısıyla bu amaçla; deniz ve kıyı ekosistemlerini sürdürülebilir biçimde yönetmek, kirlenmeden korumak ve ayrıca okyanus asitlenmesinin etkilerini ele almak hedefleniyor.

Üç milyarı aşkın insan, geçimlerini sağlamak için deniz ve kıyılardaki biyo-çeşitliliğe bağımlı. Ancak günümüzde dünyadaki balık stoklarının %30’u aşırı kullanıldığı için sürdürülebilir ürün vereceği düzeyin altına indi. Okyanuslar ayrıca, insanların ürettiği karbon dioksidin yaklaşık %30’unu da emiyor; Sanayi Devrimi’nden bu yana, okyanus asitlenmesinde ise %26 artış görüyoruz. Okyanusun her kilometre karesinde ortalama 13 bin parça plastik atık bulunuyor. “Sudaki Yaşam” amacı kapsamında 10 hedef bulunuyor.

Amaç 15: Karasal Yaşam

Bu hedef 2030 yılına kadar, karasal ekosistemleri korumak, iyileştirmek ve sürdürülebilir kullanımını desteklemek; sürdürülebilir orman yönetimini sağlamak; çölleşme ile mücadele etmek; arazi bozunumunu durdurmak ve tersine çevirmek; biyolojik çeşitlilik kaybını engellemek amaçlarını içerir.

Günümüzde, bugüne kadar eşine benzerine rastlanmamış ölçekte toprak bozulmasına tanık oluyoruz; ekilebilir arazilerin kaybı, tarihsel oranların 30-35 katına ulaştı. Her yıl artan kuraklık ve çölleşme sebebiyle de dünya genelinde 12 milyon hektar kayboluyor ve bu da yoksul toplumları etkiliyor. Bilinen 8.300 hayvan ırkının %8’inin soyu tükendi, %22’si ise soyunun tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya. “Karasal Yaşam” amacı kapsamında 12 hedef bulunuyor.

Amaç 16: Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar

Barışçıl ve kapsayıcı toplumlar oluşturmak, herkes için adalete erişimi sağlamak ve her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumlar oluşturmak anlamına gelen bu madde; şiddetin her biçimini önemli ölçüde azaltmayı, çatışma ve güvensizliğe kalıcı çözümler bulmak için hükûmetler ve toplumlar ile birlikte çalışmayı hedefliyor.

Yüksek şiddette silahlı çatışma ve güvensizlik, ülkenin kalkınması üzerinde yıkıcı etkiye sahip. Ekonomik büyümeyi etkiler ve çoğunlukla nesiller boyu sürebilen haksızlıklar yaratır. Çatışmanın olduğu veya hukukun üstünlüğünün olmadığı yerlerde cinsel şiddet, suç, istismar ve işkence de yaygınlaşır. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” amacı kapsamında 12 hedef bulunuyor.

Amaç 17: Amaçlar için Ortaklıklar

Bu amaç; 2030 yılına kadar uygulama araçlarını güçlendirmeyi ve sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığı canlandırmayı temsil ediyor. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarını yönetmelerine yardım edecek politikaların koordine edilmesi ve en az gelişmiş ülkelere yatırımların teşvik edilmesi, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmanın başarılmasında hayati önem taşıyor.

Gelişmiş ülkelerin sağladığı resmi kalkınma yardımları 2000 ile 2014 arasında %66 oranında artmakla birlikte, çatışmalar veya doğal afetlerin yarattığı insani krizler nedeniyle, mali kaynak ve yardım talepleri artmaya devam ediyor. Ayrıca birçok ülke de, büyüme ve ticareti teşvik etmek için Resmi Kalkınma Yardımlarına ihtiyaç duyuyor. “Amaçlar için Ortaklıklar” amacı kapsamında 19 hedef bulunuyor.

Hedefleri̇n Arka Planı

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; yoksulluğun temel nedenlerine inmesi, hem insanlar hem de gezegenimiz için pozitif değişiklik yapmak üzere bizleri birleştirmesi düşünüldüğünde dünyada yaşayan ve yaşayacak olan herkes için kapsayıcı bir gündem. Ancak belki de hepimizin hatırlamadığı bir geçmişi var.

Onur kırıcı yoksulluğu ortadan kaldırmak üzere tam 21 yıl önce, 2000 yılında küresel seferberlik başlatan Binyıl Kalkınma Hedefleri, yerini Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne bıraktı. Binyıl Kalkınma Hedefleri, diğer kalkınma önceliklerinin yanı sıra; aşırı yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırma, ölümcül hastalıkları önleme ve tüm çocukların ilköğretim görmesini sağlamaya dönük, üzerinde evrensel uzlaşma olan, ölçülebilir hedefler ortaya koyuyordu.

Binyıl Kalkınma Hedefleri 15 yıl boyunca, yoksulluğun azaltılması, suya ve sağlığa erişim, çocuk ölümlerinin azaltılması ve anne sağlığında büyük ilerleme sağlanması gibi önemli alanlarda ilerlemenin itici gücüydü. Her şeyden önemlisi de Binyıl Kalkınma Hedefleri ile HIV/AIDS’in yanı sıra sıtma ve verem gibi diğer tedavi edilebilir hastalıklarla mücadelede büyük ilerleme kaydedildi.

TEB’de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için Pozitif Etki

Biz de TEB olarak tüm bu hedefleri kendimize ilham alarak Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında “Sorumlu Bankacılık” anlayışıyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda; ekonomiye ve topluma değer katan, pozitif etki yaratan çalışmalar yapmak ve toplumu daha iyi bir geleceğe taşımak en büyük önceliğimiz.

Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak kabul etmekle kalmıyor, toplumsal mirası koruyan bir banka olma misyonuyla hareket etmekten vazgeçmiyoruz. Ürün ve hizmetlerimizi yalnızca kârlılığımızı gözeterek değil, öncelikli kilit paydaşlarımıza ve dolayısıyla topluma faydasını da dikkate alarak geliştiriyoruz.

Bu bakış açısıyla Sürdürülebilirlik ve Pozitif Etki Manifestosu oluşturduk. Manifestomuzda, “İyi Banka” olmanın sorumluluğuyla, sürdürülebilir kalkınma konusundaki hedeflerimizde başarıya ulaşmak için temel ilkeler belirledik:

  • Sürdürülebilirlik yönetimini Banka’nın ana projelerinin ve operasyonel süreçlerimizin merkezine almak,
  • Müşterilerimizin ve diğer paydaşlarımızın farkındalığını artırarak, sürdürülebilir bankacılığın geleceği için örnek olmak,
  • “Pozitif etki” kültürümüzü ve toplumla diyaloğumuzu geliştirmek,
  • Müşterilerimizi destekleyen ve çevremiz üzerinde pozitif etki yaratan politikalarımız, ürünlerimiz ve hizmetlerimizle yepyeni çözümler üretmek,
  • İşe alımlarda ve çalışma ortamında kadın erkek eşitliğini gözetmek,
  • Faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda en iyiye ulaşma çabasıyla, pozitif etki sağlayacağımız projelere destek vermek.

Daha iyi bir “gelecek” için pozitif etki

Bugünün ve geleceğin nesillerine daha iyi bir yaşam sağlamak için üstümüze düşen rolü yerine getirmek üzere çıktığımız bu yolculukta, gelecek nesillere yatırım yaparken sürdürülebilir bir ekonomi, toplum ve çevre yaratmaya “pozitif bir etki” sağlayan tüm uygulamaları destekliyoruz.

 Çünkü, daha iyi bir gelecek için “pozitif etki” sağlamak mümkün. Çünkü, sürdürülebilirlik yolunda hep birlikteyiz!

Daha iyi bir “çevre” için pozitif etki

Çevreye sağlamayı hedeflediğimiz pozitif etkilere Bankamızdan başladık! Bankamız Genel Müdürlük Binası ve Operasyon Merkezimizde başlattığımız geri dönüşüm ve atık miktarını azaltma çalışmaları ile geri dönüşümün bizim için ne kadar önemli olduğunun altını çiziyoruz. Kağıtları geri dönüştürüyor, depoda bekleyen eşyalarımızı bağışlıyor, tıbbi atıklara dikkat ediyor, atık yağları ve piller topluyor ve plastik kullanımından kaçınıyoruz.

Pozitif etki eylemlerimiz bunlarla da sınırlı değil. Aynı zamanda çalışanlarımızın da katkılarıyla enerji tasarrufu için attığımız adımlarla karbon ayak izimizi azaltmada çok çalışıyoruz. Bankamız genelinde gerçekleştirdiğimiz enerji tasarrufu projelerimizle son 5 yılda 3.962 ton CO2 tasarrufu sağlayarak 11.774 ağaç etkisi sağladık.

Şubelerimizde gerçekleştirdiğimiz doğalgaz dönüşüm sürecimizin hızlanmasıyla, yine şubelerimizde kullandığımız aydınlatmaları LED’e dönüşerek, personel servislerimizi dijitalleştirerek ve A sınıfı araçlar seçerek karbon salınımımızı oldukça büyük bir oranda azalttık ve toplamda 14.498 ağacın çevre yararına eşit bir fark sağladık.

Daha iyi bir “toplum” için pozitif etki

Sürdürülebilir kalkınmanın bir diğer alanı olan “toplum” için pozitif etki yaratmak da önceliklerimizden biri. Bu nedenle, Girişim Bankacılığını geliştiriyor ve üniversitelerde Girişim Bankacılığı programlarına destek oluyoruz. Girişim Bankacılığı ile girişimcileri desteklemeyi, onları yatırımcılarla buluşturmayı ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sağlıyoruz. Amaçlarımız doğrultusunda da girişimcileri kurumsal firmalarla bir araya getirmekle kalmıyor; TEB Kadın Bankacılığı, TEB Kurum İçi Girişimcilik Programı, TEB Akıl Fikir ve Gençlik Buluşması ve Engelsiz Bankacılık faaliyetlerimizle de sürdürülebilir toplumsal kalkınmaya pozitif etki sağlamayı sürdürüyoruz.

Daha iyi bir “ekonomi” için pozitif etki

Sürdürülebilir projelerin desteklenmesi hedefi ile, yalnızca finansal anlamda ekonomiye katkı sağlamakla kalmıyor; ekonomik, sosyal ve çevresel olmak üzere sürdürülebilir kalkınmanın üç temel ayağında paydaşlarımızla ve gelecek nesillere değer katacak anlaşmalar yapıyoruz. Bu bağlamda Türkiye’nin en önemli özel ve kamu şirketleriyle imzaladığımız “Yeşil Kredi” anlaşmaları ile çevre dostu büyük çaplı projelere destek veriyoruz.