Ana SayfaPozitif EtkiSürdürülebilirlikBiyoçeşitlilik Nedir? Neden Önemlidir?

Biyoçeşitlilik Nedir? Neden Önemlidir?

Çevre okuryazarlığı konusunda daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmek, bu konuda bilincimizi artırmak ve dikkat etmek için öncelikle korumak istediğimiz çevreyi iyi tanımamız gerek.

3,8 milyar yıllık bir dünya mirası olan “biyoçeşitlilik” kavramına, yaşadığımız gezegenin en karmaşık ve en hayati özelliği desek yanlış olmaz. Doğa ve canlılar için büyük bir önem taşıyan biyolojik çeşitlilik, diğer bir deyişle biyoçeşitlilik, doğanın korunması bakımından oldukça değerli bir faktör. Son zamanlarda sürdürülebilirlik üzerine yapılan araştırmaların, çevre koruma odaklı uluslararası sivil toplum kuruluşlarının üzerinde sıklıkla durduğu biyoçeşitliliği etkileyen pek çok etmen bulunuyor. Peki biyoçeşitlilik nedir, neden önemlidir, faydaları nedir? Biyoçeşitliliği etkileyen faktörleri ve tüm bu soruların cevaplarını sizler için detaylıca derledik.

Yaşamın en temel unsurlarından biri: Biyoçeşitliliğin tanımı

Yazımızın devamında biyoçeşitlilikten bahsetmeye başlamadan önce bu kavramı biraz daha açık anlatmaya çalışalım. Aslında en basit hâliyle biyoçeşitlilik, tüm biçimleri ve etkileşimleriyle dünyadaki yaşamın çeşitliliğini ifade ediyor. Sayısal bir ifade olmanın yanı sıra içinde kara, deniz ve su ekosistemlerinin bir parçası olan tüm canlıların farklılığını ve değişkenliğini, birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşimlerini de içeriyor. Kısacası genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliği biyoçeşitliliği oluşturan en temel unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

Kavram olarak 1985 yılında “biyolojik çeşitlilik” ifadesinin kısalması sonucu ortaya çıkan bu biyoçeşitliliğin, insanoğlunun ekonomik ve sosyal hayatının devamlılığı için gerekli olan tozlaşma, iklimsel düzenlenme, toprak verimliliği ve gıda, yakıt, lif ve ilaç üretimi gibi doğanın sağladığı hizmetleri sağladığını da söyleyebiliriz.

Biyoçeşitlilik; genlerle, daha sonra türlerle, ardından türlerin oluşturduğu topluluklarla ve son olarak da bu toplulukların fiziksel çevre ile etkileştiği ormanlar veya mercan resifleri gibi tüm ekosistemlerle sıralanan seviyelerden oluşuyor. Gezegenimizi milyarlarca yıl boyunca yaşanabilir hâle getirense işte bu su sıralı etkileşim. Biyoçeşitlilik de bu etkileşimden fayda sağlıyor. Yani, gezegenimizdeki bu denge hâli, geçmişten günümüze kadar uzanıyor.

Biyoçeşitliliğin faydaları

Gerçek şu ki soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve yediğimiz yiyeceklere kadar hayatımızdaki pek çok şey biyoçeşitliliğin zenginliğine bağlı. Biyoçeşitlilik, tüm ihtiyaçlarımızın karşılanmasında vazgeçilmez bir yeri olan canlı kaynakların temeli. Bugün, tarım ve teknolojide sahip olduğumuz ne varsa tümüne biyoçeşitlilik ve zenginlik sonucu ulaştık.

Dolayısıyla; besin zincirinin devamlılığı, çevre sağlığı, atıkların geri kazanılması gibi birçok konuda dengenin sağlanması için gerekli olan biyoçeşitliliğin ve getirdiği faydaların insan hayatının devamı ne kadar önemli olduğunu vurgulasak az. Biyoçeşitlilik, ekosistemleri dengede tutar; gezegenimizi yaşanabilir hâle getirir; insanların sağlığını, çevreyi ve ekosistemleri destekler.

Örneğin, bitkiler fotosentez yoluyla havadaki karbondioksiti alıp oksijen vererek oksijen üreten canlı biyoçeşitlilik bileşenlerini oluşturur. Ya da arılar ve kelebekler… Uçucu böceklerin olmadığı bir dünyada tozlaşma da mümkün olmaz. Bu da bazı meyvelerin bugün hayatımızda olmayacağı anlamına gelir. Karbondioksitin atmosferden uzaklaştırılmasında etkili olan ağaçların bazıları da çoğalmak için büyük meyve yiyen memeliler tarafından dağıtılan tohumlara bağımlı. Bu da demek oluyor ki, dünyanın bazı bölgelerinde memeliler olmaksızın ağaçların çoğalması pek de mümkün değil… Ağaçlar ise, en basit hâliyle şehirlerdeki yapılaşmanın yoğun olduğu kent ortamındaki hava kirliliğini azaltabilir ya da son zamanlarda sıkça duyduğumuz mercan resifleri… Onlar biyoçeşitliliğin yararları söz konusu olduğunda, diğer örneklere göre daha karmaşık yapıda ama çok önemli örneklerden biri. Resifler, kıyıları tsunamilerden korur.

Ekosistemlerin gerçekleştirdiği işlevlerden bazılarını şöyle de sıralayabiliriz:

  1. Zemini zararlı iklim koşuluna karşı korur: Bitki örtüsü, toprağın erozyona karşı korunmasına yardımcı olur. Ağaçlar ve çalılar tarım alanları için rüzgârlık olarak işlev görür, çamurlu ve kumu bölgelerde bulunan bitki örtüsü ise kıyı bölgelerin deniz ve rüzgâr kaynaklı erozyona uğramasını engellemeye yardımcı olabilir.
  2. Yerel ve küresel iklim değişikliği riskini azaltır: Ekosistemler atmosfer içindeki gazların arasındaki sağlıklı dengenin korunmasına yardımcı olur. Ağaçlar ve diğer bitkiler karbon tutar, atmosferde karbondioksit birikimini engeller ve küresel ısınma riskini azaltır.
  3.  Besinleri geri dönüştürür: Bakteriler ve mantarlar, ekosistemler içinde besin geri dönüşümü gibi önemli bir göreve sahiptir.
  4.  Polenleşmeyi kontrol eder ve biyolojik denetimi sağlar: Başta kuşlar ve yarasalar olmak üzere, bazı hayvanlar ve böcekler sebze/meyve gibi besin bitkilerinin polenleyicisi ve mahsule zarar veren yabani otların, haşerelerin ve hastalıkların düşmanıdır.
  5.  Kirletici maddeleri denetler: Kamış gibi bitkiler doğal filtre görevi görür. Yüzey sularında bulunan atıkları uzaklaştırır ve birçok bakteri düşük seviyeli kirletici maddelerin yıkımına yardımcı olabilir.

Biyoçeşitlilik zenginliğinin; tarım, eczacılık, tıp, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve sanayi gibi alanlarda insanlık adına da sayısız yararı var. Bu alanlarda temiz su ve hava sağlanmasında biyoçeşitliliği oluşturan bitki ve hayvan türleri kullanılıyor. Ya da kanserle savaşta kullanılan bir mantar türünde olduğu gibi birçok ilaç doğadan elde ediliyor. Bunun etkisiyle biyoçeşitlilik ne kadar fazla olursa, bir ülkedeki ekonomik kazanç da o kadar çok oluyor.

Tüm bu örneklerin ve karşılaştırmaların yanı sıra, estetik bir bakış açısıyla, milyonlarca türün her birinin benzersiz olduğu da unutmamak gerekir. Bu türlerin her biri bir kez ortadan kalktığında, yeniden ortaya çıkmaları mümkün olmayan doğal bir sanat eseri olarak algılanabilir.

“Her bir organizma bilgi açısından bir Caravaggio tablosu, Bach fügü ya da başka bir önemli sanat eserinden çok daha değerlidir.” E. O. Wilson

Biyoçeşitliliğin üç hiyerarşik kategorisi

Genetik çeşitlilik

Kalıtsal olarak gerçekleşen varoluşun biyokimyasal olarak özelliklerinin korunması demek. Örneğin daha hızlı üretilmesi ve daha çok ürün vermesi için genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri hem sağlık hem de sürdürülebilirlik açısından bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Tür çeşitliliği

Bu çeşitlilik, genetik benzerlikler gösteren bir grup canlının üremesi sonucu ortaya çıkan türleri tanımlıyor. Genellikle bölgesel olan bu türler, belirli coğrafi alanlar içindeki türlerin toplam sayıları ile ölçülüyor. Yaşam alanlarının daraltılması ve kaçak avlanma ile dünyada ve ülkemizde bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Biyoçeşitliliğe ve ekosisteme büyük zarar veren ise bazı türlerin neslinin çoktan tükenmiş olması.

Ekosistem çeşitliliği

Bitki, hayvanlar gibi ekosistemin canlı unsurlarıyla toprak, su, hava, mineraller gibi cansız varlıklardan oluşuyor. Bu unsurların etkileri kendi içlerinde ve birbirini etkileyecek şekilde karma bir yapıdadır. Karşılıklı bir bağımlılık oluşturan bu yapıda sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre için tüm unsurlar korunmalı.

Biyoçeşitlilik hangi tehditlerle karşı karşıya?

Doğal yaşam alanlarının kaybı

Biyoçeşitliliğin dünyada karşılaştığı ana tehditlerden biri doğal yaşam alanlarının kaybı, yıkımı. Doğal yaşam alanlarının yıkımı, bitkiler ve hayvanların sağ kalmak için gerek duydukları koşulları ortadan kaldırıyor.

İstilacı yabancı türler

Belli bir alanın yerlisi olmayan türler bazen çok hızlı üreyebilir. Örneğin zebra midyesi ve Japon yılan kökü son yirmi içinde İrlanda’yı hızlıca kapladı. Bunun sonucunda da, bu türler besin ağlarını etkileyen doğal yaşam alanlarını karıştırıp bulundukları ekosistemin dengesini bozdu.

Kirlilik/Atıklar

Kirlilik; ekosistemler arası dengeyi bozan büyük etkiler yaratabilir. Ayrıca her yıl dünya çapında milyonlarca hayvan ve bitkinin ölüm sebebi olarak gösterilir.

Arazi kullanımındaki değişiklikler

İnsan eliyle doğal alanların değiştirilmesidir. Tıpkı Güney Amerika’da bulunan yağmur ormanlarının tarla kurmak için kesilmesi gibi…

Yoğun tarım uygulamaları

Günümüz yoğun tarım faaliyetlerinde sıklıkla görülen uygulamalardan olan kimyasal veya biyolojik böcek ilaçlarının yoğun kullanımı ve birikimi, çalı çitlerinin sökülmesi de söz konusu alanın biyoçeşitlilik seviyesini düşürüyor.

İklim değişikliği

Küresel hava veya deniz sıcaklıklarında 1 veya 2 derecelik bir değişiklik bile türlerin içinde yaşadığı doğal yaşam alanlarını değiştirebilir, hatta bazı türler için yaşanamaz hâle getirebilir.

Biyoçeşitliliği korumak için neler yapılabilir?

Biyoçeşitliliği korumak, ekosistemleri iyileştirmek ve daha iyilerini oluşturmak için insanlık olarak yapabileceğimiz şeyler elbette var. Örneğin; canlıların yaşam alanlarının iyileştirilmesi ve korunması için yaptırımlar, yeşili odağına alan düzenlemeler yapabilir, bunun için teşvik paketleri sunulabilir.

Çevremizdeki herkese; doğa ve iklim arasında yakın ilişkiler olduğunu vurgulayabilir, doğayla bağlantılı risklerin azaltılması için eyleme geçebiliriz. Bu sayede, gezegenin korunan alanlarını arttırabilir, doğal yaşam alanlarının iyileştirilmesini sağlayabiliriz.

Ayrıca doğanın dengesini bozan tüketim yöntemlerimizi olumlu yönde değiştirebilir, ürettiğimiz ve tükettiğimiz her şeyin etkisini yarı yarıya azaltmak için hedefler belirleyebiliriz. Bu sayede sera gazı salınımının azalmasına katkıda bulunabilir ve iklim krizlerini önlemede büyük rol oynayan ormanlar, göller, okyanuslar gibi yaşam alanlarının daha fazla korunması sağlayabiliriz.

Unutmayalım ki; biyoçeşitlilik hepimizin, tüm dünyanın ortak zenginliği. Bugünün ihtiyaçlarını karşılamak ve gelecek kuşaklara da bu zenginliği aktarabilmek için biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda hepimiz duyarlı olmalıyız…