Ana SayfaGenelSofralara Pozitif Etki: Sürdürülebilir Gastronomi

Sofralara Pozitif Etki: Sürdürülebilir Gastronomi

Sürdürülebilir Gastronomi kavramını son zamanlarda sıklıkla duyuyor olsak da gıda sektörünün bu eğilimi uzun süredir tartışılan bir konudur. Genel çerçeveye baktığımızda iklim krizi ve kıtlığa dair gündemde yer alan haberler, tarımsal kaynakların artan insan nüfusuna yetmediğini söylüyor. Buna karşılık gıda üreticileri de uzun vadeli çözümler bulmak adına alternatif akımlara yöneliyor. Sürdürülebilir gastronomi de doğanın insana verebildiklerini yitirmemek için atılan yeşil adımlardan biridir.

Alıştığımız düzenin dışında iklim koşullarına maruz kalıyor, ekstrem iklim durumlarına şaşırıyoruz. Son yıllarda gitgide artan iklim sorunu besin kaynağımız olan ürünlerin yetişme şartlarını da etkiliyor. Öte yandan gıda politikalarının hızlı tüketime yönelik yaklaşımı dünya nüfusunun büyük bir kesiminin sağlığını tehdit ediyor. Hızlı tüketim alışkanlıkları ve yapay gıdalar obezite sorunlarına yol açarken tarım üreticileri sürekli artan gıda ihtiyacını karşılamak için fabrikasyon üretime öncelik vermek zorunda kalıyor.

Bu durumun farkına varan kimileri ise alternatif bir bakış açısıyla sürdürülebilir gastronominin mümkün olduğunu söylüyor.

Sürdürülebilir Gastronomi Nedir?

Sanayi devrimi öncesinde fabrikasyon üretimden uzak, tamamen toprağın bize sundukları ile yetinebileceğimiz bir beslenme düzenine sahiptik. Topraktan ihtiyacımız kadarını alıyor ve elde ettiğimiz ürünleri lojistik sorunlar yaşamadan kendi imkanlarımız ile saklayabiliyorduk. Devrim ile beraber ortaya çıkan fabrikasyon üretim, daha fazla insana gıda ulaştırabilmek adına doğanın dengesini yıpratmaya başladı. Savaş sonrası ekonomide fast food zincirlerinin kurulmasıyla paketli gıdalar ve doğal olmayan ürünler evlerimize kadar ulaştı. Günümüze geldiğimizde ise endüstriyel gıda üretimi toprağın sınırlarını zorlamanın da ötesinde ondan daha fazla fayda sağlayabilmek adına kimyasını değiştiriyor. Bu durum iklim ve gıda krizini tetikliyor.

Sürdürülebilir gastronomi ise geçmişe, endüstriyel tarımın öncesindeki yıllara dönmemiz gerektiğini söylüyor. Temiz su, temiz gıda ve havaya tekrardan eşit bir şekilde ulaşabilmemiz için toprağın bize sunduğu kadarıyla yetinmeyi hedefliyor.

Gıda sektöründeki israfın azaltılmasını amaçlayan sürdürülebilir gastronomi anlayışı ürünün ulaştırılmasındaki lojistik sorunları çözmeye öncelik veriyor. Üretilen bir gıdanın en taze haliyle sofralara gelmesinin zorluğu bu noktadaki en temel problem. Bu sebeple bazı şefler, restoranlarının yakınına kendi bahçelerini kuruyor ve ihtiyaç duydukları ürünleri kendi imkanlarıyla sağlıyor.

Ayrıca gıda üretiminde de makineleşmeden kaçınmak isteyen bu bakış açısı su kaynaklarının aşırı kullanımını ve karbon salınımını tetiklemeyen yöntemlerle üretime öncelik veriyor.

Öte yandan endüstriyel hayvancılığın ekosisteme olan zararları da sürdürülebilir gastronomi akımının gündemindedir. Hayvanların gıda üretimi için birer canlıdan tüketim ürününe dönüşmesi doğal dengeyi bozduğu gibi canlıların yaşam koşullarına da zarar veriyor. Bu yüzden sürdürülebilir gastronomide hayvansal gıda tüketiminin azaltılması da önemli hedefler arasındadır.

Peki, bizler bu akımın bir parçası olmak için neler yapabiliriz?

  1. Taze ürünlere ulaşmak adına karşımıza çıkabilecek lojistik sorunları en aza indirmek adına yerel üreticilere destek verebiliriz.
  2. Tükettiğimiz bir gıdayı israf etmekten kaçınarak bitkilerin yaprak ve saplarından farklı yiyecekler yaratabilir veya bu tarz gıda atıklarının gübreye dönüşmesini sağlayabiliriz.
  3. Geri dönüşüm bilincini benimseyerek tüketim alışkanlıklarımızı yeniden düzenleyebiliriz.
  4. Hayvansal gıda tüketimini azaltabiliriz. Hayvansal gıdaların yalnızca bir tüketim ürünü olmadığının bilinciyle, bu gıdanın bize bir canlı tarafından sunulduğunu göz önünde bulundurabiliriz.