Ana SayfaPozitif EtkiSürdürülebilirlikSürdürülebilir Hareketlilik: Elektrikli Araçlar

Sürdürülebilir Hareketlilik: Elektrikli Araçlar

Gezegenimizin geleceği son zamanlardaki en büyük gündemimiz. Küresel ısınma, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlik gibi konular içinde yaşadığımız dünyayı oldukça yakından ilgilendiriyor. Elbette, dünyanın dört bir yanından gelen tepkilerin etkisiyle artık büyük endüstrilerin de gündeminde tam olarak bu konular yer ediniyor. Gezegenimizin varlığını tehdit eden, küresel ısınma, çevre kirliliği ve kaynaklarımızın tükenmeye başlaması gibi konularla ilgili daha fazla farkındalığa ulaşan işletmeler artık üzerlerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmek için üstün bir çaba içindeler.

Otomotiv sektörü de bu sorumluluğu üzerinde hisseden endüstrilerden biri. Zaman içinde hava kirliliği ve küresel ısınmayla ilişkili olduğu için çok fazla eleştirilse de otomobil sektörü, bu eleştiriler karşısında çözümler üretmeye çalışıyor. Tabii ki ürettiği çözümlerden en önemlisi de çevreci araçlar geliştirmek.

Elektrikli araçlar da otomotiv endüstrisine hâkim olan bu çevreci yaklaşımın en başta gelen ve çarpıcı çözümlerinden biri olarak görülüyor. Fosil yakıt ve yağların kullanılmadığı, akü ve pillerle çalışan elektrikli araçlar, günümüzde önemli bir etki ve yere sahip. Gelişen teknoloji ve dönüşen yaşam standartları eksenlerinde değişen tercihlerimiz bizleri elektrikli araç kullanımına itiyor. Elektrikli araçların sağladığı avantajlar tüketicilerin dikkatli gözünden kaçmıyor. Bunun başlıca nedenleri arasında doğrudan ya da dolaylı olarak çevreye ve cebimize yararı bulunuyor elbette ki. Gelin bu yazımızda elektrikli araçları ve yararlarını daha yakından inceleyelim.

Elektrikli araç nedir? Nasıl çalışır?

İçten yanmalı motorla çalışan araçlara göre egzoz gazı salınımına bağlı gelişen çevre kirliliğinin önüne geçebilecek yegâne ulaşım aracı olarak yüzyıla damgasını vuran elektrikli araçları, teknoloji çağının bir sonucu olarak yakıt tasarrufu yapan, petrol tüketmeyen, sessiz ve yüksek verimlilikle çalışan motora sahip araçlar olarak tanımlayabiliriz.

Elektrikli araçların hareket mekanizmasının temelinde içinde yer alan ve dönerek hareket hâlinde olan rotor adlı parça bulunur. Motorun içindeki rotor döndükçe elektrik akımı iletilir, elektrik enerjisi hareket enerjisine dönüşür. Elektrikli araçların çalışma prensibini bir çamaşır makinesinin çalışmasını sağlayan düzeneğe benzetebiliriz. Fosil yakıtla çalışan bir aracın aksine, elektrikli araçlardaki tork gücünün hissedilebilmesi için motorun belirli bir devre ulaşmasına ihtiyaç duyulmaz. Elektrikli araçlar, sahip olduğu motora ek olarak bir batarya sayesinde kullanılır. Bataryalı veya tam elektrikli araçlar, tekerlekleri çalıştırmak için bataryada depolanan elektriği kullanır. Elektrikli araçların bataryası, harici bir elektrik kaynağı kullanılarak şarj edebilir. Plug-in hibrit elektrikli araçlarda ise benzinli veya dizel motorun yanı sıra elektrik motoru bulunur; ancak bu araçlarda da batarya aynı yöntemle şarj edilir.

Elektrikli araçlar, hepimizin bildiği ve yaygın olarak kullandığı benzinli veya mazotlu araçlardaki içten yanmalı motorlardan farklı olarak; yüksek verimlilik, aşınmazlık ve çift yönlü çalışma özelliklerine sahiptir. Peki, verimlilik konusundaki bu farkın sebebi nedir? Çünkü fosil yakıtların kullanıldığı içten yanmalı motorlarda, üretilen enerjinin yaklaşık olarak yalnızca %35’i güç sağlamak için kullanılır. Bu da elektrikli bir araca kıyasla fosil yakıtların ne kadar düşük verimli olduğunu gösteriyor. Sessizliğiyle de adından söz ettiren elektrikli motorların bu özelliğindeki temel sebep de içten yanmalı motorlarda hareket enerjisi üretilirken açığa çıkan yüksek ısı, gürültü ve titreşimdir.

Elektrikli araç türleri

Elektrikli araçları; tam elektrikli, hibrit elektrikli ve yakıt pilli elektrikli araçlar olmak üzere 3 kategoride inceleyebiliriz. Tam elektrikli araçlar yalnızca elektrik motoru kullanırlar. Bataryaların beslenebilmesi için araçtaki elektrik motoru jeneratör gibi kullanılırken, ürettiği elektrik enerjisi ile bataryalar şarj edilir. Tam elektrikli araçlar zararlı hiçbir gaz açığa çıkarmadığı için onları “sıfır emisyonlu araçlar” olarak da adlandırabiliriz. Kullanıcılar tarafından daha çok ilgi gören hibrit elektrikli araçlarda ise hem elektrik motoru hem de içten yanmalı motor bir arada bulunur. Aracın şarjının bitmesi durumunda içten yanmalı motorla yola devam edilebilir. Yakıt pilli elektrikli araçlarda durum bunlardan biraz daha farklıdır. Yakıt pilli elektrikli araçlar hidrojen ve oksijenin tepkimesinden yararlanırlar. Tam elektrikli araçların bataryası gibi uzun süreli şarja ihtiyaç duymaz aksine enerji üretirler. Ancak bu noktada karşımıza hidrojenin taşınması sorunu çıkar.

Elektrikli araçların tarihi

Elektrikli araçların uzun zamandır hayatımızda olduğu bir gerçek… Son iki yıl içerisinde elektrikli araç satışlarında ve üretiminde inanılmaz artışlar söz konusu oldu. Ancak sanıldığının aksine elektrikli araçlar yalnızca birkaç yıllık değil, 20-30 yıllık bir gündeme sahip. Elektrikli araçların tarihi ise, tahminlerimizin ötesine, 1800’lerin başına dayanıyor…

İlk üretilen elektrikli araç bir “otomobil” değildi. Batarya, pivot ve elektromıknatıs kullanılarak 1835 yılında Thomas Davenport tarafından tasarlanmış bir tren lokomotifiydi. Aynı dönemde 1832-1839 yılları arasında ilk elektrikli araç, İskoçya’nın Aberdeen şehrinde, Robert Anderson tarafından üretildi. Ancak, bu araç şarj edilme özelliğine sahip değildi. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında üretilen elektrikli araçların revaçta olmalarına rağmen daha fazla yaygınlaşamamasının önündeki engel ise menzil ve şarj sorunu idi.

1890’lı yıllara gelindiğinde Avrupa ve Amerika’da elektrikli araç üretimi satışı daha da hız kazanmıştı. Hatta 1900’lerin başında Amerika’daki elektrikli araç sayısı benzinli araç sayısından fazlaydı. Dolayısıyla menzil artırma düşüncesi ortaya çıktı. Bu nedenle, elektrik motoru ile benzinli motoru birleştirme fikri ortaya çıktı ve böylelikle ilk hibrit yapı denenmiş oldu. Ancak 1920-1960 yıllarında benzin fiyatlarının düşmesi, Charles Kettering’in marş motorunu bulması, Amerika’daki yolların iyileşmesiyle uzun menzilli araç ihtiyacının artması, içten yanmalı motorlu araçların seri üretmeye başlaması, araç maliyetlerinin düşmesi gibi nedenlerden dolayı elektrikli araçlara ilgi azaldı ve içten yanmalı motora sahip araçlar dünya çapında ilgi odağı hâline geldi.

Peki elektrikli araçlar bize ne gibi faydalar sağlar?

Daha yeşil bir gezegen.

Araştırmalara göre sadece tek başına otomobillerin her yıl atmosfere 333 milyon ton karbondioksit saldığı tahmin ediliyor. Bu kirliliğin çoğu fosil yakıt kullanan içten yanmalı motorların bulunduğu her türlü taşıma aracının (otomobiller, iş makineleri, otobüsler, uçaklar, gemiler vs.) eseri ne yazık ki. İçten yanmalı motor, yani fosil yakıt kullanan araçların tersine elektrikli araçlar ise sıfır egzoz emisyonuna sahip. Hatta bir egzoz sistemleri bile bulunmaz. Hatta elektrikli aracınızı yenilenebilir enerji ile şarj ederseniz karbondioksit emisyonlarında normal elektriğe göre %85 daha fazla azalma sağlarsınız.

Daha fazla enerji daha çok tasarruf.

Elektrikli araçların geleneksel araçlardan çok daha verimli olduğunu söylemek mümkün. Bu makinelere güç sağlamak için kullanılan elektrik motorları ve piller, enerjilerinin yaklaşık %62’sini araç hareketine dönüştürebilir. İçten yanmalı motorlara sahip geleneksel araçlar ise yalnızca %21 oranında dönüşüm sağlar. Bu da daha yüksek verimlilik ve daha az maliyet anlamına gelir.

Daha az sağlık sorunu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını yitiren insanların oranı trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısından daha fazla. Elektrikli araçların hava kalitesini azımsanmayacak derecede yükselttiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmış durumda. Fosil yakıtlar yerine sürdürülebilir kaynaklardan elde edilebilecek elektrik enerjisiyle çalışan elektrikli araçlar, hava kirliliğini azaltmak için insanlığa bir umut ışığı sunuyor.

Daha az ses.

Şehirlerde maruz kaldığımız gürültü kirliliğinin, strese bağlı ruhsal hastalıklara sebep olduğu kadar kalp yetmezliği, felç gibi sağlık problemlerine de sebep olabildiği gösterilmiştir. Elektrikli araçların motorunun sessizlik avantajı; trafik sıkışıklığı, verim kaybı ve özellikle gece kullanımındaki gürültü kirliliği gibi sorunların önüne geçmeyi oldukça kolaylaştırıyor.

Daha az bakım maliyeti.

Elektrikli motorlar geleneksel içten yanmalı motorlara göre daha az hareketli parçaya sahiptir. Bu da daha az bozulacak parça ve daha az maliyet anlamına gelir. Özellikle iş makineleri ve ulaşım araçlarının parça arızaları yüzünden yarattığı yüksek maliyetler ve tamir bekleme süreleri nedeniyle atıl kalan araçların sebep olduğu verim kaybı problemi ortadan kalkacaktır. Bu da işletmelerin beklenmeyen harcamalar, ekstra bütçeler gibi durumlarla çok daha az karşılaşacağını göstermektedir.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda söyleyebiliriz ki elektrikli araçlar geleceğe dair umut veriyor. Bu teknolojinin gelişmesi için yoğun Ar-Ge çalışmaları, yaygınlaştırılması için de teşvikler devam ediyor. Dünya hızla tüm yollarda elektrikli araçlar olması yolunda çalışmalarını sürdürüyor. Gerekli altyapıları oluşturmak ve artan elektrik ihtiyacını karşılayabilmek adına alışılagelmiş yenilenebilir enerji kaynaklarının yanı sıra yeni nesil enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması da hayati önem taşıyor. Şimdilik her ne kadar elektrikli araç sahibi olmanın dezavantajları var gibi gözükse de önümüzdeki yıllarda bu dezavantajlar ortadan kalkınca, elektrikli araçlar içten yanmalı motor kullanan araçların yerini alacağa benziyor.