Ana SayfaPozitif EtkiÇevreTasarruf Kavramına Pozitif Etkini Kat: 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü

Tasarruf Kavramına Pozitif Etkini Kat: 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü

Her yıl 31 Ekim’de, tüketim çılgınlığının hüküm sürdüğü dünyamızda Dünya Tasarruf Günü’nü kutluyoruz. Bu önemli günün resmi olarak kayıtlara geçmesi 1924 yılındaki 1. Uluslararası Tasarruf Kongresi’ne denk gelse de o tarihten günümüze bağlamsal anlamda pek çok şey değişti. Artık tasarruf kavramı, o günlerin atmosferine göre farklı anlamlar taşıyor. Tasarruf etmek, bu meselenin ekonomik kapsamından ve boyutundan öte, artık insanoğlunun tüketim alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiği anlamına geliyor. Tasarruf yalnızca bir bireyin harcamalarını kısmasına ve günlük alışkanlıklarından feragat etmesine değil, doğa ve iklim için de tasarruf yapabileceğine işaret ediyor.

Bu noktada birikim yapma kavramının 21. yüzyılda yaşayan bir birey için ne ifade ettiğini irdelemek gerekir. Gezegenimiz yıllar içinde artan kaynak kıtlığı ve tüketim alışkanlıkları yüzünden sıkıntı yaşıyor. Doğal afetler peşimizi bırakmazken gelecek yüzyıl için yapılan öngörülerde gıda ve su yetersizliğinden dolayı gelecek nesillerin birtakım sorunlar yaşayacağı söyleniyor. Bu durumda 2021 yılında yaşayan bizler için tasarruf yapmak, geleceğe daha iyi bir dünya bırakmak adına önümüze konulan bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluktur. Birikim ise maddi anlamdaki çerçevesinden çıkmalı ve dünyanın daha iyi bir yer olması için önceden düşünülen ve hayata geçen bir adıma dönüşmelidir.

Ülkemizin tasarruf noktasındaki potansiyeline baktığımızda, önümüzdeki tablo çok da karamsar sayılmaz. Yapılan araştırmalara göre Türkiye, harcadığı enerjiden %27 oranında tasarruf edebilir. Enerjisinin çoğunu petrol ve doğalgazdan sağlayan Türkiye için bu oran iç açıcı olsa da yenilenebilir enerji sistemlerine geçişin hızlandırılması ile daha berrak bir tablo görmek mümkün. Öte yandan ne yazık ki henüz ülkemizde tasarruf konusunda yeterli bilinç geniş halk kitlelerine ulaştı demek zor. Son 3 yılda Türkiye’de tasarruf oranı gitgide azalıyor.

Tasarruf kavramını İklim Krizi bağlamında değerlendirdiğimizde bireysel olarak bizler neler yapabiliriz?

Öncelikle yukarıda da bahsettiğimiz gibi iklim okuryazarlığı bilincini çocuklarımızdan büyüklerimize, herkese aşılamaya çalışmalıyız. Yaşadığımız çevreye karşı duyarlı olarak iklim ve doğa üzerine yalnızca haberlerden duyduklarımız ile yetinmemeli, bu konudaki merakımızı tetikleyecek makaleler okumalı, araştırmalar yapmalıyız.

Öte yandan doğanın sürdürülebilirliğine katkı sağlamak için yapabileceğimizin tasarrufun ne olduğu üzerine kafa yormalıyız. Örnek vermek gerekirse; Geri Dönüşüm kavramının, aşırı üretim ve tüketim döngüsünü yavaşlatabileceğini ön planda tutarak günlük alışkanlıklarımızı bu düşünceye göre şekillendirmeliyiz. Plastik, cam ve kâğıt atıkların geri dönüşüm sistemine erişmesine katkı sağlayarak atmosfere zarar veren maddelerin üretiminin azalmasına katkı sağlamalıyız.

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi ise Dünya Tasarruf Günü’nde sizlerle paylaşabileceğimiz en değerli mesajımız olacaktır. Sürekli tüketmeye yönelik bir yaşam tarzından uzaklaşarak her alanda sürdürülebilirliği hedeflemeliyiz. Sosyal medyanın da etkisiyle günümüzde pek çok farklı şekilde karşımıza çıkan ürünlerin ömrü o kadar kısa ki, saniyelik olarak tüketim zincirine giren yeni trendlerle etrafımız sarılı diyebiliriz. Modadan gıdaya pek çok endüstrinin önümüze serdiği trendlere kendimizi kaptırmak yerine bizlere daha kalıcı ve uzun ömürlü kullanım alanı açan akımların takipçisi olmalıyız.

Kısacası anın dinamiklerine kapılmak yerine çevre sorunlarına karşı bilinçlenebilir; yalnızca bugünü değil, kendi rutin yaşantımızın da ötesinde gezegenimizin geleceğini düşünebiliriz.

Tasarruf kavramının 21. yüzyılda bizlere anlatmak istediği hikâye, 1924 yılında bu konu üzerine çizilen çerçeveden çok farklı. Bu çağın insanlığı ise kendi geleceğine artık tasarrufa dair farklı bir öykü anlatmalı.

31 Ekim Dünya Tasarruf Günümüz kutlu olsun.