Ana SayfaTeknolojiYeni TeknolojiTeknoloji Sanatı Nasıl Dönüştürdü?

Teknoloji Sanatı Nasıl Dönüştürdü?

Bugün 15 Nisan Dünya Sanat Günü. Rönesans’ın yıldızı Leonardo da Vinci’nin doğum tarihi olan bu önemli gün, 2012 yılından bu yana kutlanıyor… Kültür hazinemizin yapı taşlardan olan sanata özel bir gün atfedilmesi elbette şaşırtıcı değil. İnsanlık tarihi kadar eski olan sanat, her dönemde yeniden şekilleniyor, ancak hep hayatımızda kalıyor. Günümüzde de dünyadaki dönüşümün itici güçlerinden teknolojiye bağlı olarak şekillenen yaşam koşullarımız tabii ki, yalnızca tüketim alışkanlıklarımızı/algılarımızı değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda kültürel, edebî ve sanatsal bakış açılarımızı da yeni bir gözle değerlendirmemize yol açıyor.

Geleneksel Sanattan Dijital Sanata

Sanatın var oluşundan bu yana, sanatçılar sanat eserlerini üretirken zamanının teknolojisini kullanarak kendilerine malzeme zenginliği sağladılar ve tarih boyunca kendilerini ifade etmek için çeşitli anlatım biçimleri seçtiler. Ekspresyonizm, fütürizm, sürrealizm, Dadaizm ve kübizm gibi akımların hepsi sanatçıların farklı ifade yöntemleri ve teknikleri kullanarak ortak kaygılarını anlatma gereksinimlerinden kaynaklandı.

Ancak her geçen gün yaşanan teknolojik gelişmeler ve beraberinde kendini yenileyen sanat, teknikleri karıştırarak yenilik aramaya başladı ve taze sanat akımları eski sanat akımlarına alternatif oluşturmaya başladı. Sanatçıların sahip olduğu olanaklar giderek artarken bu da geleneksel sanatın sınırlarının daha da genişlemesine yol açtı.

21. yüzyılda sanat; artık bilgisayar teknolojileri etrafında şekilleniyor. Sanatçı günümüzde yaşamımızın her alanına girmiş olan dijital ortamda üretimini yapıyor ve kendini yazılım aracılığı ile ifade ediyor, yeni medyayı kullanarak işlerini ortaya koyuyor. Dijital teknolojinin gelişmesiyle, çağdaş sanat tarihinin dijital sanata uyarlanması zorunlu hale geliyor; mühendisler, programcılar ve sanatçılar ortak çalışarak sanat ürünleri üretmeye başlıyor. Kısaca; teknoloji günlük hayatımızda yaşamı kolaylaştıran, düzenleyen bir etkenken bilime ve sanata etkisi ile de farklı söylemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

“Hayat dengeye kavuştukça sanat ortadan kalkacaktır.” Piet Mondrian

Dijital Sanat Doğuyor

Teknolojik gelişmelerin bir getirisi olan coğrafi sınırların ve fiziksel engellerin ortadan kalkması gibi etkenler yaşamımızda sanatsal ve kültürel anlamda değişimleri de beraberinde getirdi. Özellikle dijital teknolojiye yönelik yeni olanaklar, geleneksel sanatı bir adım öteye taşıyarak yeni biçimsel sunumların oluşmasına neden olurken, yeni anlatım biçimlerini de doğurdu.

Dijital üretim türlerine duyulan ilginin artması ile birlikte, sanatsal üretimin tüm alanlarında bilgisayar teknolojisi kullanıldı ve bu durum baskı, resim, fotoğraf, video, heykel gibi geleneksel sanat üretimlerini değişime uğrattı. Yazılım sanatı, dijital sergilemeler ve hatta sanal gerçeklik gibi yeni alanların dâhil olması, sanatsal çalışma olarak kabul edilen aralığı iyice genişletti.

Bu anlamda son yıllarda karşımıza çıkan kavramlardan biri de Dijital Sanat. Dijital sanat; The Digital Art Practices & Terminology Task Force (DAPTTF) tarafından 2005 yılında hazırlanan “Dijital Sanat ve Baskı Sözlüğü”ne göre, “bir veya daha fazla dijital işlem ya da teknoloji ile yaratılan sanat” olarak tanımlanıyor.

Elektronik ortamda üretilen sanat olarak tanımlayabileceğimiz “dijital sanat”; çağdaş bilgiyi, bakışı ve bilinci, teknolojiye ilişkin kavramlarla değiştiriyor ve dönüştürüyor. Birden fazla sanatsal biçimi ya da teknik anlatımı bir arada kullanabilen dijital sanat; insanın çevresiyle, bilgiyle, teknolojiyle, estetikle olan etkileşimini de sorguluyor.

Geleceğe Bırakılan Miras: Veri Görselleştirmesi

İnsan kendini ifade etmek ve aktarmak için ilk olarak resmetmeyi, şekillendirmeyi seçti. Üretilen bilginin artması hızlanmayı gerektirdi ve şekiller alfabelere dönüştü. Ancak şu anda bulunduğumuz çağda yaşanan bilgi patlaması yepyeni bir dönüşüme daha ihtiyaç duydu. Evet, dijital dünyanın dinamiklerine ayak uydurmak çok zor. Gerisinde kalmak da büyük bir hata.

İşte bu anda devreye “veri görselleştirmesi” giriyor. Veri, bir taslak hikâyedir; görselleştirme ise bu hikâyenin anlatım biçimidir. Kavram olarak oldukça basit olan veri görselleştirmesi, beynimizin daha kolay kavraması ve anlaması için verileri grafik benzeri görselliğe dönüştürme işlemdir. Görselleştirilme aşamasından geçen veri artık sadece tablodaki sayılardan, noktalardan oluşmaz. Kısacası, veri görselleştirmeyi sadece veriyi grafiklere dönüştürme değil, iyi bir biçimde ele alındığı zaman insanların ve toplumların algılarını yeniden yaratabilecek bir araç olarak görebiliriz.

Verilerinin görsel hâle getirilmesi algıda kolaylık sağlarken bir ileri boyutu da dijital sanat veya sayısal sanat olarak karşımıza çıkıyor. Verinin klasik formattan çıkarılarak, yaratıcı ve yeni bir dille grafiksel olarak sunulması, onu daha eğlenceli bir şekilde deneyimlememiz, kolay öğrenmemiz ve içselleştirmemiz için oldukça verimli ve yeni bir alan sunuyor. Öte yandan kurduğu yaratıcı ve estetik diliyle de video, poster, heykel ya da bir enstalasyon formunda, verinin sanatla bütünleştiği bambaşka bir alanı da doğuruyor.

Türkiye’den İlkler

Ülkemizde dijital sanatla en çok grafik ve fotoğraf alanında geçmişe sahip sanatçıların ilgilendiğini ve sanatsal çalışmalar ürettiğini gözlemliyoruz. Ancak heykel, müzik, sinema gibi sanatsal alanlardan da gelenler bulunmakta. Dijital eser üreten sanatçıların sayısı gittikçe artsa da sanat galerilerinde yer bulma ve toplumca izlenme oranı henüz yeterli düzeye ulaşamadı.

Ülkemizde sanat çevresini ilk kez dijital sanatla tanıştıran kişi Özcan Onur’dur. Güzel sanatlar akademisinden 60’lı yıllarda mezun olduktan sonra resim ve heykel çalışmalarını sürdürürken dijital dünyadaki gelişmeleri de izleyip Paris’te PC ortamında ilk grafik programları geliştiren ekibe katıldı. Özcan Onur, o günlerde ürettiği görüntü demetlerini bugünün dijital ortamındaki aktarım ve çıktı olanakları olmadığı için, ekrandan fotografik yolla çekip bastı. 1986 yılında eserlerini İstanbul’da ve Paris’te “Elektropentür” isimli sergisinde izleyicisine sundu.

Veri görselleştirmesini kullanan bir diğer isimse son zamanlarda oldukça popüler olan Refik Anadol. Büyük ölçekli yerleştirmelerinde sanat, teknoloji, makine zekâsı ve mimarlık arasındaki ilişkileri dikkate alan, kendini çok disiplinli bir medya sanatçısı olarak tanımlayan Refik Anadol, sıradan görülebilecek toplu veri setlerini görselleştirerek ve açığa çıkararak dijital heykellere dönüştürüyor.

Refik Anadol, üç yıl aradan sonra, daha önce sergilenmemiş son dönem çalışmalarının yer aldığı “Makine Hatıraları: Uzay” başlıklı yeni kişisel sergisiyle, hâlihazırda 25 Nisan’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor. Anadol’un sergisi boyunca veriler, sanatseverlerle duygusal bir bağ kurup merak uyandırıyor. Her verinin soyuttan somuta, kavramdan imgeye dönüşmesi izleyicinin hayal gücünü de sonsuzluğa götürüyor.

Dünyadan Veri Görselleştirme Örnekleri

Verinin değeri, büyük veri çağında bilginin sunumu açısından oldukça önemli. Dijital dönüşüm sayesinde veri görselleştirme gittikçe daha dikkat çekici bir hâle geliyor. Dijital sanat videoları ve enstalasyonları gibi birbirinden ilgi çekici veri sanatı örnekleri ise sadece bilgiyi sunmakla kalmıyor; hayranlık da uyandırıyor.

eCLOUD

Aaron Koblin, Nik Hafermaas ve Dan Goods tarafından ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki San Jose Uluslararası Havaalanı’nda yapılan eCLOUD Enstalasyonu, NOAA’dan (Okyanus ve Atmosfer Ajansı) alınan gerçek zamanlı hava koşulları ile datayı işliyor.

Ryoji Ikeda

Japon Ryoji Ikeda’nın David Lynch atmosferini andıran veri sanatı çalışmaları ise hayranlık uyandırıyor.

GoodMorning!

“GoodMorning!”, 5 yıl önce ağustos ayında tam bir gün boyunca atılan 11 bin Tweet’i bir araya toplayan bir Twitter görselleştirme aracı olarak karşımıza çıkıyor.

TEB Özel Dijital Müze

“Her koleksiyonun bir hikayesinin olduğuna inanıyoruz.” diyen TEB ÖZEL Dijital Müze, gizli kalmış sanat eserlerinin hikayelerini koleksiyonerlerin anlatımıyla dijital dünyada tüm sanat meraklılarına sunabilmeyi ve yeni nesil koleksiyonere fikir vererek Türkiye’de koleksiyonerliğin gelişimine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Her kesimden ziyaretçiye sanatı sevdirmeye ve onların etkin biçimde sanata katılımlarını sağlamaya çalışan TEB Özel Dijital Müze aynı zamanda Türkiye’nin ilk dijital müze platformu olma özelliğini de taşıyor.

Dijital müze platformuna şu linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.tebozelmuze.com